Thread Rating:
  • 5 Vote(s) - 3.2 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Duanın Kabul Olması için Neler Yapmalıyız?
#1
Oku-1 
Duanın Kabul Olması için Neler Yapmalıyız?

Duanın kabul olması için

Sual: Kur'an-ı kerimde, (Dua edin, duanızı kabul ederim), hadis-i şerifte ise, (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten hayâ eder) buyurulduğu halde, bazı dualar niçin kabul olmuyor?
CEVAP
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.
Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!

Duanın kabul edilmesi için gereken şartlardan bir kısmı şöyle:
1- Haram lokmadan sakınmalıdır!
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]

Sad bin Ebi Vakkas hazretleri dedi ki: Ya Resulallah, dua buyur da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin! Cevabında buyurdu ki:
(Duanızın kabul olması için helal lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir’a]

Yine buyurdu ki:
(Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.) [Tergibüs-salât]

2- İtikadı düzgün olmalıdır.
Bid’at ehlinin duaları kabul olmaz. Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)
Âyet-i kerimenin, duanın tesir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızası için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.

3- Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak dua etmelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâya, kabul edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duayı kabul etmez.) [Şir’a]

4- Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]

İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkâr] dua edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur.) [İbni Neccar]
Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.

5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok dua etsin!) [Tirmizi]
Ebu İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabul edildiğini gören bir talebesi, (Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim) dedi. Buyurdu ki: (Duamın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.)

6- Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]

7- Yalvararak dua etmelidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gafil olan kalb ile yapılan dua makbul değildir.) [Tirmizi]

Hazret-i Davud zamanında kuraklık oldu. Halk dua etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.
Âlimlerden biri şöyle dua etti:
(Ya Rabbi, Kitabında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!)

İkinci âlimin duası da şöyle:
(Ya Rabbi, Kitabında köleleri, azat etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzurundayız. Bizleri azat eyle!)

Üçüncü âlim de şöyle dua etti:
(Ya Rabbi, Kitabında, kapımıza gelen saili kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sail olarak huzurundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!)

Duaları kabul olarak rahmet yağdı.

8- Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

9- Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.
Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]

10- İsm-i a’zam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.

Sual: Gafletle dua etmektense hiç dua etmemek daha iyi değil mi?
CEVAP
Gaflet içinde olduğunu söyleyerek, duayı bırakmak doğru değildir. Kalbine geldiği gibi dua etmek, ezberlediği duayı okumaktan daha iyidir. (Bezzâziyye)

Dua dinin direğidir. (Allahü teâlâ indinde duadan daha şerefli bir şey yoktur), (Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için dua edin! Çünkü dua, müminin silahıdır) hadis-i şerifleri duanın önemini açıkça bildirmektedir. Allahü teâlâdan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]

Başka bir hadis-i şerifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım.) [Mümin 60]

Hamd ve salevat
Sual: Dua ederken, hamd ve salevat gerekir mi?
CEVAP
Peygamber efendimize salevat getirmek duanın kabulüne vesiledir. Hamd duanın başı, salevat getirmek ise, kanatları gibidir. Duaya hamd ve Resulullah efendimize ve Onun âline ve eshabına salevat ile başlamalı, yani (Elhamdülillahi rabbil âlemîn, essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) demeli, sonunda da yine salevat okumalı, (Allahümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammed) demelidir. Resulullah efendimize okunan dua, yani salevat kabul olacağı için, kabul olmuş iki dua arasında edilen dualar da, kabul olur.

Duanın ve ibadetlerin kabul olması için...
Duaların ve herhangi bir amelin kabul olmasının şartları vardır. Bunlar, kişide iman, ilim, niyet, ihlâs olması ve kul hakkı bulunmamasıdır. Önce Ehl-i sünnet itikâdında olmak, sonra yapılacak ibadetin sıhhatinin şartlarını bilmek lazımdır.

Bir amelin, ibadetin sahih olması başka, kabul olması başkadır. İbâdetlerin sahih olmaları için, kendilerine mahsus şartları, farzları vardır. Bunlardan biri noksan olursa, o ibadet sahih olmaz, yani yapılmamış olur. Cezasından, azabından kurtulamaz. Sahih olup da, kabul olmayan ibadet için azap yapılmaz ise de, o ibadetin sevabına kavuşamaz. İbadetin kabul olması için, önce sahih olması, sonra bildirilen şartlarının bulunması da lazımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
“Bir kimse, Peygamberler gibi ibadet etse, fakat üzerinde çok az kul borcu olsa, bunu ödemedikçe Cennete giremez.”

Bu kimsenin duaları da kabul olmaz. İbni Hacer-i Mekkî hazretleri, Zevâcir kitabında buyuruyor ki:
“Bakara sûresi 188. âyetinde meâlen, (Ey müminler! Birbirinizin mallarını bâtıl yoldan yemeyin!) buyuruldu. Buradaki bâtıl yol, faiz, kumar, gasp, hırsızlık, hile, hıyânet, yalancı şahitlik, yalan yemin ederek aldatmaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Helâl yiyen, farzları yapıp, haramlardan sakınan ve insanlara zarar vermeyen bir Müslümân Cennete gidecektir.)

(Haram ile beslenen beden, ateşte yanar.)

(Şerrinden, zararından emîn olunmayan kimsenin, dîni, namazları, zekâtları, kendisine fayda vermez.)

(Üzerindeki cilbâbı haramdan gelmiş olan adamın namazları kabul olmaz.) [Zevâcir]

Müslüman olsun, gayrimüslim olsun, kimsenin malına, canına, ırzına saldırmamalı, kimseyi incitmemeli, herkesin hakkını ödemelidir. Kul hakkının en önemlisi ve azabı en çok olanı, akrabasına ve emri altında olanlara din bilgisi öğretmeyi terk etmektir. Onların ve bütün insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibâdetlerini yapmalarına mâni olanın İslâm düşmanı olduğu anlaşılır. Din düşmanı ve bid’at sahipleri ile arkadaşlık etmemeli, onların kitaplarını, gazetelerini okumamalı, radyolarını dinlememeli, televizyonlarını izlememelidir Sözünü dinleyenlere emr-i maruf yapmalıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyarak ve dağıtarak, bir de güler yüzle, tatlı dille, hâl ve hareketlerimizle örnek olarak emr-i maruf yapmalı, hiç kimse ile münakaşa etmemelidir. Güzel ahlâk ile süslenmeli, İslam dininin şânını, şerefini herkese göstermelidir...

Sual: Hasta bir kimsenin, doktora gitmesi, ilaç almasının yanı sıra, sadaka vermesi, dua etmesi, hastalığının iyi olmasında faydalı olur mu?
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep, sadaka vermek, yetmiş kerre “Estağfirullah min külli mâ kerihallah” duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) ve (Hastalıkların başı, çok yemektir. İlaçların başı, perhizdir) ve (Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurdu.

Gafletle edilen dua kabul olmaz
Sual: Kalben değil de, sadece dil ile söylenerek yapılan duaların faydası olmaz mı?
Cevap: Allahü teâlâ, dua etmeyi ve dua edeni sever. Peygamber efendimiz de;
(Dua etmek, ibadettir) buyurmuşlardır.

Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Dua etmenin de şartları vardır. Önce, günahlarına pişman olup, tövbe etmeli, istiğfar okumalı, sadaka vermeli, imanını ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, duanın kabul olacağına inanmalı, yüzü kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevat okumalı. Duayı üçten fazla söylemeli. Kabul olmadı diyerek, ümit kesmemeli, kabul oluncaya kadar, uzun zaman tekrar etmelidir. Haram yememeli, içmemeli, haram söylememelidir. Haram işlemek, kalbi bozar. Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Çok istiğfar okuyunuz! İstiğfar duası okumaya devam edeni, Allahü teâlâ hastalıklardan, her dertten korur. Hiç ummadığı yerden rızıklandırır.)

Duaların kabul olması için, okuyanın Müslüman olması, günahlarına tövbe etmesi, manasını bilerek, inanarak söylemesi lazımdır. Kararmış kalple yapılan dua kabul olmaz. Beş vakit namaza devam edenin kalbi temizlenir. Kalp söylemeden yalnız ağız ile yapılan duanın faydası olmaz. Dua ederken, kalp uyanık olmalı, kabul edileceğine inanmalıdır. Söylediğinden haberi olmayan gâfilin duası kabul olmaz. Kur’ân-ı kerim okunan yere, rahmet iner. Bu zaman yapılan duanın kabul olması çok umulur. Hadis-i şerifte;
(Duanın kabul olması için, iki şey lazımdır: Birincisi, duayı ihlas ile yapmalıdır. İkincisi, yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duası, hiç kabul olmaz) buyuruldu.

İmâm-ı Rabbânî hazretleri;
“Yalvararak, ağlayarak ve sığınarak, kırık kalple Allahü teâlâdan af ve afiyet dilemelidir. Duanın kabul olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle dua etmelidir” buyurmuştur.

Mübarek gecelerde, cuma günü ve gecesinde, seher vaktinde, Allah yolunda cihad ederken, her namazdan sonra, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzem suyu içince yapılan duaların kabul olduğu kitaplarda yazılıdır. Musibet anında yapılan dua da müstecabdır. Rahat ve huzur zamanlarında çok dua edenin, dert ve bela zamanlarındaki duaları çabuk kabul olur.

Sual: Yapılan duanın kabul olması için en çok neye dikkat etmelidir?
Cevap: Duanın kabul olması için helal yemelidir. Haram lokma yiyenin duası kırk gün kabul olmaz. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri;
-Ya Resûlallah, dua buyurun da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin, diye arz edince, Resûlullah efendimiz;
-Duanın kabul olması için, helal lokma yiyiniz! buyurdu. Bir hadîs-i şerifte de;
(Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur?) buyuruldu.

Sual: Duayı, yalnız namazlardan sonra toplu olarak mı yapmalıdır veya her zaman yalnız olarak da dua edilebilirse nelere dikkat edilmelidir?
Cevap: Duayı yalnız namazlardan sonra veya belli zamanlarda yapmak ve belli şeyleri ezberleyip okumak, şiir okur gibi dua etmek mekruhtur. Dua bitince, elleri yüze sürmek sünnettir. Resulullah efendimiz, tavaf yaparken, yemek yedikten sonra ve yatarken de dua ederdi. Bu dualarında kolları ileri uzatmaz ve ellerini yüzüne sürmezdi. Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Duaları ve istiğfarı, abdestli okumak müstehabtır. Bazılarının yaptıkları gibi, raksetmek, dönmek, el çırpmak, def, dümbelek, ney, saz çalmak söz birliği ile haramdır. Cemaatin imam ile birlikte, sessizce dua etmeleri efdaldir. Ayrı ayrı dua yapmaları ve dua etmeden kalkıp gitmeleri de caizdir.

Sual: Kitaplarda belli vakitlerde okunması bildirilen sure ve duaları, bildirilen o vakitlerde mi okumak gerekir?
CEVAP
Bu konuda Abdullah-i Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:
“Peygamber efendimizin bildirdiği âyet-i kerîmeleri ve duaları, belli vakitlerinde okumalıdır. Bunlar ve nafile namazlar, ihlas ile, huzuru kalb ile okunmazsa, sahih olmazlar, faydaları olmaz. Bunun için, bizler, farzlardan ve müekket sünnetlerden başka hiçbir şey okumayıp, nafile ibadet yapmayıp, önce her an Allahımızı zikrederek ve haramlardan sakınarak, kalblerimizi ve ahlakımızı temizlemeye çalışmalıyız!

Zamanımızda, her yeri küfür, inkâr, fısk ve bidat kapladı. Bu zamanda, Allahü teâlânın, her an hazır ve nazır olduğunu kalbe yerleştirmek çok güçleşti. Fakat, kalb hastalığından kurtulmaya yine çalışmak lazımdır. Bir kuş, semaya, göğe çıkmak için uçar da, semaya kavuşamazsa da, diğerlerinden yüksek olur ve kedilerin şerrinden azat olur, kurtulur.”


Ebu Süleyman Dârânî (rh.a) da şöyle buyuruyor: “Allah’tan bir şey isteyecek olan kimse önce salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin, en sonunda da salâvat-ı şerife ile duasını bitirsin. Çünkü salâvat-ı şerife makbul bir duadır ve yüce Allah iki makbul dua arasındaki dileği de keremiyle gözetecektir, bu O’nun şanındandır.”
 
  İhya-i Ulumiddin
Taberanî’nin el-Evsat’ta (h. no: 721) Hz. Ali’den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

    “Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua  mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çıkamaz).”

    Heysemi, bu hadisin senedinin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)

Benzer bir rivayeti Deylemi de Hz. Ali’den nakletmiştir. (bk. Deylami, h. no: 4754)

Hz. Peygamber (asm)'in kendisiyle ilgili övgülerini, büyüklüğünü ifade eden sözlerini, başka herhangi bir insanın sözleri gibi algılamamak gerekir. Çünkü onun sözleri Allah’ın elçisi olan bir kimsenin sözleridir. Onun sözleri heva ve hevesinden kaynaklanmaz, Allah’ın emir veya izni dairesinde ilahi vahye dayalıdır. (Necm, 53/3-4)

Mesela, şöyle buyuruyor:

    “Kıyamet günü bütün peygamberler de benim sancağım altında toplanır. Fakat / bunları söylerken benden taraf asla bir gurur ve böbürlenme yoktur.”

Demek ki, bunları bir elçi olarak ifade etmek durumundadır.

Salavat konusu da böyledir:

Kur’an’da Allah emrediyor:

    “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56)

Alimler bu ayetteki salavat emrinin özellikle namaz kılarken “teşehhüd”de farz veya mendub / sünnet olduğu konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Alimlerin büyük çoğunluğu bu emrin sünnet olduğunu söylerken, İmam Şafii gibi bazı alimler bunun farz olduğu kanaatindedir.

İster farz olsun, ister sünnet olsun, her iki durumda da konunun bir ibadet yönü vardır. Salavat da bir ibadettir. Ümmetinin her hususta yegâne rehberi olan Hz. Peygamber (asm), başka değişik farz veya sünnet konusunda muallimlik yaptığı ve  önemli bir sevap kaynağı olduğu gibi, Allah’ın rızasını kazandıran önemli bir ibadet şekli olan salavatın şeklini, ehemmiyetini, (sırf kendisiyle alakalı olduğu için) ihmal etmesi düşünülebilir mi?

Eğer meseleyi -haşa- bencillik olarak değerlendirirsek, bundan daha önemli olan konular ve ayetler vardır; onları nereye koyacağız? İşte bazı örnekler:

    “Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)

    “Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)

    “Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69)

    “Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)

    “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ, 4/65)

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Dua ettiğiniz zaman:”Allah’ım dilersen beni bağışla,dilersen rahmet et” demeyin.İsteyeceğinizi kesin bir şekilde belirtin….Zaten onu zorlayacak hiçbir güç yoktur.”

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Sizden biriniz dua ettiği  zaman,kabul olacağı hususunda büyük ümit beslesin.Zira onu kabul etmek Allah için kolaydır.”

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Dua ettiğiniz zaman,kabul olacağına inanarak Allah’a dua edin.Bilin ki gafletle yapılan duaları Allah kabul etmez.”

Duaya Besmele ile başlamak gerekir.Hemen arzu ettiğiniz şey  değil,önce besmele ile başlanmalı.

“Sübhnae Rabbiyel aliyyil a’lal vehhab.” üç kere okuyun.

Ardından salavat getirin..ve sonra ihtiyacınızı söyleyin….sonra yine salavat getirin…..Zira Yüce Allah iki taraftaki salavatları kabul ederken aradaki dileği kabul etmemesi,onun keremine yakışmaz….

Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:

“Dua ettimde halakabul olmadı”deyip acele etmedikçe yüce Allah duanızı kabul eder.Allah’tan çok isteyin.Zira siz Kerem sahibi olan Allah’ta istiyorsunuz..”

Allah dualarınızı kabul etsin…… Amin…

Salavatsız yapılan bütün dualar geçersiz mi?

Öncelikle ifade edelim ki, bazı hadislerde geçen şunu yapmayanın imanı olmaz, ibadeti olmaz, duası makbul olmaz gibi ifadeler, tamamen olmaz anlamında değil, aksine tam ve mükemmel anlamda kabul olmaz demektir. Örneğin;

    "Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz."(1)

mealindeki hadis-i şerifte geçen iman etmiş olmaz cümlesi, mükemmel bir imanı olmaz

Yoksa "kendisi için istemediğini mümin kardeşi için istemeyen kâfir olur" anlamında değildir. İmanın kemali açısından değerlendirilir. Kendisi için istediğini kardeşi için istemeyen kıskanç ve bencil kişi de böyle, mutlak manada kafir olur demek değildir, "kâmil bir iman sahibi değildir" demektir.

Aynen bunun gibi, salavatsız yapılan dualar da elbette duadır ve yapılabilir, ancak kâmil ve mükemmel bir dua için salavat da getirilir.

İşte bu hikmetten dolayı, sitemizdeki “salavatsız da duanın kabul olacağına dair” cevabımız bir ihtiyat payı olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bizim kendi yorumlarımızda çelişki yoktur.

Bu kısa bilgiden sonra bazı bilgileri ayet ve hadis kaynaklarına dayanarak takdim edeceğiz:

1. “Muhammed’e ve onun Al-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua perdelidir.”(2) anlamındaki hadis rivayetinde yer alan raviler, Heysemi’nin dediği gibi raviler “sika” yani güvenilir olmakla beraber, bazı ravilerin yaşlanınca hafıza zayıflığı nedeniyle hata edebileceği ifade edilmiştir. Bu açıdandır ki, Münavi gibi bir kısım büyük muhaddisler bu rivayeti zayıf kabul etmişlerdir.

2. Bu rivayetin senedi sağlam da olsa bir şekilde tevil etmeyi zorunlu kılan kuvvetli deliller vardır. Şöyle ki:

a) Mesela: Hz. Peygambere (s.a.v) asla salavat getirmeyen bazı Yahudi, Hristiyan ve daha başka gayrimüslimlerin bazı dualarının kabul edildiğine tarih şahitlik etmektedir.

b) Hz. Peygamber (asm) Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken tavsiyeleri arasında -dini, salavatı, söz konusu edilmeden- mazlumun duasının kabul olacağını haber veren ifadeler de vardır:

    “Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur.”(3)

c) “Kullarım beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.”(4) mealindeki ayette “Müslüman, mümin, takva sahibi, salavat getiren” gibi kayıtlar konmadan mutlak olarak “kullarım..” kavramının kullanılması bütün insanları içine almaya yöneliktir.

Elbette salih olmak gibi salavat duası da duaların kabulü için çok önemli bir vesiledir, bunda şüphe yoktur.

Nitekim rivayete göre Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

    “Zaman yaklaştığında (ahir zamanda) mümin kimsenin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz (hep doğru çıkar) Çünkü müminin rüyası nübüvvetin 46 cüzünden bir cüzüdür.”(5)

Hz. Muhammed (asm)’den sonra artık bir peygamber gelmeyeceği, ahir zamanda kıyamete yakın İslam’ın hakikatlerini ders veren gerçek din alimleri de çok azalacağı için, Allah merhametiyle -dinini yaşamak isteyen- müminleri rüyalar vasıtasıyla desteklemek üzere uyarır, müjdeler ve azarlar. Bu sebeple;

    “Müminin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz. Dili en doğru olanın rüyası da en doğru olur.”(6)

Demek ki, duanın kâmil anlamda makbul olması için salavat getirmek de önemli bir sebeptir, ancak salavat getirilmeden yapılan duaların geçersiz olmaz, her duanın mutlaka bir karşılığı olur.

Kaynaklar:

1) İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113.
2) bk. Taberani, Evsat: 721.
3) Buhari, no: h.no: 1496.
4) Bakara, 2/186.
5) Buhari, h.no: 7017.
6) bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, ilgili hadisin açıklaması.

Rahmân ve Rahîm olan Allah’in adiyla.
Alemlerin Rabbi Allah’a hamd, salât ve selâm Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s.), Âl-i Âbasi, Ehl-i Beyti ve Ashâbi üzerine olsun.

Allah Teala, bizim Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salât etmemiz sayesinde; nefsimizin tezkiyesi, günahlarimizin affi, Resullullah’in sefaati , dualarimizin kabul makamina ulasmasi, Kabrimizde ve Siratta bir nur, Meleklerin duasini kazanmak, fitratimiz için güzellik, Allah ve Resulüne (s.a.s.) yakin olmamiza vesile kilmistir.
                                                                                                                                                              *

Salâtin Ayet ve Hadisi seriflere göre feyz ve bereketi:


1~ Salât Etmek Cennete girise vesiledir:

Allah’u Teala, Nebi’ye (s.a.s.) salat etmeyi emrederek kendisi de ona salat etmektedir. Bu emri yerine getirmek Allah’a ve Resulüne itaattir.
‘’Bunlar, Allah’in sinirlaridir. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, onu altindan irmaklar akan, içinde ebedi kalacaklari cennetlere sokar. Iste büyük kurtulus ve mutluluk budur. ’’ Nisa /4-(13)
                                                                                                                                                          *
2 ~Salât Etmek Ilahî Emre Itaat Etmektir:

“Allah ve Resûlüne itaat eden, en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab-33-(71)
                                                                                                                                                          *
3~Salât Etmek Allah’in salat ve selamina hak kazanmaktir:

Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu:
“Kim bana bir salat ederse, Allah Teala ona on salat eder.”(12)
                                                                                                                                                          *
5~ Salât Etmek Meleklerin Rahmet Duasini kazanmaktir:

Amr Ibnu Rabi’a (r.a.) anlatiyor:
“Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:
“Bana salâvat okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duasi etmemis olsun. Bu, bana salâvat okudugu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az isterse çok yapsin!”(13)

Müminlerin Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salat etmesi, Allah ve meleklerinin de müminlere salat etmelerine sebep olur. Allah ve meleklerinin salati ise, müminleri karanliklardan nura çikarir.
“Öyle bir mâbuttur ki, sizi karanliklardan nura çikarmak için O ve melekleri size salat ederler’’(Ahzab-33-(43)
                                                                                                                                                      *
6~Salât Etmek Allah’a yakin olmaktir:

Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu:
“Kim bana bir kere salât ederse; Allah Teala ona on salât eder, on günahini siler, on kat derecesini artirir.” (14)
                                                                                                                                                      *
7~Salât Etmek Allah Teala’nin Merhamet ve Rizasini Kazanmaktir:

Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur:
“Sizin bana salat etmeniz, hacetlerinizin kabul olmasina sebep olur, Allah’i sizden razi eder ve amellerinizin temiz olmasini saglar.”(15)
‘’Allah’a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasiniz. ‘’(Al-i Imran/3(132)
“Bana salavat getiriniz ki Allah da size merhamet etsin.” (16)
                                                                                                                                                      *
8~Salât Etmek Resûlullah’a Yakin Olmaktir:

Resulullah (s.a.s) buyurdu:
“Kiyamet günü bana daha yakin olan, dünya hayatinda bana daha çok salat eden kimsedir.”(17)
                                                                                                                                                      *
9~ Salât Etmek Resûllah’in Sefaatina Vesiledir:

Resûlullah (s.a.s) söyle buyurdu;
“Kiyamet gününde bana en yakin olanlar ve sefaatime hak kazananlar, bana en çok salâvat getirenleridir.”(18)
*
10~Salât Etmek Kurtulus ve Mutluluga Ermektir:

Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur;
“Cebrail ile karsilastigimda bana söyle dedi:
‘’-Sana müjde ederim, Allah diyor ki:‘’Kim sana selâm verirse ben ona selâm veririm. Kim sana salât getirirse ben ona salât getiririm.”(19)
‘’Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse ve Allah’tan korkup O’ndan sakinirsa, iste ‘kurtulusa ve mutluluga’ erenler bunlardir.” ‘(Nur -24/(52)

                                                                                                                                                    *
11~Salât Etmek Günahlara Kefarettir:

Resûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustur;
“Kim bana bir salâvat getirirse, Allah Teala bu yüzden o kimseye on misli magfiret eder.”(20)
‘’Ki O ( Allah), amellerinizi islah etsin ve günahlarinizi bagislasin. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, artik o en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab/33 (71)

                                                                                                                                                  *
12~Salât Etmek Duanin kabul makamina Erismesine sebeptir:

Resûlullah (s.a.s) bu konuda sunlari buyurdu;
“Sizden biriniz Allah’tan bir dilekte bulundugu zaman evvela O’na, sanina lâyik tarzda hamd-ü sena etsin. Sonra Peygamber ve Âl-i beyti’ne salâvat getirsin. Çünkü, bu sûretle arzusuna daha kolay kavusur.”(21)

Namazdan sonra veya diger zamanlarda Allah’a dua edecek kimse;

(Elhamdü lillâhi Rabbil âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) desin.

“Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapilan her dua mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çikamaz).” (22)

“Dua eden kimse Peygamber ve Âl-i’ne salât etmedikçe duasi perdelenir, dergâh-i icabete vasil olmaz.” (23)

“Peygambere salavat getirilinceye kadar her dua kabul edilmeden bekletilir.” (24)

“Bana ve Âl-i beytime salat-ü selam getirmedikçe, dua, Cenab-i Hakk’a perdelidir.”(25)

Dipnot:
12~ (Sahih-i Müslim, c. 1, h. 70.)
13~(Imam Ahmed)
14~ (Es-Siracü’l-Münir, Beyhakî)
15~ (Cemal’ül-Üsbû’, s. 242)
16~ (Camiussagir – 5032) (Ibn-i Adiyy)
17~ (Tirmizî, Vitir 21) (Cami’ul-Ahbar, s. 67, f. 28, h. 6.)
18~ (Tirmizî, vitr/ 21)
19~ (Hâkim, Beyhâki)
20~ (Müslim, Salât, 70)
21~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)
22~ Heysemi, bu hadisin senedinin sahih oldugunu belirtmistir.(bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)
23~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)
24~(Deylemi)
25~(Taberani, Ibni Mesud’dan riv.)

Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe
Bismillahirrahmanirrahim
Ali (ra) rivayet ediyor. Resulullah (asm) şöyle buyurdular:Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe, duâ ile Allah arasında bir perde vardır.(Camiüssağir-4266)

Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Dua ibadettir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 23; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3, 41, Daavât 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Duâ 1)





Signing of Hamdullah
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Reply


Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)