Thread Rating:
  • 2 Vote(s) - 2.5 Average
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
GÜNEŞ BATIDAN DOĞMUŞTUR
#1
RasitTunca-4 
GÜNEŞ BATIDAN DOĞMUŞTUR
11 Kasım 2012 Pazar

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

İnne rabbekümüllahüllezî halakas semâvâti vel arda fî sitteti eyyâmin sümmesteva alel arşi, yugşîl leylen nehâre yatlubuhû hasîsen veşşemse vel kamere vennücûme müsahharâtin bi emrihî, elâ lehül halku vel emr, tebârekellâhü rabbül âlemîn. (A'râf Suresi, 54)

Sadakallahül azîm.

Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

"Muhakkak ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra (kâinatın idare düzeni olan) Arş'a istivâ etti. Geceyi gündüze bürüyüp örter. O, (geceyi) durmadan (gündüzü) kovalar. Güneş'i, Ay'ı ve yıldızları emrine boyun eğmiş vaziyette (yarattı). Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de yalnız O'na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir!" (A'râf Suresi, 54 - Meâlen)

Sadakallahül azîm.

Allahümme salli alâ Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ cedd-i Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ âl-i Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ ashâb-i Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ ümmet-i Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ beytil mevlûdi Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ şehr-i Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ asr-ı Muhammedinil emîn.
Allahümme salli alâ ehl-i beytihîl Mehdiyyi Muhammedinil emîn.
Ve sellim alâ şehril Mehdiyyi Muhammedinil emîn.
Ve sellim alâ asrı ve zamanı ve seneti ve sâatil Mehdiyyi Muhammedinil emîn.
Ve sellim teslîmen alâ cemîi rusüli rabbil âlemîne ve nebiyyi rabbil âlemîn.
Vel melâiketil mukarrebîn: Cebrâil, Mikâil, İsrâfil, Azrâil aleyhimüsselâm.
Ve melâiketi hameletil arşi vel kürsiyyî.
Vel Münkeri ven Nekîr.
Ve Ridvâne ve Mâlik.

Yolculuğumuza Başlıyoruz:
Eûzü billâhi, tebârekellezî bi yedihil mülk. Sadakallahül azîm.
"Mülk (ve her şeyin hükümranlığı) O'nun elindedir. O, ne yücedir!" (Meâlen)
Mülkün bereketi, O'nun kudret elindedir.
Yolculuğun bereketi ise, sağdan verip sağdan almaktadır. Bu bereket, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) seferi yoluna benzer. O, Mekke'den Medine'ye hicret ederken yönünü güneşe doğru tutmuş, böylece sağdan sola doğru bir yolculuk gerçekleştirmiştir. Yukarıda okuduğumuz âyet-i kerimede de buyrulduğu gibi, güneş sabitlendi ve diğerleri ona boyun eğdirildi. Tüm gezegenler, Ay ve yıldızlar onun emrine amade kılındı ve o da onları sağdan sola doğru döndürmektedir. Bizler güneş sistemine tabi olduğumuz için, yıldızlar da dâhil, hepimiz sağdan sola doğru bir hareket içindeyiz. Bu, sünnet olan bir istikamettir. Hz. Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) doğduğu evin yönü Kâbe'ye doğrudur; sırtı güneşe, yani doğuya dönüktür. Mekke sağında, Medine solunda kalacak şekilde, sağdan sola bir hicret gerçekleştirmiştir. Bu, tıpkı elektrik akımının sağdan sola doğru olması gibidir. Daha sonra hac için Medine'den Mekke'ye sefer ettiğinde ise, bu özel bir sefer olarak soldan sağa doğru bir yolculuk yapmıştır. İşte dünyada yolların sağından gidilmesinin hikmeti de bundandır. İnsanlar, farkında olmadan yolun sağından giderek sağdan sola doğru hareket etmiş olurlar. Bu, İngilizler ve onların sömürgeleri dışındaki tüm ülkelerde böyledir. Semadaki yıldızlar da sağdan sola döner. Ancak sadece İngiliz yıldızları ve onlara tabi olanların yıldızları soldan sağa doğru hareket eder. Elektronların kutbu da bununla alakalıdır.
"Sâid" kimseler, yani sâlih kişiler, "Ashab-ı Yemîn" olarak anılır. Onlar, iki cihanın güneşi olan Hz. Muhammed'e (s.a.v.) doğru dönerler ve istikametleri sağdan sola doğrudur; sağdan gelip sağdan giderler. Bu, Ashab-ı Yemin'in, yani hayır ehlinin yoludur. "Ashab-ı Şimal"in, yani şakîlerin ve cehennem ehlinin yolu ise bunun tersi istikamettedir; sırtını güneşe verip karanlığa doğru yapılan yolculuktur. Hz. Muhammed (s.a.v.), memleketi Mekke'ye dönerken bu yönü kullanmıştır.
İnsanlar, evlerinde dururken yönlerini güneşe, yani iki cihanın güneşi Hz. Muhammed'e (s.a.v.) doğru tutsunlar. O zaman işine, okuluna, fabrikasına, marketine giderken sağına mı yoksa soluna mı doğru gittiği belli olur. Yıldızı sağdan sola mı, yoksa soldan sağa mı dönüyor, anlaşılır. Evine, memleketine doğru gelirken aldığı yol soldan sağa doğru ise, yine Ashab-ı Yemin'dendir. Eğer hem gidiş hem dönüş yolculuğu soldan sağa doğru ise, o kişi Ashab-ı Şimal'dir, yani sol taraf ehlidir ve onun yıldızı ters istikamette dönmektedir.
Bizim bunu öğretmemiz, "Güneş batıdan doğdu" demektir. Her kim bunları görüp bildikten sonra tövbe edip yönünü düzeltmez, yönünü Hz. Muhammed'e ve onun getirdiği din İslam'ın hükümlerine çevirmezse, onun hükmü bellidir. O kimseler şimal ehlidir; karanlığa ve cehenneme doğru yol alanlardır. Varacakları yer cehennemdir. Her kim de bu sözümüzü duyduktan sonra yönünü düzeltir, Hz. Muhammed'e ve dinine tabi olursa, sâidler zümresine katılacaktır. Sâidlerin varacağı yer ise cennettir.
Allah (c.c.) cüz'i irade vermiştir. Artık iyiyi, doğruyu anlamak ve ona göre irade kullanmak size bırakılmıştır. Her kim kötü işlerini bırakıp güzel amellere yönelirse, yönünü düzeltti demektir. Bu, "Eviniz ters duruyorsa evinizi satın" demek değildir. Eğer sizler istikametinizi düzeltir, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) dinini seçer ve hükümlerine uyarsanız, hayrı hayır, şerri şer olarak bilirseniz, o zaman evinizi satıp taşınmadan da bu işin çözümü vardır. Peki nasıldır? Hadi biraz tefekkür ediniz.
Evet, ettiniz mi?
Yani, sizin eviniz ters duruyorsa, demek ki sizler Levh-i Mahfuz'da şakilerden yazılıymışsınız. Sonra yönünüzü düzeltince sâidlerden olacaksınız. Bu nasıl olur? Evden çıkarken sağa doğru çıkın ve en kısa yoldan tekrar işinize, okulunuza, fabrikanıza doğru dönün. Her ne kadar döneceğiniz yol uzak olsa da, bu sizi yormasın. Asıl cehennem yolunda kalırsanız, işte o zaman yorulursunuz.
Bir gün bir çocuk Abdülkâdir Geylânî'ye (k.s.) talebe oldu. Geylânî Hazretleri, ona nefsini terbiye etmenin yollarını anlatırken, önce karnındaki lokmanın, yani bedeni oluşturan hücrelerin temelinin doğru istikamette olması gerektiğini, az yiyip hücrelerini temizlemesi (riyazet) gerektiğini tavsiye etti. Çocuk bu hal üzere iken iyice zayıf düşüp benzi sarardı. Annesi bir gün ziyarete geldi. Oğlunu bu halde gören kadın hemen Abdülkâdir Geylânî'nin yanına gitti. Durumu şikâyet etmek isterken bir de baktı ki, Geylânî tavuk yemiş, kemiklerini sıralamış. Hiddeti arttı ve Geylânî'ye çıkıştı: "Ey Geylânî! Sen böyle et, pilav, tavuk yerken benim evladım iki arpa tanesiyle besleniyor. Bu revâ mıdır?" Bunun üzerine Geylânî cevap vermeden önce, tavuğun kemiklerini bir araya getirip "Kum bi-iznillah" dedi. Tavuk kalkıp kaçtı gitti. Geylânî de cevap verdi: "Senin oğlun da bu hali kazansın, istediğini yesin." Kadın özür dileyerek geri döndü.
Yani, ey insanoğlu! Eğer hata temelde ise, hatayı temelden düzeltmek gerekir. Eğer sizin yıldızınız bunca senedir ters istikamette yol aldıysa, onun hemen güneşe yakın olması zordur. Çünkü cüz'i iradesiyle yaptığı yanlış hareketler onu güneşten uzaklaştırmıştır ve gezegeni güneşe ters istikamette hareket ediyor demektir. Yönünü düzelttiğinde, onun yıldızı iki senede güneşin yanından dönen bir yıldız olmaz. Eğer yörüngesi en dışlardaysa, hareketini, amelini, fikrini, dinini düzelttiğinde güneş sisteminin yörüngesine girer. Bu sefer sırtı yerine, yönünü güneşe doğru tutar. Bu hal üzere devam ederse Ashab-ı Yemin'den olur ve yolu cennet yolu olur.
Yön bilmeyen, yol bilmeyen sürüklenir gider. Hz. Muhammed'i (s.a.v.) ve dinini yön ve yol bilen için, her ne kadar yol uzun olsa da sonunda selamet vardır.
Biz her hafta "Yolculuğumuza başlıyoruz" diye başlıyoruz. İşte bizim yolumuz Kur'an'a, sünnete, peygamberlere ve en başta Cenâb-ı Hakk'a doğrudur. Bundan başka yolu yol kabul edenlerin yolu yanlıştır ve Ashab-ı Şimal yoludur. Yani, yolu para olanın, Allah'a doğru değildir. Yolu kadın-kız olanın yolu yanlış yoldur. Yolu makam, mevki, saltanat olanın yolu yanlış yoldur. Her kim yoluna ve evine bakıp evi ters ise, yolu da ters demektir. Yolu düzeltmek için önce evi düzeltmek, evi düzeltmek için de temelin nereye atıldığına bakmak gerekir. Temel atılırken, yani anne-babası onu dünyaya getirmeden önce yaptıkları ameller, o kişinin temelinin doğru tarafa mı yanlış tarafa mı atıldığını gösterir. Olur ki temeliniz yanlış atılmış olabilir. Fakat sizler Mehdî'ye tabi olup yönünüzü düzeltirseniz, o zaman yönünüzü güneşe çevirin ve sağınıza doğru hareket etmeye gayret gösterin. Bunu yaparken bazı güçlükler olacaktır, bazen de böyle hareket etmeniz mümkün olmayacaktır. Onlar da sizin dikenleriniz olacaktır. Varsın öyle kalsın. Amma, dikeni çok olanın gülü az olur.
İşte, Allah Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bereketi elinde tutandır. Kur'an'da buyruluyor ki, onların elinin üstünde O'nun eli vardır. O'nun eli kimin elinin üstündeyse, onların elinde de bereket vardır.
İşte Zülkarneyn (a.s.) da elinde bereket olan bir zattı. Yani, Allah'ın eli onun elinin üstündeydi. O önce batıya, sonra doğuya, daha sonra da kuzeye doğru hareket etti ve orada karar kıldı. Onun yıldızının adı, kuzey kutbundaki Kutup Yıldızı'dır. O, bütün yolunu tamamlayıp durmuştur ve onun yıldızı sabittir, artık hareket etmez.
İşte, artık insanlar bu vaazımızdan sonra da İslam'a ve din-i mübine uymazlar, yönlerini ve yollarını düzeltmezlerse, bir daha da düzeltemezler. Onlar için güneş batıdan doğmuş olacaktır. Bundan sonraki kıyamet alameti, Zülkarneyn alameti olan Ye'cüc ve Me'cüc'ün çıkmasıdır. Bu da Kutup Yıldızı yerinden kayınca olacaktır. Yani, Zülkarneyn'in yıldızı yeniden hareket etmeye başlayınca, kıyametin saati en son çarkı döndürmeye başlayacak, kurma işlemi bitmiş olacak ve saat işlemeye başlayacak, kurulmanın tersine olan "geri sarılma/dürülme" başlayacaktır. Kuzey kutbundaki Kutup Yıldızı ilk sönen yıldız olacak, ondan sonra yıldızlar bir bir sönmeye başlayacak, en son Andromeda sönecek ve ondan sonra sıra güneşimize gelecektir.
İşte, Kutup Yıldızı'nın harekete geçmesi, ona tabi olan son ev sahibinin de yönünü ve yolunu sağdan sola doğru tutması ile olacaktır. Herkes yönünü tutunca... İsterseniz tutmayın, o zaman yolunuzu cehenneme doğru tutarsınız. Bu istikamet değiştirme sonucu Kutup Yıldızı hareket etmeye başlayacak, ondan sonra hiçbir şey sabit kalmayacaktır. Mehdi ve askerleri hakka, Deccal ve avenesi ise cehenneme doğru hareket edeceklerdir.
İşte "musahhar kıldık" demek budur; "onun emrine mecbur eyledik" demektir. Zamanın emiri, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) son dalı olan Mehdi de işte size bu yön tutma hikmetini öğretip, sizleri emre itaate mecbur kılmıştır. Her kim onun emrine itaat etmezse, cehennemin dibine doğru yol alacaktır.
Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuşlardır:
"Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğana kadar zikrullah ile meşgul olmak ve zikirle meşgul olanlarla oturmak, benim için İsmail (a.s.)'ın evladından dört zat azat etmekten daha hayırlıdır."
İşte, Kutup Yıldızı'nın hareket ettiğini görmek için, Mehdi askerleri şimal yıldızını seher vaktinde gözetsinler. Bu bir görev ve emirdir. Onun yerinden hareket etmeye başladığını gören haber versin. Artık o gün saat kurulmuş ve bitmiş demektir. Mehdi'ye tabi olacak son asker de Mehdi'ye tabi oldu ve gemiye bindi demektir. Ondan sonra Rabbim yolumuzu hayır eylesin. Gemi hareket eder ve kıyamete doğru gideriz. Son yolcuyu alınca, artık alınacak kimse kalmayınca, güneşler görevden terhis olur. Büyükler ve Mehdi askerleri önce vefat ederler, sonra sırayla müminler... En son yıldız da sönünce sûra üflenir. Rabbim sonda kalan biz Mehdi cemaatine yardım ve rahmet eylesin.
Ye'cüc ve Me'cüc'ün çıkmasına gelince; o, "Tebâreke" (Mülk) suresine geldik demektir. Bazı kimseler Kur'an'ın bu son iki cüzündeki sureleri ezbere bilir. Yani, ondan sonrası ezbere bilindiğinden hızlı okunur. Bu demek olur ki, artık ondan sonraki alametler birbiri ardına hızla gerçekleşir ve kıyamet kopar. İşte, Tebâreke suresindeki Ye'cüc ve Me'cüc alameti, suyun kesilmesidir. Deccal'ın son icadı, dünyada gittiği yerlerdeki suyu kurutacak, kalanını da Ye'cüc ve Me'cüc içecektir. Petrol yerine su ile giden araba icat olunca, anlaşılır ki Ye'cüc ve Me'cüc suyu içip bitiriyor. Yani, Ye'cüc ve Me'cüc, bu su ile giden arabayı icat eden iki kardeş ve onların yaptığı bu su kurutan arabanın dünyayı kaplamasıdır.
Rabbim, kâfir kâşiflerin kâfir icadından müminleri muhafaza eylesin.

El-Fâtiha maassalavât.

Başağaçlı Raşit Tunca

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 05 Şubat 2018 Salı





Signing of Hamdullah
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Reply


Forum Jump:


Users browsing this thread: 1 Guest(s)