MEHDİ ZAMANI VE HİDAYET NURU
19 Mayıs 2012
Euzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
"Ey Ehli Kitap! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde (fetret döneminde), size 'Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı gelmedi' demeyesiniz diye, gerçekleri açıklayan Elçimiz gelmiştir. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye kadirdir." (Mâide Suresi, 19. Ayet)
Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ve O’nun aline salat ve selam eyle. Saadet asrından ahir zamana kadar gelmiş geçmiş tüm mürşidlerin, evliyaların ve Mehdi’ye tabi olan müminlerin üzerine rahmet eyle. Sabır ism-i celili ile hidayet yolunda yürüyenlere selam olsun.
Hz. İbrahim (a.s.) ve Nemrut’un Acziyeti
Manevi yolculuğumuz, Hz. İbrahim’in (a.s.) Nemrut ile olan imtihanından geçer. Nemrut, Hz. İbrahim’e "Senin ibadet ettiğin Rabbin kimdir?" diye sorduğunda; İbrahim (a.s.), "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demiştir. Nemrut, kibriyle "Ben de diriltir ve öldürürüm" diyerek zindandan iki adam çıkarmış; birini öldürüp birini azat ederek kendince ilahlık taslamıştır.
Bunun üzerine Hz. İbrahim, ilahi bir ferasetle şöyle demiştir: "Benim Rabbim güneşi doğudan doğdurur, sen gücün yetiyorsa onu batıdan doğdur!" Nemrut bu hakikat karşısında donup kalmış ve cevap verememiştir. Tarih boyunca hakikat ile batılın savaşı hep böyle olmuştur; batıl ne kadar kibirlenirse kibrlensin, ilahi kudret karşısında daima mağlup olmuştur.
Karınca ve Kertenkele Misali: Niyet ve İstikamet
Kainatta her varlık bir "cibilliyet" (yaratılış özelliği) üzere hareket eder. Hz. İbrahim ateşe atıldığında, rivayet olunur ki karıncalar ağzıyla su taşı(Zeker) ateşi söndürmeye çalışmış; bazı mahlukat ise ateşi harlamaya gayret etmiştir. Bu, bir soyun değil, bir zihniyetin temsilidir.
Kim Allah dostlarının yolunda bir karınca gibi azimle yürürse, o İbrahimî bir ruha sahiptir. Kim de zulmün ve karanlığın ateşini körüklerse, o da hidayetten mahrum kalmış demektir. Ahir zamanda müminin vazifesi, her türlü zorluğa rağmen gönüllerdeki iman çiçeğini yeşertmeye çalışmaktır. Karanlığın ve soğuk inkârın hüküm sürdüğü vakitlerde, Mehdi’nin ve salihlerin yolu gönülleri ısıtan bir bahar nefesidir.
Manevi "Cücük" (Tohumun Özü) ve Sünnet
Her tohumun içinde onu yeşerten bir "cücük" (öz, filiz) vardır. Eğer bir tohumun özü zarar görürse, o tohum ne kadar sulanırsa sulansın yeşermez. İşte ahir zamanda Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine tabi olmak ve Mehdi’nin rehberliğini takip etmek, o manevi özü korumak demektir.
Günümüzde insanın özünü bozmaya çalışan, köksüz ve maneviyattan uzak anlayışlar türemiştir. Ana-baba hakkı tanımayan, manevi silsilesini unutan, sadece maddeye tapan bir nesil arzulanmaktadır. Oysa kalemle yazmayı, ilimle hemhal olmayı ve Rabbimizi tanımayı bırakanlar, manevi kuraklığa mahkum olurlar. Rabbimiz kalemi ve yazmayı (Kutsi kelamı) insana bir kudret olarak vermiştir.
Sehiv Secdesi: Tevbe ve Dönüş Kapısı
İslam dininde "Sehiv Secdesi" (yanılma secdesi) diye bir incelik vardır. Bu, insanın hata yapabileceğini ama hatasından dönme imkanı olduğunu gösterir. Namazda bile hata yapsak, selam vermeden önce yaptığımız bir secde ile eksiğimizi tamamlarız.
Aynı şekilde, bir mümin hayat yolunda yanılsada, henüz nefes alıp verirken tövbe kapısına yönelirse Rabbimiz onu geri çevirmez. Önemli olan, kibrinden dolayı hatasında ısrar eden "kertenkele" ruhundan kurtulup, tevazu ile hakikate teslim olan "karınca" saflarına katılmaktır.
Rabbim bizleri, ahir zamanın fitnelerinden korusun; gönül dünyamızı kurutan deccalî fırtınalara karşı imanımızı diri tutsun. Bizleri Kur'an'ın nurundan ve salihlerin yolundan ayırmasın.
El-Fatiha maassalavat.
19 Mayıs 2012
Euzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
"Ey Ehli Kitap! Peygamberlerin arasının kesildiği bir dönemde (fetret döneminde), size 'Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı gelmedi' demeyesiniz diye, gerçekleri açıklayan Elçimiz gelmiştir. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye kadirdir." (Mâide Suresi, 19. Ayet)
Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ve O’nun aline salat ve selam eyle. Saadet asrından ahir zamana kadar gelmiş geçmiş tüm mürşidlerin, evliyaların ve Mehdi’ye tabi olan müminlerin üzerine rahmet eyle. Sabır ism-i celili ile hidayet yolunda yürüyenlere selam olsun.
Hz. İbrahim (a.s.) ve Nemrut’un Acziyeti
Manevi yolculuğumuz, Hz. İbrahim’in (a.s.) Nemrut ile olan imtihanından geçer. Nemrut, Hz. İbrahim’e "Senin ibadet ettiğin Rabbin kimdir?" diye sorduğunda; İbrahim (a.s.), "Benim Rabbim diriltir ve öldürür" demiştir. Nemrut, kibriyle "Ben de diriltir ve öldürürüm" diyerek zindandan iki adam çıkarmış; birini öldürüp birini azat ederek kendince ilahlık taslamıştır.
Bunun üzerine Hz. İbrahim, ilahi bir ferasetle şöyle demiştir: "Benim Rabbim güneşi doğudan doğdurur, sen gücün yetiyorsa onu batıdan doğdur!" Nemrut bu hakikat karşısında donup kalmış ve cevap verememiştir. Tarih boyunca hakikat ile batılın savaşı hep böyle olmuştur; batıl ne kadar kibirlenirse kibrlensin, ilahi kudret karşısında daima mağlup olmuştur.
Karınca ve Kertenkele Misali: Niyet ve İstikamet
Kainatta her varlık bir "cibilliyet" (yaratılış özelliği) üzere hareket eder. Hz. İbrahim ateşe atıldığında, rivayet olunur ki karıncalar ağzıyla su taşı(Zeker) ateşi söndürmeye çalışmış; bazı mahlukat ise ateşi harlamaya gayret etmiştir. Bu, bir soyun değil, bir zihniyetin temsilidir.
Kim Allah dostlarının yolunda bir karınca gibi azimle yürürse, o İbrahimî bir ruha sahiptir. Kim de zulmün ve karanlığın ateşini körüklerse, o da hidayetten mahrum kalmış demektir. Ahir zamanda müminin vazifesi, her türlü zorluğa rağmen gönüllerdeki iman çiçeğini yeşertmeye çalışmaktır. Karanlığın ve soğuk inkârın hüküm sürdüğü vakitlerde, Mehdi’nin ve salihlerin yolu gönülleri ısıtan bir bahar nefesidir.
Manevi "Cücük" (Tohumun Özü) ve Sünnet
Her tohumun içinde onu yeşerten bir "cücük" (öz, filiz) vardır. Eğer bir tohumun özü zarar görürse, o tohum ne kadar sulanırsa sulansın yeşermez. İşte ahir zamanda Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine tabi olmak ve Mehdi’nin rehberliğini takip etmek, o manevi özü korumak demektir.
Günümüzde insanın özünü bozmaya çalışan, köksüz ve maneviyattan uzak anlayışlar türemiştir. Ana-baba hakkı tanımayan, manevi silsilesini unutan, sadece maddeye tapan bir nesil arzulanmaktadır. Oysa kalemle yazmayı, ilimle hemhal olmayı ve Rabbimizi tanımayı bırakanlar, manevi kuraklığa mahkum olurlar. Rabbimiz kalemi ve yazmayı (Kutsi kelamı) insana bir kudret olarak vermiştir.
Sehiv Secdesi: Tevbe ve Dönüş Kapısı
İslam dininde "Sehiv Secdesi" (yanılma secdesi) diye bir incelik vardır. Bu, insanın hata yapabileceğini ama hatasından dönme imkanı olduğunu gösterir. Namazda bile hata yapsak, selam vermeden önce yaptığımız bir secde ile eksiğimizi tamamlarız.
Aynı şekilde, bir mümin hayat yolunda yanılsada, henüz nefes alıp verirken tövbe kapısına yönelirse Rabbimiz onu geri çevirmez. Önemli olan, kibrinden dolayı hatasında ısrar eden "kertenkele" ruhundan kurtulup, tevazu ile hakikate teslim olan "karınca" saflarına katılmaktır.
Rabbim bizleri, ahir zamanın fitnelerinden korusun; gönül dünyamızı kurutan deccalî fırtınalara karşı imanımızı diri tutsun. Bizleri Kur'an'ın nurundan ve salihlerin yolundan ayırmasın.
El-Fatiha maassalavat.
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
