İMAN VE ZİKRİN HİKMETİ
09.02.2012 Perşembe
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Yeryüzünde gezip dolaşın... Bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz." (Tevbe Suresi'nden mülhem)
Allah’ım; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin tüm peygamberlerine salat ve selam eyle. Hz. Adem’den Hz. Nuh’a, Hz. İbrahim’den Hz. Musa’ya, Hz. İsa’dan Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelmiş geçmiş bütün nebilere ve onların izinden giden salih kullara selam olsun.
Sevgi ve Zikir
Kıymetli Müminler, İnsan neyi severse, kalbi onunla meşgul olur. Bir dünyalığı sevenin dili her an onu anar; malı seven kazancını, sanatı seven eserini zikreder. Hatta gökyüzündeki kuşlar bile kendi lisanlarıyla rızıklarını veren ve tohumu çatlatan Allah’ı zikrederler. Hz. Süleyman’ın Hüdhüd’ü bile toprağın altındaki taneye can veren Kudret’e yemin ederek söze başlar.
Eğer bir kuş kadar olamıyorsak, yaratanı unutup sadece yaratılana takılıp kalıyorsak, gönül hanemiz viran olmuş demektir. Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif’inde ne güzel buyurur: "Allah adın zikredelim evvela, vacip oldu cümle işte her kula..." Allah’ın adıyla başlanan her iş kolaylaşır, her düğüm çözülür. Bir kez aşk ile "Allah" diyenin gönlü sonbahar yaprakları gibi günahlarından arınır.
Namaz: Din ve Dünyanın Direği
Sevdiğini söyleyen kişi, sevdiğini anmaktan geri durur mu? Mümin için Allah’ı anmanın en yüce makamı namazdır. Namaz; hem zikirdir, hem tefekkürdür, hem de ruhun miracıdır. Nasıl ki kemikler bedeni ayakta tutuyorsa, namaz da dini ve maneviyatı ayakta tutar. Ancak ruhsuz bir beden nasıl yaşayamazsa, huşusuz ve zikirsiz bir namaz da eksik kalır. Asıl olan, kalbin her daim uyanık kalmasıdır.
Rabbimiz Enfal Suresi’nde kurtuluşun anahtarını "Allah’ı çokça zikretmek" olarak beyan buyurmuştur. Ashab-ı Kiram, Efendimiz’e (s.a.v.) amellerin en faziletlisini sorduğunda; "Ölürken bile dilinin Allah’ın zikriyle ıslak kalmasıdır" buyurmuşlardır. Gaflet içinde olanlar arasında Allah’ı ananlar, ölüler içindeki diriler gibidir.
Kainatın Nizamı ve Teslimiyet
Kainattaki her zerre, atomdan galaksilere kadar bir nizam içindedir. Her nefes alıp verişimizde aslında "Hû" diyerek O’nu zikrederiz. Aldığımız oksijen nasıl bedene hayat veriyorsa, zikrullah da ruha öyle hayat verir. İnsan zikirden ve şükürden kesildiği an, manen ölmüş demektir. Hak dostları, otururken, ayaktayken veya yatarken her anlarını bu şuurla geçirirler.
Fıtratı ve Kutsal Mirası Korumak
Peygamberler yurdu olan mukaddes topraklar, insanlığın ve imanın ortak mirasıdır. Hz. İbrahim’in (a.s.) yürüdüğü bu yollar, tevhid inancının yeryüzündeki mühürleridir. Bizlere düşen, bu manevi mirasa sahip çıkmak, fıtratı bozmaya çalışan her türlü yanlışa karşı hakkın ve hakikatin yanında durmaktır. Unutulmamalıdır ki; Allah’ın aziz kıldığını kimse zelil edemez. Zulüm ile abad olunmaz. Bizler peygamberlerin ve salihlerin yolunda, edep ve hikmetle yürümeye memuruz.
Tövbe ve Arınma
Eğer hatalarımız ve noksanlarımız varsa, kurtuluş kapısı olan tövbeye sığınmalıyız. Hakiki bir tövbe; pişmanlık duymak, yanlışa dönmemeye azmetmek, üzerimizdeki hakları iade etmek ve bedeni helal rızıkla besleyip ibadetle tazelemektir.
Rabbim bizleri zikirden, fikirden ve istikametten ayırmasın. Gönlümüzü kendi sevgisiyle, dilimizi zikriyle payidar eylesin.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
09.02.2012 Perşembe
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim
"Yeryüzünde gezip dolaşın... Bilin ki siz Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz." (Tevbe Suresi'nden mülhem)
Allah’ım; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdiğin tüm peygamberlerine salat ve selam eyle. Hz. Adem’den Hz. Nuh’a, Hz. İbrahim’den Hz. Musa’ya, Hz. İsa’dan Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) kadar gelmiş geçmiş bütün nebilere ve onların izinden giden salih kullara selam olsun.
Sevgi ve Zikir
Kıymetli Müminler, İnsan neyi severse, kalbi onunla meşgul olur. Bir dünyalığı sevenin dili her an onu anar; malı seven kazancını, sanatı seven eserini zikreder. Hatta gökyüzündeki kuşlar bile kendi lisanlarıyla rızıklarını veren ve tohumu çatlatan Allah’ı zikrederler. Hz. Süleyman’ın Hüdhüd’ü bile toprağın altındaki taneye can veren Kudret’e yemin ederek söze başlar.
Eğer bir kuş kadar olamıyorsak, yaratanı unutup sadece yaratılana takılıp kalıyorsak, gönül hanemiz viran olmuş demektir. Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif’inde ne güzel buyurur: "Allah adın zikredelim evvela, vacip oldu cümle işte her kula..." Allah’ın adıyla başlanan her iş kolaylaşır, her düğüm çözülür. Bir kez aşk ile "Allah" diyenin gönlü sonbahar yaprakları gibi günahlarından arınır.
Namaz: Din ve Dünyanın Direği
Sevdiğini söyleyen kişi, sevdiğini anmaktan geri durur mu? Mümin için Allah’ı anmanın en yüce makamı namazdır. Namaz; hem zikirdir, hem tefekkürdür, hem de ruhun miracıdır. Nasıl ki kemikler bedeni ayakta tutuyorsa, namaz da dini ve maneviyatı ayakta tutar. Ancak ruhsuz bir beden nasıl yaşayamazsa, huşusuz ve zikirsiz bir namaz da eksik kalır. Asıl olan, kalbin her daim uyanık kalmasıdır.
Rabbimiz Enfal Suresi’nde kurtuluşun anahtarını "Allah’ı çokça zikretmek" olarak beyan buyurmuştur. Ashab-ı Kiram, Efendimiz’e (s.a.v.) amellerin en faziletlisini sorduğunda; "Ölürken bile dilinin Allah’ın zikriyle ıslak kalmasıdır" buyurmuşlardır. Gaflet içinde olanlar arasında Allah’ı ananlar, ölüler içindeki diriler gibidir.
Kainatın Nizamı ve Teslimiyet
Kainattaki her zerre, atomdan galaksilere kadar bir nizam içindedir. Her nefes alıp verişimizde aslında "Hû" diyerek O’nu zikrederiz. Aldığımız oksijen nasıl bedene hayat veriyorsa, zikrullah da ruha öyle hayat verir. İnsan zikirden ve şükürden kesildiği an, manen ölmüş demektir. Hak dostları, otururken, ayaktayken veya yatarken her anlarını bu şuurla geçirirler.
Fıtratı ve Kutsal Mirası Korumak
Peygamberler yurdu olan mukaddes topraklar, insanlığın ve imanın ortak mirasıdır. Hz. İbrahim’in (a.s.) yürüdüğü bu yollar, tevhid inancının yeryüzündeki mühürleridir. Bizlere düşen, bu manevi mirasa sahip çıkmak, fıtratı bozmaya çalışan her türlü yanlışa karşı hakkın ve hakikatin yanında durmaktır. Unutulmamalıdır ki; Allah’ın aziz kıldığını kimse zelil edemez. Zulüm ile abad olunmaz. Bizler peygamberlerin ve salihlerin yolunda, edep ve hikmetle yürümeye memuruz.
Tövbe ve Arınma
Eğer hatalarımız ve noksanlarımız varsa, kurtuluş kapısı olan tövbeye sığınmalıyız. Hakiki bir tövbe; pişmanlık duymak, yanlışa dönmemeye azmetmek, üzerimizdeki hakları iade etmek ve bedeni helal rızıkla besleyip ibadetle tazelemektir.
Rabbim bizleri zikirden, fikirden ve istikametten ayırmasın. Gönlümüzü kendi sevgisiyle, dilimizi zikriyle payidar eylesin.
El-Fatiha maassalavat.
Başağaçlı Raşit Tunca (Kar©glan)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
