Vird-i Settar Duası
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.
1. Genel Bilgiler
İsmin Anlamı ve Kaynağı
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:
Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .
Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .
Yapısı ve İçeriği
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:
Allah’a yalvarış ve niyazlar,
Tevhid inancının özlü ifadeleri,
Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,
Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .
2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:
Rızık ve Bereket
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .
Koruyuculuk ve Kurtuluş
Genel Koruma: Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .
Zor Durumlar: Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .
Şifa ve Sağlık
Hastalıklar: Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .
Ruhsal Sıkıntılar: Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .
Manevi Hazine
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .
3. Okuma Adabı ve Sayıları
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:
Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.
Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.
Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır
1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
2. Vird-i Settar Duasının Okunuşu (Transkripsiyon)
Bismillahirrahmanirrahim.
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.
3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.
1. Genel Bilgiler
İsmin Anlamı ve Kaynağı
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:
Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .
Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .
Yapısı ve İçeriği
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:
Allah’a yalvarış ve niyazlar,
Tevhid inancının özlü ifadeleri,
Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,
Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .
2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:
Rızık ve Bereket
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .
Koruyuculuk ve Kurtuluş
Genel Koruma: Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .
Zor Durumlar: Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .
Şifa ve Sağlık
Hastalıklar: Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .
Ruhsal Sıkıntılar: Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .
Manevi Hazine
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .
3. Okuma Adabı ve Sayıları
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:
Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.
Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.
Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır
1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ
Bismillahirrahmanirrahim.
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.
3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
