KEMALAT VE REZALET: ŞAHİT VE KAZİB
09 Haziran 2012
Euzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
"İnanıp sonra inkâr edenleri, sonra yine inanıp tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını artıranları Allah ne bağışlayacak ne de onları doğru yola iletecektir." (Nisâ Suresi, 137. Ayet)
Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.), onun tertemiz eşlerine, sadık ashabına, şahitlik eden ümmetine, ihlaslı müminlere ve hak yolunda cihat eden şahitlere salat ve selam eyle. Seher vaktinde bağışlanma dileyenlerin, gizli ve açıkta Allah’ı zikredenlerin, mümin ferasetiyle kalp ve dünya hakikatlerini görenlerin üzerine rahmet eyle. Güneşi ve ayı belli bir nizamla akıtan Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiri ne yücedir.
Kemal Yolculuğu ve Şehadet
Yolculuğumuz, kemal mertebelerinin başlangıcı olan şehadet ile başlıyor. Bir kimse kemalat kazanmak istiyorsa, bu okulun ilk dersi şehadettir. Dervişlik; Allah’tan gayrı ne varsa kalpten atmak ve sadece "O"nun rızasını bırakmaktır. Kelime-i Şehadet’in "Lâ ilâhe" (İlah yoktur) kısmı bir nefiy (reddetme) işlemidir; yani Allah’tan başka gerçek bir varlık ve kudret sahibi olmadığını kabul etmektir. Bu, kalpteki karanlıkları ve küfrü dışarı atmak, ruhu temizlemektir.
Dünya Adaleti ve Rızık Hakikati
Dünya hayatında insanlar arasında rızık ve kazanç bakımından büyük farklar görülebilir. Kimi saatte çok az bir ücretle geçinmeye çalışırken, bir fabrika sahibi devasa kazançlar elde edebilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum bir adaletsizlik gibi görünebilir. Ancak İslam’ın adaleti burada devreye girer: Zengin olanın üzerine, malının kırkta birini (zekatını) fakire vermesi farz kılınmıştır.
Asıl zenginlik ise fani olan dünya malı değil, baki kalacak olan hidayet ve hizmettir. Ahir zamanda hidayet yolunda hizmet edenlerin kazancı, dünyadaki en büyük fabrikaların kazancından kat kat daha değerlidir. Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Sizin yaptıklarınızın (dinin emirlerinin) onda birini onlar yapsalar kurtuluşa erecekler." Bu, ahir zamanın zorlukları içinde ihlasla yapılan küçük bir amelin bile ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.
Manevi Çarklar ve Sünnet-i Seniyye
Kainat, birbirine bağlı çarklar gibi işleyen devasa bir saat gibidir. Bu saatteki her parça, her yıldız ve her gezegen ilahi bir nizamla hareket eder. Müminlerin bu manevi nizamda yerini alabilmesi, Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine tabi olmalarına bağlıdır.
Bu haftaki sünnetimiz, abdest alırken hilalleme yapmaktır:
Elleri Hilallemek: Parmakları birbirinin arasından geçirerek yıkamak.
Sakalı Hilallemek: Islak parmaklarla sakalın altından yukarı doğru tarayarak kuru yer bırakmamak.
Ayakları Hilallemek: Sol elin küçük parmağıyla başlayarak ayak parmaklarının arasını temizlemek.
Bu sünnet, manevi bir disiplinin ve nizamın parçasıdır. Saatin bir çarkı bozulursa saat doğruyu göstermez; aynı şekilde sünnetlerden birini kasten terk etmek veya hafife almak da insanın manevi dengesini bozar.
Manevi Emanet ve Sadakat
Tasavvuf yolunda en mühim meselelerden biri de "cezbe" ve "hal" emniyetidir. Bir mümin, nasıl yaşarsa öyle ölür. Eğer kalbi dünya sevgisiyle, mal hırsıyla doluysa son nefeste onları sayıklar. Ancak kalbi Allah aşkıyla dolu olan, uykusunda da uyanıklığında da "Allah" der.
Manevi emanetlere hıyanet edenler, nefsine yenik düşüp hırsızlık (manevi çalma) peşinde koşanlar, aslında kendi ahiretlerini tehlikeye atarlar. Bu yolun kaptanı da yolcusu da sadakatle mükelleftir. Nefsinin ve şeytanın peşinden gidenler, karanlık dehlizlerde kaybolmaya mahkumdur. Bizim yolumuz, sağdan sola (hayra) giden alaturka saat gibidir; yönü karanlığa değil, Nur-u Muhammedi’ye (s.a.v.) doğrudur.
Yönünü ve yolunu doğru tutanlara, emanete sadık kalanlara selam olsun.
El-Fatiha maas-salavat.
09 Haziran 2012
Euzubillâhimineşşeytânirracîm Bismillâhirrahmânirrahîm
"İnanıp sonra inkâr edenleri, sonra yine inanıp tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını artıranları Allah ne bağışlayacak ne de onları doğru yola iletecektir." (Nisâ Suresi, 137. Ayet)
Allah’ım! Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.), onun tertemiz eşlerine, sadık ashabına, şahitlik eden ümmetine, ihlaslı müminlere ve hak yolunda cihat eden şahitlere salat ve selam eyle. Seher vaktinde bağışlanma dileyenlerin, gizli ve açıkta Allah’ı zikredenlerin, mümin ferasetiyle kalp ve dünya hakikatlerini görenlerin üzerine rahmet eyle. Güneşi ve ayı belli bir nizamla akıtan Aziz ve Alim olan Allah’ın takdiri ne yücedir.
Kemal Yolculuğu ve Şehadet
Yolculuğumuz, kemal mertebelerinin başlangıcı olan şehadet ile başlıyor. Bir kimse kemalat kazanmak istiyorsa, bu okulun ilk dersi şehadettir. Dervişlik; Allah’tan gayrı ne varsa kalpten atmak ve sadece "O"nun rızasını bırakmaktır. Kelime-i Şehadet’in "Lâ ilâhe" (İlah yoktur) kısmı bir nefiy (reddetme) işlemidir; yani Allah’tan başka gerçek bir varlık ve kudret sahibi olmadığını kabul etmektir. Bu, kalpteki karanlıkları ve küfrü dışarı atmak, ruhu temizlemektir.
Dünya Adaleti ve Rızık Hakikati
Dünya hayatında insanlar arasında rızık ve kazanç bakımından büyük farklar görülebilir. Kimi saatte çok az bir ücretle geçinmeye çalışırken, bir fabrika sahibi devasa kazançlar elde edebilir. Dışarıdan bakıldığında bu durum bir adaletsizlik gibi görünebilir. Ancak İslam’ın adaleti burada devreye girer: Zengin olanın üzerine, malının kırkta birini (zekatını) fakire vermesi farz kılınmıştır.
Asıl zenginlik ise fani olan dünya malı değil, baki kalacak olan hidayet ve hizmettir. Ahir zamanda hidayet yolunda hizmet edenlerin kazancı, dünyadaki en büyük fabrikaların kazancından kat kat daha değerlidir. Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Sizin yaptıklarınızın (dinin emirlerinin) onda birini onlar yapsalar kurtuluşa erecekler." Bu, ahir zamanın zorlukları içinde ihlasla yapılan küçük bir amelin bile ne kadar kıymetli olduğunu gösterir.
Manevi Çarklar ve Sünnet-i Seniyye
Kainat, birbirine bağlı çarklar gibi işleyen devasa bir saat gibidir. Bu saatteki her parça, her yıldız ve her gezegen ilahi bir nizamla hareket eder. Müminlerin bu manevi nizamda yerini alabilmesi, Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine tabi olmalarına bağlıdır.
Bu haftaki sünnetimiz, abdest alırken hilalleme yapmaktır:
Elleri Hilallemek: Parmakları birbirinin arasından geçirerek yıkamak.
Sakalı Hilallemek: Islak parmaklarla sakalın altından yukarı doğru tarayarak kuru yer bırakmamak.
Ayakları Hilallemek: Sol elin küçük parmağıyla başlayarak ayak parmaklarının arasını temizlemek.
Bu sünnet, manevi bir disiplinin ve nizamın parçasıdır. Saatin bir çarkı bozulursa saat doğruyu göstermez; aynı şekilde sünnetlerden birini kasten terk etmek veya hafife almak da insanın manevi dengesini bozar.
Manevi Emanet ve Sadakat
Tasavvuf yolunda en mühim meselelerden biri de "cezbe" ve "hal" emniyetidir. Bir mümin, nasıl yaşarsa öyle ölür. Eğer kalbi dünya sevgisiyle, mal hırsıyla doluysa son nefeste onları sayıklar. Ancak kalbi Allah aşkıyla dolu olan, uykusunda da uyanıklığında da "Allah" der.
Manevi emanetlere hıyanet edenler, nefsine yenik düşüp hırsızlık (manevi çalma) peşinde koşanlar, aslında kendi ahiretlerini tehlikeye atarlar. Bu yolun kaptanı da yolcusu da sadakatle mükelleftir. Nefsinin ve şeytanın peşinden gidenler, karanlık dehlizlerde kaybolmaya mahkumdur. Bizim yolumuz, sağdan sola (hayra) giden alaturka saat gibidir; yönü karanlığa değil, Nur-u Muhammedi’ye (s.a.v.) doğrudur.
Yönünü ve yolunu doğru tutanlara, emanete sadık kalanlara selam olsun.
El-Fatiha maas-salavat.
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
