İLM-İ LEDÜN (LEDÜNNÎ İLİM – KURAL DIŞI İLİM)
17 Kasım 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Ey peygamberler!
Temiz ve helâl olanlardan yiyin, salih ameller işleyin.
Şüphesiz Ben, yaptıklarınızı hakkıyla bilirim.
İşte bu ümmetiniz tek bir ümmettir ve Ben sizin Rabbinizim; öyleyse Bana karşı gelmekten sakının.
Fakat onlar işlerini aralarında parça parça ettiler; her grup kendi elindekine sevinmektedir.
Şimdi sen onları bir zamana kadar gafletleri içinde bırak.”
(Mü’minûn 51–54)
Sadakallâhü’l-azîm
Salât ve Selâm
Allah’ım!
Beyaz nurun sahibi Hz. Musa’ya salât eyle.
Yeşil nurun sahibi Hz. Muhammed’e salât eyle.
Hz. Musa’nın ashabına selâm olsun.
Hz. Muhammed’in ashabına selâm olsun.
Hz. Musa’nın ümmetinden iman edenlere selâm olsun.
Hz. Muhammed’in ümmetinden iman edenlere selâm ve selâmet olsun.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Hz. Musa (a.s.), kendi zamanında ilimde en ileri olduğunu düşündüğünde,
Allah Teâlâ ona vahyederek:
“Senden daha bilgili bir kulum vardır: Hızır” buyurdu.
Bunu duyan Hz. Musa, Hızır’ı tanımayı ve ondaki ilmi öğrenmeyi arzuladı.
Rabbine onu nerede bulacağını sordu ve kendisine iki denizin birleştiği yere gitmesi emredildi. Yanına Yûşa bin Nûn’u alarak yola çıktı.
Bu kıssa Müslümanların çoğunun bildiği bir hadisedir.
Bizim burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz husus şudur:
Yolculuk ve Yol Arkadaşı Sünnettir
Hz. Musa’nın yanına bir yol arkadaşı alması Musa sünnetidir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicrette Hz. Ebû Bekir ile yola çıkması ise Muhammedî sünnettir.
Yolculuğa en az iki kişi çıkmak sünnettir.
Yolculukta içlerinden birini emir seçmek sünnettir.
Karar anında emire itaat etmek gerekir.
İtiraz eden, Hz. Musa’nın Hızır’a itirazı gibi nasibini azaltır.
İtiraz, ilimden mahrum bırakır; özellikle ilm-i ledün kapısını kapatır.
Hicret ve Yön Meselesi
Peygamber Efendimiz hicrette Medine’ye gitmeden önce Sevr’e yönelmiştir.
Bu, hikmet gereği yapılan bir yön değişikliğidir.
Efendimiz imamdır; yönünü ümmete çevirir.
Namazdan sonra imamın cemaate dönmesi gibi…
Ancak Resûlullah’ın evi Kâbe’nin doğusunda olduğu için, onun duruşu bizimkine birebir benzemez. O ümmete döndüğünde Kâbe yine önündedir.
Bu sebeple, zamanın imamı olan Mehdi’nin yönü de ümmete doğrudur.
Ahir zaman ümmeti ise yönünü doğru ayarlamakla mükelleftir.
Geçen vaazda söylediğimiz “eviniz ters duruyorsa” ifadesi bu hikmete dayanır:
Önce sağa yönelmek, imtihandan geçmek, sonra asıl istikamete dönmek…
İtiraz Eden Kaybeder
Bu yol;
Hz. Musa–Hızır yolu,
Hz. Muhammed–Ebû Bekir yolu,
itaat ve edep yoludur.
İtiraz eden:
Yol arkadaşını kaybeder,
Ledünnî ilimden mahrum kalır.
Hz. Ebû Bekir gibi sadık olanlar ise hem ilmi alır hem menzile ulaşır.
Kâinat ve İtaat Düzeni
Bizler kâinatta yolcuyuz.
Güneşin emrine uymayan gezegen nasıl savrulursa,
rehbersiz kalan insan da savrulur.
Peygamber Efendimiz, Miraç’ta Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar Cebrâil ile yürüdü;
ondan ötesine yalnız geçti.
Biz de ahir zamanda:
Önce Mehdi’ye,
Onunla birlikte Hz. Muhammed’e (s.a.v.) uymakla mükellefiz.
Hakka vuslat, yalnızca Hz. Muhammed yoluyladır.
Bu yolu terk eden, şeytanın oyuncağı olur.
İlm-i Ledün ve Edep
Mehdi’ye itaat, bu yolun tamamına itaattir.
İtiraz eden, ilm-i ledün kapısından mahrum kalır.
Bazen emirler nefse ağır gelir;
tıpkı Hz. Musa’nın Hızır’a itirazı gibi…
İtiraz edilirse yol biter, rehber değişir.
Dua
Rabbim!
Bize edep üzere yol tutmayı,
rehberimize itaat etmeyi,
ilm-i ledün kapılarından nasip almayı lütfeyle.
İtirazla değil, teslimiyetle yürüyenlerden eyle.
El-Fâtiha me‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
17 Kasım 2012 – Cumartesi
Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
“Ey peygamberler!
Temiz ve helâl olanlardan yiyin, salih ameller işleyin.
Şüphesiz Ben, yaptıklarınızı hakkıyla bilirim.
İşte bu ümmetiniz tek bir ümmettir ve Ben sizin Rabbinizim; öyleyse Bana karşı gelmekten sakının.
Fakat onlar işlerini aralarında parça parça ettiler; her grup kendi elindekine sevinmektedir.
Şimdi sen onları bir zamana kadar gafletleri içinde bırak.”
(Mü’minûn 51–54)
Sadakallâhü’l-azîm
Salât ve Selâm
Allah’ım!
Beyaz nurun sahibi Hz. Musa’ya salât eyle.
Yeşil nurun sahibi Hz. Muhammed’e salât eyle.
Hz. Musa’nın ashabına selâm olsun.
Hz. Muhammed’in ashabına selâm olsun.
Hz. Musa’nın ümmetinden iman edenlere selâm olsun.
Hz. Muhammed’in ümmetinden iman edenlere selâm ve selâmet olsun.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Hz. Musa (a.s.), kendi zamanında ilimde en ileri olduğunu düşündüğünde,
Allah Teâlâ ona vahyederek:
“Senden daha bilgili bir kulum vardır: Hızır” buyurdu.
Bunu duyan Hz. Musa, Hızır’ı tanımayı ve ondaki ilmi öğrenmeyi arzuladı.
Rabbine onu nerede bulacağını sordu ve kendisine iki denizin birleştiği yere gitmesi emredildi. Yanına Yûşa bin Nûn’u alarak yola çıktı.
Bu kıssa Müslümanların çoğunun bildiği bir hadisedir.
Bizim burada özellikle dikkat çekmek istediğimiz husus şudur:
Yolculuk ve Yol Arkadaşı Sünnettir
Hz. Musa’nın yanına bir yol arkadaşı alması Musa sünnetidir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hicrette Hz. Ebû Bekir ile yola çıkması ise Muhammedî sünnettir.
Yolculuğa en az iki kişi çıkmak sünnettir.
Yolculukta içlerinden birini emir seçmek sünnettir.
Karar anında emire itaat etmek gerekir.
İtiraz eden, Hz. Musa’nın Hızır’a itirazı gibi nasibini azaltır.
İtiraz, ilimden mahrum bırakır; özellikle ilm-i ledün kapısını kapatır.
Hicret ve Yön Meselesi
Peygamber Efendimiz hicrette Medine’ye gitmeden önce Sevr’e yönelmiştir.
Bu, hikmet gereği yapılan bir yön değişikliğidir.
Efendimiz imamdır; yönünü ümmete çevirir.
Namazdan sonra imamın cemaate dönmesi gibi…
Ancak Resûlullah’ın evi Kâbe’nin doğusunda olduğu için, onun duruşu bizimkine birebir benzemez. O ümmete döndüğünde Kâbe yine önündedir.
Bu sebeple, zamanın imamı olan Mehdi’nin yönü de ümmete doğrudur.
Ahir zaman ümmeti ise yönünü doğru ayarlamakla mükelleftir.
Geçen vaazda söylediğimiz “eviniz ters duruyorsa” ifadesi bu hikmete dayanır:
Önce sağa yönelmek, imtihandan geçmek, sonra asıl istikamete dönmek…
İtiraz Eden Kaybeder
Bu yol;
Hz. Musa–Hızır yolu,
Hz. Muhammed–Ebû Bekir yolu,
itaat ve edep yoludur.
İtiraz eden:
Yol arkadaşını kaybeder,
Ledünnî ilimden mahrum kalır.
Hz. Ebû Bekir gibi sadık olanlar ise hem ilmi alır hem menzile ulaşır.
Kâinat ve İtaat Düzeni
Bizler kâinatta yolcuyuz.
Güneşin emrine uymayan gezegen nasıl savrulursa,
rehbersiz kalan insan da savrulur.
Peygamber Efendimiz, Miraç’ta Sidretü’l-Müntehâ’ya kadar Cebrâil ile yürüdü;
ondan ötesine yalnız geçti.
Biz de ahir zamanda:
Önce Mehdi’ye,
Onunla birlikte Hz. Muhammed’e (s.a.v.) uymakla mükellefiz.
Hakka vuslat, yalnızca Hz. Muhammed yoluyladır.
Bu yolu terk eden, şeytanın oyuncağı olur.
İlm-i Ledün ve Edep
Mehdi’ye itaat, bu yolun tamamına itaattir.
İtiraz eden, ilm-i ledün kapısından mahrum kalır.
Bazen emirler nefse ağır gelir;
tıpkı Hz. Musa’nın Hızır’a itirazı gibi…
İtiraz edilirse yol biter, rehber değişir.
Dua
Rabbim!
Bize edep üzere yol tutmayı,
rehberimize itaat etmeyi,
ilm-i ledün kapılarından nasip almayı lütfeyle.
İtirazla değil, teslimiyetle yürüyenlerden eyle.
El-Fâtiha me‘as-salavât
Başağaçlı Raşit Tunca
Portal
Forum
Search
Community 
Forum Statistics
Forum Team
Calendar
Members
