Tekamül Kemalat Yolculuğu
(Kar©glan’ın 13 Ocak 2020 Vaazı)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim.
Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân.
Meali: Rabbinin makamından korkan kimseler için iki cennet vardır.
(Sadakallahül Azîm, Rahman Suresi, 46. Ayet)
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
(Hadis-i Şerif, Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."
---oOo---
Yolculuğumuza başlıyoruz:
Bu haftaki yazımızın konusuna Raşidi Tarikatı dersleri ile başlayacağız.
Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlama videosu hazırlamıştık. Oradaki videoda şekeri karıştırırken 7 yerine 8 yapmışız. Herkes bizim takıldığımız yerde takılıp kalmış. İşte tsunami yine geldi. Raşidi Tarikatı mensuplarından kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlayan kimseler, askerlerimiz, aynı yerde 7 yerine 8 ya da 9 yapmışlar ki ayarı kaçmış. Sistem aynı Kabe'yi tavaf gibi olacak ve 7 defa sağdan sola ve 1 defa da soldan sağa demiştik. Yanlış yapınca işte tornado oluyor ve rüzgar daha da hızlı dönüyor. O yüzden tsunami oluşuyor.
“Hocanın dediğini tut da, yaptığını yapma.” derler. Benim oradaki videodaki yaptığım hata size tesir etmemeli. Siz söylediğimi yapacaksınız, dediğimi tutacaksınız: 7 defa sağdan sola, bir defa da soldan sağa. Ama siz ipin ucunu kaçırırsanız işte böyle tsunami olur. Çünkü o çevirme dalgayı oluşturuyor. Rüzgar 1 tur fazla dönerse işte böyle tsunami oluşur. Hata bende değil yani. Ben o an yapmışım ama, dediğimi tut, yaptığımı yapma.
---oOo---
Güneş Makamı Hakkında:
Bir derste Raşidi Tarikatı'nda Güneş Makamı hakkında bilgi vereceğiz. Artık yaz gelecek, bahardan yaza geçeceğiz. Güneş Makamındakilerce günde sadece 66.000 "Allah" zikri çekilir ve bir de Hizbül Kâsır çekilir ve sadece 40 gün çekilir. O makamdakilerin tesbihlerindeki orta müezzin kaldırılır ve tesbihin alt ortasına gelecek şekilde 6 tane boncuklu 1 çark ve kadran daha eklenir. Orta müezzin kaldırılır, oraya 6 boncuklu yeni çark eklenir, tesbihler o şekilde olur.
Güneş Makamına kimler çıkabilir?
---oOo---
İnternet Cihazlarının Zararları ve 5G:
İnternet cihazlarında eski modemlerde, hatta yeni modemlerde "20 santimden yakın kafanızı yaklaştırmayın, vücudunuzu uzak tutun" yazması gerekiyor. Çünkü radyasyon yayıyor bu aletler. Önceden düşük miktarda yayıyordu, şu anda 5G'ye geçince telefonlar çok yüksek miktarda radyasyon yayıyor.
Radyasyon ve biz: Şu anda Kutup Yıldızı'nın yakınına doğru gidiyoruz. Çekim o şekilde ve kutuplar takla atacak dedik. İşte kutupların takla atması yani Güneş'in batıdan doğması, doğudan batması demek. O yüzden biz Kutup Yıldızı'na doğru gidiyoruz. Kutup Yıldızı ise bir radyasyon yıldızıdır. Ona hazırlanmak için şu anda radyasyon yemeye başlamamız gerekiyormuş. Şu anki aletlerin bu hali, yani dünya Kutup Yıldızı'nın yanına vardığımız zaman radyasyona alışmış olmamız, radyasyon yiyebilen, ondan etkilenmeyen insanlar olmamız için Allah'ın ayarladığı bir süreç. Ama şu anda insanlar alışkın olmadığı için radyasyon zarar vermekte.
Bunun zararından korunmak için keçe minder ya da koyun postu kullanın. Çünkü radyasyon bağırsaklardaki floraya zarar veriyor ve bağırsaklardaki suya da zarar verince suyu öldürüyor. Su ölünce bağırsaklar kuru kalıyor ve dışkı katı olunca bağırsaklarda yırtılma meydana geliyor. Bağırsak kültürünü yoğurtla tedavi etmek şu anda yeterli değil. 5G'ye geçince daha zararlı, daha yüksek radyasyon yayılacak ve radyasyon insandaki suyu öldürecek. O yüzden altınıza keçe minder, başınıza yün takke, ayağınıza yün çorap giyin.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) çölün sıcaklığından, yaz ve kışın yün çorap, yün takke giyermiş. Ve bir de deve yününden kendisine cübbe, hırka diktirmiş, onu da bir kere giymiş. Hutbe okurken birisi istemiş, yüzü tutmamış vermiş. İşte o Veysel Karanî'ye gelen cübbedir. Ondan sonra "Ya Resulallah, sana yenisini dikelim" demişler, fakat ömrü yetmemiş, ikincisinin bitmesine ömrü yetmemiştir. 2. cübbeyi de giyememiş Peygamberimiz.
İşte şu anda yün giyin: başınıza, ayağınıza yün takke ve çorap, sırtınıza yün elbise giymek radyasyonun etkisini azaltır ve telefonlardaki 5G ile modemlerin verdiği zararlara bir nevi engel olur. Çünkü yün iletken değildir, biyolojik yapıdadır ve iletken değildir. Vücuttaki suyun zarar görmesine de engel olur. Bilmeyenlere duyurulur. Şu anda keçecilik bitmiş, yeniden keçeciliği başlatın. Koyunları bitirmişler, koyunculuk biterse işte böyle olur.
Artık Kutup Yıldızı'na doğru gidiyoruz. Dünya ve evren döne döne Kutup Yıldızı'na doğru gittiğimiz için, Kutup Yıldızı'nın yerine vardığımız zaman bize çok yüksek radyasyon gelecekse, ona alışmamız gerekiyor. Şu anki sistemin bu şekilde gitmesi, Rabbimizin bizleri doğal seleksiyona götürdüğünü gösteriyor. Kutupların takla atması meselesi de bu şekildedir.
---oOo---
Kâinattaki Düzlem Teorisi:
(Kar©glan Raşit Hoca'nın Teorisi)
Yakın zamanda Güneş tutulması olmuştu. Dedik ki: Yıllardır bu Güneş ve ay tutulmalarından ne anladınız? Hiçbir şey anlamadık. "Ay Güneş'in önüne geldi, Güneş tutuldu. Güneş ayın önüne geldi, ay tutuldu" diye biliyoruz. Bu bize başka bir şey daha öğretiyor. Teorimiz bunu anlatıyor.
Her sistem, Güneş Sistemi gibi her sistem, bir düzlem üzerinde hareket ediyor. Mesela benim ayaklarım yere basıyor olduğu için bir düzlem üzerindeyim. Benim önüme arkadaşım Ahmet geldiği zaman, benim (Raşit Hoca) tutulmam olur. Çünkü siz beni göremezsiniz, önümde Ahmet olduğu için. Ben onun önüne gelirsem bu sefer Ahmet tutulması olur, onu göremezsiniz. Sebep: Ayaklarımız aynı düzlem üzerinde olduğu için bu tutulma böyle olur. Yoksa Ahmet 2 metre yukarıda olsa, ben aşağıda olsam, ben onun önüne geliyor gibi gelsem, Ahmet'in önünü kapatmam, o yüzden Ahmet tutulması olmaz.
Güneş sistemimizde Güneş ve ay tutulmasının sebebi de bir düzlem halinde hareket ettikleri içindir. Her sistemin kendine ait başka bir düzlemi var. Bizim Güneş Sistemimizin düzlemi başka, Sirius'un ki başka, Kutup Yıldızı'nın ki başka. Çünkü semaya hangi taraftan bakarsan bak, gökyüzü ve sema vardır. Brezilya'dan bakınca gökyüzü aşağı tarafta olur, o zaman onların gördüğü yıldızlar daha başka bir düzlem üzerindedir. Kanada'dan bakanların gördüğü yıldız daha başka bir düzlem üzerindedir. Her sistemin kendine ait düzlemi var.
Allah Teâlâ geleceği bize onlarla gösteriyor. Orada mesela sistemin içinde binlerce yıldız şu anda ölmekte olabilir. Çünkü Müslümanlık ve Müslüman âlemi bir sistem halindedir. Müslümanlardan şu anda ölenler, binlerce ölen olabilir ve binlerce Müslüman olarak dünyaya gelmiş çocuklar olabilir. Yani ölen yıldızlar ve doğan yıldızlar bir sistemin içindedir.
Kur'an'da Yusuf Suresi'nde Yusuf hakkında bahsedince "12 yıldız ve Güneş ve ay bana secde ettiler" diyor. 12 yıldızlı sistem kimin sistemi? Bizim yıldız sistemimiz 12 yıldızlı veya gezegenlidir. İsrailoğulları işte 12 yıldızlı sistemi temsil ediyor. 12 yıldız: Jüpiter, Mars, Venüs... ve en sondaki Müslümanlar ise Ramazan Yıldızı, 83 senede bir dönen Halley Yıldızı, en dıştan dönen yıldız. Muhammed (s.a.v) Hâtemü'l-Enbiya'dır ve Müslüman ümmeti en son ümmet değil mi? En son Muhammed Ümmeti geldi, ondan sonra Mehdi ve cemaati var, o da yine Müslümanlara bağlıdır.
Bizim sistemimizde 12 ay var (Ocak, Şubat, Mart gibi) ve günler ve aylar yukarıdaki gezegenleri temsil ediyor. 12 yıldız ve 12 burç var. Üstün ırk İsrailoğulları'nı temsil ediyor. Yusuf ve kardeşlerini ele aldığımızda hepimiz İsrailoğlu'yuz. Güneş ise Muhammed Mustafa'dır. Yukarı çıktığımızda İbrahim'e vardığımızda hepsi zaten birleşmiş olur. Zaten hepimiz İbrahim'den geliyoruz, ha İshak koluyuz, ha İsmail koluyuz. Yani hepimiz İbrahim milletiyiz, veyahut İsrailoğlu'yuz veya İsmailoğlu'yuz. Yukarıdan birleştiğimiz zaman üstte İbrahim olur. Sistem İsrail'den önce iki çataklıdır. Ağaçlarda erik, şeftali, armut çok çataklıdır ama kavak ve çam tek çataklıdır. Hz. İsa "bir"lerdendir, başka kardeşi yoktur. Çünkü İsa çam ağacına inecek diye çam ağacı süslüyorlar, çam ağacı tek çataklıdır yani "bir"lerdendir.
---oOo---
Paralel Evrenler ve Zamanda Yolculuk (4. Adım Teorimiz):
Sen bir kâinat ve evrensin. Senin sisteminde annen, anneannen, baban, deden, çocukların, kalemin, çantan, defterin, okuldaki arkadaşların, öğretmenlerin... hepsi senin sistemini oluşturan şeyler değil mi? Öyle olunca sana ait bir kâinat var. Sadece elin kolun değil, seni sen yapan mahallendeki bakkal amca da var onun içinde, yine takım elbiseni aldığın dükkân da var senin sisteminde. Hakeza... Öyle olunca herkesin kendine ait bir sistemi var. Paralel evrenler bu şekildedir.
Zamanda yolculukta ise, Allah geleceği devamlı yeniden yaratmaktadır. Dünkü sen var, bir de yarınki sen var. Dünün yarını biziz, dün ise evvelki günün yarını idi. Bugünün geleceği yarın, yarının geleceği ertesi gün. Öyle olunca Allah geleceği her an yeniden yaratmaktadır. Hızır (a.s) kıssasında anlatılan olayları değiştirme meselesi de, geleceğin her an değiştiğini, sadece bugünün değil dünün de değiştiğini gösterir. O yüzden geleceğe gitmek sorunludur. Eğer senin gittiğin gelecek değiştirildi ve yok edildiyse, sen arada kaybolursun, arafta kalırsın, ne geri dönebilir ne de ileri gidebilirsin. Bu da zamanda yolculuğu keşfedecek bilim adamlarına ışık tutacak bir bilgi olsun.
---oOo---
İnsanların Doğum Aylarına Göre Özellikleri:
İnsanlar doğum aylarına ve burçlarına göre ya sabah insanı ya da gece insanıdır. Yani ışıklı, aydınlık, yaz burçlu, sıcak tabiatlı insanlar ya da karanlık, soğuk ve gececi insanlar. Tarikatımızda zikir çekenlerden sonbahardan sonra doğanların (gece insanları) sonbahar zikrini, uzun zikri, öğleden sonra zikrini kolay çekmeleri, fakat yaz geldi mi sabah zikrini uzun çekmeleri zor olur, ama öğleden sonra çekecekleri zaman kolay olur. Çünkü onlar gece insanıdır, işlerini gece yaparlar, gece işleri onlara kolay gelir.
Gündüz insanları (sabahçılar) ise sonbahar geldi mi öğleden sonra uzun zikri çekmekte zorlanırlar. Onlar sabah insanı oldukları için öğleden sonra işlerini yapamazlar. O yüzden yaz burçluların kışın zikrinde tökezleme olması, kış burçlarının da yazın zikrinde tökezleme olması normaldir. Ama yine de gayret edin, çekmeye çalışın, bırakmayın sakın. Dönem dönem ve gündönümü size geldiğinde rahatlayacaksınızdır.
---oOo---
Cennet Nimetlerinden: Lafın Değeri
Bu Altın Çağ'ın, Hz. Mehdi vaktinin lafı, sözü de altın gibidir. Mesela bir sanatçı veya programcı, sadece laf alıp laf satıyor ve o para ile evini alıyor, maaşını alıyor, arabasını alıyor, evini geçindiriyor, evleniyor, bey gibi yaşıyor. Ne yapıyor? Laf alıp laf satıyor. Halbuki lafın bir ağırlığı yok, bir hacmi yok. Nasıl oluyor da altından daha değerli oluyor? Mehdi vakti olunca işte böyle laf ve söz bile altın gibi değerli oluyor. Gazali gibi birisi onlarca cilt kitap yazmış, fakat karnını doyuramamış. Adamın bir tanesi bugün bir kitap yazıyor ve milyonlar kazanıyor. Gazali gibi birisi karnını doyuramamış o yazdıklarıyla. Bugün işte yazmak da değerli, söylemek de değerli, laf da değerli. Yani vakit Mehdi vakti ve Altın Çağ, Cennet vaktidir.
Rabbim, inanan kullarına bu vaktin kıymetini ve değerini bilmeyi nasip etsin. Âmin.
---oOo---
Terakki (Yükselme) Meselesi:
Buğday önce un olup, sonra hamur ve beze olup da ekmek olunca, sonra biraz cehennemi tadıp fırına sürülünce, sonra fırıncıdan ya da ekmekçiden soframıza gelince, biz de onu bir şeylere katık yapıp yediğimiz zaman, işte buğday terakki etti ve hayatına, ben yediysem Raşit olarak devam etmeye başladı, Ahmet yediyse Ahmet olarak, köpek yediyse köpek olarak devam etmeye başladı.
Geçen videolarda ve vaazlarda bahsettiğimiz farenin yaratılma hikmeti: İnsanların ve evlerinin etrafındaki atıkları, çöpleri temizlemek için halk edilmiş. Fakat fare fazla çoğalınca Allah onun üzerine "vezir" olarak kediyi halk etmiş, kedi fare ile beslenerek onları azaltmakta. Burada yukarıdaki konuyu buna kıyas edersek, fare Allah'a karşı görevini yerine getirip sadık bir asker olarak terakki edince, kedilere yem olur. Onu kedi yiyince artık bir fare değil, aslan olmuştur (küçük aslan, yani kedi). Hayatına kedi olarak devam eder. Bu, en yüksek aslan olan, ormanların kralı gerçek aslana kadar gider. İki cihanın güneşi Hz. Muhammed Mustafa ise gerçek aslandır.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıra ve zekerallâhe kesîrâ.
Meali: “Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”
(Sadakallahül Azîm, Ahzâb Suresi, 21. Ayet)
Hz. Ayşe Annemiz'e Peygamberimizin ahlakı nasıldı diye sordular. Hz. Ayşe Annemiz, “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Peygamberin ahlakı Kur’an’dı.” buyurmuştur. (Hadis-i Şerif)
Aynı soru Peygamberimize de soruldu. O da Rabbimizden ilham ile şöyle cevap verdi:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.
Meali: “De ki: Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
(Sadakallahül Azîm, En‘âm Suresi, 162. Ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Ve inneke le alâ hulukın azîm.
Meali: “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”
(Sadakallahül Azîm, Kalem Suresi, 4. Ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn. İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn. Fe mâ yukezzibuke ba’du bid dîn. E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn.
Meali: “Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır. O halde bundan sonra sana dini yalanlatan nedir? Allah, hâkimlerin en güzel hüküm vereni değil midir?”
(Sadakallahül Azîm, Tîn Suresi, 4-8. Ayetler)
Burada da insanoğlu kemaline erince, hangi aslan onu yiyecek de o melekliğe terakki edecektir? Meleklikten önce cinlik, cinlikten sonra şeytanlık gelir. “Cin olmadan şeytan çarpmaya kalkma” diye bir söz vardır. İnsanın serüveni: Önce cin olarak devam edecek, daha sonra şeytan, daha sonra Müslüman şeytan, daha sonra da meleklik belki... Kat edebilirse o dereceleri. Terakki meselesi de bu şekildedir.
Meleklik vasfına da dört büyük melekten geçilmektedir: Azrail, İsrafil, Mikail ve en üst Cebrail. Ölmeden Azraillik vasfına geçemezsin. Seni bir yılan çiyan yemeden Azrail sıfatına giremezsin. Sonra İsrafil: Toz duman olmadan İsrafil olamazsın. Sonra Mikail: Rüzgârlık, tozu dumanı savuran rüzgâr olmak için önce toz toprak olup sonra savrulman lazım. Savuran olmak daha ötedir. Cebraillik en yüksek makamdır. Cebrail'in görevi neydi? İlham getirip götürmek. Yani uzaklara ve en derinlere ulaşabilen ses frekansı olabilmek.
---oOo---
Son olarak, dört ana unsur vardır: Toprak, su, hava ve ateş. Bu hafta üçüncü cemre toprağa düştü. Erken gelen ateş ve bahar. Birinci cemreler girdiğinde, sabahın soğuğunda dışarıda kumru sesi duydum, “hu hu” diyordu. Yani baharın habercileri buraya kadar gelmişler. Onlar magnetizmanın değiştiğini bilenlerdir. Buradaki baharı yaşayıp diğer bahara yetişmek için acele edenler, yoksa yetişemez, yavru çıkaramaz, yavrusunu büyütemez. Onlar biliyor baharın geldiğini. Artık öyle kar kış soğuk falan beklemeyin. Çünkü onların zamanında yavru çıkarması ve besleyip büyütüp başka bahara gitmesi lazım, yoksa soyları tükenir.
---oOo---
Rabbim, taksiratımızı, kusurlarımızı af buyursun.
Âmin, âmin, âmin...
---oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
“Allahım! Bizlere hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Batılı batıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.”
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn.
Âmin. El-Fâtiha maassalavât.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfiruke ve etûbu ileyk.
---oOo---
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 13 Ocak 2020 Pazartesi
(Kar©glan’ın 13 Ocak 2020 Vaazı)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ
Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim.
Ve li men hâfe makâme rabbihî cennetân.
Meali: Rabbinin makamından korkan kimseler için iki cennet vardır.
(Sadakallahül Azîm, Rahman Suresi, 46. Ayet)
---oOo---
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.”
(Hadis-i Şerif, Muvatta, Hüsnü’l-Hulk, 8; Ahmed b. Hanbel, 2/381)
"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."
---oOo---
Yolculuğumuza başlıyoruz:
Bu haftaki yazımızın konusuna Raşidi Tarikatı dersleri ile başlayacağız.
Kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlama videosu hazırlamıştık. Oradaki videoda şekeri karıştırırken 7 yerine 8 yapmışız. Herkes bizim takıldığımız yerde takılıp kalmış. İşte tsunami yine geldi. Raşidi Tarikatı mensuplarından kar ve yağmur yağması için kaseye su ve süt hazırlayan kimseler, askerlerimiz, aynı yerde 7 yerine 8 ya da 9 yapmışlar ki ayarı kaçmış. Sistem aynı Kabe'yi tavaf gibi olacak ve 7 defa sağdan sola ve 1 defa da soldan sağa demiştik. Yanlış yapınca işte tornado oluyor ve rüzgar daha da hızlı dönüyor. O yüzden tsunami oluşuyor.
“Hocanın dediğini tut da, yaptığını yapma.” derler. Benim oradaki videodaki yaptığım hata size tesir etmemeli. Siz söylediğimi yapacaksınız, dediğimi tutacaksınız: 7 defa sağdan sola, bir defa da soldan sağa. Ama siz ipin ucunu kaçırırsanız işte böyle tsunami olur. Çünkü o çevirme dalgayı oluşturuyor. Rüzgar 1 tur fazla dönerse işte böyle tsunami oluşur. Hata bende değil yani. Ben o an yapmışım ama, dediğimi tut, yaptığımı yapma.
---oOo---
Güneş Makamı Hakkında:
Bir derste Raşidi Tarikatı'nda Güneş Makamı hakkında bilgi vereceğiz. Artık yaz gelecek, bahardan yaza geçeceğiz. Güneş Makamındakilerce günde sadece 66.000 "Allah" zikri çekilir ve bir de Hizbül Kâsır çekilir ve sadece 40 gün çekilir. O makamdakilerin tesbihlerindeki orta müezzin kaldırılır ve tesbihin alt ortasına gelecek şekilde 6 tane boncuklu 1 çark ve kadran daha eklenir. Orta müezzin kaldırılır, oraya 6 boncuklu yeni çark eklenir, tesbihler o şekilde olur.
Güneş Makamına kimler çıkabilir?
- Erkekler: 25 Ağustos'tan Eylül'ün tamamı ve Ekim'in 21'ine kadar doğan erkekler Güneş makamında olan aslanlardır.
- Kadınlar: 21 Mart'tan sonra, Nisan'ın tamamı ve 19 Mayıs'a kadar doğan kadınlar Güneş makamına çıkabilir.
---oOo---
İnternet Cihazlarının Zararları ve 5G:
İnternet cihazlarında eski modemlerde, hatta yeni modemlerde "20 santimden yakın kafanızı yaklaştırmayın, vücudunuzu uzak tutun" yazması gerekiyor. Çünkü radyasyon yayıyor bu aletler. Önceden düşük miktarda yayıyordu, şu anda 5G'ye geçince telefonlar çok yüksek miktarda radyasyon yayıyor.
Radyasyon ve biz: Şu anda Kutup Yıldızı'nın yakınına doğru gidiyoruz. Çekim o şekilde ve kutuplar takla atacak dedik. İşte kutupların takla atması yani Güneş'in batıdan doğması, doğudan batması demek. O yüzden biz Kutup Yıldızı'na doğru gidiyoruz. Kutup Yıldızı ise bir radyasyon yıldızıdır. Ona hazırlanmak için şu anda radyasyon yemeye başlamamız gerekiyormuş. Şu anki aletlerin bu hali, yani dünya Kutup Yıldızı'nın yanına vardığımız zaman radyasyona alışmış olmamız, radyasyon yiyebilen, ondan etkilenmeyen insanlar olmamız için Allah'ın ayarladığı bir süreç. Ama şu anda insanlar alışkın olmadığı için radyasyon zarar vermekte.
Bunun zararından korunmak için keçe minder ya da koyun postu kullanın. Çünkü radyasyon bağırsaklardaki floraya zarar veriyor ve bağırsaklardaki suya da zarar verince suyu öldürüyor. Su ölünce bağırsaklar kuru kalıyor ve dışkı katı olunca bağırsaklarda yırtılma meydana geliyor. Bağırsak kültürünü yoğurtla tedavi etmek şu anda yeterli değil. 5G'ye geçince daha zararlı, daha yüksek radyasyon yayılacak ve radyasyon insandaki suyu öldürecek. O yüzden altınıza keçe minder, başınıza yün takke, ayağınıza yün çorap giyin.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) çölün sıcaklığından, yaz ve kışın yün çorap, yün takke giyermiş. Ve bir de deve yününden kendisine cübbe, hırka diktirmiş, onu da bir kere giymiş. Hutbe okurken birisi istemiş, yüzü tutmamış vermiş. İşte o Veysel Karanî'ye gelen cübbedir. Ondan sonra "Ya Resulallah, sana yenisini dikelim" demişler, fakat ömrü yetmemiş, ikincisinin bitmesine ömrü yetmemiştir. 2. cübbeyi de giyememiş Peygamberimiz.
İşte şu anda yün giyin: başınıza, ayağınıza yün takke ve çorap, sırtınıza yün elbise giymek radyasyonun etkisini azaltır ve telefonlardaki 5G ile modemlerin verdiği zararlara bir nevi engel olur. Çünkü yün iletken değildir, biyolojik yapıdadır ve iletken değildir. Vücuttaki suyun zarar görmesine de engel olur. Bilmeyenlere duyurulur. Şu anda keçecilik bitmiş, yeniden keçeciliği başlatın. Koyunları bitirmişler, koyunculuk biterse işte böyle olur.
Artık Kutup Yıldızı'na doğru gidiyoruz. Dünya ve evren döne döne Kutup Yıldızı'na doğru gittiğimiz için, Kutup Yıldızı'nın yerine vardığımız zaman bize çok yüksek radyasyon gelecekse, ona alışmamız gerekiyor. Şu anki sistemin bu şekilde gitmesi, Rabbimizin bizleri doğal seleksiyona götürdüğünü gösteriyor. Kutupların takla atması meselesi de bu şekildedir.
---oOo---
Kâinattaki Düzlem Teorisi:
(Kar©glan Raşit Hoca'nın Teorisi)
Yakın zamanda Güneş tutulması olmuştu. Dedik ki: Yıllardır bu Güneş ve ay tutulmalarından ne anladınız? Hiçbir şey anlamadık. "Ay Güneş'in önüne geldi, Güneş tutuldu. Güneş ayın önüne geldi, ay tutuldu" diye biliyoruz. Bu bize başka bir şey daha öğretiyor. Teorimiz bunu anlatıyor.
Her sistem, Güneş Sistemi gibi her sistem, bir düzlem üzerinde hareket ediyor. Mesela benim ayaklarım yere basıyor olduğu için bir düzlem üzerindeyim. Benim önüme arkadaşım Ahmet geldiği zaman, benim (Raşit Hoca) tutulmam olur. Çünkü siz beni göremezsiniz, önümde Ahmet olduğu için. Ben onun önüne gelirsem bu sefer Ahmet tutulması olur, onu göremezsiniz. Sebep: Ayaklarımız aynı düzlem üzerinde olduğu için bu tutulma böyle olur. Yoksa Ahmet 2 metre yukarıda olsa, ben aşağıda olsam, ben onun önüne geliyor gibi gelsem, Ahmet'in önünü kapatmam, o yüzden Ahmet tutulması olmaz.
Güneş sistemimizde Güneş ve ay tutulmasının sebebi de bir düzlem halinde hareket ettikleri içindir. Her sistemin kendine ait başka bir düzlemi var. Bizim Güneş Sistemimizin düzlemi başka, Sirius'un ki başka, Kutup Yıldızı'nın ki başka. Çünkü semaya hangi taraftan bakarsan bak, gökyüzü ve sema vardır. Brezilya'dan bakınca gökyüzü aşağı tarafta olur, o zaman onların gördüğü yıldızlar daha başka bir düzlem üzerindedir. Kanada'dan bakanların gördüğü yıldız daha başka bir düzlem üzerindedir. Her sistemin kendine ait düzlemi var.
Allah Teâlâ geleceği bize onlarla gösteriyor. Orada mesela sistemin içinde binlerce yıldız şu anda ölmekte olabilir. Çünkü Müslümanlık ve Müslüman âlemi bir sistem halindedir. Müslümanlardan şu anda ölenler, binlerce ölen olabilir ve binlerce Müslüman olarak dünyaya gelmiş çocuklar olabilir. Yani ölen yıldızlar ve doğan yıldızlar bir sistemin içindedir.
Kur'an'da Yusuf Suresi'nde Yusuf hakkında bahsedince "12 yıldız ve Güneş ve ay bana secde ettiler" diyor. 12 yıldızlı sistem kimin sistemi? Bizim yıldız sistemimiz 12 yıldızlı veya gezegenlidir. İsrailoğulları işte 12 yıldızlı sistemi temsil ediyor. 12 yıldız: Jüpiter, Mars, Venüs... ve en sondaki Müslümanlar ise Ramazan Yıldızı, 83 senede bir dönen Halley Yıldızı, en dıştan dönen yıldız. Muhammed (s.a.v) Hâtemü'l-Enbiya'dır ve Müslüman ümmeti en son ümmet değil mi? En son Muhammed Ümmeti geldi, ondan sonra Mehdi ve cemaati var, o da yine Müslümanlara bağlıdır.
Bizim sistemimizde 12 ay var (Ocak, Şubat, Mart gibi) ve günler ve aylar yukarıdaki gezegenleri temsil ediyor. 12 yıldız ve 12 burç var. Üstün ırk İsrailoğulları'nı temsil ediyor. Yusuf ve kardeşlerini ele aldığımızda hepimiz İsrailoğlu'yuz. Güneş ise Muhammed Mustafa'dır. Yukarı çıktığımızda İbrahim'e vardığımızda hepsi zaten birleşmiş olur. Zaten hepimiz İbrahim'den geliyoruz, ha İshak koluyuz, ha İsmail koluyuz. Yani hepimiz İbrahim milletiyiz, veyahut İsrailoğlu'yuz veya İsmailoğlu'yuz. Yukarıdan birleştiğimiz zaman üstte İbrahim olur. Sistem İsrail'den önce iki çataklıdır. Ağaçlarda erik, şeftali, armut çok çataklıdır ama kavak ve çam tek çataklıdır. Hz. İsa "bir"lerdendir, başka kardeşi yoktur. Çünkü İsa çam ağacına inecek diye çam ağacı süslüyorlar, çam ağacı tek çataklıdır yani "bir"lerdendir.
---oOo---
Paralel Evrenler ve Zamanda Yolculuk (4. Adım Teorimiz):
Sen bir kâinat ve evrensin. Senin sisteminde annen, anneannen, baban, deden, çocukların, kalemin, çantan, defterin, okuldaki arkadaşların, öğretmenlerin... hepsi senin sistemini oluşturan şeyler değil mi? Öyle olunca sana ait bir kâinat var. Sadece elin kolun değil, seni sen yapan mahallendeki bakkal amca da var onun içinde, yine takım elbiseni aldığın dükkân da var senin sisteminde. Hakeza... Öyle olunca herkesin kendine ait bir sistemi var. Paralel evrenler bu şekildedir.
Zamanda yolculukta ise, Allah geleceği devamlı yeniden yaratmaktadır. Dünkü sen var, bir de yarınki sen var. Dünün yarını biziz, dün ise evvelki günün yarını idi. Bugünün geleceği yarın, yarının geleceği ertesi gün. Öyle olunca Allah geleceği her an yeniden yaratmaktadır. Hızır (a.s) kıssasında anlatılan olayları değiştirme meselesi de, geleceğin her an değiştiğini, sadece bugünün değil dünün de değiştiğini gösterir. O yüzden geleceğe gitmek sorunludur. Eğer senin gittiğin gelecek değiştirildi ve yok edildiyse, sen arada kaybolursun, arafta kalırsın, ne geri dönebilir ne de ileri gidebilirsin. Bu da zamanda yolculuğu keşfedecek bilim adamlarına ışık tutacak bir bilgi olsun.
---oOo---
İnsanların Doğum Aylarına Göre Özellikleri:
İnsanlar doğum aylarına ve burçlarına göre ya sabah insanı ya da gece insanıdır. Yani ışıklı, aydınlık, yaz burçlu, sıcak tabiatlı insanlar ya da karanlık, soğuk ve gececi insanlar. Tarikatımızda zikir çekenlerden sonbahardan sonra doğanların (gece insanları) sonbahar zikrini, uzun zikri, öğleden sonra zikrini kolay çekmeleri, fakat yaz geldi mi sabah zikrini uzun çekmeleri zor olur, ama öğleden sonra çekecekleri zaman kolay olur. Çünkü onlar gece insanıdır, işlerini gece yaparlar, gece işleri onlara kolay gelir.
Gündüz insanları (sabahçılar) ise sonbahar geldi mi öğleden sonra uzun zikri çekmekte zorlanırlar. Onlar sabah insanı oldukları için öğleden sonra işlerini yapamazlar. O yüzden yaz burçluların kışın zikrinde tökezleme olması, kış burçlarının da yazın zikrinde tökezleme olması normaldir. Ama yine de gayret edin, çekmeye çalışın, bırakmayın sakın. Dönem dönem ve gündönümü size geldiğinde rahatlayacaksınızdır.
---oOo---
Cennet Nimetlerinden: Lafın Değeri
Bu Altın Çağ'ın, Hz. Mehdi vaktinin lafı, sözü de altın gibidir. Mesela bir sanatçı veya programcı, sadece laf alıp laf satıyor ve o para ile evini alıyor, maaşını alıyor, arabasını alıyor, evini geçindiriyor, evleniyor, bey gibi yaşıyor. Ne yapıyor? Laf alıp laf satıyor. Halbuki lafın bir ağırlığı yok, bir hacmi yok. Nasıl oluyor da altından daha değerli oluyor? Mehdi vakti olunca işte böyle laf ve söz bile altın gibi değerli oluyor. Gazali gibi birisi onlarca cilt kitap yazmış, fakat karnını doyuramamış. Adamın bir tanesi bugün bir kitap yazıyor ve milyonlar kazanıyor. Gazali gibi birisi karnını doyuramamış o yazdıklarıyla. Bugün işte yazmak da değerli, söylemek de değerli, laf da değerli. Yani vakit Mehdi vakti ve Altın Çağ, Cennet vaktidir.
Rabbim, inanan kullarına bu vaktin kıymetini ve değerini bilmeyi nasip etsin. Âmin.
---oOo---
Terakki (Yükselme) Meselesi:
Buğday önce un olup, sonra hamur ve beze olup da ekmek olunca, sonra biraz cehennemi tadıp fırına sürülünce, sonra fırıncıdan ya da ekmekçiden soframıza gelince, biz de onu bir şeylere katık yapıp yediğimiz zaman, işte buğday terakki etti ve hayatına, ben yediysem Raşit olarak devam etmeye başladı, Ahmet yediyse Ahmet olarak, köpek yediyse köpek olarak devam etmeye başladı.
Geçen videolarda ve vaazlarda bahsettiğimiz farenin yaratılma hikmeti: İnsanların ve evlerinin etrafındaki atıkları, çöpleri temizlemek için halk edilmiş. Fakat fare fazla çoğalınca Allah onun üzerine "vezir" olarak kediyi halk etmiş, kedi fare ile beslenerek onları azaltmakta. Burada yukarıdaki konuyu buna kıyas edersek, fare Allah'a karşı görevini yerine getirip sadık bir asker olarak terakki edince, kedilere yem olur. Onu kedi yiyince artık bir fare değil, aslan olmuştur (küçük aslan, yani kedi). Hayatına kedi olarak devam eder. Bu, en yüksek aslan olan, ormanların kralı gerçek aslana kadar gider. İki cihanın güneşi Hz. Muhammed Mustafa ise gerçek aslandır.
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıra ve zekerallâhe kesîrâ.
Meali: “Andolsun, Allah’ın Resûlü’nde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”
(Sadakallahül Azîm, Ahzâb Suresi, 21. Ayet)
Hz. Ayşe Annemiz'e Peygamberimizin ahlakı nasıldı diye sordular. Hz. Ayşe Annemiz, “Siz Kur’an okumuyor musunuz? Peygamberin ahlakı Kur’an’dı.” buyurmuştur. (Hadis-i Şerif)
Aynı soru Peygamberimize de soruldu. O da Rabbimizden ilham ile şöyle cevap verdi:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْ إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.
Meali: “De ki: Şüphesiz benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de âlemlerin Rabbi Allah içindir.”
(Sadakallahül Azîm, En‘âm Suresi, 162. Ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
Ve inneke le alâ hulukın azîm.
Meali: “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”
(Sadakallahül Azîm, Kalem Suresi, 4. Ayet)
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدِّينِ أَلَيْسَ اللَّهُ بِأَحْكَمِ الْحَاكِمِينَ
Lekad halaknâl insâne fî ahseni takvîm. Summe radednâhu esfele sâfilîn. İllâllezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn. Fe mâ yukezzibuke ba’du bid dîn. E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn.
Meali: “Andolsun ki biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik. Ancak iman edip salih amel işleyenler başka. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır. O halde bundan sonra sana dini yalanlatan nedir? Allah, hâkimlerin en güzel hüküm vereni değil midir?”
(Sadakallahül Azîm, Tîn Suresi, 4-8. Ayetler)
Burada da insanoğlu kemaline erince, hangi aslan onu yiyecek de o melekliğe terakki edecektir? Meleklikten önce cinlik, cinlikten sonra şeytanlık gelir. “Cin olmadan şeytan çarpmaya kalkma” diye bir söz vardır. İnsanın serüveni: Önce cin olarak devam edecek, daha sonra şeytan, daha sonra Müslüman şeytan, daha sonra da meleklik belki... Kat edebilirse o dereceleri. Terakki meselesi de bu şekildedir.
Meleklik vasfına da dört büyük melekten geçilmektedir: Azrail, İsrafil, Mikail ve en üst Cebrail. Ölmeden Azraillik vasfına geçemezsin. Seni bir yılan çiyan yemeden Azrail sıfatına giremezsin. Sonra İsrafil: Toz duman olmadan İsrafil olamazsın. Sonra Mikail: Rüzgârlık, tozu dumanı savuran rüzgâr olmak için önce toz toprak olup sonra savrulman lazım. Savuran olmak daha ötedir. Cebraillik en yüksek makamdır. Cebrail'in görevi neydi? İlham getirip götürmek. Yani uzaklara ve en derinlere ulaşabilen ses frekansı olabilmek.
---oOo---
Son olarak, dört ana unsur vardır: Toprak, su, hava ve ateş. Bu hafta üçüncü cemre toprağa düştü. Erken gelen ateş ve bahar. Birinci cemreler girdiğinde, sabahın soğuğunda dışarıda kumru sesi duydum, “hu hu” diyordu. Yani baharın habercileri buraya kadar gelmişler. Onlar magnetizmanın değiştiğini bilenlerdir. Buradaki baharı yaşayıp diğer bahara yetişmek için acele edenler, yoksa yetişemez, yavru çıkaramaz, yavrusunu büyütemez. Onlar biliyor baharın geldiğini. Artık öyle kar kış soğuk falan beklemeyin. Çünkü onların zamanında yavru çıkarması ve besleyip büyütüp başka bahara gitmesi lazım, yoksa soyları tükenir.
---oOo---
Rabbim, taksiratımızı, kusurlarımızı af buyursun.
Âmin, âmin, âmin...
---oOo---
أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ
“Allahım! Bizlere hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip eyle. Batılı batıl olarak göster ve ondan sakınmayı nasip eyle.”
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn.
Âmin. El-Fâtiha maassalavât.
سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ
Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfiruke ve etûbu ileyk.
---oOo---
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 13 Ocak 2020 Pazartesi
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
