Çocuğun şahsiyetinin oluşumunda anne-babanın rolü
Şahsiyet Eğitimi Nerede Başlar?
Çocuğun şahsiyetinin oluşumunda anne-babanın rolü, çocukluk eğitimi, örnek olmanın önemi ve sevgi temelli terbiyenin esasları.
Şahsiyetimize yön veren çocukluk yıllarındaki eğitim, öğretim ve terbiyenin, ne denli önemli olduğu konusunda İslâm âlimlerinin şu görüşlerini paylaşabiliriz:
ŞAHSİYET EĞİTİMİ EŞ SEÇİMİYLE BAŞLAR
Çocuk eğitimi doğumla birlikte değil; eş seçimi ile başlar! Erkek veya kadın, aile olmak için “nasıl bir eş” seçiyorsa, çocuğunun ahlâk ve karakterini de o belirlemeye başlamış demektir! Güzel ahlâklı, sâlih ve sâliha eşler; kendileri gibi güzel ahlâklı bir nesil yetişmesini isterler.
Çocuk dile gelip konuşmamış olsa da, daha anne karnındayken dışarıda olup biten her şeyi hisseder. Bilhassa annenin duygu ve düşünceleri; bebek tarafından bir sünger gibi emilir. Hâmile olan annenin ibadetleri, helâl-haram hassasiyeti, duâları, gözyaşları ne kadar iyi yönde çocuğu etkilerse; Allah korusun uyuşturucu, içki, sigara vb. kötü alışkanlıkları da çocukta kalıcı rahatsızlıklar meydana getirir. Anne karnındaki çocuk, annesinin yediği-içtiği her şeyden hem madde hem de mânâ olarak derinden etkilenir.
HER ÇOCUĞUN EĞİTİMİ KENDİNE ÖZELDİR
Çocuk dünyaya geldikten sonra “ideal eğitim metodu” diye bir metot yoktur. Anne-babaların her biri farklı karakter ve özelliklerde olduğu gibi, çocuklar da kendi şahsına münhasırdır; orjinaldir, biriciktir! Her insan birbirinden özel ve farklı yaratıldığı için, bir çocuğa uygulanan eğitim metotları, aynı ailenin başka bir çocuğunda bile geçerli olmayabilir. Bazı evlâtlar, anne-babalarına sevgi-saygı duyduğu için itaat eder, bazıları korktuğu için… Bazıları da itaatsiz bir mizaç ve karakterde olabilir. Bazı evlâtlar fedakâr ve merhametlidir; bazıları bencil ve kırıcı… O yüzden her çocuğun eğitimi kendisine özeldir!
İslâm âlimlerine göre; 0-6 yaş “telkin”, 7-10 yaş “teşvik”, 10-14 yaş arası da “ikaz” dönemi olarak sınıflandırmışlar.
0-6 yaşlar arası; zihin ve mânevî eğitim açısından en önemli dönemdir. Bu dönemi çocuklar, daha çok annenin yanında geçirdikleri için annelerin her davranışı, söylediği her sözü çocuğun kişiliğinde kalıcı tesirler meydana getirir. Bu dönemde anne çocuğuna sevgiyle yaklaşmalı, güven duygusuyla sarmalamalı, bilhassa onun yanındayken hâl ve hareketlerine son derece dikkat etmelidir. Anne-baba; çocuğa merhamet, muhabbet, güven ve hoşgörüyle donatılmış bir çevre hazırlamalıdır.
ÇOCUKLAR SÖYLENENİ DEĞİL, GÖRDÜĞÜNÜ ÖĞRENİR
Yaş dönemlerini de göz önünde bulundurarak çocuklarımıza “en güzel şekilde örnek” olmalıyız. Yalanın, kandırmanın ne olduğunu bilmeyen çocuklar; sözlerimizden ziyade yaptıklarımıza bakar! Komşumuza gönderdiğimiz bir tas çorba, hastalandığındaki bir ziyaretimiz; uzun uzun anlatacağımız “komşu hakkı” sohbetlerinden daha tesirlidir. Aynı şekilde kendi büyüklerimize gösterdiğimiz samimi sevgi, saygı ve bağlılık; onlar tarafından “olduğu gibi” örnek alınacak ve karakterine işleyecektir.
Yeri geldiğinde kısa bir nasihat, güzel bir hikâye, etkili bir hadîs-i şerîf; onların zihin ve gönül dünyasını parlatacak; ufuk kazandıracak ve dîne olan meylini artıracaktır. Bir Ramazan’da terâvihe beraber gitmek, onları küçük yaşlarından itibâren mevlidlere, dînî cemiyet ve sohbetlere götürmek; oranın mânevî havasını teneffüs etmelerine vesîle olacaktır.
Çocuğun en güzel eğitimi; yaşayarak örnek olma şeklindedir. Anne-babasının sokaklara çöp attığını, hayvanlara zarar verdiğini gören bir çocuk, maalesef yanlış örneklerle farkına varmadan zihnini kirletmiş demektir.
ÇOCUĞUN EN BÜYÜK GIDASI SEVGİ VE MERHAMETTİR
Sadece çocuğun yanında kalıp onun temel ihtiyaçları olarak bilinen fizikî ihtiyaçlarını karşılamak, meselâ altını temizlemek, karnını doyurmak veya temizliğine dikkat etmek, çocuk için yeterli değildir. Ona kaliteli ve verimli geçireceğimiz özel zamanlar ayırmalıyız. Onunla ilgilenmek, sorularına cevap vermek, hatalarını fark etmek, gerektiğinde oyun oynamak yahut yaşına göre kendi işlerimize ortak etmek de gereklidir.
Annelerin mayası sevgidir. Sıkıntıları sebebiyle sabaha kadar uyumayan, annesini de uyutmayan bir bebeğe karşı, mışıl mışıl uykuya daldığında mahmur gözlerinde “öfke ve kinle” değil de “şefkat ve merhametle” bakan insanın adıdır anne… Cenâb-ı Hak, dünyada her bir evlâdı, böyle bir sevgi ve merhamet hâlesiyle kuşatmış ve emniyet altına almıştır. O yüzden çocuğun en büyük gıdası ve en büyük muallimi; samimi ve dengeli bir sevgi, gözünden sakınan bir ilgi ve merhamettir.
Kaynak: Ayşe Arslan Bay, Altınoluk Dergisi, Sayı: 483
Şahsiyet Eğitimi Nerede Başlar?
Çocuğun şahsiyetinin oluşumunda anne-babanın rolü, çocukluk eğitimi, örnek olmanın önemi ve sevgi temelli terbiyenin esasları.
Şahsiyetimize yön veren çocukluk yıllarındaki eğitim, öğretim ve terbiyenin, ne denli önemli olduğu konusunda İslâm âlimlerinin şu görüşlerini paylaşabiliriz:
ŞAHSİYET EĞİTİMİ EŞ SEÇİMİYLE BAŞLAR
Çocuk eğitimi doğumla birlikte değil; eş seçimi ile başlar! Erkek veya kadın, aile olmak için “nasıl bir eş” seçiyorsa, çocuğunun ahlâk ve karakterini de o belirlemeye başlamış demektir! Güzel ahlâklı, sâlih ve sâliha eşler; kendileri gibi güzel ahlâklı bir nesil yetişmesini isterler.
Çocuk dile gelip konuşmamış olsa da, daha anne karnındayken dışarıda olup biten her şeyi hisseder. Bilhassa annenin duygu ve düşünceleri; bebek tarafından bir sünger gibi emilir. Hâmile olan annenin ibadetleri, helâl-haram hassasiyeti, duâları, gözyaşları ne kadar iyi yönde çocuğu etkilerse; Allah korusun uyuşturucu, içki, sigara vb. kötü alışkanlıkları da çocukta kalıcı rahatsızlıklar meydana getirir. Anne karnındaki çocuk, annesinin yediği-içtiği her şeyden hem madde hem de mânâ olarak derinden etkilenir.
HER ÇOCUĞUN EĞİTİMİ KENDİNE ÖZELDİR
Çocuk dünyaya geldikten sonra “ideal eğitim metodu” diye bir metot yoktur. Anne-babaların her biri farklı karakter ve özelliklerde olduğu gibi, çocuklar da kendi şahsına münhasırdır; orjinaldir, biriciktir! Her insan birbirinden özel ve farklı yaratıldığı için, bir çocuğa uygulanan eğitim metotları, aynı ailenin başka bir çocuğunda bile geçerli olmayabilir. Bazı evlâtlar, anne-babalarına sevgi-saygı duyduğu için itaat eder, bazıları korktuğu için… Bazıları da itaatsiz bir mizaç ve karakterde olabilir. Bazı evlâtlar fedakâr ve merhametlidir; bazıları bencil ve kırıcı… O yüzden her çocuğun eğitimi kendisine özeldir!
İslâm âlimlerine göre; 0-6 yaş “telkin”, 7-10 yaş “teşvik”, 10-14 yaş arası da “ikaz” dönemi olarak sınıflandırmışlar.
0-6 yaşlar arası; zihin ve mânevî eğitim açısından en önemli dönemdir. Bu dönemi çocuklar, daha çok annenin yanında geçirdikleri için annelerin her davranışı, söylediği her sözü çocuğun kişiliğinde kalıcı tesirler meydana getirir. Bu dönemde anne çocuğuna sevgiyle yaklaşmalı, güven duygusuyla sarmalamalı, bilhassa onun yanındayken hâl ve hareketlerine son derece dikkat etmelidir. Anne-baba; çocuğa merhamet, muhabbet, güven ve hoşgörüyle donatılmış bir çevre hazırlamalıdır.
ÇOCUKLAR SÖYLENENİ DEĞİL, GÖRDÜĞÜNÜ ÖĞRENİR
Yaş dönemlerini de göz önünde bulundurarak çocuklarımıza “en güzel şekilde örnek” olmalıyız. Yalanın, kandırmanın ne olduğunu bilmeyen çocuklar; sözlerimizden ziyade yaptıklarımıza bakar! Komşumuza gönderdiğimiz bir tas çorba, hastalandığındaki bir ziyaretimiz; uzun uzun anlatacağımız “komşu hakkı” sohbetlerinden daha tesirlidir. Aynı şekilde kendi büyüklerimize gösterdiğimiz samimi sevgi, saygı ve bağlılık; onlar tarafından “olduğu gibi” örnek alınacak ve karakterine işleyecektir.
Yeri geldiğinde kısa bir nasihat, güzel bir hikâye, etkili bir hadîs-i şerîf; onların zihin ve gönül dünyasını parlatacak; ufuk kazandıracak ve dîne olan meylini artıracaktır. Bir Ramazan’da terâvihe beraber gitmek, onları küçük yaşlarından itibâren mevlidlere, dînî cemiyet ve sohbetlere götürmek; oranın mânevî havasını teneffüs etmelerine vesîle olacaktır.
Çocuğun en güzel eğitimi; yaşayarak örnek olma şeklindedir. Anne-babasının sokaklara çöp attığını, hayvanlara zarar verdiğini gören bir çocuk, maalesef yanlış örneklerle farkına varmadan zihnini kirletmiş demektir.
ÇOCUĞUN EN BÜYÜK GIDASI SEVGİ VE MERHAMETTİR
Sadece çocuğun yanında kalıp onun temel ihtiyaçları olarak bilinen fizikî ihtiyaçlarını karşılamak, meselâ altını temizlemek, karnını doyurmak veya temizliğine dikkat etmek, çocuk için yeterli değildir. Ona kaliteli ve verimli geçireceğimiz özel zamanlar ayırmalıyız. Onunla ilgilenmek, sorularına cevap vermek, hatalarını fark etmek, gerektiğinde oyun oynamak yahut yaşına göre kendi işlerimize ortak etmek de gereklidir.
Annelerin mayası sevgidir. Sıkıntıları sebebiyle sabaha kadar uyumayan, annesini de uyutmayan bir bebeğe karşı, mışıl mışıl uykuya daldığında mahmur gözlerinde “öfke ve kinle” değil de “şefkat ve merhametle” bakan insanın adıdır anne… Cenâb-ı Hak, dünyada her bir evlâdı, böyle bir sevgi ve merhamet hâlesiyle kuşatmış ve emniyet altına almıştır. O yüzden çocuğun en büyük gıdası ve en büyük muallimi; samimi ve dengeli bir sevgi, gözünden sakınan bir ilgi ve merhamettir.
Kaynak: Ayşe Arslan Bay, Altınoluk Dergisi, Sayı: 483
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
