<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bizde Forum - Duymadiklarimiz]]></title>
		<link>https://bizdeforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Bizde Forum - https://bizdeforum.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 14 May 2026 16:39:03 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için hangi enerjiyi kullanır]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=35548</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:23:28 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=35548</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için hangi enerji kaynaklarından faydalanır?</span></span><br />
<br />
Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için çeşitli enerji kaynaklarından faydalanır. Kullandıkları enerji türü ve bu enerjiyi elde etme yöntemleri, uydunun büyüklüğüne, görev süresine ve yörüngesine göre değişir. İşte başlıca enerji kaynakları:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Güneş Enerjisi (En Yaygın Kullanılan)</span></span><br />
Günümüzdeki uyduların büyük çoğunluğu, enerji ihtiyacını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">güneş panelleri</span></span> (fotovoltaik paneller) aracılığıyla karşılar.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl çalışır?</span></span> Uydunun üzerine açılan geniş kanatlar şeklindeki bu paneller, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Avantajı:</span></span> Çok uzun ömürlüdür (15-20 yıl veya daha fazla).</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dezavantajı:</span></span> Güneş görmeyen bölgelerde (örneğin Dünya’nın gölgesinde) çalışamaz. Bu nedenle bu uyduların yanlarında mutlaka bir enerji depolama sistemi (batarya) bulunur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Radyoizotop Termoelektrik Jeneratörler (RTG)</span></span><br />
Güneş ışığının yeterince güçlü olmadığı <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">derin uzay</span></span> görevlerinde (Jüpiter, Satürn ötesi) veya yüzeyi tozla kaplı olan Mars gibi gezegenlerde kullanılır.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl çalışır?</span></span> Plutonyum-238 gibi radyoaktif malzemelerin bozunması sırasında açığa çıkan ısı, termoelektrik malzemeler sayesinde doğrudan elektriğe çevrilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Örnek:</span></span> Voyager 1 ve 2 (1977’de fırlatıldı, hâlâ çalışıyor), Perseverance Mars aracı, Cassini-Huygens (Satürn) bu sistemi kullanır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bataryalar (Enerji Depolama)</span></span><br />
Uydular, güneş panellerinden elde ettikleri enerjiyi, Dünya’nın gölgesinde kaldıklarında (yörünge periyodunun yaklaşık yarısı) kullanmak üzere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">şarj edilebilir bataryalarda</span></span> depolar.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genellikle</span></span> Lityum-iyon veya Nikel-Hidrojen bataryalar tercih edilir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Yakıt Hücreleri (Fuel Cells)</span></span><br />
Erken dönem uzay araçlarında (Apollo programı, Uzay Mekiği) kullanılmıştır. Hidrojen ve oksijenin kimyasal reaksiyonuyla elektrik üretir. Günümüzde uydularda nadiren kullanılır; daha çok insanlı uzay araçlarında yardımcı güç kaynağı olarak bulunur.<br />
Peki Hareket Enerjisi? (İtici Güç)<br />
Eğer sorunuz “uydular yörüngede nasıl kalır veya konumlarını nasıl korur?” ise, burada enerji kavramı biraz farklıdır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Uydular, <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">itki sistemi</span></span> (roket motorları) sayesinde yörünge düzeltmesi yapar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu sistemler için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">kimyasal itki gazları</span></span> (hidrazin gibi) veya <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">elektrikli itki sistemleri</span></span> (iyon motorları) kullanılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İyon motorları, güneş panellerinden aldığı elektrikle yakıtı (genellikle ksenon gazı) iyonlaştırarak çok verimli bir itiş sağlar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elektrik Enerjisi:</span></span> Çoğunlukla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneş Paneli + Batarya</span></span> ikilisi.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Derin Uzay (Güneşten uzak):</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Radyoizotop (RTG)</span></span> jeneratörleri.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hareket/Yörünge Kontrolü:</span></span> Kimyasal veya elektrikli itki sistemleri (yakıtlar).</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Günümüzde ticari haberleşme uyduları, GPS uyduları ve Dünya gözlem uydularının neredeyse tamamı, dev güneş panelleri sayesinde kendi enerjisini üretir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için hangi enerji kaynaklarından faydalanır?</span></span><br />
<br />
Yapay uydular, uzayda görevlerini sürdürebilmek için çeşitli enerji kaynaklarından faydalanır. Kullandıkları enerji türü ve bu enerjiyi elde etme yöntemleri, uydunun büyüklüğüne, görev süresine ve yörüngesine göre değişir. İşte başlıca enerji kaynakları:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Güneş Enerjisi (En Yaygın Kullanılan)</span></span><br />
Günümüzdeki uyduların büyük çoğunluğu, enerji ihtiyacını <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">güneş panelleri</span></span> (fotovoltaik paneller) aracılığıyla karşılar.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl çalışır?</span></span> Uydunun üzerine açılan geniş kanatlar şeklindeki bu paneller, güneş ışığını doğrudan elektrik enerjisine dönüştürür.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Avantajı:</span></span> Çok uzun ömürlüdür (15-20 yıl veya daha fazla).</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dezavantajı:</span></span> Güneş görmeyen bölgelerde (örneğin Dünya’nın gölgesinde) çalışamaz. Bu nedenle bu uyduların yanlarında mutlaka bir enerji depolama sistemi (batarya) bulunur.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Radyoizotop Termoelektrik Jeneratörler (RTG)</span></span><br />
Güneş ışığının yeterince güçlü olmadığı <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">derin uzay</span></span> görevlerinde (Jüpiter, Satürn ötesi) veya yüzeyi tozla kaplı olan Mars gibi gezegenlerde kullanılır.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nasıl çalışır?</span></span> Plutonyum-238 gibi radyoaktif malzemelerin bozunması sırasında açığa çıkan ısı, termoelektrik malzemeler sayesinde doğrudan elektriğe çevrilir.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Örnek:</span></span> Voyager 1 ve 2 (1977’de fırlatıldı, hâlâ çalışıyor), Perseverance Mars aracı, Cassini-Huygens (Satürn) bu sistemi kullanır.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Bataryalar (Enerji Depolama)</span></span><br />
Uydular, güneş panellerinden elde ettikleri enerjiyi, Dünya’nın gölgesinde kaldıklarında (yörünge periyodunun yaklaşık yarısı) kullanmak üzere <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">şarj edilebilir bataryalarda</span></span> depolar.</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genellikle</span></span> Lityum-iyon veya Nikel-Hidrojen bataryalar tercih edilir.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Yakıt Hücreleri (Fuel Cells)</span></span><br />
Erken dönem uzay araçlarında (Apollo programı, Uzay Mekiği) kullanılmıştır. Hidrojen ve oksijenin kimyasal reaksiyonuyla elektrik üretir. Günümüzde uydularda nadiren kullanılır; daha çok insanlı uzay araçlarında yardımcı güç kaynağı olarak bulunur.<br />
Peki Hareket Enerjisi? (İtici Güç)<br />
Eğer sorunuz “uydular yörüngede nasıl kalır veya konumlarını nasıl korur?” ise, burada enerji kavramı biraz farklıdır:</span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Uydular, <span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">itki sistemi</span></span> (roket motorları) sayesinde yörünge düzeltmesi yapar.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Bu sistemler için <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">kimyasal itki gazları</span></span> (hidrazin gibi) veya <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">elektrikli itki sistemleri</span></span> (iyon motorları) kullanılır.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">İyon motorları, güneş panellerinden aldığı elektrikle yakıtı (genellikle ksenon gazı) iyonlaştırarak çok verimli bir itiş sağlar.</span><br />
</li>
</ul>
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet</span></span></span><ul class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elektrik Enerjisi:</span></span> Çoğunlukla <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güneş Paneli + Batarya</span></span> ikilisi.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Derin Uzay (Güneşten uzak):</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Radyoizotop (RTG)</span></span> jeneratörleri.</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hareket/Yörünge Kontrolü:</span></span> Kimyasal veya elektrikli itki sistemleri (yakıtlar).</span><br />
</li>
</ul>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Günümüzde ticari haberleşme uyduları, GPS uyduları ve Dünya gözlem uydularının neredeyse tamamı, dev güneş panelleri sayesinde kendi enerjisini üretir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Telefonda Harf Heceleme Nasıl Yapılır? – Adınızı Doğru Şekilde Nasıl İletirsiniz?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=35547</link>
			<pubDate>Mon, 30 Mar 2026 16:00:26 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=35547</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Telefonda Harf Heceleme Nasıl Yapılır? – Adınızı Doğru Şekilde Nasıl İletirsiniz?</span></span><br />
<br />
Telefonda adınızı, adresinizi veya e-posta adresinizi harf harf söylemek her zaman kolay değildir. Pek çok harf telaffuz açısından birbirine benzer. Bu da sık sık yanlış anlaşılmalara ve harflerin hatalı algılanmasına yol açar. Neyse ki, hem Almanya’da hem de uluslararası görüşmelerde kullanılabilecek bir harf heceleme tablosu var. Böylece bundan sonra her zaman doğru anlaşıldığınızdan emin olabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu konuda şu başlıklara değineceğiz:</span></span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Geleceğin Heceleme Tablosu: Neler Değişiyor?</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme</span></span><br />
<br />
Almanca’da telaffuzu neredeyse aynı olan pek çok harf vardır. Örneğin *d* ile *t*, *b* ile *p* ya da *g* ile *k* sıklıkla karıştırılır. Bu yüzden birçok kişi harfleri “L wie Leopold” (Leopold’daki L gibi) gibi örnek kelimelerle açıklar. Ancak görüşme sırasında aklınıza hemen uygun bir örnek gelmeyebilir. Bu noktada Almanca harf heceleme tablosunu ezbere bilmek veya çıktı alarak telefonun yanında bulundurmak çok işe yarar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):</span></span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Harf</span></span> <span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örnek Kelime</span></span><br />
<br />
A Anton <br />
Ä Ärger <br />
B Berta<br />
C Cäsar <br />
D Dora <br />
E Emil <br />
F Friedrich <br />
G Gustav <br />
H Heinrich <br />
I Ida <br />
J Julius <br />
K Kaufmann <br />
L Ludwig <br />
M Martha  <br />
Ü Übermut<br />
N Nordpol <br />
O Otto<br />
Ö Ökonom <br />
P Paula<br />
Q Quelle <br />
R Richard <br />
S Samuel <br />
T Theodor <br />
U Ulrich <br />
V Viktor<br />
W Wilhelm <br />
X Xanthippe  <br />
Y Ypsilon <br />
Z Zacharias <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):</span></span><br />
<br />
A = Anton / B = Berta / C = Cäsar / D = Dora / E = Emil / F = Friedrich / G = Gustav / H = Heinrich / I = Ida / J = Julius / K = Kaufmann / L = Ludwig / M = Martha / N = Nordpol / O = Otto / P = Paula / Q = Quelle / R = Richard / S = Samuel / T = Theodor / U = Ulrich / V = Viktor / W = Wilhelm / X = Xanthippe / Y = Ypsilon / Z = Zacharias / Ä = Ärger / Ö = Ökonom / Ü = Übermut<br />
<br />
<br />
Bu tabloyu her zaman el altında bulundurmak isterseniz, çıktı alabileceğiniz bir sürümünü indirebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)</span></span><br />
<br />
Uluslararası görüşmeler için de standart bir harf heceleme alfabesi bulunur. Bu alfabe, özellikle havacılık, askeriye ve küresel iletişimde yaygın olarak kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Heceleme Tablosu:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color">Harf</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17b529;" class="mycode_color">Kod</span></span><br />
<br />
A Alfa <br />
B Bravo <br />
C Charlie <br />
D Delta <br />
E Echo <br />
F Foxtrot <br />
G Golf <br />
H Hotel <br />
I India <br />
J Juliett <br />
K Kilo <br />
L Lima <br />
M Mike <br />
N November <br />
O Oscar <br />
P Papa <br />
Q Quebec <br />
R Romeo <br />
S Sierra <br />
T Tango <br />
U Uniform <br />
V Victor <br />
W Whiskey<br />
X X-Ray <br />
Y Yankee <br />
Z Zulu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Heceleme Tablosu (ITU/ICAO/NATO):</span></span><br />
<br />
A = Alfa / B = Bravo / C = Charlie / D = Delta / E = Echo / F = Foxtrot / G = Golf / H = Hotel / I = India / J = Juliett / K = Kilo / L = Lima / M = Mike / N = November / O = Oscar / P = Papa / Q = Quebec / R = Romeo / S = Sierra / T = Tango / U = Uniform / V = Victor / W = Whiskey / X = X-Ray / Y = Yankee / Z = Zulu<br />
<br />
<br />
Bu tablonun çıktısını alarak uluslararası görüşmelerinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?</span></span><br />
<br />
Rakamlar Almanca’da bildiğimiz şekilde telaffuz edilir (0 = null, 1 = eins, …). Ancak özel karakterler konusunda işler biraz daha karmaşıklaşabilir. Çünkü birçoğunu günlük hayatta sık kullanmayız. Nokta, virgül, soru işareti gibi temel işaretler çoğumuzun aklındadır. Ama daha az kullanılan karakterler için aşağıdaki tablo size yol gösterecektir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karakter Almanca Söylenişi</span></span><br />
<br />
; Semikolon<br />
@ At-Zeichen / Klammeraffe<br />
„ Anführungszeichen (tırnak işareti)<br />
‘ Apostroph<br />
/ Schrägstrich<br />
\ Umgekehrter Schrägstrich<br />
( Runde Klammer links<br />
) Runde Klammer rechts<br />
[ Eckige Klammer links<br />
] Eckige Klammer rechts<br />
{ Geschweifte Klammer links<br />
} Geschweifte Klammer rechts<br />
° Gradzeichen<br />
* Sternchen / Asterisk<br />
# Rautezeichen<br />
§ Paragraphenzeichen<br />
~ Tilde<br />
^ Zirkumflex<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özel Karakterler ve Söylenişleri:</span></span><br />
<br />
; = Semikolon / @ = At-Zeichen / Klammeraffe / „ = Anführungszeichen / ' = Apostroph / / = Schrägstrich / \ = Umgekehrter Schrägstrich / ( = Runde Klammer links / ) = Runde Klammer rechts / [ = Eckige Klammer links / ] = Eckige Klammer rechts / { = Geschweifte Klammer links / } = Geschweifte Klammer rechts / ° = Gradzeichen / * = Sternchen / Asterisk / # = Rautezeichen / § = Paragraphenzeichen / ~ = Tilde / ^ = Zirkumflex<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Geleceğin Heceleme Tablosu: Neler Değişiyor?</span></span><br />
<br />
Mevcut harf heceleme tablosu, telefonda harf söyleme denildiğinde akla gelen ilk sistemlerden biri. Ancak Anton, Berta, Cäsar gibi isimlerle anılan bu sistemin bu yıl içinde değişmesi bekleniyor. Uzmanlar yeni bir versiyon üzerinde çalışıyor. Buna göre, harfler için artık kişi isimleri yerine şehir isimleri kullanılacak.<br />
<br />
Bu değişikliğin temel nedeni, mevcut tablonun Almanya’daki kültürel çeşitliliği yeterince yansıtmadığı görüşü. Hangi şehir isimlerinin kullanılacağı henüz netleşmiş değil, ancak ülkenin çeşitliliğini temsil eden şehirlerin tercih edileceği belirtiliyor. Yeni standartla ilgili taslak çalışmaların yılın üçüncü çeyreğinde yayımlanması bekleniyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Türk Dil Kurumu (TDK) Resmi Harf Kodlama Tablosu</span></span><br />
<br />
Resmi harf kodlama tablosu, Türk Dil Kurumu (TDK) ve resmi kurumların haberleşme standartlarında (telefon/telsiz) karmaşayı önlemek için kullanılır.<br />
A'dan Z'ye şehir isimleri veya yaygın kelimelerle harflerin netleştirildiği bu sistemde, özellikle J Jandarma, P Polatlı gibi yaygın kullanılan, standartlaşmış şehir bazlı kodlama tablosu aşağıdadır. <br />
Türkçe Resmi Harf Kodlama Listesi (Şehir Bazlı)<br />
<br />
    A: Ankara<br />
    B: Bursa<br />
    C: Ceyhan<br />
    Ç: Çanakkale<br />
    D: Denizli<br />
    E: Edirne<br />
    F: Fatsa<br />
    G: Giresun<br />
    Ğ: Yumuşak G<br />
    H: Hatay<br />
    I: Isparta<br />
    İ: İzmir<br />
    J: Jandarma<br />
    K: Kars<br />
    L: Lüleburgaz<br />
    M: Muğla<br />
    N: Niğde<br />
    O: Ordu<br />
    Ö: Ödemiş<br />
    P: Polatlı<br />
    R: Rize<br />
    S: Samsun<br />
    Ş: Şanlıurfa<br />
    T: Trabzon<br />
    U: Uşak<br />
    Ü: Ünye<br />
    V: Van<br />
    Y: Yozgat<br />
    Z: Zonguldak<br />
<br />
Kullanım Amacı: Bu sistem, telefonda isim, adres veya plaka kodlarken harflerin benzer seslerle (B-P, C-Ç, S-Ş gibi) karıştırılmasını engeller.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Telefonda Harf Heceleme Tablosunu indir  ve Yazıcında Bastır</span></span><br />
<br />
<img src="https://bizdeforum.com/images/Downloaden-Buttonlari/Buraya-TIKLA.gif" alt="Buraya-TIKLA" title="Buraya-TIKLA" class="smilie smilie_684" /></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bizdeforum.com/images/attachtypes/PDF-yi-indir.gif" title="Adobe Acrobat PDF" border="0" alt=".pdf" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197203" target="_blank" title="">Telefonda Harf Heceleme.pdf</a> (Dosya Boyutu: 176.91 KB / İndirme Sayısı: 11)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Telefonda Harf Heceleme Nasıl Yapılır? – Adınızı Doğru Şekilde Nasıl İletirsiniz?</span></span><br />
<br />
Telefonda adınızı, adresinizi veya e-posta adresinizi harf harf söylemek her zaman kolay değildir. Pek çok harf telaffuz açısından birbirine benzer. Bu da sık sık yanlış anlaşılmalara ve harflerin hatalı algılanmasına yol açar. Neyse ki, hem Almanya’da hem de uluslararası görüşmelerde kullanılabilecek bir harf heceleme tablosu var. Böylece bundan sonra her zaman doğru anlaşıldığınızdan emin olabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bu konuda şu başlıklara değineceğiz:</span></span><br />
</span><br />
<ol type="1" class="mycode_list"><li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?</span><br />
</li>
<li><span style="font-size: large;" class="mycode_size">    Geleceğin Heceleme Tablosu: Neler Değişiyor?</span><br />
</li>
</ol>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Almanca’da DIN 5009’a Göre Harf Heceleme</span></span><br />
<br />
Almanca’da telaffuzu neredeyse aynı olan pek çok harf vardır. Örneğin *d* ile *t*, *b* ile *p* ya da *g* ile *k* sıklıkla karıştırılır. Bu yüzden birçok kişi harfleri “L wie Leopold” (Leopold’daki L gibi) gibi örnek kelimelerle açıklar. Ancak görüşme sırasında aklınıza hemen uygun bir örnek gelmeyebilir. Bu noktada Almanca harf heceleme tablosunu ezbere bilmek veya çıktı alarak telefonun yanında bulundurmak çok işe yarar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):</span></span><br />
<br />
<span style="color: #005dc2;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Harf</span></span> <span style="color: #17b529;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Örnek Kelime</span></span><br />
<br />
A Anton <br />
Ä Ärger <br />
B Berta<br />
C Cäsar <br />
D Dora <br />
E Emil <br />
F Friedrich <br />
G Gustav <br />
H Heinrich <br />
I Ida <br />
J Julius <br />
K Kaufmann <br />
L Ludwig <br />
M Martha  <br />
Ü Übermut<br />
N Nordpol <br />
O Otto<br />
Ö Ökonom <br />
P Paula<br />
Q Quelle <br />
R Richard <br />
S Samuel <br />
T Theodor <br />
U Ulrich <br />
V Viktor<br />
W Wilhelm <br />
X Xanthippe  <br />
Y Ypsilon <br />
Z Zacharias <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Almanca Harf Heceleme Tablosu (DIN 5009):</span></span><br />
<br />
A = Anton / B = Berta / C = Cäsar / D = Dora / E = Emil / F = Friedrich / G = Gustav / H = Heinrich / I = Ida / J = Julius / K = Kaufmann / L = Ludwig / M = Martha / N = Nordpol / O = Otto / P = Paula / Q = Quelle / R = Richard / S = Samuel / T = Theodor / U = Ulrich / V = Viktor / W = Wilhelm / X = Xanthippe / Y = Ypsilon / Z = Zacharias / Ä = Ärger / Ö = Ökonom / Ü = Übermut<br />
<br />
<br />
Bu tabloyu her zaman el altında bulundurmak isterseniz, çıktı alabileceğiniz bir sürümünü indirebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Uluslararası Harf Heceleme (ITU/ICAO/NATO)</span></span><br />
<br />
Uluslararası görüşmeler için de standart bir harf heceleme alfabesi bulunur. Bu alfabe, özellikle havacılık, askeriye ve küresel iletişimde yaygın olarak kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Heceleme Tablosu:</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #005dc2;" class="mycode_color">Harf</span></span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #17b529;" class="mycode_color">Kod</span></span><br />
<br />
A Alfa <br />
B Bravo <br />
C Charlie <br />
D Delta <br />
E Echo <br />
F Foxtrot <br />
G Golf <br />
H Hotel <br />
I India <br />
J Juliett <br />
K Kilo <br />
L Lima <br />
M Mike <br />
N November <br />
O Oscar <br />
P Papa <br />
Q Quebec <br />
R Romeo <br />
S Sierra <br />
T Tango <br />
U Uniform <br />
V Victor <br />
W Whiskey<br />
X X-Ray <br />
Y Yankee <br />
Z Zulu<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Uluslararası Heceleme Tablosu (ITU/ICAO/NATO):</span></span><br />
<br />
A = Alfa / B = Bravo / C = Charlie / D = Delta / E = Echo / F = Foxtrot / G = Golf / H = Hotel / I = India / J = Juliett / K = Kilo / L = Lima / M = Mike / N = November / O = Oscar / P = Papa / Q = Quebec / R = Romeo / S = Sierra / T = Tango / U = Uniform / V = Victor / W = Whiskey / X = X-Ray / Y = Yankee / Z = Zulu<br />
<br />
<br />
Bu tablonun çıktısını alarak uluslararası görüşmelerinizde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Rakamlar ve Özel Karakterler Nasıl Hecelenir?</span></span><br />
<br />
Rakamlar Almanca’da bildiğimiz şekilde telaffuz edilir (0 = null, 1 = eins, …). Ancak özel karakterler konusunda işler biraz daha karmaşıklaşabilir. Çünkü birçoğunu günlük hayatta sık kullanmayız. Nokta, virgül, soru işareti gibi temel işaretler çoğumuzun aklındadır. Ama daha az kullanılan karakterler için aşağıdaki tablo size yol gösterecektir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karakter Almanca Söylenişi</span></span><br />
<br />
; Semikolon<br />
@ At-Zeichen / Klammeraffe<br />
„ Anführungszeichen (tırnak işareti)<br />
‘ Apostroph<br />
/ Schrägstrich<br />
\ Umgekehrter Schrägstrich<br />
( Runde Klammer links<br />
) Runde Klammer rechts<br />
[ Eckige Klammer links<br />
] Eckige Klammer rechts<br />
{ Geschweifte Klammer links<br />
} Geschweifte Klammer rechts<br />
° Gradzeichen<br />
* Sternchen / Asterisk<br />
# Rautezeichen<br />
§ Paragraphenzeichen<br />
~ Tilde<br />
^ Zirkumflex<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">VEYA</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özel Karakterler ve Söylenişleri:</span></span><br />
<br />
; = Semikolon / @ = At-Zeichen / Klammeraffe / „ = Anführungszeichen / ' = Apostroph / / = Schrägstrich / \ = Umgekehrter Schrägstrich / ( = Runde Klammer links / ) = Runde Klammer rechts / [ = Eckige Klammer links / ] = Eckige Klammer rechts / { = Geschweifte Klammer links / } = Geschweifte Klammer rechts / ° = Gradzeichen / * = Sternchen / Asterisk / # = Rautezeichen / § = Paragraphenzeichen / ~ = Tilde / ^ = Zirkumflex<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4. Geleceğin Heceleme Tablosu: Neler Değişiyor?</span></span><br />
<br />
Mevcut harf heceleme tablosu, telefonda harf söyleme denildiğinde akla gelen ilk sistemlerden biri. Ancak Anton, Berta, Cäsar gibi isimlerle anılan bu sistemin bu yıl içinde değişmesi bekleniyor. Uzmanlar yeni bir versiyon üzerinde çalışıyor. Buna göre, harfler için artık kişi isimleri yerine şehir isimleri kullanılacak.<br />
<br />
Bu değişikliğin temel nedeni, mevcut tablonun Almanya’daki kültürel çeşitliliği yeterince yansıtmadığı görüşü. Hangi şehir isimlerinin kullanılacağı henüz netleşmiş değil, ancak ülkenin çeşitliliğini temsil eden şehirlerin tercih edileceği belirtiliyor. Yeni standartla ilgili taslak çalışmaların yılın üçüncü çeyreğinde yayımlanması bekleniyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff4136;" class="mycode_color">Türk Dil Kurumu (TDK) Resmi Harf Kodlama Tablosu</span></span><br />
<br />
Resmi harf kodlama tablosu, Türk Dil Kurumu (TDK) ve resmi kurumların haberleşme standartlarında (telefon/telsiz) karmaşayı önlemek için kullanılır.<br />
A'dan Z'ye şehir isimleri veya yaygın kelimelerle harflerin netleştirildiği bu sistemde, özellikle J Jandarma, P Polatlı gibi yaygın kullanılan, standartlaşmış şehir bazlı kodlama tablosu aşağıdadır. <br />
Türkçe Resmi Harf Kodlama Listesi (Şehir Bazlı)<br />
<br />
    A: Ankara<br />
    B: Bursa<br />
    C: Ceyhan<br />
    Ç: Çanakkale<br />
    D: Denizli<br />
    E: Edirne<br />
    F: Fatsa<br />
    G: Giresun<br />
    Ğ: Yumuşak G<br />
    H: Hatay<br />
    I: Isparta<br />
    İ: İzmir<br />
    J: Jandarma<br />
    K: Kars<br />
    L: Lüleburgaz<br />
    M: Muğla<br />
    N: Niğde<br />
    O: Ordu<br />
    Ö: Ödemiş<br />
    P: Polatlı<br />
    R: Rize<br />
    S: Samsun<br />
    Ş: Şanlıurfa<br />
    T: Trabzon<br />
    U: Uşak<br />
    Ü: Ünye<br />
    V: Van<br />
    Y: Yozgat<br />
    Z: Zonguldak<br />
<br />
Kullanım Amacı: Bu sistem, telefonda isim, adres veya plaka kodlarken harflerin benzer seslerle (B-P, C-Ç, S-Ş gibi) karıştırılmasını engeller.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Telefonda Harf Heceleme Tablosunu indir  ve Yazıcında Bastır</span></span><br />
<br />
<img src="https://bizdeforum.com/images/Downloaden-Buttonlari/Buraya-TIKLA.gif" alt="Buraya-TIKLA" title="Buraya-TIKLA" class="smilie smilie_684" /></span><br /><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://bizdeforum.com/images/attachtypes/PDF-yi-indir.gif" title="Adobe Acrobat PDF" border="0" alt=".pdf" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197203" target="_blank" title="">Telefonda Harf Heceleme.pdf</a> (Dosya Boyutu: 176.91 KB / İndirme Sayısı: 11)
<!-- end: postbit_attachments_attachment -->]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Merak edilen konular ile ilgili çeşitli sual ve cevaplar]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34008</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:42:42 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34008</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Merak edilen konular ile ilgili çeşitli sual ve cevaplar</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>Bazı kimseler, gökten ağır, zehirden acı olan nedir diye sorular sorarak, karşısındakini mahcup etmek istemektedirler. Gerçekten böyle sorular sorulmuş mu ve bunların cevapları var mıdır?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Bu tip sorular, hazret-i Ali’ye de sorulmuş. Hatta hazret-i Ali'ye daha fazlası da sorularak; “Gökten ağır, yerden geniş, denizden engin, ateşten sıcak, taştan katı, zemherirden soğuk ve zehirden acı olan nedir” diye sorulmuş. Hazret-i Ali de cevaben;<br />
 “Gökten ağır olan, temiz bir kimseye iftira etmektir. Yerden geniş olan; Hak, doğru olan şeydir. Denizden engin olan, kanaat eden kalptir. Ateşten sıcak olan, zulüm eden sultandır. Taştan katı olan, münafığın kalbidir. Zemherirden soğuk olan; levm eden, kınayan kimseye ihtiyacını arz etmektir. Zehirden acı olan da, sabır etmektir” buyurmuşlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>Hafızı dinlemek ve kitabı da okumak için kiralamak uygun olur mu?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Bu konuda Hülâsada deniyor ki: “Dinlemek için hafızı ve okumak için kitabı kiralamak caiz değildir.” Kur’ân-ı kerim öğreten hocaya hediye vermek lazımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Merak edilen konular ile ilgili çeşitli sual ve cevaplar</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>Bazı kimseler, gökten ağır, zehirden acı olan nedir diye sorular sorarak, karşısındakini mahcup etmek istemektedirler. Gerçekten böyle sorular sorulmuş mu ve bunların cevapları var mıdır?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Bu tip sorular, hazret-i Ali’ye de sorulmuş. Hatta hazret-i Ali'ye daha fazlası da sorularak; “Gökten ağır, yerden geniş, denizden engin, ateşten sıcak, taştan katı, zemherirden soğuk ve zehirden acı olan nedir” diye sorulmuş. Hazret-i Ali de cevaben;<br />
 “Gökten ağır olan, temiz bir kimseye iftira etmektir. Yerden geniş olan; Hak, doğru olan şeydir. Denizden engin olan, kanaat eden kalptir. Ateşten sıcak olan, zulüm eden sultandır. Taştan katı olan, münafığın kalbidir. Zemherirden soğuk olan; levm eden, kınayan kimseye ihtiyacını arz etmektir. Zehirden acı olan da, sabır etmektir” buyurmuşlardır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>Hafızı dinlemek ve kitabı da okumak için kiralamak uygun olur mu?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Bu konuda Hülâsada deniyor ki: “Dinlemek için hafızı ve okumak için kitabı kiralamak caiz değildir.” Kur’ân-ı kerim öğreten hocaya hediye vermek lazımdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tecrübenin önemi]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34007</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:40:55 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34007</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecrübenin önemi</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>(Tecrübe, yenilen kazıkların bileşkesidir) demek doğru mudur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Hoş bir ifade değildir. (Tecrübe, yapılan hatalardan çıkarılan ders, kulağa küpe edilen öğüttür) gibi bir şey demek daha uygundur. Tecrübe önce zarara sokar, sonra dersini verir. Tecrübe faydalıdır, ama masrafı çoktur. Tecrübeyle bir zarara uğranır, ama tecrübesi yanına kâr kalır. <br />
Akıllı, kendi sıkıntıya girmeden, zarara uğramadan başkalarının ve yaşlıların tecrübelerinden faydalanır. Kendi başına da gelmesini beklemeden onların tecrübelerini uygular. Bu konuda ibretli bir masal şöyledir:<br />
Tilki, kurt ve aslan, birlikte ava çıkarlar. Bir tavuk, bir kuzu, bir de dana yakalayıp getirirler. Ormanların kralı aslan, kurda emreder:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haydi, avları âdilane taksim et!</span><br />
Kurt peki der:<br />
- Dana kralımızın, kuzu kurdun, tavuk da tilki kardeşin…<br />
Aslan, kurda bir pençe vurur, kurt, ağzı kanlar içinde yere yatar. Sonra tilkiye döner:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haydi, sen âdilane bölüştür!</span><br />
Tilki baş üstüne kralım der:<br />
- Tavuk, kralımızın sabah kahvaltısıdır, kuzu öğle, dana da akşam yemeğidir.<br />
Aslan memnuniyetle gülümser, tilkiye sorar:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kadar âdilane taksimi kimden öğrendin?</span><br />
Kurnaz tilki, yerde al kanlar içinde yatan kurdu gösterip der ki:<br />
- Efendim, işte şu yerde yatan kırmızı kurdeleli kurt kardeşten öğrendim.<br />
Demek ki başkalarının başına gelen acı olaylardan gerekli dersleri alıp, biz de aynı hataya düşmemeliyiz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir delikten iki kere ısırılmak</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Bir komşumuzla ailece çok iyiydik. Fakat komşu, yabancıların teşvikleriyle, dedemi işinden edip, kendisi aynı yere geçmek için, bize birçok komplo kurdu. Çok zarara uğradık. Dedem, durumu görünce, onlara karşı tavır aldı. Gizli planları açığa çıkınca, ailece geldiler, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Zaman kavga zamanı değil, kardeşlik zamanıdır)</span></span> diyerek dedemle barışmak istiyorlar. Dedem de, tedbirli hareket ediyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bunlar, yine bir numara yapabilirler. Bunlara acıyıp yerimizi verirsek, acınacak hâle düşeriz)</span> diye endişe ediyor. Çünkü hâlâ, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Bunlarla barışmakta dinen bir mahzur var mıdır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Barışmanın mahzuru olmaz. Ancak teyakkuzda bulunmak şarttır. Mümin, tedbiri elden bırakmamalı, yeni komplolara kurban gitmemelidir. Şuurlu mümin, başına gelen olaydan ders alır, ikinci defa aynı hataya düşmez. Bu konuda bir hadis-i şerif:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mümin, bir delikten iki defa ısırılmaz.)</span> [Buhârî, Müslim]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tecrübenin önemi</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual: </span>(Tecrübe, yenilen kazıkların bileşkesidir) demek doğru mudur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Hoş bir ifade değildir. (Tecrübe, yapılan hatalardan çıkarılan ders, kulağa küpe edilen öğüttür) gibi bir şey demek daha uygundur. Tecrübe önce zarara sokar, sonra dersini verir. Tecrübe faydalıdır, ama masrafı çoktur. Tecrübeyle bir zarara uğranır, ama tecrübesi yanına kâr kalır. <br />
Akıllı, kendi sıkıntıya girmeden, zarara uğramadan başkalarının ve yaşlıların tecrübelerinden faydalanır. Kendi başına da gelmesini beklemeden onların tecrübelerini uygular. Bu konuda ibretli bir masal şöyledir:<br />
Tilki, kurt ve aslan, birlikte ava çıkarlar. Bir tavuk, bir kuzu, bir de dana yakalayıp getirirler. Ormanların kralı aslan, kurda emreder:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haydi, avları âdilane taksim et!</span><br />
Kurt peki der:<br />
- Dana kralımızın, kuzu kurdun, tavuk da tilki kardeşin…<br />
Aslan, kurda bir pençe vurur, kurt, ağzı kanlar içinde yere yatar. Sonra tilkiye döner:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Haydi, sen âdilane bölüştür!</span><br />
Tilki baş üstüne kralım der:<br />
- Tavuk, kralımızın sabah kahvaltısıdır, kuzu öğle, dana da akşam yemeğidir.<br />
Aslan memnuniyetle gülümser, tilkiye sorar:<br />
- <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bu kadar âdilane taksimi kimden öğrendin?</span><br />
Kurnaz tilki, yerde al kanlar içinde yatan kurdu gösterip der ki:<br />
- Efendim, işte şu yerde yatan kırmızı kurdeleli kurt kardeşten öğrendim.<br />
Demek ki başkalarının başına gelen acı olaylardan gerekli dersleri alıp, biz de aynı hataya düşmemeliyiz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir delikten iki kere ısırılmak</span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Bir komşumuzla ailece çok iyiydik. Fakat komşu, yabancıların teşvikleriyle, dedemi işinden edip, kendisi aynı yere geçmek için, bize birçok komplo kurdu. Çok zarara uğradık. Dedem, durumu görünce, onlara karşı tavır aldı. Gizli planları açığa çıkınca, ailece geldiler, <span style="font-style: italic;" class="mycode_i"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Zaman kavga zamanı değil, kardeşlik zamanıdır)</span></span> diyerek dedemle barışmak istiyorlar. Dedem de, tedbirli hareket ediyor. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Bunlar, yine bir numara yapabilirler. Bunlara acıyıp yerimizi verirsek, acınacak hâle düşeriz)</span> diye endişe ediyor. Çünkü hâlâ, ellerinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Bunlarla barışmakta dinen bir mahzur var mıdır?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Barışmanın mahzuru olmaz. Ancak teyakkuzda bulunmak şarttır. Mümin, tedbiri elden bırakmamalı, yeni komplolara kurban gitmemelidir. Şuurlu mümin, başına gelen olaydan ders alır, ikinci defa aynı hataya düşmez. Bu konuda bir hadis-i şerif:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Mümin, bir delikten iki defa ısırılmaz.)</span> [Buhârî, Müslim]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İstisnalar kaideyi bozmaz]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34006</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:40:02 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34006</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstisnalar kaideyi bozmaz</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> (İstisnalar kaideyi bozmaz) deniyor. Genel hükümler içinde özel hükümler olabilir mi denmek isteniyor?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Evet, öyle deniyor. Bazı örnekler verelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Bütün mucizeler mahlûktur, ama istisna olarak Kur'an-ı kerim, mahlûk olmayan mucizedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Herkes bir ana babadan dünyaya gelir, ama Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva, ana babasız, Hazret-i İsa ise babasız dünyaya gelmiştir. Bunlar istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- </span>Kur’an-ı kerimde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Meyte ve kan size haram kılındı)</span> buyuruluyor. (Maide 3)<br />
Meyte, Besmelesiz kesilip öldürülen hayvan demektir. Böyle hayvanlar leş olur yenmez. Bir de kan haramdır. Ama her ikisinin de istisnası vardır. Hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Size iki meyte ve iki kan helal kılındı. İki meyte balıkla çekirgedir; iki kan ise, karaciğerle dalaktır)</span> buyuruldu. (İbni Mace)<br />
Demek ki, boğazından kesilmese de balık yenir. Dalak da, kan olduğu hâlde yenir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- </span>Kadınla erkek yan yana cemaatle namaz kılsa erkeğin namazı bozulur. Ama Kâbe’de bozulmaz. Bu Kâbe’ye mahsus istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- </span>Zekât fakire verilir, zengine verilmez. Din ilmini öğrenen talebe ve din ilmini öğreten hoca, çok zengin olsalar da, bunlara zekât verilir. Bu bir istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Müslüman kadın, saçını ve kollarını açamaz. Cariye bundan müstesnadır, ona haram değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span> Hayvanlar, âhirette toprak olacaklardır. İstisna olarak on kadar hayvan Cennete girecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span> Herkes miras hakkına sahiptir, fakat gayrimüslim bir kadın, Müslüman olan kocasından miras alamaz. Müslüman bir babanın oğlu mürted olsa, o da miras hakkına sahip olamaz. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslüman kâfire,</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.) </span>[Buhari]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- </span>Deniz temizdir, ürünleri de yenir. Denize pislik de atılsa, abdest alınabilir, gusledilebilir. Bunun istisnasını yaşadık. Önceki belediyelerin zamanında, yıllarca Haliç pislik içindeydi.<br />
Deniz ürünleri olan balık ve balığa benzeyen hayvanların hepsi yenir. Balık şeklinde olmayan deniz haşaratı yenmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10</span>- Kâfirler sonsuz Cehennemde kalacaklar ve azapları da hiç hafiflemeyecektir. Bu husus âyet-i kerime ve hadis-i şerifle bildirilmiştir. İstisna olarak, içlerinde haftada, ayda veya yılda bir kere azapları hafifleyenler olabilir. Mesela, Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya geldiğini müjdeleyen cariyesi Süveybe’yi sevincinden dolayı azat etmişti. Bunun için, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. gecesi, azabı hafifler. İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(M. Nasihat)</span><br />
Üç tane de başka istisnalardan örnek verelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Belediye ve halk otobüsleri yolcularından ücret alır. Polislerden, gazeteci olup da sarı basın kartı olanlardan ücret alınmaması da bir istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Ramazan-ı şerifte, İzmir’e giden biri, (Lokantalar açık, herkes yiyip içiyor, oruç tutan yok) dese, bu sözünden, İzmir’de hiç oruç tutanın olmadığı anlaşılmaz. Oruç tutmayanların çok olduğu anlaşılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3</span>- Deyimlerde de, böyle farklı anlatımlar olur. Dünya yuvarlak olduğu için her şehrin bir doğusu ve batısı olur. Doğusu ve batısı olmayan şehir yoktur. Doğu denince Asya, Batı denince de, Avrupa anlaşılır. Hâlbuki Asya’nın da doğusu var, ona uzak doğu deniyor. Avrupa’nın da batısı var. Bir hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Doğu’da biri öldürülür de, Batı’da olan buna razı olursa, öldürme günahına ortak olur) </span>buyuruluyor.<br />
(Batı kültürünü gözü kapalı kabul ettik. Batı’da insanî değerler yok olmuştur) denince, Batı’dan kastın Avrupa olduğu anlaşılır. İstanbul, Avrupa yakasında olmasına rağmen, Avrupa denince İstanbul anlaşılmaz. (Avrupalı Hristiyan’dır) denince, (Avrupa’da Müslüman da vardır. İstanbul da Avrupa’dadır, İstanbul'a Hristiyan denmiş olur) demek yanlıştır. Böyle yanlış söyleyerek, bir kaşık suda fırtına kopartmaya çalışanlar, kendi cahilliklerini ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstisnalar kaideyi bozmaz</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> (İstisnalar kaideyi bozmaz) deniyor. Genel hükümler içinde özel hükümler olabilir mi denmek isteniyor?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>Evet, öyle deniyor. Bazı örnekler verelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Bütün mucizeler mahlûktur, ama istisna olarak Kur'an-ı kerim, mahlûk olmayan mucizedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Herkes bir ana babadan dünyaya gelir, ama Hazret-i Âdem ve Hazret-i Havva, ana babasız, Hazret-i İsa ise babasız dünyaya gelmiştir. Bunlar istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- </span>Kur’an-ı kerimde, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Meyte ve kan size haram kılındı)</span> buyuruluyor. (Maide 3)<br />
Meyte, Besmelesiz kesilip öldürülen hayvan demektir. Böyle hayvanlar leş olur yenmez. Bir de kan haramdır. Ama her ikisinin de istisnası vardır. Hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Size iki meyte ve iki kan helal kılındı. İki meyte balıkla çekirgedir; iki kan ise, karaciğerle dalaktır)</span> buyuruldu. (İbni Mace)<br />
Demek ki, boğazından kesilmese de balık yenir. Dalak da, kan olduğu hâlde yenir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4- </span>Kadınla erkek yan yana cemaatle namaz kılsa erkeğin namazı bozulur. Ama Kâbe’de bozulmaz. Bu Kâbe’ye mahsus istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">5- </span>Zekât fakire verilir, zengine verilmez. Din ilmini öğrenen talebe ve din ilmini öğreten hoca, çok zengin olsalar da, bunlara zekât verilir. Bu bir istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">6-</span> Müslüman kadın, saçını ve kollarını açamaz. Cariye bundan müstesnadır, ona haram değildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7-</span> Hayvanlar, âhirette toprak olacaklardır. İstisna olarak on kadar hayvan Cennete girecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">8-</span> Herkes miras hakkına sahiptir, fakat gayrimüslim bir kadın, Müslüman olan kocasından miras alamaz. Müslüman bir babanın oğlu mürted olsa, o da miras hakkına sahip olamaz. Bir hadis-i şerif meali:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müslüman kâfire,</span> <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">kâfir de Müslümana mirasçı olamaz.) </span>[Buhari]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">9- </span>Deniz temizdir, ürünleri de yenir. Denize pislik de atılsa, abdest alınabilir, gusledilebilir. Bunun istisnasını yaşadık. Önceki belediyelerin zamanında, yıllarca Haliç pislik içindeydi.<br />
Deniz ürünleri olan balık ve balığa benzeyen hayvanların hepsi yenir. Balık şeklinde olmayan deniz haşaratı yenmez.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">10</span>- Kâfirler sonsuz Cehennemde kalacaklar ve azapları da hiç hafiflemeyecektir. Bu husus âyet-i kerime ve hadis-i şerifle bildirilmiştir. İstisna olarak, içlerinde haftada, ayda veya yılda bir kere azapları hafifleyenler olabilir. Mesela, Ebu Leheb, Resulullah efendimizin dünyaya geldiğini müjdeleyen cariyesi Süveybe’yi sevincinden dolayı azat etmişti. Bunun için, her yıl, Rebiul-evvel ayının 12. gecesi, azabı hafifler. İki parmağı arasından çıkan serin suyu emerek ferahlar. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(M. Nasihat)</span><br />
Üç tane de başka istisnalardan örnek verelim:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1-</span> Belediye ve halk otobüsleri yolcularından ücret alır. Polislerden, gazeteci olup da sarı basın kartı olanlardan ücret alınmaması da bir istisnadır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2-</span> Ramazan-ı şerifte, İzmir’e giden biri, (Lokantalar açık, herkes yiyip içiyor, oruç tutan yok) dese, bu sözünden, İzmir’de hiç oruç tutanın olmadığı anlaşılmaz. Oruç tutmayanların çok olduğu anlaşılır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3</span>- Deyimlerde de, böyle farklı anlatımlar olur. Dünya yuvarlak olduğu için her şehrin bir doğusu ve batısı olur. Doğusu ve batısı olmayan şehir yoktur. Doğu denince Asya, Batı denince de, Avrupa anlaşılır. Hâlbuki Asya’nın da doğusu var, ona uzak doğu deniyor. Avrupa’nın da batısı var. Bir hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Doğu’da biri öldürülür de, Batı’da olan buna razı olursa, öldürme günahına ortak olur) </span>buyuruluyor.<br />
(Batı kültürünü gözü kapalı kabul ettik. Batı’da insanî değerler yok olmuştur) denince, Batı’dan kastın Avrupa olduğu anlaşılır. İstanbul, Avrupa yakasında olmasına rağmen, Avrupa denince İstanbul anlaşılmaz. (Avrupalı Hristiyan’dır) denince, (Avrupa’da Müslüman da vardır. İstanbul da Avrupa’dadır, İstanbul'a Hristiyan denmiş olur) demek yanlıştır. Böyle yanlış söyleyerek, bir kaşık suda fırtına kopartmaya çalışanlar, kendi cahilliklerini ortaya koymaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dost istersen Allah yeter]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34005</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:37:50 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34005</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dost istersen Allah yeter</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Bazı esnaf dükkânlarında şu ifadeler var:<br />
Allahü zülcelal şöyle hitap ediyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Dost istersen Allah yeter, mürşit istersen Kur’an yeter, delil istersen Muhammed yeter, meşgale istersen ibadet yeter, zenginlik istersen kanaat yeter, şeref istersen islamiyet yeter, ibret istersen ölüm yeter, düşman istersen nefsin yeter, bunlar da yetmezse, Cehennem yeter.)</span>Bu sözlerin hepsi doğru mudur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>İçinde doğru sözler de var, fakat Allah söyledi demek yanlıştır. Allah’ın sözleri, ya Kur’an-ı kerimde, ya hadis-i kudside olur. Olmadığına göre Allah’a bir iftiradır, din istismarıdır, para için yazılmıştır. Burada yanlış olan ifadeler de var. Hepsi doğru olsa bile, Allah adına söylenmiş olması büyük hatadır. Biz yazdık denseydi, Allah'a iftira edilmiş olmazdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Dost istersen Allah yeter:</span></span>Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.)</span> [Al-i İmran 28]<br />
Müminleri dost edinmek, Allah’ın dostluğuna zıt değildir. Bu bakımdan Müminlerin de birbirinin dostu olduğu belirtilmeliydi.<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşit istersen Kur’an yeter</span>:</span><br />
Çok yanlış bir sözdür. Bu sözü daha çok mezhepsizler, tasavvuf düşmanları söylüyor. Tarihte birçok evliya, ulema gelip geçmiştir. Hiçbiri, mürşid edindiğin zatı bırak dememiştir. Her büyük zatın bir hocası olmuştur. Bizi irşad edecek hadis-i şerifler ve İslam âlimlerinin yazıları yok mu? İcma yok mu? Yalnız Kur’an denince, sanki bu delillere gerek yok gibi bir mânâ çıkarılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Delil istersen Muhammed yeter:</span></span>Bu söz de eksiktir. Dinimizde delil, sadece Peygamber efendimizin sözleri değildir. Dinimizde dört delil vardır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kitab, Sünnet, İcma </span>ve<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kıyas</span>. Bunların birisini inkâr eden sapık olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Meşgale istersen ibadet yeter:</span></span>Bu söz de eksiktir. Buradan sanki, hep ibadetle meşgul ol, rızık için çalışma anlamı çıkarılabilir. Meşgale isteyenin çalışması gerekir. Çalışmak da ibadettir. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbadet on kısımdır, dokuzu çalışıp helal kazanmaktır.) </span>[Deylemi]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(En güzel rızık, helale, harama dikkat edilerek alın teri ile kazanılandır.)</span> [Nesai]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Zenginlik istersen kanaat yeter:</span></span>Bu söz doğrudur. Kanaat gibi zenginlik olmaz, çünkü iki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Zenginlik, mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.)</span> [Buhari]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Kanaat edene Allah kâfidir.)</span> [Bezzar]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Şeref istersen İslamiyet yeter:</span></span><br />
Bu söz de doğrudur. Müslüman olmaktan büyük şeref yoktur. Müslüman için şeref, İslâm’ın güzel ahlâkına sahip olmaktır. Paramızı, malımızı bu uğurda harcamak şereftir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Şerefinizi, mallarınızla koruyun!) </span>[İbni Asakir]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">İbret istersen ölüm yeter:</span></span>Bu söz de güzeldir, çünkü hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İnsana vaiz </span>[nasihatçi] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">olarak ölüm yeter) </span>buyuruluyor. (Beyheki)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Düşman istersen nefsin yeter:</span></span>Bu söz doğruysa da, eksiktir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir.)</span> [Deylemi]<br />
Burada nefs için insanın tek düşman denmiyor, en kuvvetli düşmanı deniyor. Şeytanı da düşman bilmek gerekir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Elbette şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman edinin. Çünkü o, kendine uyanları, </span>[günahlara sokup]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Cehennem ehlinden olmaya çağırıyor.) </span>[Fatır 6]<br />
Kötü arkadaşın da düşman olduğu, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Uygun olmayan yazılı, sesli ve görüntülü yayınlar da, kötü arkadaşa yani düşmana dâhildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bunlar da yetmezse, Cehennem yeter:</span></span>Bu sözü de Allaha mal etmemeli. Günahkârları Cehenneme göndermek yerine affolma ihtimali de düşünülmeliydi, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden </span>[bizi affetmez diye]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah</span>, [iman ehlinin]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) </span>[Zümer 53]<br />
Üç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, Allahü teâlâ yapılan tevbenizi kabul eder</span>.) [İbni Mace]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Allah’ın Rab, benim de Peygamber olduğuma yakînen inanana, Cehennem haram olur.) </span>[Hâkim]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) </span>[Nesai, Tirmizi]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dost istersen Allah yeter</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Bazı esnaf dükkânlarında şu ifadeler var:<br />
Allahü zülcelal şöyle hitap ediyor: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Dost istersen Allah yeter, mürşit istersen Kur’an yeter, delil istersen Muhammed yeter, meşgale istersen ibadet yeter, zenginlik istersen kanaat yeter, şeref istersen islamiyet yeter, ibret istersen ölüm yeter, düşman istersen nefsin yeter, bunlar da yetmezse, Cehennem yeter.)</span>Bu sözlerin hepsi doğru mudur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span>İçinde doğru sözler de var, fakat Allah söyledi demek yanlıştır. Allah’ın sözleri, ya Kur’an-ı kerimde, ya hadis-i kudside olur. Olmadığına göre Allah’a bir iftiradır, din istismarıdır, para için yazılmıştır. Burada yanlış olan ifadeler de var. Hepsi doğru olsa bile, Allah adına söylenmiş olması büyük hatadır. Biz yazdık denseydi, Allah'a iftira edilmiş olmazdı.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Dost istersen Allah yeter:</span></span>Bir âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.)</span> [Al-i İmran 28]<br />
Müminleri dost edinmek, Allah’ın dostluğuna zıt değildir. Bu bakımdan Müminlerin de birbirinin dostu olduğu belirtilmeliydi.<br />
<span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mürşit istersen Kur’an yeter</span>:</span><br />
Çok yanlış bir sözdür. Bu sözü daha çok mezhepsizler, tasavvuf düşmanları söylüyor. Tarihte birçok evliya, ulema gelip geçmiştir. Hiçbiri, mürşid edindiğin zatı bırak dememiştir. Her büyük zatın bir hocası olmuştur. Bizi irşad edecek hadis-i şerifler ve İslam âlimlerinin yazıları yok mu? İcma yok mu? Yalnız Kur’an denince, sanki bu delillere gerek yok gibi bir mânâ çıkarılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Delil istersen Muhammed yeter:</span></span>Bu söz de eksiktir. Dinimizde delil, sadece Peygamber efendimizin sözleri değildir. Dinimizde dört delil vardır: <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kitab, Sünnet, İcma </span>ve<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Kıyas</span>. Bunların birisini inkâr eden sapık olur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Meşgale istersen ibadet yeter:</span></span>Bu söz de eksiktir. Buradan sanki, hep ibadetle meşgul ol, rızık için çalışma anlamı çıkarılabilir. Meşgale isteyenin çalışması gerekir. Çalışmak da ibadettir. İki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İbadet on kısımdır, dokuzu çalışıp helal kazanmaktır.) </span>[Deylemi]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(En güzel rızık, helale, harama dikkat edilerek alın teri ile kazanılandır.)</span> [Nesai]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Zenginlik istersen kanaat yeter:</span></span>Bu söz doğrudur. Kanaat gibi zenginlik olmaz, çünkü iki hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Zenginlik, mal çokluğu değil, gönül zenginliğidir.)</span> [Buhari]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Kanaat edene Allah kâfidir.)</span> [Bezzar]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Şeref istersen İslamiyet yeter:</span></span><br />
Bu söz de doğrudur. Müslüman olmaktan büyük şeref yoktur. Müslüman için şeref, İslâm’ın güzel ahlâkına sahip olmaktır. Paramızı, malımızı bu uğurda harcamak şereftir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Şerefinizi, mallarınızla koruyun!) </span>[İbni Asakir]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">İbret istersen ölüm yeter:</span></span>Bu söz de güzeldir, çünkü hadis-i şerifte, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İnsana vaiz </span>[nasihatçi] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">olarak ölüm yeter) </span>buyuruluyor. (Beyheki)<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Düşman istersen nefsin yeter:</span></span>Bu söz doğruysa da, eksiktir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İnsanın en kuvvetli düşmanı nefsidir.)</span> [Deylemi]<br />
Burada nefs için insanın tek düşman denmiyor, en kuvvetli düşmanı deniyor. Şeytanı da düşman bilmek gerekir. Bir âyet-i kerime meali:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Elbette şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman edinin. Çünkü o, kendine uyanları, </span>[günahlara sokup]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> Cehennem ehlinden olmaya çağırıyor.) </span>[Fatır 6]<br />
Kötü arkadaşın da düşman olduğu, hadis-i şerifle bildirilmiştir. Uygun olmayan yazılı, sesli ve görüntülü yayınlar da, kötü arkadaşa yani düşmana dâhildir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="text-decoration: underline;" class="mycode_u">Bunlar da yetmezse, Cehennem yeter:</span></span>Bu sözü de Allaha mal etmemeli. Günahkârları Cehenneme göndermek yerine affolma ihtimali de düşünülmeliydi, çünkü Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden </span>[bizi affetmez diye]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah</span>, [iman ehlinin]<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) </span>[Zümer 53]<br />
Üç hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Günahınız çok olup göklere kadar ulaşsa, Allahü teâlâ yapılan tevbenizi kabul eder</span>.) [İbni Mace]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Allah’ın Rab, benim de Peygamber olduğuma yakînen inanana, Cehennem haram olur.) </span>[Hâkim]<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) </span>[Nesai, Tirmizi]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Renklerin güzeli]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34003</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:34:21 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34003</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Renklerin güzeli<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Dinimizde yeşil renge niçin çok önem veriliyor? Türbeleri neden genelde yeşile boyuyorlar?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Yeşil rengin dinimizde mübarek olduğu muteber kitaplarda bildirilerek, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Renklerin güzeli yeşildir) </span>buyurulmuştur.<br />
 <br />
 Bunu bilen İslam düşmanları sırf hakaret olsun diye, yurtdışındaki bazı rezalet yuvalarını, yeşil renkle boyamışlardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İngiliz Casusunun İtirafları)</span><br />
 <br />
 İmam-ı Ali Rıza hazretleri, bayrağı ve asker elbisesini siyah yerine yeşil yapmıştı. Abbasi devletinin bayrağı siyahtı. Halife Memun zamanında yeşile çevrildi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Seadet-i Ebediyye)</span><br />
 <br />
 Meleklerin yeşil kuşlar şeklinde görüldüğü çok olmuştur.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> (Şevahid-ün-nübüvve)</span><br />
 <br />
 Âdem aleyhisselam cennetteyken, Eshab-ı kiramın tamamının suretlerini başlarında yeşil başlıklar, yeşil taçlar, yeşil silahlar ve yeşil bineklerle görmüştür. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Menakıb-ı Çihar Yâr-ı Güzin)</span><br />
 <br />
 İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Uhud şehitlerinin ruhları, yeşil kuşlarla Cennete gitmiştir.) </span>[Müslim]<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve </span>[helal olan] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">güzel yüze bakmak.) </span>[Hâkim]<br />
 <br />
 Ormanın, yeşil alanların önemini bilmeyen yoktur. Yeşilliğin faydaları bilindiği için, trafikte yeşil geçiş emniyeti olarak gösterilmiş, kırmızı tehlike olarak kabul edilmiştir.<br />
 <br />
 İnsana büyük bir rahatlama veren yeşil rengi günümüzde psikolojik seanslarda kullanılıyor. Terapiye alınan hastalar yeşil renkle huzura kavuşabiliyor. Sinir sistemine ve başka hastalıklara da iyi geldiği biliniyor.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">Renklerin güzeli<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sual:</span> Dinimizde yeşil renge niçin çok önem veriliyor? Türbeleri neden genelde yeşile boyuyorlar?<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">CEVAP</span><br />
 Yeşil rengin dinimizde mübarek olduğu muteber kitaplarda bildirilerek, <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Renklerin güzeli yeşildir) </span>buyurulmuştur.<br />
 <br />
 Bunu bilen İslam düşmanları sırf hakaret olsun diye, yurtdışındaki bazı rezalet yuvalarını, yeşil renkle boyamışlardır. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(İngiliz Casusunun İtirafları)</span><br />
 <br />
 İmam-ı Ali Rıza hazretleri, bayrağı ve asker elbisesini siyah yerine yeşil yapmıştı. Abbasi devletinin bayrağı siyahtı. Halife Memun zamanında yeşile çevrildi. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Seadet-i Ebediyye)</span><br />
 <br />
 Meleklerin yeşil kuşlar şeklinde görüldüğü çok olmuştur.<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> (Şevahid-ün-nübüvve)</span><br />
 <br />
 Âdem aleyhisselam cennetteyken, Eshab-ı kiramın tamamının suretlerini başlarında yeşil başlıklar, yeşil taçlar, yeşil silahlar ve yeşil bineklerle görmüştür. <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Menakıb-ı Çihar Yâr-ı Güzin)</span><br />
 <br />
 İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Uhud şehitlerinin ruhları, yeşil kuşlarla Cennete gitmiştir.) </span>[Müslim]<br />
 <br />
 <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve </span>[helal olan] <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">güzel yüze bakmak.) </span>[Hâkim]<br />
 <br />
 Ormanın, yeşil alanların önemini bilmeyen yoktur. Yeşilliğin faydaları bilindiği için, trafikte yeşil geçiş emniyeti olarak gösterilmiş, kırmızı tehlike olarak kabul edilmiştir.<br />
 <br />
 İnsana büyük bir rahatlama veren yeşil rengi günümüzde psikolojik seanslarda kullanılıyor. Terapiye alınan hastalar yeşil renkle huzura kavuşabiliyor. Sinir sistemine ve başka hastalıklara da iyi geldiği biliniyor.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kuşlar ne diyor?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34002</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:32:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34002</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuşlar ne diyor?</span></span><br />
<br />
Sual: Kuşların öterken zikrettikleri doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Evet, doğrudur. Başka şeyler söyledikleri de bildirilmiştir. İmam-ı Begavi hazretleri, Kab-ül-Ahbar hazretlerinden nakleder. Süleyman aleyhisselamın bildirdiğine göre, bazı kuşlar öterken derler ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tavus kuşu:</span></span> Cezalandırdığın gibi cezalandırılırsın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hüdhüd:</span></span> Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Göçeğen:</span></span> Ey günahkârlar, Allahü teâlâdan af ve mağfiret isteyin!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaya kuşu:</span></span> Her canlı ölecek, her yeni eskiyip çürüyecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırlangıç:</span></span> Ne yaparsanız, onu bulursunuz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güvercin:</span></span> Yeri göğü mahlûkatla dolduran Rabbimi, noksan sıfatlardan tenzih ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kumru:</span></span> Sübhâne Rabbiyyel-a’lâ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karga:</span></span> Allahü teâlâ her şeyi helak edecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kustat kuşu:</span></span> Susan, başına belâ ve musibet gelmesinden kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Papağan:</span></span> Düşüncesi dünya olan kimseye yazıklar olsun!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğan:</span></span> Sübhâne Rabbî ve bihamdihî.<br />
<br />
Bu kuşların ötüşleri, konuşmaları, yalnız bu sözlere ve mânâlara mahsus değildir. Neml suresinde, karınca ve hüdhüdün konuşmalarının bildirilmesinden, ihtiyaca göre öterek ses çıkardıkları, konuştukları anlaşılmaktadır. Kuşların, diğer vahşi hayvanların sesleri ve kâinattaki hareketlerin hepsi, Allahü teâlânın, peygamberlerine ve evliyasına hitabıdır. Evliya, bu ses ve hareketleri, makamlarına ve derecelerine göre anlar, çünkü peygamberler, kuşların ve diğer hayvanların dillerini bilirler. Evliya-yı kiramsa, onların dillerini aynen bilemez. Sadece, onların seslerinden kendi hâllerine ait olan hususları, Allahü teâlânın kalblerine ilham etmesiyle bilirler. (Ruh-ul-Beyan, Peyg. Tarihi Ans.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kuşlar ne diyor?</span></span><br />
<br />
Sual: Kuşların öterken zikrettikleri doğru mudur?<br />
CEVAP<br />
Evet, doğrudur. Başka şeyler söyledikleri de bildirilmiştir. İmam-ı Begavi hazretleri, Kab-ül-Ahbar hazretlerinden nakleder. Süleyman aleyhisselamın bildirdiğine göre, bazı kuşlar öterken derler ki:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tavus kuşu:</span></span> Cezalandırdığın gibi cezalandırılırsın.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hüdhüd:</span></span> Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Göçeğen:</span></span> Ey günahkârlar, Allahü teâlâdan af ve mağfiret isteyin!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaya kuşu:</span></span> Her canlı ölecek, her yeni eskiyip çürüyecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırlangıç:</span></span> Ne yaparsanız, onu bulursunuz.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Güvercin:</span></span> Yeri göğü mahlûkatla dolduran Rabbimi, noksan sıfatlardan tenzih ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kumru:</span></span> Sübhâne Rabbiyyel-a’lâ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karga:</span></span> Allahü teâlâ her şeyi helak edecektir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kustat kuşu:</span></span> Susan, başına belâ ve musibet gelmesinden kurtulur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Papağan:</span></span> Düşüncesi dünya olan kimseye yazıklar olsun!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Doğan:</span></span> Sübhâne Rabbî ve bihamdihî.<br />
<br />
Bu kuşların ötüşleri, konuşmaları, yalnız bu sözlere ve mânâlara mahsus değildir. Neml suresinde, karınca ve hüdhüdün konuşmalarının bildirilmesinden, ihtiyaca göre öterek ses çıkardıkları, konuştukları anlaşılmaktadır. Kuşların, diğer vahşi hayvanların sesleri ve kâinattaki hareketlerin hepsi, Allahü teâlânın, peygamberlerine ve evliyasına hitabıdır. Evliya, bu ses ve hareketleri, makamlarına ve derecelerine göre anlar, çünkü peygamberler, kuşların ve diğer hayvanların dillerini bilirler. Evliya-yı kiramsa, onların dillerini aynen bilemez. Sadece, onların seslerinden kendi hâllerine ait olan hususları, Allahü teâlânın kalblerine ilham etmesiyle bilirler. (Ruh-ul-Beyan, Peyg. Tarihi Ans.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Önemli sualler ve cevaplar]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34001</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:29:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34001</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli sualler ve cevaplar</span></span><br />
<br />
— Çok zengin olmak için ne yapmalı?<br />
— Kanaatkâr olan, insanların en zengini olur.<br />
<br />
— En hayırlı kimse kimdir?<br />
— İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.<br />
<br />
— En adaletli kimdir?<br />
— Kendisi için istediğini insanlar için de isteyen, insanların en âdili olur.<br />
<br />
— Allah’ın en has kulu olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’ı çok zikredip anan, Allah’ın en has kulu olur.<br />
<br />
— İhsan sahibi olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’a, Onu görür gibi ibadet eden ihsan sahibi olur.<br />
<br />
— Kâmil imana kavuşmak için ne yapmalı?<br />
— Güzel ahlaklı olmalıdır.<br />
<br />
— Nur içinde haşrolmak için ne yapmalı?<br />
— Hiç kimseye zulmetmeyen, nur içinde haşrolur.<br />
<br />
— Günahların azalması için ne yapmalı?<br />
— İstigfar ederek, günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvaranın günahları azalır.<br />
<br />
— Kerem sahibi olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’a kullarını şikâyet etmeyen, insanların kerimi olur.<br />
<br />
— Rızkın bol olması için ne yapmalı?<br />
— Temizliğe devam edenin rızkı bol olur.<br />
<br />
— Allahü teâlâ ve Peygamber efendimiz tarafından sevilmek için ne yapmak gerekir?<br />
— Sevilmek için, onların sevdiklerini sevmek, sevmediklerini de sevmemek gerekir.<br />
<br />
— Allah’ın gazabından kurtulmak için ne yapmalı?<br />
— Dünya için kimseye kızmayan, Allah’ın gazabından kurtulur.<br />
<br />
— Duaların kabul olması için ne yapmalı?<br />
— Haramlardan sakınanın duaları kabul olur.<br />
<br />
— Başkalarının yanında rezil olmak istemeyen ne yapmalı?<br />
— Namusunu koruyan, iffetli olan, insanlar yanında rezil olmaz.<br />
<br />
— Ayıpların gizli kalması için ne yapmak gerekir?<br />
— Din kardeşlerinin ayıplarını örtenin ayıplarını Allah örter.<br />
<br />
— Günahları ne affettirir?<br />
— Gözyaşları ve hastalıklar.<br />
<br />
— Hangi iyilik daha faziletlidir?<br />
— Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza...<br />
<br />
— En büyük günah nedir?<br />
— Kötü ahlaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Verilen cevapların hepsi hadis-i şerif mealidir.]</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Önemli sualler ve cevaplar</span></span><br />
<br />
— Çok zengin olmak için ne yapmalı?<br />
— Kanaatkâr olan, insanların en zengini olur.<br />
<br />
— En hayırlı kimse kimdir?<br />
— İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.<br />
<br />
— En adaletli kimdir?<br />
— Kendisi için istediğini insanlar için de isteyen, insanların en âdili olur.<br />
<br />
— Allah’ın en has kulu olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’ı çok zikredip anan, Allah’ın en has kulu olur.<br />
<br />
— İhsan sahibi olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’a, Onu görür gibi ibadet eden ihsan sahibi olur.<br />
<br />
— Kâmil imana kavuşmak için ne yapmalı?<br />
— Güzel ahlaklı olmalıdır.<br />
<br />
— Nur içinde haşrolmak için ne yapmalı?<br />
— Hiç kimseye zulmetmeyen, nur içinde haşrolur.<br />
<br />
— Günahların azalması için ne yapmalı?<br />
— İstigfar ederek, günahlarının bağışlanması için Allah’a yalvaranın günahları azalır.<br />
<br />
— Kerem sahibi olmak için ne yapmalı?<br />
— Allah’a kullarını şikâyet etmeyen, insanların kerimi olur.<br />
<br />
— Rızkın bol olması için ne yapmalı?<br />
— Temizliğe devam edenin rızkı bol olur.<br />
<br />
— Allahü teâlâ ve Peygamber efendimiz tarafından sevilmek için ne yapmak gerekir?<br />
— Sevilmek için, onların sevdiklerini sevmek, sevmediklerini de sevmemek gerekir.<br />
<br />
— Allah’ın gazabından kurtulmak için ne yapmalı?<br />
— Dünya için kimseye kızmayan, Allah’ın gazabından kurtulur.<br />
<br />
— Duaların kabul olması için ne yapmalı?<br />
— Haramlardan sakınanın duaları kabul olur.<br />
<br />
— Başkalarının yanında rezil olmak istemeyen ne yapmalı?<br />
— Namusunu koruyan, iffetli olan, insanlar yanında rezil olmaz.<br />
<br />
— Ayıpların gizli kalması için ne yapmak gerekir?<br />
— Din kardeşlerinin ayıplarını örtenin ayıplarını Allah örter.<br />
<br />
— Günahları ne affettirir?<br />
— Gözyaşları ve hastalıklar.<br />
<br />
— Hangi iyilik daha faziletlidir?<br />
— Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza...<br />
<br />
— En büyük günah nedir?<br />
— Kötü ahlaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">[Verilen cevapların hepsi hadis-i şerif mealidir.]</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her işte başarılı olmak için]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34000</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:27:44 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=34000</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her işte başarılı olmak için</span></span><br />
<br />
Sual: Her işte başarılı olmak için ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şu üç şeyi yapanlar, her işte başarılı olurlar:<br />
1- Yapacakları her işi Allah rızası için yaparlarsa,<br />
[İnsan ya Allah rızası için yapar, ya da nefsin arzusu için yani insanların rızası için yapar. İnsanların rızasını Allahü teâlânın rızasına tercih edenleri, Cenab-ı Hak insanlara bırakır; ama insanların rızasını değil de, Allahü teâlânın rızasını tercih edenleri kendi himayesine alır. Kim Allah içinse, Allah da onun içindir.]<br />
<br />
2- Birlik ve beraberlik içerisinde olursa,<br />
[Vücutların yan yana olması demek değildir. Kalblerin beraber olması, hedeflerin ortak olması demektir.]<br />
<br />
3- Doğrudan hiç ayrılmazlarsa.)<br />
Demek ki, doğrudan ayrılmayarak, birlik ve beraberlik içinde, yapılacak işleri Allah rızası için yapanlar, her işte başarılı olurlar.<br />
<br />
Başarının sırrı<br />
Sual: Başarılı olmanın sırrı nedir?<br />
CEVAP<br />
İslâm âlimleri bildiriyor ki:<br />
1- Günahlardan sakınmak, haram işlememek,<br />
2- Allahü teâlânın kullarına merhamet, iyilik etmek,<br />
3- Sabretmek,<br />
4- Güler yüzlü olmak.<br />
Bu dört maddeyi yerine getirenin başarısız olması düşünülemez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her işte başarılı olmak için</span></span><br />
<br />
Sual: Her işte başarılı olmak için ne yapmak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Şu üç şeyi yapanlar, her işte başarılı olurlar:<br />
1- Yapacakları her işi Allah rızası için yaparlarsa,<br />
[İnsan ya Allah rızası için yapar, ya da nefsin arzusu için yani insanların rızası için yapar. İnsanların rızasını Allahü teâlânın rızasına tercih edenleri, Cenab-ı Hak insanlara bırakır; ama insanların rızasını değil de, Allahü teâlânın rızasını tercih edenleri kendi himayesine alır. Kim Allah içinse, Allah da onun içindir.]<br />
<br />
2- Birlik ve beraberlik içerisinde olursa,<br />
[Vücutların yan yana olması demek değildir. Kalblerin beraber olması, hedeflerin ortak olması demektir.]<br />
<br />
3- Doğrudan hiç ayrılmazlarsa.)<br />
Demek ki, doğrudan ayrılmayarak, birlik ve beraberlik içinde, yapılacak işleri Allah rızası için yapanlar, her işte başarılı olurlar.<br />
<br />
Başarının sırrı<br />
Sual: Başarılı olmanın sırrı nedir?<br />
CEVAP<br />
İslâm âlimleri bildiriyor ki:<br />
1- Günahlardan sakınmak, haram işlememek,<br />
2- Allahü teâlânın kullarına merhamet, iyilik etmek,<br />
3- Sabretmek,<br />
4- Güler yüzlü olmak.<br />
Bu dört maddeyi yerine getirenin başarısız olması düşünülemez.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kıyamete kadar]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33999</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:25:09 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33999</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kıyamete kadar</span></span><br />
<br />
Sual: (Kıyamete kadar lanetliksin) mealindeki âyet, İblis'in kıyamete kadar lanetlik olup, ondan sonra lanetlik olmadığını mı gösteriyor?<br />
CEVAP<br />
Hayır. İblis sonsuz olarak lanetliktir. (Şu güne kadar) ifadesi iki şekilde kullanılıyor:<br />
Birincisi o güne kadar, o gün dâhil olmayan kullanış şekli.<br />
İkincisi, o güne kadar, o gün de dâhil olan kullanış şekli.<br />
<br />
Dâhil olmayan kullanış şekline birkaç örnek:<br />
<br />
Genelde herkes bu anlamda kullanıyor. Yaygın şekli budur. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Eğer [Yunus Peygamber], Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalırdı.) [Saffat 143-144] (Mahşere kadar kalırdı demektir.)<br />
<br />
(Sen onları bırak, kendilerine söz verilen güne [Kıyamete] kavuşuncaya kadar batıla dalıp, oynaya dursunlar.) [ Zuhruf 83] (Kıyamete kadar batılda kalsınlar, kıyamette onları Cehenneme atacağız demektir.)<br />
<br />
(Darda kalan borçluya, eli genişleyinceye kadar mühlet verin.) [Bekara 280] (Eli genişleyince de, yine mühlet vermek gerekmez.)<br />
<br />
Dâhil olan kullanış şekline birkaç örnek:<br />
<br />
Bu kullanış şekli çok azdır. Üç âyet-i kerime meali:<br />
(Ey İsa, sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım.) [Âl-i İmran 55] (Kıyamette de üstün olacaklar. Yani kıyamet de buna dâhildir.)<br />
<br />
(Abdest alırken, dirseklere kadar yıkayın!) [Maide 6] (Dirsekler de buna dâhildir.)<br />
<br />
(Din gününe [kıyamete] kadar lanetliksin) [Hicr 35, Sad 78] (Kıyamette de lanetliksin, sonsuz olarak Cehennemliksin demektir.)<br />
<br />
Hasan-i Berki hazretleri, öleceği zaman buyurdu ki: Bana bağlı olanların affolunacakları müjdesini aldım. Daha fazla istedim. Sana inananlar mağfurdur denildi. Daha ziyadesini istedim. Seni işitip de sevenler, kıyamete kadar affedildi buyuruldu. (Seadet-i Ebediyye) [Bunlar, sadece dünyada affedildi, ahirette affedilemez demek değildir. Kıyamete kadar affedildi demek, kıyamette de affedildi demektir.]<br />
<br />
Yine, (Resulullah efendimiz, Kıyamete kadar ümmetinin başına gelecek olan şeylerin hepsini haber verdi) buyuruluyor. Bu, kıyametten haber vermedi, Cennete veya Cehenneme gidecekleri haber vermedi demek değildir. Onları da bildirdi demektir.<br />
<br />
(İblis kıyamete kadar lanetliktir) mealindeki âyet-i kerime inince, İblis sevinmişti. (Ben kıyamete kadar lanetlikmişim. Demek ki, daha sonra kurtulacağım) demişti. Hatta bazı âlimler de, İblis’e hak verdiler. (İblis kıyamet gününde kurtulacak) dediler. İmam-ı a’zam hazretleri, buna karar vermek için şehir şehir dolaşarak Eshab-ı kiramı aradı. Altı tanesini buldu. Bunlardan Ebu Tufeyl hazretlerine, (Kur’an-ı kerimde, (Abdest alırken dirseklere kadar yıkamak) emrediliyor. Peygamber efendimiz abdest alırken, dirseklerini yıkar mıydı, yıkamaz mıydı?) diye sordu. Cevaben, (Hem yıkardı, hem de herkesin yıkamasını emrederdi. Dirseklerinizi yıkamazsanız abdestiniz olmaz buyururdu) dedi. İmam-ı a’zam hazretleri de, (Abdest alırken dirseklere kadar yıkayın emrinde, dirsekler de dâhil olunca, İblis’e lanet edilmesine kıyamet de dâhildir, kıyamet sonsuz olduğuna göre, İblis sonsuz lanetliktir) buyurdu.<br />
<br />
Aşağıdaki beyitteki birinci mısra, dün bildirdiğimiz birinci gruptaki âyet-i kerimelere örnektir, ikinci mısra da, ikinci grupta bildirilen âyet-i kerimelere örnektir. Yani gül solduktan sonra koklanmaz, ama dost öldükten sonra da sevilir demektir.<br />
Güller koklanır, solana kadar,<br />
Dostlar sevilir, ölene kadar.<br />
<br />
<br />
3-Âli İmrân  Suresi 55. Ayet<br />
<br />
    İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).<br />
    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ<br />
    Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”<br />
<br />
<br />
<br />
bu ayetin ebcedi kiyamet ne zaman haber verebilir bence<br />
"Kıyamete kadar" zaman zarfi var bu ayette zaman <br />
<br />
SAYIN ADNAN OKTAR'IN A9 TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 OCAK 2012; 21:00)<br />
<br />
ADNAN OKTAR: Al-i İmran Suresi, ayet 55: “Hani Allah, İsa’ya demişti ki: ‘Ey İsa, Ben seni vefat ettireceğim (mütefevvike), seni Kendime yükselteceğim,” ref edeceğim, yanıma alacağım, “seni inkar edenlerden temizleyeceğim” seni tertemiz ayıracağım, pis adamların içerisinden seni ayıracağım, yanıma alacağım diyor Allah. “Ve sana uyanları” Kim uyuyor? Biz uyuyoruz, Müslümanlar uyuyor. Başka kim uyuyor? Ehl-i Kitap uyacak, hepsi uyacak. “Sana uyanları kıyamet gününe kadar” ne zamana kadar? Kıyamet zamanının en son vakitlerine kadar, yani 1506’lara kadar yaklaşık. “İnkar edenlerin üstünde tutacağım” dünya hakimi olacaksınız diyor Allah, dünya hakimi olacaksınız diyor bak açık açık.<br />
<br />
“Sonra dönüşünüz Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.” Mezheplere, şunlara bunlara bölünüyor ya Müslümanlar; “aranızda hükmedeceğim” diyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kıyamete kadar</span></span><br />
<br />
Sual: (Kıyamete kadar lanetliksin) mealindeki âyet, İblis'in kıyamete kadar lanetlik olup, ondan sonra lanetlik olmadığını mı gösteriyor?<br />
CEVAP<br />
Hayır. İblis sonsuz olarak lanetliktir. (Şu güne kadar) ifadesi iki şekilde kullanılıyor:<br />
Birincisi o güne kadar, o gün dâhil olmayan kullanış şekli.<br />
İkincisi, o güne kadar, o gün de dâhil olan kullanış şekli.<br />
<br />
Dâhil olmayan kullanış şekline birkaç örnek:<br />
<br />
Genelde herkes bu anlamda kullanıyor. Yaygın şekli budur. Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Eğer [Yunus Peygamber], Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalırdı.) [Saffat 143-144] (Mahşere kadar kalırdı demektir.)<br />
<br />
(Sen onları bırak, kendilerine söz verilen güne [Kıyamete] kavuşuncaya kadar batıla dalıp, oynaya dursunlar.) [ Zuhruf 83] (Kıyamete kadar batılda kalsınlar, kıyamette onları Cehenneme atacağız demektir.)<br />
<br />
(Darda kalan borçluya, eli genişleyinceye kadar mühlet verin.) [Bekara 280] (Eli genişleyince de, yine mühlet vermek gerekmez.)<br />
<br />
Dâhil olan kullanış şekline birkaç örnek:<br />
<br />
Bu kullanış şekli çok azdır. Üç âyet-i kerime meali:<br />
(Ey İsa, sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım.) [Âl-i İmran 55] (Kıyamette de üstün olacaklar. Yani kıyamet de buna dâhildir.)<br />
<br />
(Abdest alırken, dirseklere kadar yıkayın!) [Maide 6] (Dirsekler de buna dâhildir.)<br />
<br />
(Din gününe [kıyamete] kadar lanetliksin) [Hicr 35, Sad 78] (Kıyamette de lanetliksin, sonsuz olarak Cehennemliksin demektir.)<br />
<br />
Hasan-i Berki hazretleri, öleceği zaman buyurdu ki: Bana bağlı olanların affolunacakları müjdesini aldım. Daha fazla istedim. Sana inananlar mağfurdur denildi. Daha ziyadesini istedim. Seni işitip de sevenler, kıyamete kadar affedildi buyuruldu. (Seadet-i Ebediyye) [Bunlar, sadece dünyada affedildi, ahirette affedilemez demek değildir. Kıyamete kadar affedildi demek, kıyamette de affedildi demektir.]<br />
<br />
Yine, (Resulullah efendimiz, Kıyamete kadar ümmetinin başına gelecek olan şeylerin hepsini haber verdi) buyuruluyor. Bu, kıyametten haber vermedi, Cennete veya Cehenneme gidecekleri haber vermedi demek değildir. Onları da bildirdi demektir.<br />
<br />
(İblis kıyamete kadar lanetliktir) mealindeki âyet-i kerime inince, İblis sevinmişti. (Ben kıyamete kadar lanetlikmişim. Demek ki, daha sonra kurtulacağım) demişti. Hatta bazı âlimler de, İblis’e hak verdiler. (İblis kıyamet gününde kurtulacak) dediler. İmam-ı a’zam hazretleri, buna karar vermek için şehir şehir dolaşarak Eshab-ı kiramı aradı. Altı tanesini buldu. Bunlardan Ebu Tufeyl hazretlerine, (Kur’an-ı kerimde, (Abdest alırken dirseklere kadar yıkamak) emrediliyor. Peygamber efendimiz abdest alırken, dirseklerini yıkar mıydı, yıkamaz mıydı?) diye sordu. Cevaben, (Hem yıkardı, hem de herkesin yıkamasını emrederdi. Dirseklerinizi yıkamazsanız abdestiniz olmaz buyururdu) dedi. İmam-ı a’zam hazretleri de, (Abdest alırken dirseklere kadar yıkayın emrinde, dirsekler de dâhil olunca, İblis’e lanet edilmesine kıyamet de dâhildir, kıyamet sonsuz olduğuna göre, İblis sonsuz lanetliktir) buyurdu.<br />
<br />
Aşağıdaki beyitteki birinci mısra, dün bildirdiğimiz birinci gruptaki âyet-i kerimelere örnektir, ikinci mısra da, ikinci grupta bildirilen âyet-i kerimelere örnektir. Yani gül solduktan sonra koklanmaz, ama dost öldükten sonra da sevilir demektir.<br />
Güller koklanır, solana kadar,<br />
Dostlar sevilir, ölene kadar.<br />
<br />
<br />
3-Âli İmrân  Suresi 55. Ayet<br />
<br />
    İz kâlellâhu yâ îsâ innî muteveffîke ve râfiuke ileyye ve mutahhiruke minellezîne keferû ve câilullezînettebeûke fevkallezîne keferû ilâ yevmil kıyâmeh(kıyâmeti), summe ileyye merciukum fe ahkumu beynekum fîmâ kuntum fîhi tahtelifûn(tahtelifûne).<br />
    إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ<br />
    Hani Allah şöyle buyurmuştu: “Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkâr edenlerden kurtararak temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar küfre sapanların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.”<br />
<br />
<br />
<br />
bu ayetin ebcedi kiyamet ne zaman haber verebilir bence<br />
"Kıyamete kadar" zaman zarfi var bu ayette zaman <br />
<br />
SAYIN ADNAN OKTAR'IN A9 TV'DEKİ CANLI SOHBETİ (5 OCAK 2012; 21:00)<br />
<br />
ADNAN OKTAR: Al-i İmran Suresi, ayet 55: “Hani Allah, İsa’ya demişti ki: ‘Ey İsa, Ben seni vefat ettireceğim (mütefevvike), seni Kendime yükselteceğim,” ref edeceğim, yanıma alacağım, “seni inkar edenlerden temizleyeceğim” seni tertemiz ayıracağım, pis adamların içerisinden seni ayıracağım, yanıma alacağım diyor Allah. “Ve sana uyanları” Kim uyuyor? Biz uyuyoruz, Müslümanlar uyuyor. Başka kim uyuyor? Ehl-i Kitap uyacak, hepsi uyacak. “Sana uyanları kıyamet gününe kadar” ne zamana kadar? Kıyamet zamanının en son vakitlerine kadar, yani 1506’lara kadar yaklaşık. “İnkar edenlerin üstünde tutacağım” dünya hakimi olacaksınız diyor Allah, dünya hakimi olacaksınız diyor bak açık açık.<br />
<br />
“Sonra dönüşünüz Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.” Mezheplere, şunlara bunlara bölünüyor ya Müslümanlar; “aranızda hükmedeceğim” diyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başarı Allah’tandır]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33998</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:12:29 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33998</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başarı Allah’tandır</span></span><br />
<br />
Sual: Bir genç, Hud suresi 88. âyetindeki, (Başarım ancak Allah’tandır) ifadesinden, başarıyı Allah’ın verdiğini, başarılı olmak için çalışmak gerekmediğini söyledi. Başarılı olmak için çalışmak gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Âyet veya hadislerden böyle hüküm çıkarmak çok yanlış olur.<br />
<br />
İyiyi de, kötüyü de, hayrı da, şerri de yaratan Allah’tır. Kul, hayır veya şer ister, Allahü teâlâ da dilerse kul, irade-i cüziyyesi ile onu işler. Allah izin vermezse kul, hayrı da, şerri de işleyemez. Onun için Peygamberimiz, (Hayır da, şer de Allah’tandır) buyurmuştur. Yoksa kimseye, zorla hayır veya şer işletmez. Öyle olsa, şer işleyen kimse, (Falancaya hayır işlettin, bana niye şer işlettin?) der. Cebriye fırkası, hayrı da, şerri de Allah zorla işletir der. Mutezile ise, hayra da, şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır der. Bunun ikisi de yanlıştır. Doğru olan Ehl-i sünnet itikadıdır.<br />
<br />
Başarı Allahü teâlâdan olduğu gibi, Allah’tan olmayan hiçbir şey yoktur. İki âyet-i kerime meali:<br />
(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]<br />
<br />
(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62]<br />
<br />
İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da, şer olanı da.) [Taberani]<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurur ki: “Ben âlemlerin Rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim.”) [İ. Neccar]<br />
<br />
Her şeyde olduğu gibi, başarı da Allah’tandır. Müslümanın başarılı olmak için çalışması gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, hayır murat ettiğini, iyi işler yapmakta başarılı kılar.) [Hâkim]<br />
<br />
(Herkes, kendisi için mukadder olan neyse, o işte başarılı olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Allah sabredeni başarılı kılar.) [Hâkim]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Bütün insanların ihtiyaçlarını gidermek için Cenâb-ı Hak size başarılar vermiştir. Allahü teâlâ başarılarınızı arttırsın. (1/25)<br />
<br />
Evinden çıkarken Âyet-el-kürsi’yi okuyan, her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarır. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Başarmak için çalışanın emeğini, Rabbimiz boşa çıkarmaz. İki âyet-i kerime meali:<br />
(Biz, iyiliğe çalışanların ecrini, mükâfatını zayi etmeyiz.) [Araf 170]<br />
<br />
(İnsana, ancak dünyada çalışarak yaptığı işler fayda verir.) [Necm 39]<br />
<br />
Bu kadar vesikaya rağmen, başarmak için çalışılmaz demek, cahillik olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Başarı Allah’tandır</span></span><br />
<br />
Sual: Bir genç, Hud suresi 88. âyetindeki, (Başarım ancak Allah’tandır) ifadesinden, başarıyı Allah’ın verdiğini, başarılı olmak için çalışmak gerekmediğini söyledi. Başarılı olmak için çalışmak gerekmez mi?<br />
CEVAP<br />
Âyet veya hadislerden böyle hüküm çıkarmak çok yanlış olur.<br />
<br />
İyiyi de, kötüyü de, hayrı da, şerri de yaratan Allah’tır. Kul, hayır veya şer ister, Allahü teâlâ da dilerse kul, irade-i cüziyyesi ile onu işler. Allah izin vermezse kul, hayrı da, şerri de işleyemez. Onun için Peygamberimiz, (Hayır da, şer de Allah’tandır) buyurmuştur. Yoksa kimseye, zorla hayır veya şer işletmez. Öyle olsa, şer işleyen kimse, (Falancaya hayır işlettin, bana niye şer işlettin?) der. Cebriye fırkası, hayrı da, şerri de Allah zorla işletir der. Mutezile ise, hayra da, şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır der. Bunun ikisi de yanlıştır. Doğru olan Ehl-i sünnet itikadıdır.<br />
<br />
Başarı Allahü teâlâdan olduğu gibi, Allah’tan olmayan hiçbir şey yoktur. İki âyet-i kerime meali:<br />
(Sizi de, işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]<br />
<br />
(Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62]<br />
<br />
İki hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da, şer olanı da.) [Taberani]<br />
<br />
(Allahü teâlâ buyurur ki: “Ben âlemlerin Rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim.”) [İ. Neccar]<br />
<br />
Her şeyde olduğu gibi, başarı da Allah’tandır. Müslümanın başarılı olmak için çalışması gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, hayır murat ettiğini, iyi işler yapmakta başarılı kılar.) [Hâkim]<br />
<br />
(Herkes, kendisi için mukadder olan neyse, o işte başarılı olur.) [Taberani]<br />
<br />
(Allah sabredeni başarılı kılar.) [Hâkim]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Bütün insanların ihtiyaçlarını gidermek için Cenâb-ı Hak size başarılar vermiştir. Allahü teâlâ başarılarınızı arttırsın. (1/25)<br />
<br />
Evinden çıkarken Âyet-el-kürsi’yi okuyan, her işinde muvaffak olur ve hayırlı işler başarır. (İslam Ahlakı)<br />
<br />
Başarmak için çalışanın emeğini, Rabbimiz boşa çıkarmaz. İki âyet-i kerime meali:<br />
(Biz, iyiliğe çalışanların ecrini, mükâfatını zayi etmeyiz.) [Araf 170]<br />
<br />
(İnsana, ancak dünyada çalışarak yaptığı işler fayda verir.) [Necm 39]<br />
<br />
Bu kadar vesikaya rağmen, başarmak için çalışılmaz demek, cahillik olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kadınların en üstünleri]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33997</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:10:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33997</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadınların en üstünleri</span></span><br />
<br />
Sual: Hazret-i Rabia gibi evliya kadınlar veya Hazret-i Meryem gibi Kur’anda övülen kadınlar sahabe olan hanımlarından üstün müdür?<br />
CEVAP<br />
Hiçbir evliya kadın, eshab-ı kiramın hanımlarının seviyesine çıkamaz. Eshab-ı kiramın en alt derecesindeki bir sahabi, sahabi olmayan en büyük evliyadan daha üstündür. Hazret-i Meryem’in durumu farklıdır. Ona peygamber bile diyen âlimler olmuştur. Önce hadis-i şeriflerle övülen faziletli kadınlardan bahsedelim:<br />
<br />
Âişe-i Sıddıka:<br />
Resulullah efendimizin en sevgili hanımıdır. Çok akıllı, zeki, âlime, edibe ve afife ve saliha idi. Hafızası pek kuvvetli olduğu için, Eshab-ı kiram birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Nikahı Allahü teâlânın emri ile yapıldı. Âyetlerle de övülmüştür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Erkeklerden vezirim Zübeyr bin Avvam, kadınlardan ise Âişe’dir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Erkeklerden üstün çok kişi vardır. Fakat kadınlardan Firavunun ailesi Âsiye, İmran kızı Meryem ve Âişe’den başka üstün kadın yoktur. Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü, tirid’in diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.) [Buhari] (Tirid, en kıymetli et yemeğidir.)<br />
<br />
(En çok Âişe’yi seviyorum, erkeklerden de babasını.) [Buhari, İbni Mace]<br />
<br />
Resulullah, (Allahü teâlâ beni kendi nurundan yarattı. Benim nurumdan da Ebu Bekri, onunkinden de, Ömer ile Âişe’yi yarattı. Ömer’in nurundan, mümin erkekleri, Âişe’ninkinden de mümin kadınları yarattı) buyurup sonra Nur suresinin (Allah birine nur vermezse, o münevver olamaz) mealindeki 40. âyetini okudu. (Lübab-ül-elbab)<br />
<br />
Resulullahın hanımları ve kızları bütün kadınlardan üstündür. İbni Abbas, Resulullahın hanımlarını kötüleyenin tevbesi kabul olmaz buyurdu. Âişe validemize sövmek, Kur'an-ı kerimi inkâr etmek olur ki, bunun küfür olduğunda icma vardır. (Mirat-i Kainat)<br />
<br />
Hazret-i Âişe validemize iftiradan bir müddet sonra Resulullah efendimiz, (Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allahü teâlâ, senin temiz olduğunu açıkladı) buyurup Nur suresinin 11. âyetinden başlayarak, on âyet okudu. (Medaric-ün-nübüvve)<br />
<br />
Fatıma-tüz-zehra:<br />
Resulullah efendimizin en sevgili kızı idi. Aklı, zekası, güzelliği, zühdü ve takvası pek fazla idi. Yüzü beyaz ve parlak olduğundan Zehra denildi. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Hatice, dönemindeki kadınların en iyisidir. Meryem, dönemindeki kadınların en iyisidir. Fatıma, dönemindeki kadınların en iyisidir.) [Taberani, Bezzar]<br />
<br />
(Bir melek geldi. Hasan ve Hüseynin Cennet gençlerinin seyyidi, Fatıma’nın da Cennet kadınlarının seyyidesi olduğunu müjdeledi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Fatıma, İmran kızı Meryem, Firavunun ailesi Âsiye ve Hüveylid kızı Hatice’den sonra bütün kadınların seyyidesidir.) [İbni Ebi Şeybe]<br />
<br />
Hazret-i Ali ve çocukları, Resulullahın mübarek kanından oldukları için, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’den daha üstün denilebilir ise de, bu üstünlükleri, her bakımdan üstünlük demek değildir. Hazret-i Hızır’ın, Hazret-i Musa’ya birkaç şey öğretmesine benzer. Kan bakımından daha yakın olan, daha üstün olsaydı, Hazret-i Abbas, Hazret-i Ali’den daha üstün olurdu. Kan bakımından çok yakın olan Ebu Leheb’de ise, müminlerin en aşağısında bulunan şeref ve üstünlük hiç yoktur. Kan bakımından yakın olduğu için, Hazret-i Fatıma, Resulullahın hanımlarından daha üstündür. Fakat, bu bir bakımdan üstünlük, her bakımdan üstün olmayı göstermez.<br />
<br />
Hadice-tül-kübra:<br />
Resulullah efendimizin ilk hanımıdır. Çok zengin ve âlime ve akıllı idi. Bütün malını Resulullaha bağışladı. 24 yıl çok iyi hizmet etti. Bir kere incitmedi. İlk imana gelen hür kadındır. Resulullah efendimiz, vefatına kadar, her zaman kendisini överdi. Hatta bir gün, evde överken, Âişe validemiz dayanamayıp "Cenab-ı Hak size ondan daha iyisini verdi" dedi. (Hayır, herkes bana yalancı dediği günlerde, o bana inandı. Herkes bana eziyet ederken, o bana yâr oldu) buyurdu. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<br />
(Cennet kadınlarının en üstünü Hüveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fatıma, İmran’ın kızı Meryem ve Müzahim’in kızı Âsiye’dir.) [İ.Ahmed, Taberani, Hakim]<br />
<br />
İmran kızı Meryem:<br />
İsa aleyhisselamın annesidir. Davud aleyhisselam soyundan olan İmran ile Hunnenin kızı idi. Allahü teâlâ, buna babasız olarak İsa aleyhisselamı verdi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ beni Cennette İmran kızı Meryem ve Müzahim kızı Âsiye ile nikahladı.) [İ.Sünni]<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve ”Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?“ der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, dedi.) [Âl-i İmran 37]<br />
<br />
(Melekler dediler ki: Ey Meryem! Allah seni seçkin kıldı; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarının hepsinden üstün tuttu.) [Âl-i İmran 42]<br />
<br />
(İffetini korumuş olan Meryem’e ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.) [Enbiya 91]<br />
<br />
(İmran kızı Meryem, gönülden itaat edenlerdendi.) [Tahrim 12]<br />
<br />
Bazı âlimler de, Hazret-i Meryem'in bütün kadınların en üstünü olduğunu bildirmişlerdir. Bu da bir bakımdan üstünlüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Cennet kadınlarının seyyideleri İmran kızı Meryem’den sonra Fatıma, Hatice ve Firavunun ailesi Âsiye’dir.) [Taberani, Hakim]<br />
<br />
(Fatıma, İmran kızı Meryem hariç Cennet kadınlarının üstünüdür.) [Hakim]<br />
<br />
Müzahim kızı Âsiye:<br />
En üstün kadınlardan biridir. Bir âyet meali şöyledir:<br />
(Allah, inananlara Firavunun karısını [Âsiye’yi] örnek gösterir: O, “Rabbim, katından bana Cennette bir ev yap; beni Firavundan ve onun [kötü] işlerinden koru; beni zalim milletten kurtar” demişti.) [Tahrim 11]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Ehl-i sünnet âlimleri buyurdu ki: İlimde ve ictihadda Hazret-i Âişe, Hazret-i Fatıma’dan üstündür. İlimde ve ictihadda Hazret-i Âişe, zühd ve dünyadan kesilmekte ise, Hazret-i Fatıma daha ileridir. Bunun içindir ki, Hazret-i Fatıma’ya Betül yani çok temiz demişlerdir. Hazret-i Âişe Eshab-ı kirama İslamiyet’i öğretirdi. (2/67)<br />
<br />
Resulullah efendimizin torunlarından Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri ise, (Âişe, validemiz, bütün kadınlardan daha üstündür) buyurdu. (Gunye)<br />
<br />
Sual: Hazret-i Hatice ile hazret-i Aişe mi yoksa hazret-i Fâtıma mı daha üstündür?<br />
Cevap: Kan bakımından yakın olduğu için, hazret-i Fâtıma, hazret-i Hatice ve hazret-i Aişe’den daha üstündür. Fakat, bir bakımdan üstünlük, her bakımdan üstün olmasını göstermez. Bu üçünden en üstününün hangisi olduğunu, âlimlerimiz başka başka bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre, bu üçü ayrıca hazret-i Meryem ve hazret-i Âsiye, dünya kadınlarının en üstünüdürler. Hadis-i şerifte; (Fâtıma, Cennet hatunlarının üstünüdür. Hasan ve Hüseyin de, Cennet gençlerinin yüksekleridir) buyuruluyor ki, bu, bir bakımdan üstünlüktür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kadınların en üstünleri</span></span><br />
<br />
Sual: Hazret-i Rabia gibi evliya kadınlar veya Hazret-i Meryem gibi Kur’anda övülen kadınlar sahabe olan hanımlarından üstün müdür?<br />
CEVAP<br />
Hiçbir evliya kadın, eshab-ı kiramın hanımlarının seviyesine çıkamaz. Eshab-ı kiramın en alt derecesindeki bir sahabi, sahabi olmayan en büyük evliyadan daha üstündür. Hazret-i Meryem’in durumu farklıdır. Ona peygamber bile diyen âlimler olmuştur. Önce hadis-i şeriflerle övülen faziletli kadınlardan bahsedelim:<br />
<br />
Âişe-i Sıddıka:<br />
Resulullah efendimizin en sevgili hanımıdır. Çok akıllı, zeki, âlime, edibe ve afife ve saliha idi. Hafızası pek kuvvetli olduğu için, Eshab-ı kiram birçok şeyleri ondan sorup öğrenirdi. Nikahı Allahü teâlânın emri ile yapıldı. Âyetlerle de övülmüştür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Erkeklerden vezirim Zübeyr bin Avvam, kadınlardan ise Âişe’dir.) [Deylemi]<br />
<br />
(Erkeklerden üstün çok kişi vardır. Fakat kadınlardan Firavunun ailesi Âsiye, İmran kızı Meryem ve Âişe’den başka üstün kadın yoktur. Âişe’nin diğer kadınlara üstünlüğü, tirid’in diğer yemeklere üstünlüğü gibidir.) [Buhari] (Tirid, en kıymetli et yemeğidir.)<br />
<br />
(En çok Âişe’yi seviyorum, erkeklerden de babasını.) [Buhari, İbni Mace]<br />
<br />
Resulullah, (Allahü teâlâ beni kendi nurundan yarattı. Benim nurumdan da Ebu Bekri, onunkinden de, Ömer ile Âişe’yi yarattı. Ömer’in nurundan, mümin erkekleri, Âişe’ninkinden de mümin kadınları yarattı) buyurup sonra Nur suresinin (Allah birine nur vermezse, o münevver olamaz) mealindeki 40. âyetini okudu. (Lübab-ül-elbab)<br />
<br />
Resulullahın hanımları ve kızları bütün kadınlardan üstündür. İbni Abbas, Resulullahın hanımlarını kötüleyenin tevbesi kabul olmaz buyurdu. Âişe validemize sövmek, Kur'an-ı kerimi inkâr etmek olur ki, bunun küfür olduğunda icma vardır. (Mirat-i Kainat)<br />
<br />
Hazret-i Âişe validemize iftiradan bir müddet sonra Resulullah efendimiz, (Müjdeler olsun sana ey Âişe! Allahü teâlâ, senin temiz olduğunu açıkladı) buyurup Nur suresinin 11. âyetinden başlayarak, on âyet okudu. (Medaric-ün-nübüvve)<br />
<br />
Fatıma-tüz-zehra:<br />
Resulullah efendimizin en sevgili kızı idi. Aklı, zekası, güzelliği, zühdü ve takvası pek fazla idi. Yüzü beyaz ve parlak olduğundan Zehra denildi. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Hatice, dönemindeki kadınların en iyisidir. Meryem, dönemindeki kadınların en iyisidir. Fatıma, dönemindeki kadınların en iyisidir.) [Taberani, Bezzar]<br />
<br />
(Bir melek geldi. Hasan ve Hüseynin Cennet gençlerinin seyyidi, Fatıma’nın da Cennet kadınlarının seyyidesi olduğunu müjdeledi.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Fatıma, İmran kızı Meryem, Firavunun ailesi Âsiye ve Hüveylid kızı Hatice’den sonra bütün kadınların seyyidesidir.) [İbni Ebi Şeybe]<br />
<br />
Hazret-i Ali ve çocukları, Resulullahın mübarek kanından oldukları için, Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’den daha üstün denilebilir ise de, bu üstünlükleri, her bakımdan üstünlük demek değildir. Hazret-i Hızır’ın, Hazret-i Musa’ya birkaç şey öğretmesine benzer. Kan bakımından daha yakın olan, daha üstün olsaydı, Hazret-i Abbas, Hazret-i Ali’den daha üstün olurdu. Kan bakımından çok yakın olan Ebu Leheb’de ise, müminlerin en aşağısında bulunan şeref ve üstünlük hiç yoktur. Kan bakımından yakın olduğu için, Hazret-i Fatıma, Resulullahın hanımlarından daha üstündür. Fakat, bu bir bakımdan üstünlük, her bakımdan üstün olmayı göstermez.<br />
<br />
Hadice-tül-kübra:<br />
Resulullah efendimizin ilk hanımıdır. Çok zengin ve âlime ve akıllı idi. Bütün malını Resulullaha bağışladı. 24 yıl çok iyi hizmet etti. Bir kere incitmedi. İlk imana gelen hür kadındır. Resulullah efendimiz, vefatına kadar, her zaman kendisini överdi. Hatta bir gün, evde överken, Âişe validemiz dayanamayıp "Cenab-ı Hak size ondan daha iyisini verdi" dedi. (Hayır, herkes bana yalancı dediği günlerde, o bana inandı. Herkes bana eziyet ederken, o bana yâr oldu) buyurdu. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
<br />
(Cennet kadınlarının en üstünü Hüveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fatıma, İmran’ın kızı Meryem ve Müzahim’in kızı Âsiye’dir.) [İ.Ahmed, Taberani, Hakim]<br />
<br />
İmran kızı Meryem:<br />
İsa aleyhisselamın annesidir. Davud aleyhisselam soyundan olan İmran ile Hunnenin kızı idi. Allahü teâlâ, buna babasız olarak İsa aleyhisselamı verdi. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ beni Cennette İmran kızı Meryem ve Müzahim kızı Âsiye ile nikahladı.) [İ.Sünni]<br />
<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriya’yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve ”Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?“ der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, dedi.) [Âl-i İmran 37]<br />
<br />
(Melekler dediler ki: Ey Meryem! Allah seni seçkin kıldı; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarının hepsinden üstün tuttu.) [Âl-i İmran 42]<br />
<br />
(İffetini korumuş olan Meryem’e ruhumuzdan üfledik; onu ve oğlunu cümle âlem için bir ibret kıldık.) [Enbiya 91]<br />
<br />
(İmran kızı Meryem, gönülden itaat edenlerdendi.) [Tahrim 12]<br />
<br />
Bazı âlimler de, Hazret-i Meryem'in bütün kadınların en üstünü olduğunu bildirmişlerdir. Bu da bir bakımdan üstünlüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />
(Cennet kadınlarının seyyideleri İmran kızı Meryem’den sonra Fatıma, Hatice ve Firavunun ailesi Âsiye’dir.) [Taberani, Hakim]<br />
<br />
(Fatıma, İmran kızı Meryem hariç Cennet kadınlarının üstünüdür.) [Hakim]<br />
<br />
Müzahim kızı Âsiye:<br />
En üstün kadınlardan biridir. Bir âyet meali şöyledir:<br />
(Allah, inananlara Firavunun karısını [Âsiye’yi] örnek gösterir: O, “Rabbim, katından bana Cennette bir ev yap; beni Firavundan ve onun [kötü] işlerinden koru; beni zalim milletten kurtar” demişti.) [Tahrim 11]<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:<br />
Ehl-i sünnet âlimleri buyurdu ki: İlimde ve ictihadda Hazret-i Âişe, Hazret-i Fatıma’dan üstündür. İlimde ve ictihadda Hazret-i Âişe, zühd ve dünyadan kesilmekte ise, Hazret-i Fatıma daha ileridir. Bunun içindir ki, Hazret-i Fatıma’ya Betül yani çok temiz demişlerdir. Hazret-i Âişe Eshab-ı kirama İslamiyet’i öğretirdi. (2/67)<br />
<br />
Resulullah efendimizin torunlarından Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri ise, (Âişe, validemiz, bütün kadınlardan daha üstündür) buyurdu. (Gunye)<br />
<br />
Sual: Hazret-i Hatice ile hazret-i Aişe mi yoksa hazret-i Fâtıma mı daha üstündür?<br />
Cevap: Kan bakımından yakın olduğu için, hazret-i Fâtıma, hazret-i Hatice ve hazret-i Aişe’den daha üstündür. Fakat, bir bakımdan üstünlük, her bakımdan üstün olmasını göstermez. Bu üçünden en üstününün hangisi olduğunu, âlimlerimiz başka başka bildirmiştir. Hadis-i şeriflerde bildirildiğine göre, bu üçü ayrıca hazret-i Meryem ve hazret-i Âsiye, dünya kadınlarının en üstünüdürler. Hadis-i şerifte; (Fâtıma, Cennet hatunlarının üstünüdür. Hasan ve Hüseyin de, Cennet gençlerinin yüksekleridir) buyuruluyor ki, bu, bir bakımdan üstünlüktür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İnsanlarda üstünlük sırası]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33996</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:09:54 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33996</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İnsanlarda üstünlük sırası</span></span><br />
<br />
Sual: Hazret-i Âdemden beri en üstün on kişinin ismini üstünlük sırası ile bildirmek mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
En üstünleri Peygamberlerdir. Peygamberlerin en üstünü, son peygamber Muhammed aleyhisselamdır. Bir hadis-i şerifte, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruldu. (Hatib)<br />
<br />
İkincisi, Hazret-i Ebu Bekir’dir. Bir hadis-i şerifte, (Peygamberler hariç, Ebu Bekir, insanların en üstünüdür) buyuruldu. (Deylemi)<br />
<br />
Üçüncüsü, Hazret-i Ömer’dir. Bedir’e ve diğer savaşlara katılmış ve âyetlerle övülmüştür.<br />
<br />
Dördüncüsü, iyilikler hazinesi, haya, iman ve irfan kaynağı, Zinnureyn Hazret-i Osman’dır.<br />
<br />
Beşincisi, şaşılacak üstünlükler sahibi, Allah’ın aslanı Hazret-i Ali’dir.<br />
<br />
Altıncısı Aşere-i mübeşşere yani Cennet ile müjdelenmiş on kişidir.<br />
<br />
Yedincisi, Bedir gazasındaki 313 kişidir. Hatib bin Ebi Beltea, Mekke’deki müşriklere, Mekke’nin fethi için hazırlık yapıldığını bildiren bir mektup gönderdi. Vahy ile durumu öğrenen Peygamber efendimiz, Hazret-i Hatib’e niçin böyle yaptığını sordu. O da (Mekke’de çoluk çocuğum var. Müşriklerin zararı dokunmasın diye yazdım) dedi. Hazret-i Ömer, (Ya Resulallah, izin ver kellesini uçurayım) dedi. Ama Resulullah efendimiz, (Allahü teâlâ, Bedir gazasında bulunanlara "İstediğinizi yapın! Sizin her işinizi affettim" buyurdu. Bu da onlardandır) buyurunca, Hazret-i Ömer hatası için ağladı. Hazret-i Hatibin de yaptığı bu iş uygun olmadığı için, (Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanlarınızı dost edinmeyin) âyeti indi. (Mümtehine 1) [Mevahib-i ledünniyye]<br />
<br />
(Bedir savaşında bulunanları Cennetle müjdele.) [Dare kutni]<br />
<br />
(Bedir savaşında bulunan birine nasıl söz söylersin? Eğer sen uhud dağı kadar altın infak etsen, onun derecesine ulaşamazsın.) [Hakim]<br />
<br />
Hazret-i Cabir anlatır:<br />
(Bedir ve Rıdvan bi'atında bulunan bir sahabinin cenazesi getirildiğinde, onun üzerine 9 tekbir alırdı. Ama Bedir'de bulunup da Rıdvan bi'atında bulunmamış veya bi'at-ı Rıdvan'da bulunup da Bedir'de bulunmamış bir sahabinin üzerine 7 tekbir alırdı. Bedir’de de, Bi'at-ı Rıdvan'da da bulunmayanın cenazesinde ise 4 tekbir alırdı.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Bedir’de, Huneyn’de sarıklı melekler yardım etti.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cebrail aleyhisselam gelip "Bedir’de hazır olanları nasıl sayarsınız?" dedi. “Hayırlılarımızdır” dedim. O da, “Meleklerden Bedir’de bulunanlar da bizim hayırlılarımızdır” dedi.) [Buhari]<br />
<br />
Sekizincisi, Uhud gazasındaki 700 kişidir.<br />
<br />
Dokuzuncusu, ağaç altında söz veren 1400 kişidir. [Biat-ür-rıdvan]<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(Ağaç altında, sana söz veren müminlerden, Allah razıdır. Kalblerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.) [Fetih 18]<br />
<br />
Onuncusu, diğer Eshab-ı kiramdır. Hepsi Cennetliktir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vâdetmiştir.) [Hadid 10]<br />
<br />
İmam-ı a’zam, Abdülkadir-i Geylani ve İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyük zatların hiçbiri sahabi derecesine ulaşamaz. Zira Eshabın en aşağı derecede olanı, en yüksek evliyadan üstündür. (Mevahib)<br />
<br />
En üstün insanlar<br />
Sual: Eshab-ı kiram, diğer ümmetlerdeki evliyadan, mesela Eshab-ı Kehf’ten, Hazret-i Meryem’den ve Hazret-i Âsiye’den de mi üstündür?<br />
CEVAP<br />
Evet, üstündür. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Eshabım, cin ve insanların hepsinden üstündür.) [Bezzar]<br />
<br />
Hazret-i Meryem ve Hazret-i Asiye, başka ümmetlerden olduğu halde, Eshab-ı kiram gibi üstündür. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Cennet kadınlarının en üstünü Hüveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fatıma, İmran’ın kızı Meryem ve Müzahim’in kızı Âsiye’dir.) [İ. Ahmed, Taberani, Hâkim]<br />
<br />
Hazret-i Mehdi ve Eshab-ı kehf de övülüyor. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi varken nasıl helak olur?) [Hâkim, İ. Asakir]<br />
<br />
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.) [İ. Süyuti]<br />
<br />
Sual: İnsanlar inançlarına göre nasıl sıralanır?<br />
CEVAP<br />
En kötüsünden başlayarak yazıyoruz:<br />
1- Ateistler (Allah’a ve ahiret gününe inanmayanlar) Mürtedler, zındıklar ve münafıklar bu gruba dahildir.<br />
<br />
2- Bir yaratıcıya inananlar, fakat bir dine inanmayanlar. İman yönü ile bunların ateistlerden farkı yoktur.<br />
<br />
3- Ehl-i kitap (Yahudi ve Hristiyanlar).<br />
<br />
4- Mutezile, şii, cebriye gibi olanlar. Müslümandırlar, fakat itikadları bozuktur. İtikadları küfre girmişse diğer kâfirler gibi ebedi Cehennemde kalırlar.<br />
<br />
5- Mutezile, şii, cebriye gibi olanlar. Müslümandırlar fakat itikadları bozuktur. İtikadları küfre girmemişse, bid'at günahları yüzünden Cehennemde cezalarını çektikten sonra Cennete gideceklerdir.<br />
<br />
6- Mezhepsiz yani bid'at ehli müslümanlar. Bunların da küfre girmeyenleri 5. maddedeki gibidirler, küfre girenleri ise 4. maddedeki gibidirler.<br />
7- İtikadda ehl-i sünnet ama amelde bid'at işleyenler.<br />
<br />
8- Amelsiz müslüman. İnanır ama ameli yok, içki içer, namaz kılmaz, açık gezer. Bunlardan küfre düşmeyenler, günahları kadar cezalarını çekip Cennete giderler.<br />
<br />
9- Ehl-i sünnettir, amelde bid’at işlemeyenler, günah işleyenler, bazı ibadetleri de yapmayanlar.<br />
10- Ehl-i sünnet itikadındadır, bid’at işlemez, amel de işler, haramlardan kaçar.<br />
<br />
Günümüzdeki müslümanlar genelde 6 ve 7. maddeye girerler. 9. maddeye girenler azdır. Onuncu gruptakiler çok azdır, evliya bu sınıfın içindedir.<br />
<br />
Eşref-i mahlûkat<br />
Sual: Mahlûkların en şereflisi Peygamber efendimiz değil mi? İmamı Rabbani hazretleri niye, mahlûkların şereflisi Arş diye bildiriyor?<br />
CEVAP<br />
İnsanoğlunun en üstünü, en şereflisi, en kıymetlisi ve mahlûkların yaratılmasına sebep olan Muhammed aleyhisselamdır. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Âlem-i kebirdeki mahlûkların en şereflisi Arş’tır. (3/11)<br />
<br />
Âlem-i kebir, insandan başka bütün mahlûkat, kâinat ve içindekilerin hepsine denir. Demek ki Arş, insandan başka bütün yaratılmışların en üstünü oluyor. İnsanların en üstünü de Peygamber efendimizdir.<br />
<br />
Kız olarak doğmak<br />
Sual: (Şansım olsaydı anam beni kız olarak doğururdu) demek doğru mu? Allah indinde, kız olarak doğmak, erkek olarak doğmaktan daha üstün mü oluyor?<br />
CEVAP<br />
Kız ve erkek ayırımı yapmak yanlıştır. Dinimizde netice önemlidir. Bir kimse, kâfir çocuğu olarak doğar, Müslüman olur ve imanla ölürse Cennete gider ve büyük nimete kavuşur. Bir kimse de, Müslüman iken, kâfir olur ve küfür üzerine ölürse Cehenneme gider ve sonsuz azaba maruz kalır. Demek ki, kadın veya erkek olarak doğmak önemli değil, önemli olan imanla ölmektir. Kâfir olduktan sonra, kız olmuş, erkek olmuş ne fark eder?<br />
<br />
Mısır kralları Firavunlar vardı. İman etmeyenlerin hepsi Cehennemlik oldu. Nice köleler ve cariyeler ise, imanlı öldükleri için Cennetlik oldular. Demek ki, (Kral mı üstün, köle mi üstün) diye sormak da yanlış olur. Dinimizde Müslüman olan üstündür. İki Müslüman arasında ise, takvası çok olan daha üstündür. İki âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere, kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olandır.) [Hücurat 13]<br />
<br />
(Mümin bir köle, müşrik olan hür bir erkekten elbette daha üstündür.) [Bekara 221]<br />
<br />
(Zenci mi üstün, beyaz ırktan olan mı üstündür?) demek de yanlıştır. Zenci, beyazdan üstün olabilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Arap’ın aceme [Arap olmayana], Acem’in Arap’a üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar] (Acem, yalnız İranlı değil, Arap olmayan herkes demektir. Türk de, Alman da acemdir.)<br />
<br />
(Fransız mı üstün, İngiliz mi üstün?) diye de sorulmaz. Hangisi Müslümansa o üstündür. İkisi de Müslümansa, hangisi takva ehliyse o daha üstündür.<br />
<br />
(Zengin mi üstün, fakir mi üstün?) diye de sorulmaz. Fakir sabrederse, zenginden üstündür. Zengin şükrediyor, fakir sabredemiyorsa, zengin fakirden üstündür.<br />
<br />
Âlim, cahilden üstündür, ama âlim cimriyse, cahil daha üstündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allah katında cömert bir cahil, cimri âlimden daha üstündür.) [Dare Kutni]<br />
<br />
Demek ki, dindeki üstünlük, ırkla, cinsiyetle, mal ve rütbeyle değil, iman edip takva sahibi olmakla mümkün olur.<br />
<br />
İnsanların kısımları<br />
Sual: İnsanlar ilim, inanç ve ahlak bakımdan kaç kısma ayrılıyor?<br />
CEVAP<br />
İman yönünden insanlar ikiye ayrılır:<br />
1- Müminler: Müslüman olanlar.<br />
2- Kâfirler: Müslüman olmayanlar.<br />
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(İnsanlar, mümin ve kâfir diye iki kısma ayrılır.) [Taberani]<br />
<br />
Müminler de ikiye ayrılır:<br />
1- Ehl-i Sünnet olanlar: 2- Bid’at ehli: Ehl-i Sünnet olmayanlar Ehl-i Sünnet olanlar da ikiye ayrılır:<br />
1- Salihler: İbadetleri yapıp, günahlardan kaçanlar.<br />
2- Fâsıklar: Açıktan herhangi bir günahı işleyenler.<br />
<br />
Bid’at ehli olanların da, 72 fırkaya ayrıldığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. Meşhur üç tanesi şunlardır:<br />
1- Mutezile: İtikatları bozuktur. Hayra da şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır derler. Bir kısmı küfre girmiştir. Vehhabilerin bazı inanışları mutezileye benzer.<br />
2- Cebriye: Hayrı da şerri de Allah zorla işletir derler.<br />
3- Şia: İlk üç halifeye ve Cennetlik olan Eshab-ı kirama düşmanlık beslerler. Bazı inanışları Mutezileye benzer. Rafızi gibi aşırı olanları da vardır. Hattâ Hazret-i Ali için tanrı diyenler de bu fırkanın içindedir.<br />
<br />
Bid’at fırkaları arasında, mezhepsiz Müslümanlar türemiştir. Bunların itikatları bazen Mutezileye, bazen Cebriyeye, bazen de Şia’ya benzer. Belli bir ilkeleri yoktur. Ehl-i Sünnet itikadına uymayan kimseye ve dinde olmayan bir şeyi, ibadet olarak yapana bid’at ehli denir. Doğru yoldan ayrılana, sapık denir. Dini olmayana dinsiz, mezhebi olmayana da mezhepsiz denir. Başka dinden iken, Müslüman olana dönme denir.<br />
<br />
Kâfirler de iki kısma ayrılır:1- Ehl-i kitap: Bunlar Yahudi ve Hristiyanlardır. 2- Kitapsız kâfirler.<br />
<br />
Kitapsız kâfirler de çeşitli kısımlara ayrılır:<br />
1- Müşrikler: Allah’a ortak koşan ve puta tapan kâfirler,<br />
2- Ateistler: Allah’a, Peygamberlere ve ahiret gününe inanmayan kâfirler,<br />
3- Deistler: Bir yaratıcı var dedikleri halde, hiç bir dine ve peygambere inanmayan kâfirler,<br />
4- Münafıklar: Müslümanları aldatmak için Müslüman görünen kâfirler,<br />
5- Mürtedler: Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olanlar,<br />
6- Mülhidler: Kendini samimi müslüman bildiği halde, âyet ve hadise kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulup küfre düşen kimseler,<br />
7- Zındıklar: Münafık gibi inancını gizleyip, İslamiyet’i yıkmak için çalışan sinsi kâfirler.<br />
<br />
İman bakımından insanların çeşitlerini bildiren bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ, insanları üç kısım olarak yarattı:1- Hayvanlar gibi olanlardır. Allahü teâlânın, “Onların kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, görmezler; kulakları var, işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdır” buyurduğu kişilerdir.2- Bedenleri insan bedeni ise de, ruhları şeytan ruhu gibi olanlardır.3- Allah’ın himayesinden başka himayenin olmadığı günde, onun himayesine sığınan müminlerdir.) [Hakîm]<br />
<br />
İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:<br />
1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inananlar. (Kâfirler)<br />
2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sananlar. (Müşrikler)<br />
3- Rızkın Allah’tan geldiğini bildiği halde, ya vermezse diye endişeye düşenler. (Münafıklar)<br />
4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğini bildiği halde, çalışırken Allah’a asi olanlar. (Fâsıklar)<br />
5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inananlar. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmayanlar. (Salih müminler)<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:<br />
İnsanlar kendileriyle münasebet kurma yönünden üç kısma ayrılır:<br />
1- Gıda gibi olanlar: Her zaman gereklidir.<br />
2- İlaç gibi olanlar: Bazen ihtiyaç duyulur.<br />
3- Hastalık gibi olanlar: Bunlara ihtiyaç duyulmasa da, gelip musallat olurlar. Bunlardan kurtulmak için, idare edilmeleri gerekir.<br />
<br />
Yine İmam-ı Gazali hazretleri, insanları ahlak bakımından üçe ayırıyor:<br />
1- Yiyip içmek ve zevk etmekten başka bir şey bilmeyenler.<br />
2- Hilekâr ve ikiyüzlü olup etrafındakileri aldatanlar ve onlara zulmedenler.<br />
3- Güzel ahlak sahibi olan hakiki Müslümanlar.<br />
<br />
Bilgi yönünden de insanlar dört gruba ayrılır:<br />
1- Bildiğini bilen, [İyi kimseler]<br />
2- Bildiğini bilmeyen, [İkaza, muhtaç olanlar]<br />
3- Bilmediğini bilen, [Haddini bilenler]<br />
4- Bilmediğini bilmeyen. [Zararlı kimseler]<br />
<br />
İnsanların en üstünleri<br />
Sual: Peygamber efendimiz başta olmak üzere bütün peygamberler üstün yaratılmışlardır. Peki Peygamber efendimiz ve bütün peygamberlerden sonra insanların en üstünleri kimlerdir?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak akaid kitaplarında mesela Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin İtikatnâme kitabında buyuruluyor ki:<br />
“Hazret-i Ebû Bekir, Peygamberlerden sonra, gelmiş ve gelecek bütün insanların, en hayırlısı, en üstünüdür. Müslüman olmadan önce de, putlara tapmamış, kafirlik ve sapıklık ayıplarından korunmuştur. Bundan sonra, insanların en üstünü, hazret-i Ömer, sonra hazret-i Osman, bundan sonra da insanların en hayırlısı, en üstünü hazret-i Ali’dir. Bunlardan sonra da, hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin’dir.<br />
<br />
Bu üstünlükler, sevabın daha çok olması, İslâmiyet uğrunda, vatanlarını, sevdiklerini terk etmeleri, başkalarından daha önce Müslüman olmaları, Resulullah efendimize son derece uymaları, Onun sünnetine sımsıkı sarılmaları, dinini yaymaya uğraşmaları, küfrü, fitneyi, fesadı önlemeleri sebebiyledir.<br />
<br />
Hazret-i Ali, her ne kadar, hazret-i Ebu Bekir’den başka, herkesten önce Müslüman oldu ise de, o zaman, çocuk, malsız ve Resulullah efendimizin evinde, hizmetinde olduğu için, onun önce iman etmesi, başkalarının iman etmesine, ibret almalarına ve müşriklerin bozguna uğramasına sebep olmadı. Halbuki diğer üç halifenin imana gelmeleri, İslâmı kuvvetlendirdi. Hazret-i Ali ve çocukları, Resulullah efendimizin en yakın akrabası ve Resulullahın mübarek kanından oldukları için, hazret-i Ebu Bekir ve hazret-i Ömer’den daha üstün denilebilir ise de, bu üstünlükleri, her bakımdan üstünlük demek değildir. Her bakımdan, o büyüklerin önünde olmalarını sağlamaz. Hızır aleyhisselamın, Musa aleyhisselama birkaç şey öğretmesine benzer. Kan bakımından daha yakın olan, daha üstün olsaydı, hazret-i Abbas, hazret-i Ali’den daha üstün olurdu.”<br />
<br />
Sual: Eshab-ı kiramdan sonra bu ümmetin üstün olanları kimlerdir?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı kiramdan sonra, insanların en üstünleri, Eshab-ı kiramı gören ve onların sohbetinde yetişen Müslümanlardır. Bunlara, Tabiin denir. Bunlar, bütün bilgilerini Eshab-ı kiramdan almışlar, öğrenmişler ve amel etmişlerdir.<br />
<br />
Din büyüklerine dil uzatmak<br />
Sual: Bazı kimseler, kendilerini önceki âlimlerden, evliyadan hatta Eshâbdan üstün görmekte ve onlara dil uzatmaktadır. Böyle kimselere ne demelidir?<br />
CEVAP<br />
Konu ile alakalı olarak, İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki:<br />
“Kendini, Eshâb-ı kiram gibi sanmak, ahmaklıktır. Kendini, önce gelen büyüklere benzetmek ise, cahilliktir. Şunu da bildirelim ki, önce olmak şerefinin üstünlüğe sebep olması, birinci asırda, insanların en iyisinin sohbetine kavuşanlar içindir. Sonraki asırlarda böyle değildir. Daha sonraki asırda gelenler, önündeki asırlarda gelenlerden üstün olabilir. Hatta aynı asırda bulunanlardan, sonraki, öncekinden, talebesi hocasından ileri geçebilir. Allahü teâlâ, dil uzatanları, gaflet uykusundan uyandırsın! Bir Müslümanı kabahatli sanarak, dedikodu yapmak, sövmek, pek şeni, çok çirkindir. Vehim ile, zan ile, bir Müslümana sapık demek, kâfir demek, inatçılık, kincilik olur. Bu iftiraları yerinde olmadığı zaman, söyleyenler sapık ve kâfir olur. Böyle olduğunu hadîs-i şerif bildirmektedir.”<br />
<br />
Sual: İnsanlar ve hayvanlar, ayrı ayrı özelliklerde mi yaratılmıştır?<br />
CEVAP<br />
Hayvan cinsinin en aşağısı süngerlerdir. Her cinsten daha üstün başkaları da yaratılmıştır. Her sınıfta, farklı müdafaa uzuvları vardır. Kimisine ok, kimisine diş, kimisine pençe, kimisine boynuz, kimisine kanat, kimisine sürat, tilki gibi olanlara da hile verilmiştir. Yaşamaları için, insan aklını şaşırtan şeyler ilham olunmuştur. Bal arısı, altı köşe petek yapar. Silindir yapsaydı aralarında boşluk kalırdı. Altıgen prizmalar arasında yer ziyan olmuyor. Dörtgen olsaydı, hacimleri daha az olurdu. Bunu insanlar okumakla, öğrenmekle anlar. Arıya bunu Allahü teâlâ ilham etmektedir. İlhama şimdi içgüdü deniyor.<br />
<br />
Hayvanların, en üstünleri, insana en yakın olanları at, maymun, fil ve papağandır. Darwin, hayvanların üstünlük sırasını yazmış, en üstününün maymun olduğunu bildirmiş. Bunu okuyan bazı fen yobazı, Darwin'in; “Hayvanların birbirine döndüğünü, yüksele yüksele, sonunda insan olduğunu” yazıyor diyorlar. Bunu ileri sürerek, Âdem aleyhisselamın topraktan yaratıldığını inkâr ediyor ve Müslümanları aldatıyorlar. Hâlbuki Darwin, hayvanlar birbirine döner demiyor. “Yaratılışlarında bir üstünlük sırası vardır” diyor. Aşağı derecedekilerin üstündekilere gıda, yem olduklarını yazıyor. Bu hâli İslam âlimleri daha önce görmüşler ve yazıp bildirmişlerdir. Darwin m. 1882 senesinde ölmüştür... Hayvanların üstünlük sırasını bildiren Alî bin Emrullah hazretleridir. Bu zat, m. 1570 senesinde vefat etmiştir. Darwin'in, bu yazılarını İslam kitaplarından aldığı anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Hayvanların üstünde, insan nevinin en aşağısı gelir. Çöllerde, ormanlarda, kutuplarda yaşıyanlar böyledir. İnsanların en üstünü, orta iklimlerde, yani 23 derece ile 66 derece arz daireleri arasında, şehirlerde yaşayanlardır.<br />
<br />
Yaratılış bakımından olan bu üstünlüklerden başka, insanlar arasında, çalışarak maddede ve ahlakta yükselmek farkları da vardır. Bazıları çalışarak birçok alet yapmış, bazıları ise, bununla birlikte, fende, teknikte ilerlemişlerdir. En üstünleri ise, ilimde, fende yükselmekle birlikte, ahlakta da ilerlemiş, Allahü teâlâya yakınlık denen, insanlığın en yüksek derecesine varmışlardır. Bunların en yükseği Peygamberlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İnsanlarda üstünlük sırası</span></span><br />
<br />
Sual: Hazret-i Âdemden beri en üstün on kişinin ismini üstünlük sırası ile bildirmek mümkün mü?<br />
CEVAP<br />
En üstünleri Peygamberlerdir. Peygamberlerin en üstünü, son peygamber Muhammed aleyhisselamdır. Bir hadis-i şerifte, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruldu. (Hatib)<br />
<br />
İkincisi, Hazret-i Ebu Bekir’dir. Bir hadis-i şerifte, (Peygamberler hariç, Ebu Bekir, insanların en üstünüdür) buyuruldu. (Deylemi)<br />
<br />
Üçüncüsü, Hazret-i Ömer’dir. Bedir’e ve diğer savaşlara katılmış ve âyetlerle övülmüştür.<br />
<br />
Dördüncüsü, iyilikler hazinesi, haya, iman ve irfan kaynağı, Zinnureyn Hazret-i Osman’dır.<br />
<br />
Beşincisi, şaşılacak üstünlükler sahibi, Allah’ın aslanı Hazret-i Ali’dir.<br />
<br />
Altıncısı Aşere-i mübeşşere yani Cennet ile müjdelenmiş on kişidir.<br />
<br />
Yedincisi, Bedir gazasındaki 313 kişidir. Hatib bin Ebi Beltea, Mekke’deki müşriklere, Mekke’nin fethi için hazırlık yapıldığını bildiren bir mektup gönderdi. Vahy ile durumu öğrenen Peygamber efendimiz, Hazret-i Hatib’e niçin böyle yaptığını sordu. O da (Mekke’de çoluk çocuğum var. Müşriklerin zararı dokunmasın diye yazdım) dedi. Hazret-i Ömer, (Ya Resulallah, izin ver kellesini uçurayım) dedi. Ama Resulullah efendimiz, (Allahü teâlâ, Bedir gazasında bulunanlara "İstediğinizi yapın! Sizin her işinizi affettim" buyurdu. Bu da onlardandır) buyurunca, Hazret-i Ömer hatası için ağladı. Hazret-i Hatibin de yaptığı bu iş uygun olmadığı için, (Ey iman edenler, düşmanımı ve düşmanlarınızı dost edinmeyin) âyeti indi. (Mümtehine 1) [Mevahib-i ledünniyye]<br />
<br />
(Bedir savaşında bulunanları Cennetle müjdele.) [Dare kutni]<br />
<br />
(Bedir savaşında bulunan birine nasıl söz söylersin? Eğer sen uhud dağı kadar altın infak etsen, onun derecesine ulaşamazsın.) [Hakim]<br />
<br />
Hazret-i Cabir anlatır:<br />
(Bedir ve Rıdvan bi'atında bulunan bir sahabinin cenazesi getirildiğinde, onun üzerine 9 tekbir alırdı. Ama Bedir'de bulunup da Rıdvan bi'atında bulunmamış veya bi'at-ı Rıdvan'da bulunup da Bedir'de bulunmamış bir sahabinin üzerine 7 tekbir alırdı. Bedir’de de, Bi'at-ı Rıdvan'da da bulunmayanın cenazesinde ise 4 tekbir alırdı.) [İ.Asakir]<br />
<br />
(Bedir’de, Huneyn’de sarıklı melekler yardım etti.) [Deylemi]<br />
<br />
(Cebrail aleyhisselam gelip "Bedir’de hazır olanları nasıl sayarsınız?" dedi. “Hayırlılarımızdır” dedim. O da, “Meleklerden Bedir’de bulunanlar da bizim hayırlılarımızdır” dedi.) [Buhari]<br />
<br />
Sekizincisi, Uhud gazasındaki 700 kişidir.<br />
<br />
Dokuzuncusu, ağaç altında söz veren 1400 kişidir. [Biat-ür-rıdvan]<br />
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:<br />
(Ağaç altında, sana söz veren müminlerden, Allah razıdır. Kalblerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetihle ödüllendirmiştir.) [Fetih 18]<br />
<br />
Onuncusu, diğer Eshab-ı kiramdır. Hepsi Cennetliktir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı [Cenneti] vâdetmiştir.) [Hadid 10]<br />
<br />
İmam-ı a’zam, Abdülkadir-i Geylani ve İmam-ı Rabbani hazretleri gibi büyük zatların hiçbiri sahabi derecesine ulaşamaz. Zira Eshabın en aşağı derecede olanı, en yüksek evliyadan üstündür. (Mevahib)<br />
<br />
En üstün insanlar<br />
Sual: Eshab-ı kiram, diğer ümmetlerdeki evliyadan, mesela Eshab-ı Kehf’ten, Hazret-i Meryem’den ve Hazret-i Âsiye’den de mi üstündür?<br />
CEVAP<br />
Evet, üstündür. Bir hadis-i şerif meali:<br />
(Eshabım, cin ve insanların hepsinden üstündür.) [Bezzar]<br />
<br />
Hazret-i Meryem ve Hazret-i Asiye, başka ümmetlerden olduğu halde, Eshab-ı kiram gibi üstündür. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:<br />
(Cennet kadınlarının en üstünü Hüveylid’in kızı Hatice, Muhammed’in kızı Fatıma, İmran’ın kızı Meryem ve Müzahim’in kızı Âsiye’dir.) [İ. Ahmed, Taberani, Hâkim]<br />
<br />
Hazret-i Mehdi ve Eshab-ı kehf de övülüyor. İki hadis-i şerif meali:<br />
(Bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi varken nasıl helak olur?) [Hâkim, İ. Asakir]<br />
<br />
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.) [İ. Süyuti]<br />
<br />
Sual: İnsanlar inançlarına göre nasıl sıralanır?<br />
CEVAP<br />
En kötüsünden başlayarak yazıyoruz:<br />
1- Ateistler (Allah’a ve ahiret gününe inanmayanlar) Mürtedler, zındıklar ve münafıklar bu gruba dahildir.<br />
<br />
2- Bir yaratıcıya inananlar, fakat bir dine inanmayanlar. İman yönü ile bunların ateistlerden farkı yoktur.<br />
<br />
3- Ehl-i kitap (Yahudi ve Hristiyanlar).<br />
<br />
4- Mutezile, şii, cebriye gibi olanlar. Müslümandırlar, fakat itikadları bozuktur. İtikadları küfre girmişse diğer kâfirler gibi ebedi Cehennemde kalırlar.<br />
<br />
5- Mutezile, şii, cebriye gibi olanlar. Müslümandırlar fakat itikadları bozuktur. İtikadları küfre girmemişse, bid'at günahları yüzünden Cehennemde cezalarını çektikten sonra Cennete gideceklerdir.<br />
<br />
6- Mezhepsiz yani bid'at ehli müslümanlar. Bunların da küfre girmeyenleri 5. maddedeki gibidirler, küfre girenleri ise 4. maddedeki gibidirler.<br />
7- İtikadda ehl-i sünnet ama amelde bid'at işleyenler.<br />
<br />
8- Amelsiz müslüman. İnanır ama ameli yok, içki içer, namaz kılmaz, açık gezer. Bunlardan küfre düşmeyenler, günahları kadar cezalarını çekip Cennete giderler.<br />
<br />
9- Ehl-i sünnettir, amelde bid’at işlemeyenler, günah işleyenler, bazı ibadetleri de yapmayanlar.<br />
10- Ehl-i sünnet itikadındadır, bid’at işlemez, amel de işler, haramlardan kaçar.<br />
<br />
Günümüzdeki müslümanlar genelde 6 ve 7. maddeye girerler. 9. maddeye girenler azdır. Onuncu gruptakiler çok azdır, evliya bu sınıfın içindedir.<br />
<br />
Eşref-i mahlûkat<br />
Sual: Mahlûkların en şereflisi Peygamber efendimiz değil mi? İmamı Rabbani hazretleri niye, mahlûkların şereflisi Arş diye bildiriyor?<br />
CEVAP<br />
İnsanoğlunun en üstünü, en şereflisi, en kıymetlisi ve mahlûkların yaratılmasına sebep olan Muhammed aleyhisselamdır. (Herkese Lazım Olan İman)<br />
<br />
İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:<br />
Âlem-i kebirdeki mahlûkların en şereflisi Arş’tır. (3/11)<br />
<br />
Âlem-i kebir, insandan başka bütün mahlûkat, kâinat ve içindekilerin hepsine denir. Demek ki Arş, insandan başka bütün yaratılmışların en üstünü oluyor. İnsanların en üstünü de Peygamber efendimizdir.<br />
<br />
Kız olarak doğmak<br />
Sual: (Şansım olsaydı anam beni kız olarak doğururdu) demek doğru mu? Allah indinde, kız olarak doğmak, erkek olarak doğmaktan daha üstün mü oluyor?<br />
CEVAP<br />
Kız ve erkek ayırımı yapmak yanlıştır. Dinimizde netice önemlidir. Bir kimse, kâfir çocuğu olarak doğar, Müslüman olur ve imanla ölürse Cennete gider ve büyük nimete kavuşur. Bir kimse de, Müslüman iken, kâfir olur ve küfür üzerine ölürse Cehenneme gider ve sonsuz azaba maruz kalır. Demek ki, kadın veya erkek olarak doğmak önemli değil, önemli olan imanla ölmektir. Kâfir olduktan sonra, kız olmuş, erkek olmuş ne fark eder?<br />
<br />
Mısır kralları Firavunlar vardı. İman etmeyenlerin hepsi Cehennemlik oldu. Nice köleler ve cariyeler ise, imanlı öldükleri için Cennetlik oldular. Demek ki, (Kral mı üstün, köle mi üstün) diye sormak da yanlış olur. Dinimizde Müslüman olan üstündür. İki Müslüman arasında ise, takvası çok olan daha üstündür. İki âyet-i kerime meali şöyledir:<br />
(Ey insanlar! Sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere, kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olandır.) [Hücurat 13]<br />
<br />
(Mümin bir köle, müşrik olan hür bir erkekten elbette daha üstündür.) [Bekara 221]<br />
<br />
(Zenci mi üstün, beyaz ırktan olan mı üstündür?) demek de yanlıştır. Zenci, beyazdan üstün olabilir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Arap’ın aceme [Arap olmayana], Acem’in Arap’a üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.) [İbni Neccar] (Acem, yalnız İranlı değil, Arap olmayan herkes demektir. Türk de, Alman da acemdir.)<br />
<br />
(Fransız mı üstün, İngiliz mi üstün?) diye de sorulmaz. Hangisi Müslümansa o üstündür. İkisi de Müslümansa, hangisi takva ehliyse o daha üstündür.<br />
<br />
(Zengin mi üstün, fakir mi üstün?) diye de sorulmaz. Fakir sabrederse, zenginden üstündür. Zengin şükrediyor, fakir sabredemiyorsa, zengin fakirden üstündür.<br />
<br />
Âlim, cahilden üstündür, ama âlim cimriyse, cahil daha üstündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allah katında cömert bir cahil, cimri âlimden daha üstündür.) [Dare Kutni]<br />
<br />
Demek ki, dindeki üstünlük, ırkla, cinsiyetle, mal ve rütbeyle değil, iman edip takva sahibi olmakla mümkün olur.<br />
<br />
İnsanların kısımları<br />
Sual: İnsanlar ilim, inanç ve ahlak bakımdan kaç kısma ayrılıyor?<br />
CEVAP<br />
İman yönünden insanlar ikiye ayrılır:<br />
1- Müminler: Müslüman olanlar.<br />
2- Kâfirler: Müslüman olmayanlar.<br />
Bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(İnsanlar, mümin ve kâfir diye iki kısma ayrılır.) [Taberani]<br />
<br />
Müminler de ikiye ayrılır:<br />
1- Ehl-i Sünnet olanlar: 2- Bid’at ehli: Ehl-i Sünnet olmayanlar Ehl-i Sünnet olanlar da ikiye ayrılır:<br />
1- Salihler: İbadetleri yapıp, günahlardan kaçanlar.<br />
2- Fâsıklar: Açıktan herhangi bir günahı işleyenler.<br />
<br />
Bid’at ehli olanların da, 72 fırkaya ayrıldığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. Meşhur üç tanesi şunlardır:<br />
1- Mutezile: İtikatları bozuktur. Hayra da şerre de Allah karışmaz, ikisini de kul yaratır derler. Bir kısmı küfre girmiştir. Vehhabilerin bazı inanışları mutezileye benzer.<br />
2- Cebriye: Hayrı da şerri de Allah zorla işletir derler.<br />
3- Şia: İlk üç halifeye ve Cennetlik olan Eshab-ı kirama düşmanlık beslerler. Bazı inanışları Mutezileye benzer. Rafızi gibi aşırı olanları da vardır. Hattâ Hazret-i Ali için tanrı diyenler de bu fırkanın içindedir.<br />
<br />
Bid’at fırkaları arasında, mezhepsiz Müslümanlar türemiştir. Bunların itikatları bazen Mutezileye, bazen Cebriyeye, bazen de Şia’ya benzer. Belli bir ilkeleri yoktur. Ehl-i Sünnet itikadına uymayan kimseye ve dinde olmayan bir şeyi, ibadet olarak yapana bid’at ehli denir. Doğru yoldan ayrılana, sapık denir. Dini olmayana dinsiz, mezhebi olmayana da mezhepsiz denir. Başka dinden iken, Müslüman olana dönme denir.<br />
<br />
Kâfirler de iki kısma ayrılır:1- Ehl-i kitap: Bunlar Yahudi ve Hristiyanlardır. 2- Kitapsız kâfirler.<br />
<br />
Kitapsız kâfirler de çeşitli kısımlara ayrılır:<br />
1- Müşrikler: Allah’a ortak koşan ve puta tapan kâfirler,<br />
2- Ateistler: Allah’a, Peygamberlere ve ahiret gününe inanmayan kâfirler,<br />
3- Deistler: Bir yaratıcı var dedikleri halde, hiç bir dine ve peygambere inanmayan kâfirler,<br />
4- Münafıklar: Müslümanları aldatmak için Müslüman görünen kâfirler,<br />
5- Mürtedler: Müslümanlıktan ayrılıp, kâfir olanlar,<br />
6- Mülhidler: Kendini samimi müslüman bildiği halde, âyet ve hadise kendi görüşü ile mana vererek, imanı bozulup küfre düşen kimseler,<br />
7- Zındıklar: Münafık gibi inancını gizleyip, İslamiyet’i yıkmak için çalışan sinsi kâfirler.<br />
<br />
İman bakımından insanların çeşitlerini bildiren bir hadis-i şerif meali şöyledir:<br />
(Allahü teâlâ, insanları üç kısım olarak yarattı:1- Hayvanlar gibi olanlardır. Allahü teâlânın, “Onların kalbleri var, ama anlamazlar; gözleri var, görmezler; kulakları var, işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdır” buyurduğu kişilerdir.2- Bedenleri insan bedeni ise de, ruhları şeytan ruhu gibi olanlardır.3- Allah’ın himayesinden başka himayenin olmadığı günde, onun himayesine sığınan müminlerdir.) [Hakîm]<br />
<br />
İnsanlar rızkı kazanmada inanç yönünden beşe ayrılır:<br />
1- Rızkın yalnız çalışmaktan geldiğine inananlar. (Kâfirler)<br />
2- Rızkın hem Allah’tan, hem de çalışmaktan geldiğini sananlar. (Müşrikler)<br />
3- Rızkın Allah’tan geldiğini bildiği halde, ya vermezse diye endişeye düşenler. (Münafıklar)<br />
4- Rızkın Allahü teâlâdan geldiğini bildiği halde, çalışırken Allah’a asi olanlar. (Fâsıklar)<br />
5- Rızkın Allah’tan geldiğine ve çalışmanın, sebebe yapışmak olduğuna inananlar. Çalışırken, Allahü teâlâya asi olmayanlar. (Salih müminler)<br />
<br />
İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki:<br />
İnsanlar kendileriyle münasebet kurma yönünden üç kısma ayrılır:<br />
1- Gıda gibi olanlar: Her zaman gereklidir.<br />
2- İlaç gibi olanlar: Bazen ihtiyaç duyulur.<br />
3- Hastalık gibi olanlar: Bunlara ihtiyaç duyulmasa da, gelip musallat olurlar. Bunlardan kurtulmak için, idare edilmeleri gerekir.<br />
<br />
Yine İmam-ı Gazali hazretleri, insanları ahlak bakımından üçe ayırıyor:<br />
1- Yiyip içmek ve zevk etmekten başka bir şey bilmeyenler.<br />
2- Hilekâr ve ikiyüzlü olup etrafındakileri aldatanlar ve onlara zulmedenler.<br />
3- Güzel ahlak sahibi olan hakiki Müslümanlar.<br />
<br />
Bilgi yönünden de insanlar dört gruba ayrılır:<br />
1- Bildiğini bilen, [İyi kimseler]<br />
2- Bildiğini bilmeyen, [İkaza, muhtaç olanlar]<br />
3- Bilmediğini bilen, [Haddini bilenler]<br />
4- Bilmediğini bilmeyen. [Zararlı kimseler]<br />
<br />
İnsanların en üstünleri<br />
Sual: Peygamber efendimiz başta olmak üzere bütün peygamberler üstün yaratılmışlardır. Peki Peygamber efendimiz ve bütün peygamberlerden sonra insanların en üstünleri kimlerdir?<br />
Cevap: Konu ile alakalı olarak akaid kitaplarında mesela Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin İtikatnâme kitabında buyuruluyor ki:<br />
“Hazret-i Ebû Bekir, Peygamberlerden sonra, gelmiş ve gelecek bütün insanların, en hayırlısı, en üstünüdür. Müslüman olmadan önce de, putlara tapmamış, kafirlik ve sapıklık ayıplarından korunmuştur. Bundan sonra, insanların en üstünü, hazret-i Ömer, sonra hazret-i Osman, bundan sonra da insanların en hayırlısı, en üstünü hazret-i Ali’dir. Bunlardan sonra da, hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin’dir.<br />
<br />
Bu üstünlükler, sevabın daha çok olması, İslâmiyet uğrunda, vatanlarını, sevdiklerini terk etmeleri, başkalarından daha önce Müslüman olmaları, Resulullah efendimize son derece uymaları, Onun sünnetine sımsıkı sarılmaları, dinini yaymaya uğraşmaları, küfrü, fitneyi, fesadı önlemeleri sebebiyledir.<br />
<br />
Hazret-i Ali, her ne kadar, hazret-i Ebu Bekir’den başka, herkesten önce Müslüman oldu ise de, o zaman, çocuk, malsız ve Resulullah efendimizin evinde, hizmetinde olduğu için, onun önce iman etmesi, başkalarının iman etmesine, ibret almalarına ve müşriklerin bozguna uğramasına sebep olmadı. Halbuki diğer üç halifenin imana gelmeleri, İslâmı kuvvetlendirdi. Hazret-i Ali ve çocukları, Resulullah efendimizin en yakın akrabası ve Resulullahın mübarek kanından oldukları için, hazret-i Ebu Bekir ve hazret-i Ömer’den daha üstün denilebilir ise de, bu üstünlükleri, her bakımdan üstünlük demek değildir. Her bakımdan, o büyüklerin önünde olmalarını sağlamaz. Hızır aleyhisselamın, Musa aleyhisselama birkaç şey öğretmesine benzer. Kan bakımından daha yakın olan, daha üstün olsaydı, hazret-i Abbas, hazret-i Ali’den daha üstün olurdu.”<br />
<br />
Sual: Eshab-ı kiramdan sonra bu ümmetin üstün olanları kimlerdir?<br />
CEVAP<br />
Eshab-ı kiramdan sonra, insanların en üstünleri, Eshab-ı kiramı gören ve onların sohbetinde yetişen Müslümanlardır. Bunlara, Tabiin denir. Bunlar, bütün bilgilerini Eshab-ı kiramdan almışlar, öğrenmişler ve amel etmişlerdir.<br />
<br />
Din büyüklerine dil uzatmak<br />
Sual: Bazı kimseler, kendilerini önceki âlimlerden, evliyadan hatta Eshâbdan üstün görmekte ve onlara dil uzatmaktadır. Böyle kimselere ne demelidir?<br />
CEVAP<br />
Konu ile alakalı olarak, İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbât kitabında buyuruyor ki:<br />
“Kendini, Eshâb-ı kiram gibi sanmak, ahmaklıktır. Kendini, önce gelen büyüklere benzetmek ise, cahilliktir. Şunu da bildirelim ki, önce olmak şerefinin üstünlüğe sebep olması, birinci asırda, insanların en iyisinin sohbetine kavuşanlar içindir. Sonraki asırlarda böyle değildir. Daha sonraki asırda gelenler, önündeki asırlarda gelenlerden üstün olabilir. Hatta aynı asırda bulunanlardan, sonraki, öncekinden, talebesi hocasından ileri geçebilir. Allahü teâlâ, dil uzatanları, gaflet uykusundan uyandırsın! Bir Müslümanı kabahatli sanarak, dedikodu yapmak, sövmek, pek şeni, çok çirkindir. Vehim ile, zan ile, bir Müslümana sapık demek, kâfir demek, inatçılık, kincilik olur. Bu iftiraları yerinde olmadığı zaman, söyleyenler sapık ve kâfir olur. Böyle olduğunu hadîs-i şerif bildirmektedir.”<br />
<br />
Sual: İnsanlar ve hayvanlar, ayrı ayrı özelliklerde mi yaratılmıştır?<br />
CEVAP<br />
Hayvan cinsinin en aşağısı süngerlerdir. Her cinsten daha üstün başkaları da yaratılmıştır. Her sınıfta, farklı müdafaa uzuvları vardır. Kimisine ok, kimisine diş, kimisine pençe, kimisine boynuz, kimisine kanat, kimisine sürat, tilki gibi olanlara da hile verilmiştir. Yaşamaları için, insan aklını şaşırtan şeyler ilham olunmuştur. Bal arısı, altı köşe petek yapar. Silindir yapsaydı aralarında boşluk kalırdı. Altıgen prizmalar arasında yer ziyan olmuyor. Dörtgen olsaydı, hacimleri daha az olurdu. Bunu insanlar okumakla, öğrenmekle anlar. Arıya bunu Allahü teâlâ ilham etmektedir. İlhama şimdi içgüdü deniyor.<br />
<br />
Hayvanların, en üstünleri, insana en yakın olanları at, maymun, fil ve papağandır. Darwin, hayvanların üstünlük sırasını yazmış, en üstününün maymun olduğunu bildirmiş. Bunu okuyan bazı fen yobazı, Darwin'in; “Hayvanların birbirine döndüğünü, yüksele yüksele, sonunda insan olduğunu” yazıyor diyorlar. Bunu ileri sürerek, Âdem aleyhisselamın topraktan yaratıldığını inkâr ediyor ve Müslümanları aldatıyorlar. Hâlbuki Darwin, hayvanlar birbirine döner demiyor. “Yaratılışlarında bir üstünlük sırası vardır” diyor. Aşağı derecedekilerin üstündekilere gıda, yem olduklarını yazıyor. Bu hâli İslam âlimleri daha önce görmüşler ve yazıp bildirmişlerdir. Darwin m. 1882 senesinde ölmüştür... Hayvanların üstünlük sırasını bildiren Alî bin Emrullah hazretleridir. Bu zat, m. 1570 senesinde vefat etmiştir. Darwin'in, bu yazılarını İslam kitaplarından aldığı anlaşılmaktadır.<br />
<br />
Hayvanların üstünde, insan nevinin en aşağısı gelir. Çöllerde, ormanlarda, kutuplarda yaşıyanlar böyledir. İnsanların en üstünü, orta iklimlerde, yani 23 derece ile 66 derece arz daireleri arasında, şehirlerde yaşayanlardır.<br />
<br />
Yaratılış bakımından olan bu üstünlüklerden başka, insanlar arasında, çalışarak maddede ve ahlakta yükselmek farkları da vardır. Bazıları çalışarak birçok alet yapmış, bazıları ise, bununla birlikte, fende, teknikte ilerlemişlerdir. En üstünleri ise, ilimde, fende yükselmekle birlikte, ahlakta da ilerlemiş, Allahü teâlâya yakınlık denen, insanlığın en yüksek derecesine varmışlardır. Bunların en yükseği Peygamberlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Çok olanın kıymeti bilinmez]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33995</link>
			<pubDate>Thu, 26 Dec 2024 02:08:42 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=33995</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çok olanın kıymeti bilinmez</span></span><br />
<br />
Sual: Çok kıymetli bir şey, çok olunca da kıymetli midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, çok olsa da kıymetlidir. Ancak çok olduğu için kıymetlinin kıymeti bilinmez. Birkaç örnek verelim:<br />
1- Çok kimse, beş vakit namazı kılmaz, ama bayram namazını ihmal etmez. Halbuki beş vakit namaz farz, bayram namazı ise vacibdir, diğer üç mezhepte ise sünnettir.<br />
<br />
2- Çok kimse, bayramlaşır, bayram tebriki yazar. Ama dinimizde Cuma günü bayramlardan daha kıymetlidir. Cuma günü haftada bir geldiği için o kadar hatırlanmaz. Ama bayram, yılda iki kere geldiği için daha çok önem verilir.<br />
<br />
3- Her zaman ve her yerde çok bulunan havanın kıymeti bilinmez. Bunun için bize bedava veren Allahü teâlâya şükretmeyi hatırlamayız bile. Halbuki birkaç dakika nefes almazsak ölürüz.<br />
<br />
4- Bir devirde, Fatih’te oturur iken, çok su sıkıntısı çekmiştik. Şimdi, her gün suyumuz aktığı halde, yani çok olduğu halde, suyu getirenlere teşekkür etmeyi bile hatırlamıyoruz. Su nimetini veren Allahü teâlâya da şükretmekten aciziz. Çünkü hiç su sıkıntısı çekmiyoruz.<br />
<br />
5- Gözümüz her zaman gördüğü için gözümüzün görmesine şükretmiyoruz. Kulak, dil ve diğer uzuvlarımızın hepsi böyledir. Bu uzuvların biri elden gidince o zaman kıymeti anlaşılıyor. Hastalanmadıkça sağlığın kıymeti bilinmiyor. Akıl büyük nimet iken, delileri görmedikçe kıymeti anlaşılmıyor. Hatta görsek bile gülüp geçiyoruz. Hepsinden önemlisi de doğru imana sahip olma ve bu doğru yolun büyüklerini tanımakla şereflenmektir.<br />
<br />
6- Yaşım yetmiş civarındadır. Küçüklüğümüzde, köyümüzde elektrik yoktu. İdare denilen muma benzeyen ışıklarla idare ederdik. Şimdi elektriğe kavuştuk ama, her zaman elektrik olduğu için bu çok olan nimetin kıymeti bilinmiyor. Sadece elektrik kesilince anlaşılabiliyor. Bunun gibi güneş bizi her gün aydınlatıyor, ama kaçımız, elhamdülillah bugün yine güneş doğdu diyoruz ki? Allahü teâlânın böyle sayısız nimetleri vardır. Bunlara şükretmek gerekir.<br />
<br />
7- Selam vermek yaygın hal aldığı için, çok kimse selamın önemini bilmemektedir. Selam verip alma sevabı, farz olduğu için diğer bütün nafilelerden üstündür. Bir kimse, dünyadaki bütün fakirleri doyursa, hepsine bir ev verse yine bir selamın sevabına ulaşamaz. Farzın yanında bütün nafileler, denizin yanında damla gibi bile değildir. Su zerresi bile değildir. Bütün nafilelerin, bütün farzların yanındaki değeri böyledir.<br />
<br />
Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir! Alışkanlık halinde, şuursuzca selam verilince, sevap olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selam verilir. Dinimizde selamın önemi büyüktür. Selam vermek sünnet, almak farz ise de, selamda istisna var. Selam veren de, selam alan gibi farz sevabına kavuşur. Eshab-ı kiram, bir arkadaşa selam vermek ve selamını almak için yollara çıkardı. İşin önemini bilen, bu büyük sevaba kavuşmak isterdi.<br />
<br />
Farz kazası olanın nafilelerle iştigal edememesi de bu yöndendir. Ama ahmaklar, denizi bırakıp bir damla peşinde koşuyor, farzın önemini anlayamıyorlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çok olanın kıymeti bilinmez</span></span><br />
<br />
Sual: Çok kıymetli bir şey, çok olunca da kıymetli midir?<br />
CEVAP<br />
Evet, çok olsa da kıymetlidir. Ancak çok olduğu için kıymetlinin kıymeti bilinmez. Birkaç örnek verelim:<br />
1- Çok kimse, beş vakit namazı kılmaz, ama bayram namazını ihmal etmez. Halbuki beş vakit namaz farz, bayram namazı ise vacibdir, diğer üç mezhepte ise sünnettir.<br />
<br />
2- Çok kimse, bayramlaşır, bayram tebriki yazar. Ama dinimizde Cuma günü bayramlardan daha kıymetlidir. Cuma günü haftada bir geldiği için o kadar hatırlanmaz. Ama bayram, yılda iki kere geldiği için daha çok önem verilir.<br />
<br />
3- Her zaman ve her yerde çok bulunan havanın kıymeti bilinmez. Bunun için bize bedava veren Allahü teâlâya şükretmeyi hatırlamayız bile. Halbuki birkaç dakika nefes almazsak ölürüz.<br />
<br />
4- Bir devirde, Fatih’te oturur iken, çok su sıkıntısı çekmiştik. Şimdi, her gün suyumuz aktığı halde, yani çok olduğu halde, suyu getirenlere teşekkür etmeyi bile hatırlamıyoruz. Su nimetini veren Allahü teâlâya da şükretmekten aciziz. Çünkü hiç su sıkıntısı çekmiyoruz.<br />
<br />
5- Gözümüz her zaman gördüğü için gözümüzün görmesine şükretmiyoruz. Kulak, dil ve diğer uzuvlarımızın hepsi böyledir. Bu uzuvların biri elden gidince o zaman kıymeti anlaşılıyor. Hastalanmadıkça sağlığın kıymeti bilinmiyor. Akıl büyük nimet iken, delileri görmedikçe kıymeti anlaşılmıyor. Hatta görsek bile gülüp geçiyoruz. Hepsinden önemlisi de doğru imana sahip olma ve bu doğru yolun büyüklerini tanımakla şereflenmektir.<br />
<br />
6- Yaşım yetmiş civarındadır. Küçüklüğümüzde, köyümüzde elektrik yoktu. İdare denilen muma benzeyen ışıklarla idare ederdik. Şimdi elektriğe kavuştuk ama, her zaman elektrik olduğu için bu çok olan nimetin kıymeti bilinmiyor. Sadece elektrik kesilince anlaşılabiliyor. Bunun gibi güneş bizi her gün aydınlatıyor, ama kaçımız, elhamdülillah bugün yine güneş doğdu diyoruz ki? Allahü teâlânın böyle sayısız nimetleri vardır. Bunlara şükretmek gerekir.<br />
<br />
7- Selam vermek yaygın hal aldığı için, çok kimse selamın önemini bilmemektedir. Selam verip alma sevabı, farz olduğu için diğer bütün nafilelerden üstündür. Bir kimse, dünyadaki bütün fakirleri doyursa, hepsine bir ev verse yine bir selamın sevabına ulaşamaz. Farzın yanında bütün nafileler, denizin yanında damla gibi bile değildir. Su zerresi bile değildir. Bütün nafilelerin, bütün farzların yanındaki değeri böyledir.<br />
<br />
Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir! Alışkanlık halinde, şuursuzca selam verilince, sevap olmaz. Bir yere girerken de, çıkarken de selam verilir. Dinimizde selamın önemi büyüktür. Selam vermek sünnet, almak farz ise de, selamda istisna var. Selam veren de, selam alan gibi farz sevabına kavuşur. Eshab-ı kiram, bir arkadaşa selam vermek ve selamını almak için yollara çıkardı. İşin önemini bilen, bu büyük sevaba kavuşmak isterdi.<br />
<br />
Farz kazası olanın nafilelerle iştigal edememesi de bu yöndendir. Ama ahmaklar, denizi bırakıp bir damla peşinde koşuyor, farzın önemini anlayamıyorlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Dinimizislam</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>