YEŞİL BAŞLI SUNALAR VE OSMAN EFENDİMİZ
22 Aralık 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrâhîm
“Onlar, yalancı bir kan ile babalarına geldiler.
Yakub dedi ki: ‘Hayır, nefisleriniz size kötü bir işi güzel göstermiş.
Artık bana düşen güzel bir sabırdır.
Anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak Allah’tır.’”
“Allah işinde galiptir; fakat insanların çoğu bunu bilmez.
Yusuf olgunluk çağına ulaşınca, ona hikmet ve ilim verdik.
Biz muhsinleri işte böyle mükâfatlandırırız.”
(Yusuf Sûresi 18, 21 ve 22. ayetlerden)
Sadakallâhü’l-azîm.
Yusuf Aleyhisselâm’ın kardeşleri, onu öldürmeye kıyamamış, bir kuyuya atmışlardı. Babaları Yakub Aleyhisselâm’a da Yusuf’un öldüğü izlenimini vermek için gömleğine hayvan kanı sürerek gelmişlerdi.
Yakub Aleyhisselâm, bu hileye karşılık şöyle buyurdu:
“Hayır, nefisleriniz size bu işi güzel göstermiş. Bana düşen sabır-ı cemildir. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan yalnız Allah’tır.”
Allah Teâlâ her işte galiptir. Ancak insanların çoğu bunun farkında değildir. İnsan bazen bir kötülük yapar ve kazandığını zanneder. Oysa hakikatte galip gelen, İlâhî iradedir. Allah, insanların şer sandığı olaylardan bile büyük hayırlar çıkarır.
Hızır Aleyhisselâm’ın gemiyi delmesi görünüşte bir zarar gibi görünse de, ileride gemi sahibini büyük bir beladan korumuştur. Çocuğu öldürmesi de zahirde zor bir olaydır; fakat ana-babanın imanını korumaya yönelik İlâhî bir hikmettir. İşte bu, mikro plan ile makro plan arasındaki farktır. Galip olan daima Allah’tır.
Yusuf Aleyhisselâm’a daha çocuk yaşta hikmet ve ilimle hükmetme yeteneği verilmişti. Eğer bu lütuf olmasaydı, kuyudan çıkışı, zindandan kurtuluşu ve sonunda Mısır’a sultan oluşu mümkün olmazdı. Yakub Aleyhisselâm sabretmeseydi, Yusuf’a tekrar kavuşamazdı.
Kaybetmek, Kazanmanın İlk Basamağıdır
İnsan bazen kaybettiğini zanneder. Oysa bu hâl, çoğu zaman kazanmanın ilk basamağıdır. Âdem Aleyhisselâm ile Havva validemiz, cennette yasak meyveden yedikten sonra dünyaya indirildiler. Ancak tövbe edip Rabbine yönelince, yeniden cennete giden yolu buldular. Görünürde bir kayıp, hakikatte bir kazanca dönüştü.
Bu sebeple başınıza bir musibet geldiğinde, Yakub sünnetine sarılın ve şöyle deyin:
“Vallâhu gâlibun alâ emrihî, velâkin ekseren-nâsi lâ ya‘lemûn.”
“Allah emrinde galiptir; fakat insanların çoğu bunu bilmez.”
Sonra kıbleye yönelin ve:
“Bana düşen güzel bir sabırdır.” deyin. Sabredenlerden olun. Zamanla Rabbimizin, şer sandığınız bir olaydan nasıl hayır çıkardığını göreceksiniz.
Tövbe ve Pişmanlık
Bir şair şöyle der:
“Dağlar parçalansa çakıl olur;
Çakıllar birleşse dağ olur.”
Küçük günahlar, tövbe edilmezse birleşir ve büyük günahlara dönüşür. Büyük günahlar ise samimi tövbe ile parça parça olur; Allah’ın rahmet denizinde yıkanır.
Bu sebeple iki önemli sünneti öğreniyoruz:
Yakub sünneti: Sabır-ı cemil ve İlâhî takdire teslimiyet.
Âdem ve Havva sünneti: Günah sonrası gecikmeden tövbe etmek.
Hz. Osman Efendimiz’den Bir İbret
Rivayet edilir ki, bir veli Kâbe’yi tavaf ederken kör bir adamın şöyle dua ettiğini duyar:
“Ya Rabbi, beni affet; fakat affedilmeyeceğimi de biliyorum.”
Sebebi sorulduğunda adam başından geçen ibretli olayı anlatır. Bu olay bize şunu öğretir:
Zulüm, karşılıksız kalmaz. Hak, bazen dünyada, bazen ahirette mutlaka tecelli eder. Allah’ın adaleti şaşmaz.
Ameller Niyetlere Göredir
Resûlullah ﷺ buyurmuştur:
“Ameller niyetlere göredir.”
Dünyevî bir iş, niyetle ibadete dönüşebilir. Namazda dünya hareketleri namazı bozar; fakat günde beş vakit aynı hareketleri ibadet niyetiyle yapmak, insanı Allah’a yaklaştırır.
Sabırla karşılanan musibet de ibadet olur. Yanlış niyetle yapılan bir iş ise hayır olmaktan çıkar.
Yeşil Başlı Suna Benzetmesi
Yeşil başlı suna, eşine uyumuyla bilinir. Bu benzetme, edep ve itaati temsil eder. Hz. Osman Efendimiz’in haya, edep ve nezaketini anlatmak için kullanılan bir mecazdır.
İtaat; zorbalık değil, edep ve ahlâktır. Peygamber Efendimiz’in damadı olan Hz. Osman’ın zarafeti, onun en büyük şerefidir.
Mehdi’nin askerleri de rehberlerine edep ve teslimiyetle uymalıdır. Bu, şahısları küçültmek değil; nefsin terbiyesidir.
Dua ile Bitiriyoruz
Rabbim,
ahir zaman fitnelerinde bizleri istikametten ayırmasın.
Hak rehberi bulmayı, ona edep ile uymayı nasip etsin.
Sabırla musibetleri ibadete dönüştürebilmeyi lütfetsin.
El-Fâtiha ma‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems – 15 Şubat 2018
(Son düzenleme)
22 Aralık 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrâhîm
“Onlar, yalancı bir kan ile babalarına geldiler.
Yakub dedi ki: ‘Hayır, nefisleriniz size kötü bir işi güzel göstermiş.
Artık bana düşen güzel bir sabırdır.
Anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak Allah’tır.’”
“Allah işinde galiptir; fakat insanların çoğu bunu bilmez.
Yusuf olgunluk çağına ulaşınca, ona hikmet ve ilim verdik.
Biz muhsinleri işte böyle mükâfatlandırırız.”
(Yusuf Sûresi 18, 21 ve 22. ayetlerden)
Sadakallâhü’l-azîm.
Yusuf Aleyhisselâm’ın kardeşleri, onu öldürmeye kıyamamış, bir kuyuya atmışlardı. Babaları Yakub Aleyhisselâm’a da Yusuf’un öldüğü izlenimini vermek için gömleğine hayvan kanı sürerek gelmişlerdi.
Yakub Aleyhisselâm, bu hileye karşılık şöyle buyurdu:
“Hayır, nefisleriniz size bu işi güzel göstermiş. Bana düşen sabır-ı cemildir. Sizin anlattıklarınıza karşı yardımına sığınılacak olan yalnız Allah’tır.”
Allah Teâlâ her işte galiptir. Ancak insanların çoğu bunun farkında değildir. İnsan bazen bir kötülük yapar ve kazandığını zanneder. Oysa hakikatte galip gelen, İlâhî iradedir. Allah, insanların şer sandığı olaylardan bile büyük hayırlar çıkarır.
Hızır Aleyhisselâm’ın gemiyi delmesi görünüşte bir zarar gibi görünse de, ileride gemi sahibini büyük bir beladan korumuştur. Çocuğu öldürmesi de zahirde zor bir olaydır; fakat ana-babanın imanını korumaya yönelik İlâhî bir hikmettir. İşte bu, mikro plan ile makro plan arasındaki farktır. Galip olan daima Allah’tır.
Yusuf Aleyhisselâm’a daha çocuk yaşta hikmet ve ilimle hükmetme yeteneği verilmişti. Eğer bu lütuf olmasaydı, kuyudan çıkışı, zindandan kurtuluşu ve sonunda Mısır’a sultan oluşu mümkün olmazdı. Yakub Aleyhisselâm sabretmeseydi, Yusuf’a tekrar kavuşamazdı.
Kaybetmek, Kazanmanın İlk Basamağıdır
İnsan bazen kaybettiğini zanneder. Oysa bu hâl, çoğu zaman kazanmanın ilk basamağıdır. Âdem Aleyhisselâm ile Havva validemiz, cennette yasak meyveden yedikten sonra dünyaya indirildiler. Ancak tövbe edip Rabbine yönelince, yeniden cennete giden yolu buldular. Görünürde bir kayıp, hakikatte bir kazanca dönüştü.
Bu sebeple başınıza bir musibet geldiğinde, Yakub sünnetine sarılın ve şöyle deyin:
“Vallâhu gâlibun alâ emrihî, velâkin ekseren-nâsi lâ ya‘lemûn.”
“Allah emrinde galiptir; fakat insanların çoğu bunu bilmez.”
Sonra kıbleye yönelin ve:
“Bana düşen güzel bir sabırdır.” deyin. Sabredenlerden olun. Zamanla Rabbimizin, şer sandığınız bir olaydan nasıl hayır çıkardığını göreceksiniz.
Tövbe ve Pişmanlık
Bir şair şöyle der:
“Dağlar parçalansa çakıl olur;
Çakıllar birleşse dağ olur.”
Küçük günahlar, tövbe edilmezse birleşir ve büyük günahlara dönüşür. Büyük günahlar ise samimi tövbe ile parça parça olur; Allah’ın rahmet denizinde yıkanır.
Bu sebeple iki önemli sünneti öğreniyoruz:
Yakub sünneti: Sabır-ı cemil ve İlâhî takdire teslimiyet.
Âdem ve Havva sünneti: Günah sonrası gecikmeden tövbe etmek.
Hz. Osman Efendimiz’den Bir İbret
Rivayet edilir ki, bir veli Kâbe’yi tavaf ederken kör bir adamın şöyle dua ettiğini duyar:
“Ya Rabbi, beni affet; fakat affedilmeyeceğimi de biliyorum.”
Sebebi sorulduğunda adam başından geçen ibretli olayı anlatır. Bu olay bize şunu öğretir:
Zulüm, karşılıksız kalmaz. Hak, bazen dünyada, bazen ahirette mutlaka tecelli eder. Allah’ın adaleti şaşmaz.
Ameller Niyetlere Göredir
Resûlullah ﷺ buyurmuştur:
“Ameller niyetlere göredir.”
Dünyevî bir iş, niyetle ibadete dönüşebilir. Namazda dünya hareketleri namazı bozar; fakat günde beş vakit aynı hareketleri ibadet niyetiyle yapmak, insanı Allah’a yaklaştırır.
Sabırla karşılanan musibet de ibadet olur. Yanlış niyetle yapılan bir iş ise hayır olmaktan çıkar.
Yeşil Başlı Suna Benzetmesi
Yeşil başlı suna, eşine uyumuyla bilinir. Bu benzetme, edep ve itaati temsil eder. Hz. Osman Efendimiz’in haya, edep ve nezaketini anlatmak için kullanılan bir mecazdır.
İtaat; zorbalık değil, edep ve ahlâktır. Peygamber Efendimiz’in damadı olan Hz. Osman’ın zarafeti, onun en büyük şerefidir.
Mehdi’nin askerleri de rehberlerine edep ve teslimiyetle uymalıdır. Bu, şahısları küçültmek değil; nefsin terbiyesidir.
Dua ile Bitiriyoruz
Rabbim,
ahir zaman fitnelerinde bizleri istikametten ayırmasın.
Hak rehberi bulmayı, ona edep ile uymayı nasip etsin.
Sabırla musibetleri ibadete dönüştürebilmeyi lütfetsin.
El-Fâtiha ma‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems – 15 Şubat 2018
(Son düzenleme)
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
