HZ. ALİ’NİN KILICI ZÜLFİKÂR NEREDE VE NEDEN UCU ÇATALLIDIR?
24 Kasım 2012 – Cumartesi Vaazı
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Ey iman edenler!
Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir av ile mutlaka imtihan eder ki,
görmediği hâlde kendisinden korkanı ortaya çıkarsın.
Kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için elem verici bir azap vardır.”
(Mâide Sûresi, 94)
Sadakallâhü’l-azîm
Salât ve Selâm
Allahümme salli alâ Havfullâh
Selâm olsun Efendimiz Hz. Ali’ye;
Allah yüzünü keremli kılsın.
Selâm olsun Zülfikâr’ın sahibine.
Selâm olsun abdestinde, namazında huşû ve hudû üzere olanlara.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Bugün bir soruyla başlıyoruz:
Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikâr nerededir ve neden ucu çatallıdır?
Bu soru sadece bir tarih sorusu değildir.
Bu soru, erkeklik, sorumluluk, emanet ve imtihan sorusudur.
Erkeklik ve Üç Emanet
Kadim anlayışta bir erkeği ayakta tutan üç emanet vardır:
Binek (yani yol ve hareket imkânı),
Aile (emanet ve nesil),
Silah (güç ve koruma).
Bu üçü bir araya geldiğinde erkek imtihana girer.
İşte Hz. Ali, bu üç emaneti de en ağır sorumluluk bilinciyle taşıyan kimsedir.
Bineği: Düldül,
Eşi: Hz. Fâtıma,
Silahı: Zülfikâr.
Bu sebeple Peygamber Efendimizin (s.a.v.) nesli,
Allah’ın hikmetiyle Hz. Ali üzerinden devam etmiştir.
Zülfikâr Nedir?
Zülfikâr, sıradan bir kılıç değildir.
O, hak ile bâtılı ayırmanın sembolüdür.
Üzerinde şu sözün yazılı olduğu rivayet edilir:
“Lâ fetâ illâ Ali,
lâ seyfe illâ Zülfikâr.”
(Ali’den yiğit, Zülfikâr’dan keskin kılıç yoktur.)
Rivayetlerde Zülfikâr’ın ucu çatallı olarak anlatılır.
Bunu sadece maddî bir şekil olarak anlamak eksik olur.
Çatallı Olmasının Hikmeti
Hani bir söz vardır: “Tabancası tutukluk yaptı” diye.
Yani tabanca burada neyi temsil ediyorsa, kılıç da odur. Bugün silah tabancaysa, o gün silah kılıçtı.
İşte insanın silahı orayı temsil eder;
insanın atı arabayı temsil eder;
insanın burnu orayı temsil eder;
insanın ayağı ve ayakkabısı orayı temsil eder.
Yani hâl böyle olunca, kılıcının çatal olması, tabancanın çatal olduğunu temsil eder. Buna inanmayanlar internet diye bir şey var; “kılıcı çatal olanlar” yazsınlar, yahut “tabancası çatal olanlar” yazsınlar. Yani tabancanın temsil ettiği yer manasıyla misallerini göreceklerdir.
Onun kılıcı çatallıdır ve ondan üstün kılıç, tabanca yoktur. Çünkü iki cihanın güneşi Muhammed Mustafa’nın soyu o kılıçtan üremiş ve devam etmektedir. Kısaca anlattık.
Bazıları bu durumu, Hayber’de kılıcın ucunun kırılmasıyla açıklamıştır.
Ancak mesele sadece bu değildir.
Her çağın bir silahı vardır.
Bir dönemde kılıç neyse, başka bir dönemde başka bir alet aynı manayı taşır.
Silah, sadece elde tutulan bir demir değildir;
insanın gücünü, iradesini ve yönelişini temsil eder.
Zülfikâr’ın çatallı oluşu,
gücün iki yöne de gidebileceğini hatırlatır:
Hak için kullanılırsa adalet olur,
Nefs için kullanılırsa zulüm olur.
Hz. Ali’nin farkı şudur:
O gücü asla nefsine teslim etmemiştir.
Hz. Ali’nin Huşûsu ve Abdest Anlayışı
Hz. Ali’nin ibadeti, sadece şekil değil; derin huşû idi.
Rivayet edilir ki savaşta yaralanır, canı acır;
ok veya demir vücuduna saplanır.
“Ben namaza durduğumda çıkarın,” der.
Çünkü namazda dünya ile bağı kesilir,
acı hissetmez.
Bu hâl, onun abdestinin ve namazının kabul hâli olduğuna işaret eder.
Yine rivayet edilir ki Hz. Ali abdest alırken
yüzü bembeyaz olurdu.
Allah korkusu, yüzüne yansırdı.
Zülfikâr ve Edep
Zülfikâr;
öfkenin,
taşkınlığın,
keyfî gücün sembolü değildir.
Zülfikâr;
edep ile taşınan güçtür.
Bu sebeple her kılıç Zülfikâr olmaz.
Her güç sahibi de Hz. Ali’nin yolunda değildir.
Birinci Bölümün Mesajı
Bu bölümde şunu anlamamız gerekir:
Güç, Allah’ın emanetidir.
Silah, adalet için vardır; heves için değil.
Hz. Ali’nin büyüklüğü, kılıcının şeklinde değil,
kılıcı tutan kalbindedir.
Dua
Allah’ım!
Bize verdiğin gücü, bilgiyi ve imkânı
hak yolunda kullanmayı nasip eyle.
Bizi Hz. Ali’nin adaletinden,
Resûlullah’ın ahlâkından ayırma.
El-Fâtiha me‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
(Birinci bölüm – sadeleştirilmiş ve edebe uygun hâli)
24 Kasım 2012 – Cumartesi Vaazı
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Ey iman edenler!
Allah sizi, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir av ile mutlaka imtihan eder ki,
görmediği hâlde kendisinden korkanı ortaya çıkarsın.
Kim bundan sonra haddi aşarsa, onun için elem verici bir azap vardır.”
(Mâide Sûresi, 94)
Sadakallâhü’l-azîm
Salât ve Selâm
Allahümme salli alâ Havfullâh
Selâm olsun Efendimiz Hz. Ali’ye;
Allah yüzünü keremli kılsın.
Selâm olsun Zülfikâr’ın sahibine.
Selâm olsun abdestinde, namazında huşû ve hudû üzere olanlara.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Bugün bir soruyla başlıyoruz:
Hz. Ali’nin kılıcı Zülfikâr nerededir ve neden ucu çatallıdır?
Bu soru sadece bir tarih sorusu değildir.
Bu soru, erkeklik, sorumluluk, emanet ve imtihan sorusudur.
Erkeklik ve Üç Emanet
Kadim anlayışta bir erkeği ayakta tutan üç emanet vardır:
Binek (yani yol ve hareket imkânı),
Aile (emanet ve nesil),
Silah (güç ve koruma).
Bu üçü bir araya geldiğinde erkek imtihana girer.
İşte Hz. Ali, bu üç emaneti de en ağır sorumluluk bilinciyle taşıyan kimsedir.
Bineği: Düldül,
Eşi: Hz. Fâtıma,
Silahı: Zülfikâr.
Bu sebeple Peygamber Efendimizin (s.a.v.) nesli,
Allah’ın hikmetiyle Hz. Ali üzerinden devam etmiştir.
Zülfikâr Nedir?
Zülfikâr, sıradan bir kılıç değildir.
O, hak ile bâtılı ayırmanın sembolüdür.
Üzerinde şu sözün yazılı olduğu rivayet edilir:
“Lâ fetâ illâ Ali,
lâ seyfe illâ Zülfikâr.”
(Ali’den yiğit, Zülfikâr’dan keskin kılıç yoktur.)
Rivayetlerde Zülfikâr’ın ucu çatallı olarak anlatılır.
Bunu sadece maddî bir şekil olarak anlamak eksik olur.
Çatallı Olmasının Hikmeti
Hani bir söz vardır: “Tabancası tutukluk yaptı” diye.
Yani tabanca burada neyi temsil ediyorsa, kılıç da odur. Bugün silah tabancaysa, o gün silah kılıçtı.
İşte insanın silahı orayı temsil eder;
insanın atı arabayı temsil eder;
insanın burnu orayı temsil eder;
insanın ayağı ve ayakkabısı orayı temsil eder.
Yani hâl böyle olunca, kılıcının çatal olması, tabancanın çatal olduğunu temsil eder. Buna inanmayanlar internet diye bir şey var; “kılıcı çatal olanlar” yazsınlar, yahut “tabancası çatal olanlar” yazsınlar. Yani tabancanın temsil ettiği yer manasıyla misallerini göreceklerdir.
Onun kılıcı çatallıdır ve ondan üstün kılıç, tabanca yoktur. Çünkü iki cihanın güneşi Muhammed Mustafa’nın soyu o kılıçtan üremiş ve devam etmektedir. Kısaca anlattık.
Bazıları bu durumu, Hayber’de kılıcın ucunun kırılmasıyla açıklamıştır.
Ancak mesele sadece bu değildir.
Her çağın bir silahı vardır.
Bir dönemde kılıç neyse, başka bir dönemde başka bir alet aynı manayı taşır.
Silah, sadece elde tutulan bir demir değildir;
insanın gücünü, iradesini ve yönelişini temsil eder.
Zülfikâr’ın çatallı oluşu,
gücün iki yöne de gidebileceğini hatırlatır:
Hak için kullanılırsa adalet olur,
Nefs için kullanılırsa zulüm olur.
Hz. Ali’nin farkı şudur:
O gücü asla nefsine teslim etmemiştir.
Hz. Ali’nin Huşûsu ve Abdest Anlayışı
Hz. Ali’nin ibadeti, sadece şekil değil; derin huşû idi.
Rivayet edilir ki savaşta yaralanır, canı acır;
ok veya demir vücuduna saplanır.
“Ben namaza durduğumda çıkarın,” der.
Çünkü namazda dünya ile bağı kesilir,
acı hissetmez.
Bu hâl, onun abdestinin ve namazının kabul hâli olduğuna işaret eder.
Yine rivayet edilir ki Hz. Ali abdest alırken
yüzü bembeyaz olurdu.
Allah korkusu, yüzüne yansırdı.
Zülfikâr ve Edep
Zülfikâr;
öfkenin,
taşkınlığın,
keyfî gücün sembolü değildir.
Zülfikâr;
edep ile taşınan güçtür.
Bu sebeple her kılıç Zülfikâr olmaz.
Her güç sahibi de Hz. Ali’nin yolunda değildir.
Birinci Bölümün Mesajı
Bu bölümde şunu anlamamız gerekir:
Güç, Allah’ın emanetidir.
Silah, adalet için vardır; heves için değil.
Hz. Ali’nin büyüklüğü, kılıcının şeklinde değil,
kılıcı tutan kalbindedir.
Dua
Allah’ım!
Bize verdiğin gücü, bilgiyi ve imkânı
hak yolunda kullanmayı nasip eyle.
Bizi Hz. Ali’nin adaletinden,
Resûlullah’ın ahlâkından ayırma.
El-Fâtiha me‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
(Birinci bölüm – sadeleştirilmiş ve edebe uygun hâli)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
