Hannâne Direğinin Peygamber Efendimizʼe Olan Hasreti
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaslandığı hurma kütüğünün (Hannâne Direği) hasretle inlemesini anlatan ibretlik mucize ve Peygamber sevgisi kıssası.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ashâbına vaaz ederken mescit direklerinden bir hurma kütüğüne dayanırdı.
HURMA KÜTÜĞÜNÜN İNLEYEN MUHABBETİ
Bu hurma kütüğü de kendisine Fahr-i Kâinât Efendimizʼin yaslandığını hisseder, bu mazhariyetle târifsiz bir saâdet duyardı.
Gün geldi, mescitte sohbet dinleyen ashâb o kadar çoğaldı ki sahâbîlerin büyük bir kısmı, kalabalıktan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübârek yüzünü göremez oldular. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den mescide bir minber yapılmasını ve bu minbere çıkarak hutbe îrâd etmesini talep ettiler.
Bunun üzerine mescide bir minber yapıldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, artık bu minbere çıkarak sohbet edecekti. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu yeni minbere ilk çıkışında, herkesi hayrette bırakan, mûcizevî bir hâdise yaşandı:
Âlemlerin Fahr-i Ebedîsiʼnin daha evvel hutbe okurken kendisine yaslandığı hurma kütüğü, hicran ve hasret içinde kavrulan dertli bir insan gibi feryâd ü figān ile âh edip inlemeye başladı.
Bu, derin ve yanık bir ney sadâsı gibi öyle içten bir seslenişti ki o sohbet meclisinde bulunan, genç ve yaşlı bütün mü’minler bu feryâdı duydular. Feryat, bir sadâ olmaktan da çıkarak, âdeta bir muzdarip lisan hâline geldi.
Bütün ashâb, kuru bir hurma kütüğünün bu kadar yanık bir sesle içindeki hasret ve ıztırâbını ifade etmesi karşısında hayret ve dehşet içinde kaldı. (Bkz. Buhârî, Menâkıb 25, Büyû 32)
Hisse:
Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
“Cinlerin ve insanların âsîleri hâriç, yer ile gök arasındaki her şey, benim Allâh’ın Rasûlü olduğumu bilir.” (Ahmed, III, 310)
Hakîkaten Oʼnu Uhud Dağı tanıdı, Hannâne Direği (hurma kütüğü) tanıdı ve hasretiyle inledi. Hayvanât bile O’na sığınıp O’nu kendine dert ortağı yaptı.
Bu ibretli hâdise dolayısıyla Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî’sinde şu nasihatlerde bulunuyor:
“Ey gâfil! Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Ahmed’in mûcizelerine nazar et! Asâ, nasıl ejderha oldu ve hurma kütüğü, nasıl irfan sahibi oldu ve inledi?”
“Muhabbetin hakîkatini bir ağaçtan duy ve ondan ibret al! Kendini vücut ve dünya heveslerine mahkûm etme! Gerçek saâdetin ve mevkîlerin en yücesinin, vücutlar ötesinde ve onların son bulduğu yerde olduğunu bil!..”
“Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden ayrı düştüğü için inleyen Hannâne Direğiʼni okşadı. Ey insan, sen bir hurma kütüğünden aşağı değilsin. Hannâne Direği ol da sen de Efendimizʼin hasretiyle inle!..”
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yaslandığı hurma kütüğünün (Hannâne Direği) hasretle inlemesini anlatan ibretlik mucize ve Peygamber sevgisi kıssası.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ashâbına vaaz ederken mescit direklerinden bir hurma kütüğüne dayanırdı.
HURMA KÜTÜĞÜNÜN İNLEYEN MUHABBETİ
Bu hurma kütüğü de kendisine Fahr-i Kâinât Efendimizʼin yaslandığını hisseder, bu mazhariyetle târifsiz bir saâdet duyardı.
Gün geldi, mescitte sohbet dinleyen ashâb o kadar çoğaldı ki sahâbîlerin büyük bir kısmı, kalabalıktan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in mübârek yüzünü göremez oldular. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den mescide bir minber yapılmasını ve bu minbere çıkarak hutbe îrâd etmesini talep ettiler.
Bunun üzerine mescide bir minber yapıldı. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, artık bu minbere çıkarak sohbet edecekti. Fakat Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu yeni minbere ilk çıkışında, herkesi hayrette bırakan, mûcizevî bir hâdise yaşandı:
Âlemlerin Fahr-i Ebedîsiʼnin daha evvel hutbe okurken kendisine yaslandığı hurma kütüğü, hicran ve hasret içinde kavrulan dertli bir insan gibi feryâd ü figān ile âh edip inlemeye başladı.
Bu, derin ve yanık bir ney sadâsı gibi öyle içten bir seslenişti ki o sohbet meclisinde bulunan, genç ve yaşlı bütün mü’minler bu feryâdı duydular. Feryat, bir sadâ olmaktan da çıkarak, âdeta bir muzdarip lisan hâline geldi.
Bütün ashâb, kuru bir hurma kütüğünün bu kadar yanık bir sesle içindeki hasret ve ıztırâbını ifade etmesi karşısında hayret ve dehşet içinde kaldı. (Bkz. Buhârî, Menâkıb 25, Büyû 32)
Hisse:
Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
“Cinlerin ve insanların âsîleri hâriç, yer ile gök arasındaki her şey, benim Allâh’ın Rasûlü olduğumu bilir.” (Ahmed, III, 310)
Hakîkaten Oʼnu Uhud Dağı tanıdı, Hannâne Direği (hurma kütüğü) tanıdı ve hasretiyle inledi. Hayvanât bile O’na sığınıp O’nu kendine dert ortağı yaptı.
Bu ibretli hâdise dolayısıyla Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî’sinde şu nasihatlerde bulunuyor:
“Ey gâfil! Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Ahmed’in mûcizelerine nazar et! Asâ, nasıl ejderha oldu ve hurma kütüğü, nasıl irfan sahibi oldu ve inledi?”
“Muhabbetin hakîkatini bir ağaçtan duy ve ondan ibret al! Kendini vücut ve dünya heveslerine mahkûm etme! Gerçek saâdetin ve mevkîlerin en yücesinin, vücutlar ötesinde ve onların son bulduğu yerde olduğunu bil!..”
“Hazret-i Muhammed Mustafâ sallallahu aleyhi ve sellem, kendisinden ayrı düştüğü için inleyen Hannâne Direğiʼni okşadı. Ey insan, sen bir hurma kütüğünden aşağı değilsin. Hannâne Direği ol da sen de Efendimizʼin hasretiyle inle!..”
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT
Calendar
Members
Forum Team
Forum Statistics
