<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bizde Forum - Teknoloji Bilgileri]]></title>
		<link>https://bizdeforum.com/</link>
		<description><![CDATA[Bizde Forum - https://bizdeforum.com]]></description>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 06:01:58 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[DİZEL MOTORU]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=25386</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jan 2024 19:02:58 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=25386</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİZEL MOTORU</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alm.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dieselmotor,</span> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fr.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Diesel.</span> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İng.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Diesel.</span> Kuvvetle sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan içten yanmalı bir motor tipi.<br />
Dizel veya Diesel olarak bilinen bu motor teknikte büyük güçlere ihtiyaç duyulması sebebiyle keşfedilmiştir. Gelişmesinde Alman şirketlerinin büyük faydaları olmuştur. Kara taşımacılığında kullanılan ilk dizel motorlar 1922’den îtibâren îmâl edilmeye başlandı. Denizcilikte kullanılan dizellerin yapımları her ne kadar 1910’da başladıysa da gerçek mânâda küçük teknelerde kullanılabilen tipleri ancak 1929’dan îtibâren îmâl edildi. Bu târihlerden îtibâren kara taşıtlarında istenilen 40-50 beygir gücünde motorlar yapılmaya başlanmıştır. İkinci Dünyâ Savaşının başlarına kadar dizel motorları demiryolu taşımacılığında, traktörlerde, inşâat makinalarında, gemilerde, sanâyinin çeşitli alanlarında güç kaynağı olarak kullanıldıysa da ufak güç isteyen yerlerde tercih yine benzin motorlarındaydı. Günümüzde az masraflı olma özelliğinden dolayı benzinli motorlara tercih edilmektedir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışma prensibi:</span></span> Dizel motoru içten yanmalıdır. Piston aşağı inerken, silindire hava dolar. Piston yukarı çıkınca bu hava sıkıştırılır. Sıkıştırma oranı benzininkilerden çok yüksek olup (1, 12 ile 1, 25 arası)  mertebesinde olduğu için, havanın sıcaklığı 500°C’nin üstüne çıkar. Piston üst ölü noktaya yaklaşırken, silindire, üstteki bir enjektör memesinden yakıt püskürtülür. Yakıt sıkıştırma sonucu ısınmış olan havayla karışınca, kendiliğinden tutuşur. Mazot 80°C’den îtibâren tutuşmaya başladığı için yangın tehlikesi benzininkine nazaran daha azdır.<br />
Dizel motorların bitkisel yağlardan, tabiî gaz ve benzinlere kadar akla gelen her yakıta uygulanabilme özelliği vardır. Fakat dünyâda en çok kullanılan, ham petrolden elde edilen mazottur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dizel motorlarında püskürtme: </span></span>Mazotun püskürtülmesi püskürtme memesi ile yapılır.<br />
Açık püskürtme ve kapalı püskürtme olarak iki türü mevcuttur. Bu tiplerden en çok kullanılan kapalı püskürtme tipidir.<br />
Kapalı püskürtmelerde püskürtülen yakıtın geçtiği yol bir meme iğnesi ile kapalıdır. Özel bir yay iğneyi yerinde tutar. Pompa çalışınca mazot basıncı iğneyi yuvasından kaldırarak mazotu püskürtür. Püskürtme işi sona erince de yay iğneyi yuvasına getirerek gaz püskürtülmesini keser. Açık püskürtme işinde; püskürtme işini gören bir çok delikler bulunur. Her bir deliğin püskürttüğü yakıt hüzmeleri birbirleriyle karşılaştıkları ve çarpıştıkları için yelpaze şeklinde püskürtülür.<br />
Püskürtmeçler, hacimleri 3 litreden fazla olan dizel motorlarında çok delikli olurlar.<br />
Dizel motorları yapılış şekillerine göre üç bölüme ayrılır:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Yanma odalı dizel motorları:</span></span> Bu çeşit dizel motorların silindir kapaklarında özel olarak yapılmış yanma odaları bulunur. Bu odalara sıkıştırma zamanlarında gerekli oranda hava sıkıştırılır. Mazot bu odacık içerisine püskürtülerek yüksek ısı altında yanması ve pistonları çalıştırması sağlanır.<br />
Bu tip motorlarda mazot püskürtme pompaları da alçak bir basınçla (santimetrekareye 60-80 kg) çalışırlar. Bu motorlarda soğuk havalarda motorun kolayca çalışabilmesi için kızdırma bujileri vardır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Anaforlu dizel motorları:</span></span> Bu motorların silindir kapaklarında da birer yanma odaları mevcuttur. Motorun sıkıştırma zamânında bu odalara belirli hava sıkışır. Mazot bu yanma odaları ile silindirleri birleştiren kanalların çok yakınlarına ince tozcuklar şeklinde püskürtülür. Yakıtın ilk hüzmeleri yanma odalarına geçerek yüksek sıcaklık altında kendi kendine ateşlenir ve geri dönerek gerideki yakıtları da yüksek bir basınç ve anafor altında yakarak pistonların üst ölü noktadan alt ölü noktaya doğru itilmesini sağlar. Bu tip motorlar santimetrekareye 120-150 kg basınçla çalışırlar. İlk ateşlemeler bunlarda da kızdırma bujileriyle yapılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Püskürtmeli dizel motorları:</span></span> Diğer dizel motorlarına göre yüksek hızla çalıştıkları için daha verimli motorlardır. Yakıt doğrudan doğruya, diğerlerinden farklı olarak yanma odasına püskürtülür. Yanma odalarında santimetrekareye 150-350 kg bir basınçla sıkıştırılan hava, püskürtülen yakıtı kolayca yakar ve verimi arttırır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İki zamanlı dizel motorları: </span></span>İki zamanlı motorlarda anamilin bir defa (360 derece) dönmesiyle çevrim tamamlanır, sâdece yakıt ve hava karışımıyle çalıştıklarından benzine nazaran daha verimlidir (Benzinlerde hava+yakıt+yağ karışımı).<br />
Piston, yanmış gaz basıncı ile alt ölü noktaya doğru inerken emme ve egzoz kapaklarının ağzını açar. Emme kapağı havayı, pompadan silindire doğru verir. Bu da egzoz gazlarının aşağı doğru iletilmesine ve silindirin karışımdaki egzoz deliğinden dışarı çıkmasına yol açar. Piston yukarı çıkarken, kapakları örterek, silindirin her tarafını kapatır ve silindirin üst kısmına yakıt püskürtmeden önce, temiz havanın sıkıştırılmasını temin eder. Bu tür sisteme ters süpürme denir.<br />
Tek atışlı süpürmede de, silindirin kenarında bir emme kapağı vardır. Egzoz gazları silindirin üst kısmındaki kapakçıktan dışarı atılır. Bu kapakcıklar bir tane veya daha fazla olabilir. Kapakçıklar emme kapağının üstünün açılmasından biraz daha önce açılır. Bu durumda basınç altında bulunan gazlar, silindirden dışarı çıkmaya başlar.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dizel motorların benzine göre üstünlüğü</span></span><br />
1. Benzin motorlarında teorik olarak hesaplandığı kabul edilen % 75 ısı enerjisi, % 25’e yakın bir işe dönüşebildiği hâlde, bu oran dizel motorlarında % 65 ısı enerjisinden % 35 gibi faydalı bir iş elde edilir ki, bu dizel motorlarındaki yüksek basınç ve ısıdan dolayı verimin benzine göre % 10 daha fazla olduğunu göstermektedir.<br />
2. Dizel motorlarında beygir saat başına 100-200 gr civârında mazot sarfiyâtı olduğu hâlde, bu durum benzinde 300 gr civârında seyreder.<br />
3. Çekiş gücü uygulama safhasında dizellerde daha fazla, benzinlerde daha azdır.<br />
4. Mazotun tutuşma derecesi 80°C’den îtibâren başladığı hâlde benzinlerde oda sıcaklığında olur. Bu durum benzinlilerde dizellere göre yangın tehlikesinin daha çok olduğunu gösterir.<br />
5. Dizel motorlar bitkisel yağlar dahil olmak üzere benzinin yüksek oktanlısına kadar her türlü  yakıtla çalışabildiği hâlde benzili motorlarda yalnız benzin kullanılır.<br />
6. Ateşleme donanımı benzine göre daha basit  olduğu için ârızaları daha azdır.<br />
7. Benzinli motorların egzoz gözlerinde daha fazla CO2 olmasına karşılık dizel motorların egzoz gözlerinde daha az CO2 vardır.<br />
8. Dizel motorlarındaki işletme giderleri aynı işi görecek benzinli motorlara göre yarıdan daha azdır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kullanıldığı yerler:</span></span> Ticârî nakliyat taşıtlarında ve inşaatlarda hemen hemen sâdece dizel motorları kullanılır. Çoğu lokomotifler dizel-elektrik tahriği (dizel motorunun mekanik gücünü tekerlekleri döndüren elektrik enerjisine çevirir) veya dizel motoru ile çalışır. Zirâî makinalar, biçerdöver, traktör ve su motorları hep dizelle çalışır. Sanâyide kullanılan jeneratör ve kompresörlerin de Dizelden faydalanılarak çalıştırıldığını söylemek yerinde olur. Bu motorlar hava veya su ile soğutulabilir, iki veya dört zamanlı olabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Rehber Ansiklopedisi</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">DİZEL MOTORU</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alm.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Dieselmotor,</span> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fr.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Diesel.</span> <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İng.</span></span> <span style="font-style: italic;" class="mycode_i">Diesel.</span> Kuvvetle sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan içten yanmalı bir motor tipi.<br />
Dizel veya Diesel olarak bilinen bu motor teknikte büyük güçlere ihtiyaç duyulması sebebiyle keşfedilmiştir. Gelişmesinde Alman şirketlerinin büyük faydaları olmuştur. Kara taşımacılığında kullanılan ilk dizel motorlar 1922’den îtibâren îmâl edilmeye başlandı. Denizcilikte kullanılan dizellerin yapımları her ne kadar 1910’da başladıysa da gerçek mânâda küçük teknelerde kullanılabilen tipleri ancak 1929’dan îtibâren îmâl edildi. Bu târihlerden îtibâren kara taşıtlarında istenilen 40-50 beygir gücünde motorlar yapılmaya başlanmıştır. İkinci Dünyâ Savaşının başlarına kadar dizel motorları demiryolu taşımacılığında, traktörlerde, inşâat makinalarında, gemilerde, sanâyinin çeşitli alanlarında güç kaynağı olarak kullanıldıysa da ufak güç isteyen yerlerde tercih yine benzin motorlarındaydı. Günümüzde az masraflı olma özelliğinden dolayı benzinli motorlara tercih edilmektedir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çalışma prensibi:</span></span> Dizel motoru içten yanmalıdır. Piston aşağı inerken, silindire hava dolar. Piston yukarı çıkınca bu hava sıkıştırılır. Sıkıştırma oranı benzininkilerden çok yüksek olup (1, 12 ile 1, 25 arası)  mertebesinde olduğu için, havanın sıcaklığı 500°C’nin üstüne çıkar. Piston üst ölü noktaya yaklaşırken, silindire, üstteki bir enjektör memesinden yakıt püskürtülür. Yakıt sıkıştırma sonucu ısınmış olan havayla karışınca, kendiliğinden tutuşur. Mazot 80°C’den îtibâren tutuşmaya başladığı için yangın tehlikesi benzininkine nazaran daha azdır.<br />
Dizel motorların bitkisel yağlardan, tabiî gaz ve benzinlere kadar akla gelen her yakıta uygulanabilme özelliği vardır. Fakat dünyâda en çok kullanılan, ham petrolden elde edilen mazottur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dizel motorlarında püskürtme: </span></span>Mazotun püskürtülmesi püskürtme memesi ile yapılır.<br />
Açık püskürtme ve kapalı püskürtme olarak iki türü mevcuttur. Bu tiplerden en çok kullanılan kapalı püskürtme tipidir.<br />
Kapalı püskürtmelerde püskürtülen yakıtın geçtiği yol bir meme iğnesi ile kapalıdır. Özel bir yay iğneyi yerinde tutar. Pompa çalışınca mazot basıncı iğneyi yuvasından kaldırarak mazotu püskürtür. Püskürtme işi sona erince de yay iğneyi yuvasına getirerek gaz püskürtülmesini keser. Açık püskürtme işinde; püskürtme işini gören bir çok delikler bulunur. Her bir deliğin püskürttüğü yakıt hüzmeleri birbirleriyle karşılaştıkları ve çarpıştıkları için yelpaze şeklinde püskürtülür.<br />
Püskürtmeçler, hacimleri 3 litreden fazla olan dizel motorlarında çok delikli olurlar.<br />
Dizel motorları yapılış şekillerine göre üç bölüme ayrılır:<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Yanma odalı dizel motorları:</span></span> Bu çeşit dizel motorların silindir kapaklarında özel olarak yapılmış yanma odaları bulunur. Bu odalara sıkıştırma zamanlarında gerekli oranda hava sıkıştırılır. Mazot bu odacık içerisine püskürtülerek yüksek ısı altında yanması ve pistonları çalıştırması sağlanır.<br />
Bu tip motorlarda mazot püskürtme pompaları da alçak bir basınçla (santimetrekareye 60-80 kg) çalışırlar. Bu motorlarda soğuk havalarda motorun kolayca çalışabilmesi için kızdırma bujileri vardır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Anaforlu dizel motorları:</span></span> Bu motorların silindir kapaklarında da birer yanma odaları mevcuttur. Motorun sıkıştırma zamânında bu odalara belirli hava sıkışır. Mazot bu yanma odaları ile silindirleri birleştiren kanalların çok yakınlarına ince tozcuklar şeklinde püskürtülür. Yakıtın ilk hüzmeleri yanma odalarına geçerek yüksek sıcaklık altında kendi kendine ateşlenir ve geri dönerek gerideki yakıtları da yüksek bir basınç ve anafor altında yakarak pistonların üst ölü noktadan alt ölü noktaya doğru itilmesini sağlar. Bu tip motorlar santimetrekareye 120-150 kg basınçla çalışırlar. İlk ateşlemeler bunlarda da kızdırma bujileriyle yapılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3. Püskürtmeli dizel motorları:</span></span> Diğer dizel motorlarına göre yüksek hızla çalıştıkları için daha verimli motorlardır. Yakıt doğrudan doğruya, diğerlerinden farklı olarak yanma odasına püskürtülür. Yanma odalarında santimetrekareye 150-350 kg bir basınçla sıkıştırılan hava, püskürtülen yakıtı kolayca yakar ve verimi arttırır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İki zamanlı dizel motorları: </span></span>İki zamanlı motorlarda anamilin bir defa (360 derece) dönmesiyle çevrim tamamlanır, sâdece yakıt ve hava karışımıyle çalıştıklarından benzine nazaran daha verimlidir (Benzinlerde hava+yakıt+yağ karışımı).<br />
Piston, yanmış gaz basıncı ile alt ölü noktaya doğru inerken emme ve egzoz kapaklarının ağzını açar. Emme kapağı havayı, pompadan silindire doğru verir. Bu da egzoz gazlarının aşağı doğru iletilmesine ve silindirin karışımdaki egzoz deliğinden dışarı çıkmasına yol açar. Piston yukarı çıkarken, kapakları örterek, silindirin her tarafını kapatır ve silindirin üst kısmına yakıt püskürtmeden önce, temiz havanın sıkıştırılmasını temin eder. Bu tür sisteme ters süpürme denir.<br />
Tek atışlı süpürmede de, silindirin kenarında bir emme kapağı vardır. Egzoz gazları silindirin üst kısmındaki kapakçıktan dışarı atılır. Bu kapakcıklar bir tane veya daha fazla olabilir. Kapakçıklar emme kapağının üstünün açılmasından biraz daha önce açılır. Bu durumda basınç altında bulunan gazlar, silindirden dışarı çıkmaya başlar.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dizel motorların benzine göre üstünlüğü</span></span><br />
1. Benzin motorlarında teorik olarak hesaplandığı kabul edilen % 75 ısı enerjisi, % 25’e yakın bir işe dönüşebildiği hâlde, bu oran dizel motorlarında % 65 ısı enerjisinden % 35 gibi faydalı bir iş elde edilir ki, bu dizel motorlarındaki yüksek basınç ve ısıdan dolayı verimin benzine göre % 10 daha fazla olduğunu göstermektedir.<br />
2. Dizel motorlarında beygir saat başına 100-200 gr civârında mazot sarfiyâtı olduğu hâlde, bu durum benzinde 300 gr civârında seyreder.<br />
3. Çekiş gücü uygulama safhasında dizellerde daha fazla, benzinlerde daha azdır.<br />
4. Mazotun tutuşma derecesi 80°C’den îtibâren başladığı hâlde benzinlerde oda sıcaklığında olur. Bu durum benzinlilerde dizellere göre yangın tehlikesinin daha çok olduğunu gösterir.<br />
5. Dizel motorlar bitkisel yağlar dahil olmak üzere benzinin yüksek oktanlısına kadar her türlü  yakıtla çalışabildiği hâlde benzili motorlarda yalnız benzin kullanılır.<br />
6. Ateşleme donanımı benzine göre daha basit  olduğu için ârızaları daha azdır.<br />
7. Benzinli motorların egzoz gözlerinde daha fazla CO2 olmasına karşılık dizel motorların egzoz gözlerinde daha az CO2 vardır.<br />
8. Dizel motorlarındaki işletme giderleri aynı işi görecek benzinli motorlara göre yarıdan daha azdır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kullanıldığı yerler:</span></span> Ticârî nakliyat taşıtlarında ve inşaatlarda hemen hemen sâdece dizel motorları kullanılır. Çoğu lokomotifler dizel-elektrik tahriği (dizel motorunun mekanik gücünü tekerlekleri döndüren elektrik enerjisine çevirir) veya dizel motoru ile çalışır. Zirâî makinalar, biçerdöver, traktör ve su motorları hep dizelle çalışır. Sanâyide kullanılan jeneratör ve kompresörlerin de Dizelden faydalanılarak çalıştırıldığını söylemek yerinde olur. Bu motorlar hava veya su ile soğutulabilir, iki veya dört zamanlı olabilirler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kaynak</span></span><br />
<br />
Rehber Ansiklopedisi</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Amortisör Nedir? Fonksiyonu Nedir?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=21820</link>
			<pubDate>Thu, 20 Jul 2023 14:16:38 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=21820</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amortisör Nedir? Fonksiyonu Nedir?</span></span><br />
<br />
Amortisör (Fransızcadan: amortisseur), makinelerde çalışma sırasında meydana gelen sarsıntı ve titreşimlerin şiddetini ve etkisini azaltmak için kullanılan elemanlar. Amortisörler hareket yönüne ters, hız ile orantılı bir direnç gösterirler. Böylece sarsıntı ve titreşim doğuran enerjiyi ısıya çevirerek yutarlar. Her türlü darbeli çalışan makinelerde (tekstil makineleri, presler, iş makineleri, kaldırma makineleri, otomobiller...) kullanılmalarına rağmen en yaygın kullanma alanı araçlardır.<br />
<br />
Pnömatik ve hidrolik amortisörler, yastıklar ve yaylarla birlikte kullanılır. Araç amortisörü, yağının akış debisini içindeki pistondan kontrol eden yaylı çek valfleri ve orifisleri kapsar.[1]<br />
<br />
Amortisör tasarlarken veya seçerken tasarım düşüncesi bu enerjinin nereye gideceğidir. Çoğu amortisörde, mekanik enerji amortisörün viskoz sıvısında ısı enerjisine dönüşür. Hidrolik silindirlerde hidrolik sıvı ısınır, pnömatik silindirlerdeyse sıcak hava amortisörün dışındaki ortama boşaltılır. Elektromanyetik amortisör türlerinde harcanan enerji depolanıp ve daha sonra kullanılabilir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Araç süspansiyonu</span></span><br />
<br />
Bir araçta amortisörler engebeli zeminde gitmenin etkisini azaltarak sürüş kalitesini ve araç kullanımını iyileştirir. Amortisörler aşırı süspansiyon hareketini sınırlarken amaçları yay salınımlarını sönümlemektir. Amortisörler yaylardan fazla enerjiyi emmek için yağ ve gaz valflerini kullanır. Yay oranları üretici tarafından aracın yüklü ve yüksüz ağırlığına göre seçilir. Bazı insanlar yay oranlarını değiştirmek için şok kullanır ancak bu doğru kullanım değildir. Tekerlek lastiğin kendisindeki histerezis ile birlikte yaylanmamış ağırlık yukarı ve aşağı hareketinde depolanan enerjiyi sönümler. Etkili tekerlek sekme sönümlemesi şokların en uygun dirence ayarlanmasını gerektirir.<br />
<br />
Yaylı amortisörler genellikle helis yay veya yaprak yay kullanılır ancak burulma şoklarında burulma çubuğu da kullanılır. Ancak yay tek başına şoku ememez çünkü yay sadece enerjiyi depolar enerjiyi ememez. Araçlarda hem hidrolik amortisörler hem de yay veya burulma çubuklarını kullanır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Araç amortisör tipleri</span></span><br />
<br />
İkiz ve tek borulu amortisörün ana bileşenlerinin şeması<br />
<br />
Çoğu araç amortisörü, bu konularda bazı değişimlerle ikiz veya tek boruludur.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkiz borulu</span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel ikiz borulu</span></span><br />
<br />
"İki borulu" amortisör olarak da bilinen bu cihaz, iç içe iki silindirik borudan "çalışma borusu" veya "basınç borusu" olarak adlandırılan bir iç boru ve "yedek boru" adı verilen bir dış borudan oluşur. Cihazın altında iç kısımda bir sıkıştırma valfi veya taban valfi bulunur. Piston, yoldaki tümsekler tarafından yukarı veya aşağı doğru zorlandığında, hidrolik sıvı pistondaki küçük delikler veya "orifisler" aracılığıyla ve valf yoluyla farklı bölmeler arasında hareket eder ve "şok" enerjisini ısıya dönüştürür ve daha sonra bu enerjinin harcanması gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkiz borulu gazlı</span></span><br />
<br />
Çeşitli şekillerde "iki borulu gaz hücresi" tasarım olarak bilinen bu tip temel ikiz boru tipinin gelişmişidir. Yapısı ikiz boruya çok benzer ancak yedek boruya düşük basınçlı azot gazı basılır. Bu değişikliğin sonucunda tertibattan damlayan köpüklü hidrolik sıvı olarak çıkan, ikiz borulunun aşırı ısınması yüzünden "köpürmesi" azalır. İkiz borulu gazlı amortisörler orijinal modern araç süspansiyonlarının çoğunluğunu oluşturur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araç süspansiyon sistemleri ve yaylar</span></span><br />
<br />
Yayların araç süspansiyon sistemlerinde kullanılmaları geçen yüzyıla kadar dayanır. İlk kullanılan yaylar kalın çelik yaylardır. Bunların yoldan gelen darbeleri bir ölçüde yutmaları, daha hızlı ve rahat yolculuk yapma imkânını ortaya çıkarmıştı. Daha sonraları halk arasında makas olarak bilinen yaprak yayların büyükten küçüğe doğru yerleştirilmesi ile meydana gelen yaylar, geniş kullanım alanı bulmuştur. Bu yayların ön ve arka dingil ile şasi arasında kullanılmasıyla araç gövdesi dolaylı olarak dingillere oturtulmuş olur. Böylece yoldan gelen sarsıntılar kadar, aracın kalkma ve fren sırasındaki sarsılmaları da yumuşatılmış oluyordu. İlk defa 1928'de otomobil imalatındaki bir uygulamayla süspansiyon sistemi her bir tekerleğe bağımsız olarak uygulanmış, yani dingil kullanılmasından vaz geçilerek her tekerlek ayrı olarak yataklanmıştır. Böylece bir tekerlek tarafından alınan darbe diğerine iletilmediğinden seyahat rahatlığı artırılmıştır.<br />
<br />
Bugün helezon yaylar, burulma çubukları, yaprak yaylar gibi kullanılan birçok yay tipi vardır. Genellikle ön tekerlekler için helezon yaylar kullanılırken, arka dingil yaprak yaylardan yapılan makaslar üzerine oturtulur.<br />
<br />
Yaylar enerji depolama kabiliyetleri yüksek olan elastik elemanlardır. Bu özellikleri, dolayısıyla yol sathından alınan darbeleri, boyut değiştirerek ve enerji depolayarak şasiye iletmeden alırlar. Fakat yalnız başlarına kullanıldıklarında ilk anda depoladıkları enerjiyi sonra geri verirler ve bir salınım hareketine sebep olurlar. Bu salınımın sadece bir kısmı yayın rijitliği, yani iç moleküller sürtünmesi dolayısıyla ısıya çevrilerek yutulur ve salınımın durması zaman alır. Eğer bu salınımların devam etmesine müsaade edilirse araçta da sallanmalar görülür.<br />
<br />
Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sırasında metalurji sahasındaki son ilerlemeler yayların enerji depolama kabiliyetlerini, yani elastikiyetlerini arttırmış ve araç süspansiyon sistemlerinde yaylar yanında enerji yutma kabiliyetleri yüksek amortisörlerin kullanılması bir ihtiyaç halini almıştır. Bugün amortisörler, araç süspansiyon sistemlerinde geniş bir şekilde kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amortisörlerin rolü</span></span><br />
<br />
Amortisörler, araç süspansiyon sistemlerinde yaylarla birlikte kullanılarak yoldan tekerleklere gelen sarsıntı ve titreşimlerin araba şasisine iletilmeden emilmesini veya en aza indirilmesini sağlarlar. Burada amortisörlerin rolü yaylardan daha değişik bir karakter gösterir.<br />
<br />
Bu sistemlerde yay tarafından depolanan enerji, salınımlar halinde şasiye iletilmeden amortisörler tarafından emilir. İşte bu prensibe dayanarak yolun düzensizliklerinden dolayı meydana gelen darbe ve salınımları, yaylar, araç gövdesine iletmeyerek depolarlar. Amortisörler ise hareket yönüne ters doğrultuda gösterdikleri direnç ile gerek ilk anda tekerlekten gelen enerjiyi ve gerekse yayda depolanan enerjiyi yutarak ısıya çevirirler. Böylece sarsıntıları azaltırlar.<br />
<br />
Amortisörler, sadece aracın konforu için gerekli elemanlar değillerdir. Aynı zamanda tekerleklerin yolu iyi kavramaları gibi önemli bir fonksiyonu da yerine getirirler. İyi bir amortisör virajda savrulmayı önler. Tekerleklerin yere iyi basmalarını ve zıplamamalarını sağlayarak hem çekişi artırır, hem de fren yapıldığında duruş mesafesini kısaltır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amortisörlerin yapısı, tipleri</span></span><br />
<br />
Genel olarak amortisörlerin çalışma prensibi sürtünme yoluyla harekete karşı bir direnç göstererek, hareket enerjisinin ısıya dönüştürülüp, yutulması esasına dayanır. Amortisörler kuru ve akışkan esaslı tipler olmak üzere iki ana bölüme ayrılırlar.<br />
<br />
    Kuru tipler, yaylar ve lastiklerde olduğu gibi cisimlerin iç moleküler sürtünmesine dayanarak veya doğrudan birbirine sürtünen cisimlerde olduğu gibi dış sürtünme esasına dayanarak sarsıntı ve titreşim doğuran hareket enerjisini ısıya çevirerek yutarlar.<br />
    Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler. Sıvı tiplerde daha çok yağ kullanılır. Yağların iç moleküler sürtünmesi olan yüksek viskozite (kıvamlılık) özelliğine dayanılarak basınç altındaki yağın dar kanallardan geçmeye zorlanmasıyla sıkışan moleküllerin arasındaki sürtünme yardımıyla ısıya çevrilen enerji yutulur. Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar. Gaz olarak daha çok hava kullanılır.<br />
<br />
Amortisörlerin bu iki ana esasa bağlı, sanayi ve araçlarda kullanılan birçok tipleri vardır. Araçlarda geniş bir kullanılma alanı bulması dolayısıyla en çok tanınan teleskobik tipdir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teleskobik tip hidrolik amortisörler</span></span><br />
<br />
Bu tip amortisörler tekerlek kısmına bağlı içi yağ dolu silindir ve arabanın gövdesine bağlı çubuk piston grubu olmak üzere iki ana parçadan meydana gelirler. Silindir kısmının dış zarfı iki kat olup ara kısım yedek yağ deposu vazifesini görür. Piston çubuğuna silindirin üst tarafına geçen koruyucu toz tüpü ve silindir içinde işleyen piston bağlıdır.<br />
<br />
Bu tip amortisörlerin çalışma şekli şöyledir: Eğer tekerlek bir darbe alırsa, amortisörün bu sıkışma stroku esnasında silindirin alt kısmındaki süpap kapanır. Yağ basıncı piston üzerindeki süpabı açar ve yağ pistonun üst kısmına geçer. Bu kısımda aynı zamanda piston çubuğu bulunduğundan fazla yağ bir boru vasıtasıyla yedek depoya gönderilir. Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur. Bu işlem sırasında amortisör yukarı doğru olan yay hareketini yumuşatır, darbeyi söndürür, amortisörün aşağı doğru tepkisi lastiği yola bastırır, zıplamasını önler.<br />
<br />
Tekerleğin düşmesi sırasında amortisör şöyle çalışır: Amortisörün açılması esnasında yağ önce silindirin alt başındaki süpaptan içeri girer. Piston üzerindeki süpap tek taraflı olduğundan kapanır ve piston üstündeki yağ ince borudan geçerek yedek depoya ve oradan silindire girer ve geri gelme mukavemetini te'min eder. Bu işlem sırasında amortisör tekerleğin düşmesi ile yayın birden boşalmasını önler, darbeli açılımı frenler, tekerleğin yola yumuşak bir hareketle oturmasını sağlı(Zeker), zıplamasına engel olur.<br />
<br />
Görüldüğü gibi yağın ince boru ve süpaplardan geçmeye zorlanması amortisörün hareketini, ters yönünden bir direnç göstererek sarsıntı doğuran enerjiyi ısıya çevirip yutmasına imkân sağlar. Dikkat edilecek diğer bir husus da amortisör içinde ısınan yağın her zaman bir yönde hareket etmesi ve böylece kendini ve cihazı soğutmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Diğer kullanım alanları</span></span><br />
<br />
Yalpalama damperi, demiryolu ulaşımında vagonların ve lokomotiflerin aşırı derecede yan yana sallanmasını önlemek için kullanılan enine monte edilmiş bir amortisördür<br />
<br />
Başta Japonya olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan ve amortisör gibi işleyen taban izolasyon sistemi, binaların temel ile irtibatını keserek depreme karşı koruma sağlıyor.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amortisör Nedir? Fonksiyonu Nedir?</span></span><br />
<br />
Amortisör (Fransızcadan: amortisseur), makinelerde çalışma sırasında meydana gelen sarsıntı ve titreşimlerin şiddetini ve etkisini azaltmak için kullanılan elemanlar. Amortisörler hareket yönüne ters, hız ile orantılı bir direnç gösterirler. Böylece sarsıntı ve titreşim doğuran enerjiyi ısıya çevirerek yutarlar. Her türlü darbeli çalışan makinelerde (tekstil makineleri, presler, iş makineleri, kaldırma makineleri, otomobiller...) kullanılmalarına rağmen en yaygın kullanma alanı araçlardır.<br />
<br />
Pnömatik ve hidrolik amortisörler, yastıklar ve yaylarla birlikte kullanılır. Araç amortisörü, yağının akış debisini içindeki pistondan kontrol eden yaylı çek valfleri ve orifisleri kapsar.[1]<br />
<br />
Amortisör tasarlarken veya seçerken tasarım düşüncesi bu enerjinin nereye gideceğidir. Çoğu amortisörde, mekanik enerji amortisörün viskoz sıvısında ısı enerjisine dönüşür. Hidrolik silindirlerde hidrolik sıvı ısınır, pnömatik silindirlerdeyse sıcak hava amortisörün dışındaki ortama boşaltılır. Elektromanyetik amortisör türlerinde harcanan enerji depolanıp ve daha sonra kullanılabilir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Araç süspansiyonu</span></span><br />
<br />
Bir araçta amortisörler engebeli zeminde gitmenin etkisini azaltarak sürüş kalitesini ve araç kullanımını iyileştirir. Amortisörler aşırı süspansiyon hareketini sınırlarken amaçları yay salınımlarını sönümlemektir. Amortisörler yaylardan fazla enerjiyi emmek için yağ ve gaz valflerini kullanır. Yay oranları üretici tarafından aracın yüklü ve yüksüz ağırlığına göre seçilir. Bazı insanlar yay oranlarını değiştirmek için şok kullanır ancak bu doğru kullanım değildir. Tekerlek lastiğin kendisindeki histerezis ile birlikte yaylanmamış ağırlık yukarı ve aşağı hareketinde depolanan enerjiyi sönümler. Etkili tekerlek sekme sönümlemesi şokların en uygun dirence ayarlanmasını gerektirir.<br />
<br />
Yaylı amortisörler genellikle helis yay veya yaprak yay kullanılır ancak burulma şoklarında burulma çubuğu da kullanılır. Ancak yay tek başına şoku ememez çünkü yay sadece enerjiyi depolar enerjiyi ememez. Araçlarda hem hidrolik amortisörler hem de yay veya burulma çubuklarını kullanır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Araç amortisör tipleri</span></span><br />
<br />
İkiz ve tek borulu amortisörün ana bileşenlerinin şeması<br />
<br />
Çoğu araç amortisörü, bu konularda bazı değişimlerle ikiz veya tek boruludur.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkiz borulu</span></span><br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Temel ikiz borulu</span></span><br />
<br />
"İki borulu" amortisör olarak da bilinen bu cihaz, iç içe iki silindirik borudan "çalışma borusu" veya "basınç borusu" olarak adlandırılan bir iç boru ve "yedek boru" adı verilen bir dış borudan oluşur. Cihazın altında iç kısımda bir sıkıştırma valfi veya taban valfi bulunur. Piston, yoldaki tümsekler tarafından yukarı veya aşağı doğru zorlandığında, hidrolik sıvı pistondaki küçük delikler veya "orifisler" aracılığıyla ve valf yoluyla farklı bölmeler arasında hareket eder ve "şok" enerjisini ısıya dönüştürür ve daha sonra bu enerjinin harcanması gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkiz borulu gazlı</span></span><br />
<br />
Çeşitli şekillerde "iki borulu gaz hücresi" tasarım olarak bilinen bu tip temel ikiz boru tipinin gelişmişidir. Yapısı ikiz boruya çok benzer ancak yedek boruya düşük basınçlı azot gazı basılır. Bu değişikliğin sonucunda tertibattan damlayan köpüklü hidrolik sıvı olarak çıkan, ikiz borulunun aşırı ısınması yüzünden "köpürmesi" azalır. İkiz borulu gazlı amortisörler orijinal modern araç süspansiyonlarının çoğunluğunu oluşturur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Araç süspansiyon sistemleri ve yaylar</span></span><br />
<br />
Yayların araç süspansiyon sistemlerinde kullanılmaları geçen yüzyıla kadar dayanır. İlk kullanılan yaylar kalın çelik yaylardır. Bunların yoldan gelen darbeleri bir ölçüde yutmaları, daha hızlı ve rahat yolculuk yapma imkânını ortaya çıkarmıştı. Daha sonraları halk arasında makas olarak bilinen yaprak yayların büyükten küçüğe doğru yerleştirilmesi ile meydana gelen yaylar, geniş kullanım alanı bulmuştur. Bu yayların ön ve arka dingil ile şasi arasında kullanılmasıyla araç gövdesi dolaylı olarak dingillere oturtulmuş olur. Böylece yoldan gelen sarsıntılar kadar, aracın kalkma ve fren sırasındaki sarsılmaları da yumuşatılmış oluyordu. İlk defa 1928'de otomobil imalatındaki bir uygulamayla süspansiyon sistemi her bir tekerleğe bağımsız olarak uygulanmış, yani dingil kullanılmasından vaz geçilerek her tekerlek ayrı olarak yataklanmıştır. Böylece bir tekerlek tarafından alınan darbe diğerine iletilmediğinden seyahat rahatlığı artırılmıştır.<br />
<br />
Bugün helezon yaylar, burulma çubukları, yaprak yaylar gibi kullanılan birçok yay tipi vardır. Genellikle ön tekerlekler için helezon yaylar kullanılırken, arka dingil yaprak yaylardan yapılan makaslar üzerine oturtulur.<br />
<br />
Yaylar enerji depolama kabiliyetleri yüksek olan elastik elemanlardır. Bu özellikleri, dolayısıyla yol sathından alınan darbeleri, boyut değiştirerek ve enerji depolayarak şasiye iletmeden alırlar. Fakat yalnız başlarına kullanıldıklarında ilk anda depoladıkları enerjiyi sonra geri verirler ve bir salınım hareketine sebep olurlar. Bu salınımın sadece bir kısmı yayın rijitliği, yani iç moleküller sürtünmesi dolayısıyla ısıya çevrilerek yutulur ve salınımın durması zaman alır. Eğer bu salınımların devam etmesine müsaade edilirse araçta da sallanmalar görülür.<br />
<br />
Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sırasında metalurji sahasındaki son ilerlemeler yayların enerji depolama kabiliyetlerini, yani elastikiyetlerini arttırmış ve araç süspansiyon sistemlerinde yaylar yanında enerji yutma kabiliyetleri yüksek amortisörlerin kullanılması bir ihtiyaç halini almıştır. Bugün amortisörler, araç süspansiyon sistemlerinde geniş bir şekilde kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amortisörlerin rolü</span></span><br />
<br />
Amortisörler, araç süspansiyon sistemlerinde yaylarla birlikte kullanılarak yoldan tekerleklere gelen sarsıntı ve titreşimlerin araba şasisine iletilmeden emilmesini veya en aza indirilmesini sağlarlar. Burada amortisörlerin rolü yaylardan daha değişik bir karakter gösterir.<br />
<br />
Bu sistemlerde yay tarafından depolanan enerji, salınımlar halinde şasiye iletilmeden amortisörler tarafından emilir. İşte bu prensibe dayanarak yolun düzensizliklerinden dolayı meydana gelen darbe ve salınımları, yaylar, araç gövdesine iletmeyerek depolarlar. Amortisörler ise hareket yönüne ters doğrultuda gösterdikleri direnç ile gerek ilk anda tekerlekten gelen enerjiyi ve gerekse yayda depolanan enerjiyi yutarak ısıya çevirirler. Böylece sarsıntıları azaltırlar.<br />
<br />
Amortisörler, sadece aracın konforu için gerekli elemanlar değillerdir. Aynı zamanda tekerleklerin yolu iyi kavramaları gibi önemli bir fonksiyonu da yerine getirirler. İyi bir amortisör virajda savrulmayı önler. Tekerleklerin yere iyi basmalarını ve zıplamamalarını sağlayarak hem çekişi artırır, hem de fren yapıldığında duruş mesafesini kısaltır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Amortisörlerin yapısı, tipleri</span></span><br />
<br />
Genel olarak amortisörlerin çalışma prensibi sürtünme yoluyla harekete karşı bir direnç göstererek, hareket enerjisinin ısıya dönüştürülüp, yutulması esasına dayanır. Amortisörler kuru ve akışkan esaslı tipler olmak üzere iki ana bölüme ayrılırlar.<br />
<br />
    Kuru tipler, yaylar ve lastiklerde olduğu gibi cisimlerin iç moleküler sürtünmesine dayanarak veya doğrudan birbirine sürtünen cisimlerde olduğu gibi dış sürtünme esasına dayanarak sarsıntı ve titreşim doğuran hareket enerjisini ısıya çevirerek yutarlar.<br />
    Akışkan tipleri ise sıvı veya gaz esaslı olabilirler. Sıvı tiplerde daha çok yağ kullanılır. Yağların iç moleküler sürtünmesi olan yüksek viskozite (kıvamlılık) özelliğine dayanılarak basınç altındaki yağın dar kanallardan geçmeye zorlanmasıyla sıkışan moleküllerin arasındaki sürtünme yardımıyla ısıya çevrilen enerji yutulur. Gaz esaslı tipler de aynı prensibe göre çalışırlar. Gaz olarak daha çok hava kullanılır.<br />
<br />
Amortisörlerin bu iki ana esasa bağlı, sanayi ve araçlarda kullanılan birçok tipleri vardır. Araçlarda geniş bir kullanılma alanı bulması dolayısıyla en çok tanınan teleskobik tipdir.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teleskobik tip hidrolik amortisörler</span></span><br />
<br />
Bu tip amortisörler tekerlek kısmına bağlı içi yağ dolu silindir ve arabanın gövdesine bağlı çubuk piston grubu olmak üzere iki ana parçadan meydana gelirler. Silindir kısmının dış zarfı iki kat olup ara kısım yedek yağ deposu vazifesini görür. Piston çubuğuna silindirin üst tarafına geçen koruyucu toz tüpü ve silindir içinde işleyen piston bağlıdır.<br />
<br />
Bu tip amortisörlerin çalışma şekli şöyledir: Eğer tekerlek bir darbe alırsa, amortisörün bu sıkışma stroku esnasında silindirin alt kısmındaki süpap kapanır. Yağ basıncı piston üzerindeki süpabı açar ve yağ pistonun üst kısmına geçer. Bu kısımda aynı zamanda piston çubuğu bulunduğundan fazla yağ bir boru vasıtasıyla yedek depoya gönderilir. Bu borunun ucunda bir supap daha mevcuttur. Bu işlem sırasında amortisör yukarı doğru olan yay hareketini yumuşatır, darbeyi söndürür, amortisörün aşağı doğru tepkisi lastiği yola bastırır, zıplamasını önler.<br />
<br />
Tekerleğin düşmesi sırasında amortisör şöyle çalışır: Amortisörün açılması esnasında yağ önce silindirin alt başındaki süpaptan içeri girer. Piston üzerindeki süpap tek taraflı olduğundan kapanır ve piston üstündeki yağ ince borudan geçerek yedek depoya ve oradan silindire girer ve geri gelme mukavemetini te'min eder. Bu işlem sırasında amortisör tekerleğin düşmesi ile yayın birden boşalmasını önler, darbeli açılımı frenler, tekerleğin yola yumuşak bir hareketle oturmasını sağlı(Zeker), zıplamasına engel olur.<br />
<br />
Görüldüğü gibi yağın ince boru ve süpaplardan geçmeye zorlanması amortisörün hareketini, ters yönünden bir direnç göstererek sarsıntı doğuran enerjiyi ısıya çevirip yutmasına imkân sağlar. Dikkat edilecek diğer bir husus da amortisör içinde ısınan yağın her zaman bir yönde hareket etmesi ve böylece kendini ve cihazı soğutmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Diğer kullanım alanları</span></span><br />
<br />
Yalpalama damperi, demiryolu ulaşımında vagonların ve lokomotiflerin aşırı derecede yan yana sallanmasını önlemek için kullanılan enine monte edilmiş bir amortisördür<br />
<br />
Başta Japonya olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan ve amortisör gibi işleyen taban izolasyon sistemi, binaların temel ile irtibatını keserek depreme karşı koruma sağlıyor.<br />
<br />
<span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dämmerungsschalter - Alacakaranlık Anahtarı Nedir?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=19757</link>
			<pubDate>Thu, 09 Feb 2023 04:58:40 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=19757</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dämmerungsschalter - Alacakaranlık Anahtarı Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">alacakaranlık anahtarı</span></span><br />
<br />
Alacakaranlık anahtarı, ayarlanabilir bir parlaklık değerinin altına düştüğünde veya aşıldığında bir anahtarlama kontağını etkinleştirir.<br />
<br />
Piyasada bulunan alacakaranlık anahtarlarının çoğu, karanlığın başlangıcında, yani alacakaranlıkta ve parlaklık eşiği tekrar aşıldığında, yani akşam karanlığının başlangıcında, yüklerini (örn. örneğin şafak , tekrar dışarı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">parlaklık anahtarı</span></span><br />
<br />
Tersine, aydınlıkken açılıp karanlık olduğunda kapatılanlar daha nadirdir. Öz tüketimin öncelikli olduğu fotovoltaik sistemlerde, gün doğarken elektronik cihazları açmak için "parlaklık anahtarları" kullanılmaktadır. Bir güneş kontrol cihazı veya invertör genellikle bunun için bir sinyal sağlar ve ayrı bir cihaz gerekmez.<br />
oluşturmak üzere<br />
Estonya'da alacakaranlık anahtarlı ışık.<br />
<br />
Entegre ve harici sensörlü alacakaranlık anahtarları vardır, ikincisi genellikle DIN rayları için olanlarda bulunur.<br />
<br />
Hareket dedektörleri genellikle bir alacakaranlık anahtarı içerir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işlev</span></span><br />
<br />
Daha eski alacakaranlık anahtarlarında, anahtarlama komutu için ışığa bağımlı direnci kullanılan bir fotodirenç (İngilizce Işığa Bağımlı Direnç, LDR) vardır. Fototransistörler veya fotodiyotlar günümüzde genellikle LDR'lere tercih edilmektedir. LED'ler ayrıca ışık sensörleri olarak da uygundur.<br />
<br />
Sinyal kısa bir süre içinde yumuşatılır ve bir röle veya triyak anahtarlayan bir transistöre, Schmitt tetiğine veya mikrodenetleyiciye beslenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fototransistör</span></span><br />
Navigasyona atla<br />
Aramaya atla<br />
<br />
Bir foto veya fototransistör, pn bağlantısına harici bir ışık kaynağının taban toplayıcı bağlantısından erişilebilen bir pnp veya npn katman dizisine sahip iki kutuplu bir transistördür. Bu nedenle, bağlı bir amplifikatör transistörü olan bir fotodiyota benzer.<br />
<br />
Bir fotodiyot, ideal olarak katkılanmamış büyük hacimli yarı iletken malzemeden oluşur. Fotonlar, orada harici bir elektrik alanı tarafından çekilen elektron deliği çiftleri oluşturur. Bir fototransistörde, bir tür yük taşıyıcı, yarı iletken malzemeyi ışığa bakan tarafta bırakır ve bir metal yoluyla boşaltılır. Doping, metalin herhangi bir yük taşıyıcı enjekte edememesini ve üretilen yük taşıyıcıların yanal olarak emilebilmesini sağlar. Işıktan uzağa bakan tarafta, fotodiyot ile amplifikatör transistörü arasında neredeyse hiç metal yoktur. Bunun yerine, yük taşıyıcılar, katkılanmamış alandan, aynı zamanda bir transistörün tabanı olarak da işlev gören katkılı bir alana doğrudan göç eder. Verici, diyottan taban tarafından ayrılır, ancak toplayıcı, boyutlandırmaya bağlı olarak prensip olarak diyotun etrafında bir kılıf olarak da düzenlenebilir. Her durumda, bir ışık darbesi önce doğrudan üretilen yük taşıyıcılardan (alan etkisi ile, hatta bir kenara ulaşmadan önce) bir voltaj darbesi ve ardından arka elektrotta toplanan yük taşıyıcılardan bir darbe üretir.<br />
<br />
Transistör, ışığın bu engelleme katmanından geçmesiyle üretilen engelleme akımı aracılığıyla kontrol edilir.<br />
<br />
İlk fototransistör, 1948'de John Northrup Shive tarafından Bell Laboratuvarlarında geliştirildi.[1] Fototransistörler ilk olarak 1950'de, delikli kartlardan kontrol bilgilerini optik olarak okumak için fototransistörlerin kullanıldığı otomatik santrallerde telefon aramalarının yönlendirilmesi için kullanıldı.[2]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işleyiş ve yapı</span></span><br />
<br />
Devre açısından, ışığa duyarlı fotodiyot, transistörün toplayıcı-temel bağlantılarına paralel olarak bağlanır. Şeffaf mahfazadan doğrudan veya başka türlü kapalı mahfazadaki bir mercek aracılığıyla düşen ışık, transistörde akım amplifikasyon faktörü tarafından kollektör akımına yükseltilen dahili fotoelektrik etki nedeniyle küçük bir fotoakımın akmasına izin verir. Tipe bağlı olarak, akım amplifikasyon faktörü 100 ila 1000 arasındadır, bu da kollektör akımının bir fotodiyotun fotoakımından bu faktör kadar daha büyük olduğu anlamına gelir.<br />
<br />
Fototransistörlerin genellikle yalnızca iki bağlantısı vardır - toplayıcı ve yayıcı. Bununla birlikte, basit bir bağlantının ortaya çıkarıldığı versiyonlar da vardır – örn. B. çalışma noktasını düzenlemek için. Baz bağlantısız kalırsa, baz emitör bölgesinin ücretsiz taşıyıcılar haline gelmesi nispeten uzun zaman alır. Bu nedenle, diğer şeylerin yanı sıra, fototransistörün yavaş kapanma davranışı. Ayrıca Miller etkisi, parlaklıktaki hızlı değişimlerle reaksiyon hızını düşürür. Yüksek limitli bir frekans gerekiyorsa, fotodiyot ve transistör işlevi ayrılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uygulama alanları</span></span><br />
<br />
Fototransistörler, fotodiyotlardan çok daha hassastır çünkü aynı zamanda amplifikatör görevi de görürler. Işık bariyerleri, alacakaranlık anahtarları, optokuplörler gibi ışığı algılarken veya iletirken kullanılırlar. Bununla birlikte, fototransistörler bu uygulama için çok yavaş olduğundan, uzaktan kumandaların alıcı birimlerinde fotodiyotlar kullanılmaktadır. Bunlarda, ışık bariyerleri ve optokuplörlerde olduğu gibi, görünür ışık değil kızılötesi kullanılır.<br />
alıcı dalga boyu<br />
<br />
Fototransistör – Yukarıdaki resmin genel görünümü<br />
<br />
Bir silikon fototransistörün maksimum hassasiyetinin dalga boyu yaklaşık 850 nm'dir (kızılötesine yakın) ve daha kısa dalga boylarına (görünür ışık, ultraviyole) doğru düşer. Örneğin, BP103 tipinin (metal gövde, resimlere bakın) 420 nm'deki hassasiyeti, 850 nm'deki değerin hala %10'udur.<br />
<br />
Alım dalga boyu aralığı, yaklaşık 1100 nm'de silikonun bant kenarının enerjisiyle daha uzun dalga boylarına doğru sınırlandırılır ve orada biter (kırmızı sınır).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tasarımlar</span></span><br />
<br />
Üretim hacmi açısından en yaygın olan fototransistörler - ışık yayan diyotlara benzer şekilde - şeffaf plastik içinde basitçe kapsüllenmiştir. Çoğu durumda, düzlemsel epitaksi işlemi kullanılarak üretilen npn transistörler kullanılır. Çip, kollektör bağlantı ayağına yapıştırılmıştır ve sadece tel bağlama ile gerçekleştirilen emitör bağlantısına sahiptir. Temel bağlantı normalde çıkarılmaz. Muhafaza malzemesi bir lens olarak tasarlanabilir. Kablolu bileşenler dikey veya yana "bakabilir".<br />
<br />
Daha yüksek kaliteli uygulamalar için fototransistörler, bir pencere veya (plastik) mercekle metal muhafazalar içinde kapsüllenir. Genellikle ortaya çıkarılan temel bir bağlantıya sahiptirler.<br />
<br />
Optocoupler'lardaki fototransistörler, opak olacak şekilde kapsüllenir ve verici diyota doğru şeffaf, genellikle aynalı plastik bir gövdeye sahiptir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fotodiyot</span></span><br />
Navigasyona atla<br />
Aramaya atla<br />
Farklı fotodiyot türleri<br />
<br />
Bir fotodiyot veya fotodiyot, ışığı - görünür, IR veya UV aralığında veya sintilatörleri kullanırken X-ışınlarını - bir p-n bağlantısında veya pin bağlantısında dahili foto efekti yoluyla bir elektrik akımına dönüştüren veya - bağlı olarak dönüştüren yarı iletken bir diyottur. kablolama - bu, aydınlatmaya bağlı bir direnç sunar. Diğer şeylerin yanı sıra ışığı elektrik voltajına veya elektrik akımına dönüştürmek veya ışıkla iletilen bilgileri almak için kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapı</span></span><br />
<br />
Bir fotodiyotun yakından görünümü<br />
<br />
Fotodiyotlar, silikon, germanyum gibi temel yarı iletkenlerden veya indiyum galyum arsenit gibi bileşik yarı iletkenlerden yapılır.[1] Aşağıdaki tablo, farklı fotodiyot türleri için bazı yaygın malzemeleri ve kullanılabilir optik hassasiyet aralığını listeler:[2]<br />
Karşılaştırma için, görünür ışık 380 nm ile 780 nm arasında dalga boylarına sahiptir.<br />
<br />
Silikonun daha büyük bant aralığı nedeniyle, silikon fotodiyotlar nispeten düşük gürültüye sahiptir. Kadmiyum telluride dayalı orta kızılötesi uygulamalar için fotodiyotlar, gürültüyü en aza indirmek için örneğin sıvı nitrojen ile soğutulmalıdır, çünkü oda sıcaklığındaki termal hareket elektronları valans bandından iletim bandına yükseltmek için yeterlidir. Sonuç olarak, oda sıcaklığında bu fotodiyotların karanlık akımı o kadar büyüktür ki, ölçülecek sinyal kaybolur. Soğutmanın ikinci bir nedeni, sensör mahfazasının IR radyasyonunun başka türlü meydana gelen üst üste binmesidir.<br />
<br />
Işık ölçümü için fotodiyotlar, kırmızı ve kızılötesi spektral aralıktaki hassasiyeti sınırlayan ve hassasiyet eğrisini gözünkine göre ayarlayan bir gün ışığı filtresine sahiptir. Buna karşılık, kızılötesi sinyalleri almak için fotodiyotlar (uzaktan kumandalarda olduğu gibi) gün ışığını engelleyen bir filtreye sahiptir. Örneğin, koyu renkli sentetik reçine içinde kapsüllenirler ve bu nedenle görünür ışığın girişiminden korunurlar.<br />
<br />
Tipik bir silikon fotodiyot, arkasında bir kontak (katot) oluşturan daha yoğun katkılı bir tabaka ile hafif n-katkılı bir temel malzemeden oluşur. Işığa duyarlı alan, ön tarafta ince bir p katkılı katmana sahip bir alanla tanımlanır. Bu katman, ışığın çoğunun p-n bağlantısına ulaşmasına izin verecek kadar incedir. Elektrik kontağı çoğunlukla kenardadır.[3] Yüzeyde pasivasyon ve yansıma önleyici tabaka olarak koruyucu tabaka bulunur. Genellikle fotodiyotun önünde ek bir şeffaf koruyucu pencere bulunur veya şeffaf saksı malzemesi içinde bulunur.<br />
<br />
p ve n katmanları arasındaki gerçek katman nedeniyle, PIN fotodiyotları genellikle daha yüksek bir izin verilen ters gerilime ve daha düşük bir bağlantı kapasitansına (CS) sahiptir. Bu, bant genişliğini artırır. Fotodirençlerin (LDR) aksine, fotodiyotlar önemli ölçüde daha kısa tepki sürelerine sahiptir. Fotodiyotların tipik kesme frekansları 10 MHz civarındadır, pin fotodiyotlar için 1 GHz'in üzerindedir.<br />
<br />
Yanal diyot, örneğin bir lazer ışınının konumunu algılamak için özel bir fotodiyot türüdür.<br />
<br />
Daha yeni deneyler, cıva-kadmiyum tellür fotodiyotları ile kızılötesi radyasyon (ısı radyasyonu) yoluyla elektrik üretmeye adanmıştır.[4]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işlev</span></span><br />
<br />
Yeterli enerjiye sahip fotonlar diyotun malzemesine çarparsa, yük taşıyıcıları (elektron deliği çiftleri) üretilir. Uzay yükü bölgesinde, yük taşıyıcıları, difüzyon voltajına karşı benzer katkılı bölgelere hızla sürüklenir ve bir akıma yol açar. Uzay yükü bölgesinin dışında üretilen yük taşıyıcıları da akıma katkıda bulunabilir. Ancak, önce uzay yük bölgesine difüzyonla ulaşmaları gerekir. Rekombinasyon yoluyla bir parça kaybolur ve küçük bir gecikme meydana gelir.[5] Terminallerin harici bağlantısı olmadan, bu terminallerde ileri voltaj (doyma) ile aynı polaritede ölçülebilir bir voltaj oluşur. Terminaller birbirine elektriksel olarak bağlıysa veya diyotun ters yönünde bir voltajdaysa, ışığın gelişiyle orantılı bir fotoakım akar.<br />
<br />
Fotonların bu etkiyi yaratmak için bant aralığından daha yüksek bir enerjiye sahip olması gerekir (örneğin, silikon için 1,1 eV'den fazla).<br />
<br />
Fotoakım, hiçbir doygunluk oluşmazsa, birçok büyüklük mertebesinde ışığın gelişiyle doğrusaldır. İdeal durumda, yarı iletkenin karakteristik enerji aralığından (bant aralığı) daha büyük bir enerjiye sahip olan her ışık kuantumu akıma katkıda bulunur. Ancak pratikte, değer daha küçüktür ve kuantum verimi olarak adlandırılır. Uygun kablolama ile tepki süresi çok kısadır; bir nanosaniyenin kesirlerine kadar inebilir.<br />
<br />
Diyot'a dışarıdan ters voltaj uygulandığında, karanlıkta bile küçük bir akım akar. Buna karanlık akım (ID) denir. Üstel olarak fotodiyotun sıcaklığına bağlıdır. Karanlık akım karakteristiği, fotodiyotların önemli bir kalite özelliğidir.<br />
<br />
Fototransistör, bir fotodiyot ve bir çift kutuplu transistörün birleşimidir ve ışığın bir fotodiyot görevi gören taban-toplayıcı bağlantısına düşmesine izin verilerek oluşturulur. Fotoakım, transistörün akım amplifikasyon faktörü kadar yüksektir, kesme frekansı daha düşüktür. Benzer şekilde, foto-kavşak alan etkili transistörler ve foto-tristörler vardır.<br />
çalışma modları<br />
Fotodiyotlar aşağıdaki üç çalışma modunda kullanılabilir:<br />
<br />
    Bu formda bir güneş pili olarak adlandırılan geniş alanlı bir fotodiyot olarak ileri yönde çalışma. Öncelikle enerji üretimi için kullanılır.<br />
    Parlaklık ölçümü için yarı kısa devrede çalışma<br />
    Kesme frekansını artırmak için durdurma bandı işlemi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir fotovoltaik eleman olarak çalışma</span></span><br />
<br />
Fotodiyot elektrik enerjisi sağlar. Bu işlevinde bir foto elementtir, eğer geniş bir alanda üretilirse foto diyot güneş pili olarak adlandırılır. Yük yokken, doygunluktadır ve voltaj, ışık yoğunluğuna çok az bağlı olan bir sınır değere (açık devre voltajı UL) doğru eğilim gösterir. Yük arttıkça (RL azalır), gerilim düşer ve akım da bir sınır değere (kısa devre akımı IK) doğru yönelir. Bu karakteristik eğrideki virajda, bir güç ayarı vardır – fotovoltaik sistemlerde amaçlanan çalışma noktası (maksimum güç noktası). Bu çalışma modunda, fotodiyot nispeten yavaştır ve hızlı sinyalleri algılamak için uygun değildir. Bu tip devre parlaklığı ölçmek için kullanılır, örn. B. aydınlatma sayaçlarında (ışık ölçer, lüks ölçer) kullanılır.<br />
<br />
Foto direncin (LDR) aksine, harici bir voltaj kaynağı gerekmez. CCD sensörlerinde, sensör alanının büyük bir kısmı, her biri paralel bağlanmış bir kondansatörü şarj eden fotodiyotlarla doludur. Fotodiyotun doyma voltajına ulaşılmadan önce depolanan yükü zamanında taşınırsa, şarj parlaklıkla orantılıdır. Kesme frekansı düşüktür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yarı kısa devrede çalışma</span></span><br />
<br />
Fotodiyot kısa devrede çalıştırılırsa (U = 0), ters yönde (I ≤ 0) bir akım sağlar; Bunu yapmak için, genellikle bir transimpedans amplifikatörüne bağlanır - fotoakımdan orantılı bir voltaj sinyali üreten ve diyot bağlantılarında sanal bir kısa devre oluşturan bir devre. Bu, ışınımın çok hassas bir şekilde ölçülmesini sağlar. Fotodiyottaki voltaj değişmediği için kapasite tersine çevrilmez. Sonuç olarak, yüksek kesme frekansları mümkündür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısıtlı alanda operasyon</span></span><br />
<br />
Fotodiyoda ters yönde bir voltaj uygulanırsa (U ≤ 0), ışığa doğrusal olarak bağlı bir ters akım akar, yani. yani ışınlandığında ters yönde de iletir (I ≤ 0). Bu çalışma modu genellikle entegre CMOS sensörlerindeki fotodiyotlar için seçilir. Aşağıdaki etkiler de kısıtlı alanın karakteristiğidir:<br />
<br />
    Bağlantı kapasitansı CS uygulanan voltajla azalır, bu nedenle yanıt süresi artan voltajla azalır. Bu, yüksek kesme frekanslarının elde edilmesini sağlar.<br />
    muhtemelen oluşur<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dämmerungsschalter - Alacakaranlık Anahtarı Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">alacakaranlık anahtarı</span></span><br />
<br />
Alacakaranlık anahtarı, ayarlanabilir bir parlaklık değerinin altına düştüğünde veya aşıldığında bir anahtarlama kontağını etkinleştirir.<br />
<br />
Piyasada bulunan alacakaranlık anahtarlarının çoğu, karanlığın başlangıcında, yani alacakaranlıkta ve parlaklık eşiği tekrar aşıldığında, yani akşam karanlığının başlangıcında, yüklerini (örn. örneğin şafak , tekrar dışarı.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">parlaklık anahtarı</span></span><br />
<br />
Tersine, aydınlıkken açılıp karanlık olduğunda kapatılanlar daha nadirdir. Öz tüketimin öncelikli olduğu fotovoltaik sistemlerde, gün doğarken elektronik cihazları açmak için "parlaklık anahtarları" kullanılmaktadır. Bir güneş kontrol cihazı veya invertör genellikle bunun için bir sinyal sağlar ve ayrı bir cihaz gerekmez.<br />
oluşturmak üzere<br />
Estonya'da alacakaranlık anahtarlı ışık.<br />
<br />
Entegre ve harici sensörlü alacakaranlık anahtarları vardır, ikincisi genellikle DIN rayları için olanlarda bulunur.<br />
<br />
Hareket dedektörleri genellikle bir alacakaranlık anahtarı içerir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işlev</span></span><br />
<br />
Daha eski alacakaranlık anahtarlarında, anahtarlama komutu için ışığa bağımlı direnci kullanılan bir fotodirenç (İngilizce Işığa Bağımlı Direnç, LDR) vardır. Fototransistörler veya fotodiyotlar günümüzde genellikle LDR'lere tercih edilmektedir. LED'ler ayrıca ışık sensörleri olarak da uygundur.<br />
<br />
Sinyal kısa bir süre içinde yumuşatılır ve bir röle veya triyak anahtarlayan bir transistöre, Schmitt tetiğine veya mikrodenetleyiciye beslenir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fototransistör</span></span><br />
Navigasyona atla<br />
Aramaya atla<br />
<br />
Bir foto veya fototransistör, pn bağlantısına harici bir ışık kaynağının taban toplayıcı bağlantısından erişilebilen bir pnp veya npn katman dizisine sahip iki kutuplu bir transistördür. Bu nedenle, bağlı bir amplifikatör transistörü olan bir fotodiyota benzer.<br />
<br />
Bir fotodiyot, ideal olarak katkılanmamış büyük hacimli yarı iletken malzemeden oluşur. Fotonlar, orada harici bir elektrik alanı tarafından çekilen elektron deliği çiftleri oluşturur. Bir fototransistörde, bir tür yük taşıyıcı, yarı iletken malzemeyi ışığa bakan tarafta bırakır ve bir metal yoluyla boşaltılır. Doping, metalin herhangi bir yük taşıyıcı enjekte edememesini ve üretilen yük taşıyıcıların yanal olarak emilebilmesini sağlar. Işıktan uzağa bakan tarafta, fotodiyot ile amplifikatör transistörü arasında neredeyse hiç metal yoktur. Bunun yerine, yük taşıyıcılar, katkılanmamış alandan, aynı zamanda bir transistörün tabanı olarak da işlev gören katkılı bir alana doğrudan göç eder. Verici, diyottan taban tarafından ayrılır, ancak toplayıcı, boyutlandırmaya bağlı olarak prensip olarak diyotun etrafında bir kılıf olarak da düzenlenebilir. Her durumda, bir ışık darbesi önce doğrudan üretilen yük taşıyıcılardan (alan etkisi ile, hatta bir kenara ulaşmadan önce) bir voltaj darbesi ve ardından arka elektrotta toplanan yük taşıyıcılardan bir darbe üretir.<br />
<br />
Transistör, ışığın bu engelleme katmanından geçmesiyle üretilen engelleme akımı aracılığıyla kontrol edilir.<br />
<br />
İlk fototransistör, 1948'de John Northrup Shive tarafından Bell Laboratuvarlarında geliştirildi.[1] Fototransistörler ilk olarak 1950'de, delikli kartlardan kontrol bilgilerini optik olarak okumak için fototransistörlerin kullanıldığı otomatik santrallerde telefon aramalarının yönlendirilmesi için kullanıldı.[2]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işleyiş ve yapı</span></span><br />
<br />
Devre açısından, ışığa duyarlı fotodiyot, transistörün toplayıcı-temel bağlantılarına paralel olarak bağlanır. Şeffaf mahfazadan doğrudan veya başka türlü kapalı mahfazadaki bir mercek aracılığıyla düşen ışık, transistörde akım amplifikasyon faktörü tarafından kollektör akımına yükseltilen dahili fotoelektrik etki nedeniyle küçük bir fotoakımın akmasına izin verir. Tipe bağlı olarak, akım amplifikasyon faktörü 100 ila 1000 arasındadır, bu da kollektör akımının bir fotodiyotun fotoakımından bu faktör kadar daha büyük olduğu anlamına gelir.<br />
<br />
Fototransistörlerin genellikle yalnızca iki bağlantısı vardır - toplayıcı ve yayıcı. Bununla birlikte, basit bir bağlantının ortaya çıkarıldığı versiyonlar da vardır – örn. B. çalışma noktasını düzenlemek için. Baz bağlantısız kalırsa, baz emitör bölgesinin ücretsiz taşıyıcılar haline gelmesi nispeten uzun zaman alır. Bu nedenle, diğer şeylerin yanı sıra, fototransistörün yavaş kapanma davranışı. Ayrıca Miller etkisi, parlaklıktaki hızlı değişimlerle reaksiyon hızını düşürür. Yüksek limitli bir frekans gerekiyorsa, fotodiyot ve transistör işlevi ayrılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">uygulama alanları</span></span><br />
<br />
Fototransistörler, fotodiyotlardan çok daha hassastır çünkü aynı zamanda amplifikatör görevi de görürler. Işık bariyerleri, alacakaranlık anahtarları, optokuplörler gibi ışığı algılarken veya iletirken kullanılırlar. Bununla birlikte, fototransistörler bu uygulama için çok yavaş olduğundan, uzaktan kumandaların alıcı birimlerinde fotodiyotlar kullanılmaktadır. Bunlarda, ışık bariyerleri ve optokuplörlerde olduğu gibi, görünür ışık değil kızılötesi kullanılır.<br />
alıcı dalga boyu<br />
<br />
Fototransistör – Yukarıdaki resmin genel görünümü<br />
<br />
Bir silikon fototransistörün maksimum hassasiyetinin dalga boyu yaklaşık 850 nm'dir (kızılötesine yakın) ve daha kısa dalga boylarına (görünür ışık, ultraviyole) doğru düşer. Örneğin, BP103 tipinin (metal gövde, resimlere bakın) 420 nm'deki hassasiyeti, 850 nm'deki değerin hala %10'udur.<br />
<br />
Alım dalga boyu aralığı, yaklaşık 1100 nm'de silikonun bant kenarının enerjisiyle daha uzun dalga boylarına doğru sınırlandırılır ve orada biter (kırmızı sınır).<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">tasarımlar</span></span><br />
<br />
Üretim hacmi açısından en yaygın olan fototransistörler - ışık yayan diyotlara benzer şekilde - şeffaf plastik içinde basitçe kapsüllenmiştir. Çoğu durumda, düzlemsel epitaksi işlemi kullanılarak üretilen npn transistörler kullanılır. Çip, kollektör bağlantı ayağına yapıştırılmıştır ve sadece tel bağlama ile gerçekleştirilen emitör bağlantısına sahiptir. Temel bağlantı normalde çıkarılmaz. Muhafaza malzemesi bir lens olarak tasarlanabilir. Kablolu bileşenler dikey veya yana "bakabilir".<br />
<br />
Daha yüksek kaliteli uygulamalar için fototransistörler, bir pencere veya (plastik) mercekle metal muhafazalar içinde kapsüllenir. Genellikle ortaya çıkarılan temel bir bağlantıya sahiptirler.<br />
<br />
Optocoupler'lardaki fototransistörler, opak olacak şekilde kapsüllenir ve verici diyota doğru şeffaf, genellikle aynalı plastik bir gövdeye sahiptir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">fotodiyot</span></span><br />
Navigasyona atla<br />
Aramaya atla<br />
Farklı fotodiyot türleri<br />
<br />
Bir fotodiyot veya fotodiyot, ışığı - görünür, IR veya UV aralığında veya sintilatörleri kullanırken X-ışınlarını - bir p-n bağlantısında veya pin bağlantısında dahili foto efekti yoluyla bir elektrik akımına dönüştüren veya - bağlı olarak dönüştüren yarı iletken bir diyottur. kablolama - bu, aydınlatmaya bağlı bir direnç sunar. Diğer şeylerin yanı sıra ışığı elektrik voltajına veya elektrik akımına dönüştürmek veya ışıkla iletilen bilgileri almak için kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yapı</span></span><br />
<br />
Bir fotodiyotun yakından görünümü<br />
<br />
Fotodiyotlar, silikon, germanyum gibi temel yarı iletkenlerden veya indiyum galyum arsenit gibi bileşik yarı iletkenlerden yapılır.[1] Aşağıdaki tablo, farklı fotodiyot türleri için bazı yaygın malzemeleri ve kullanılabilir optik hassasiyet aralığını listeler:[2]<br />
Karşılaştırma için, görünür ışık 380 nm ile 780 nm arasında dalga boylarına sahiptir.<br />
<br />
Silikonun daha büyük bant aralığı nedeniyle, silikon fotodiyotlar nispeten düşük gürültüye sahiptir. Kadmiyum telluride dayalı orta kızılötesi uygulamalar için fotodiyotlar, gürültüyü en aza indirmek için örneğin sıvı nitrojen ile soğutulmalıdır, çünkü oda sıcaklığındaki termal hareket elektronları valans bandından iletim bandına yükseltmek için yeterlidir. Sonuç olarak, oda sıcaklığında bu fotodiyotların karanlık akımı o kadar büyüktür ki, ölçülecek sinyal kaybolur. Soğutmanın ikinci bir nedeni, sensör mahfazasının IR radyasyonunun başka türlü meydana gelen üst üste binmesidir.<br />
<br />
Işık ölçümü için fotodiyotlar, kırmızı ve kızılötesi spektral aralıktaki hassasiyeti sınırlayan ve hassasiyet eğrisini gözünkine göre ayarlayan bir gün ışığı filtresine sahiptir. Buna karşılık, kızılötesi sinyalleri almak için fotodiyotlar (uzaktan kumandalarda olduğu gibi) gün ışığını engelleyen bir filtreye sahiptir. Örneğin, koyu renkli sentetik reçine içinde kapsüllenirler ve bu nedenle görünür ışığın girişiminden korunurlar.<br />
<br />
Tipik bir silikon fotodiyot, arkasında bir kontak (katot) oluşturan daha yoğun katkılı bir tabaka ile hafif n-katkılı bir temel malzemeden oluşur. Işığa duyarlı alan, ön tarafta ince bir p katkılı katmana sahip bir alanla tanımlanır. Bu katman, ışığın çoğunun p-n bağlantısına ulaşmasına izin verecek kadar incedir. Elektrik kontağı çoğunlukla kenardadır.[3] Yüzeyde pasivasyon ve yansıma önleyici tabaka olarak koruyucu tabaka bulunur. Genellikle fotodiyotun önünde ek bir şeffaf koruyucu pencere bulunur veya şeffaf saksı malzemesi içinde bulunur.<br />
<br />
p ve n katmanları arasındaki gerçek katman nedeniyle, PIN fotodiyotları genellikle daha yüksek bir izin verilen ters gerilime ve daha düşük bir bağlantı kapasitansına (CS) sahiptir. Bu, bant genişliğini artırır. Fotodirençlerin (LDR) aksine, fotodiyotlar önemli ölçüde daha kısa tepki sürelerine sahiptir. Fotodiyotların tipik kesme frekansları 10 MHz civarındadır, pin fotodiyotlar için 1 GHz'in üzerindedir.<br />
<br />
Yanal diyot, örneğin bir lazer ışınının konumunu algılamak için özel bir fotodiyot türüdür.<br />
<br />
Daha yeni deneyler, cıva-kadmiyum tellür fotodiyotları ile kızılötesi radyasyon (ısı radyasyonu) yoluyla elektrik üretmeye adanmıştır.[4]<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">işlev</span></span><br />
<br />
Yeterli enerjiye sahip fotonlar diyotun malzemesine çarparsa, yük taşıyıcıları (elektron deliği çiftleri) üretilir. Uzay yükü bölgesinde, yük taşıyıcıları, difüzyon voltajına karşı benzer katkılı bölgelere hızla sürüklenir ve bir akıma yol açar. Uzay yükü bölgesinin dışında üretilen yük taşıyıcıları da akıma katkıda bulunabilir. Ancak, önce uzay yük bölgesine difüzyonla ulaşmaları gerekir. Rekombinasyon yoluyla bir parça kaybolur ve küçük bir gecikme meydana gelir.[5] Terminallerin harici bağlantısı olmadan, bu terminallerde ileri voltaj (doyma) ile aynı polaritede ölçülebilir bir voltaj oluşur. Terminaller birbirine elektriksel olarak bağlıysa veya diyotun ters yönünde bir voltajdaysa, ışığın gelişiyle orantılı bir fotoakım akar.<br />
<br />
Fotonların bu etkiyi yaratmak için bant aralığından daha yüksek bir enerjiye sahip olması gerekir (örneğin, silikon için 1,1 eV'den fazla).<br />
<br />
Fotoakım, hiçbir doygunluk oluşmazsa, birçok büyüklük mertebesinde ışığın gelişiyle doğrusaldır. İdeal durumda, yarı iletkenin karakteristik enerji aralığından (bant aralığı) daha büyük bir enerjiye sahip olan her ışık kuantumu akıma katkıda bulunur. Ancak pratikte, değer daha küçüktür ve kuantum verimi olarak adlandırılır. Uygun kablolama ile tepki süresi çok kısadır; bir nanosaniyenin kesirlerine kadar inebilir.<br />
<br />
Diyot'a dışarıdan ters voltaj uygulandığında, karanlıkta bile küçük bir akım akar. Buna karanlık akım (ID) denir. Üstel olarak fotodiyotun sıcaklığına bağlıdır. Karanlık akım karakteristiği, fotodiyotların önemli bir kalite özelliğidir.<br />
<br />
Fototransistör, bir fotodiyot ve bir çift kutuplu transistörün birleşimidir ve ışığın bir fotodiyot görevi gören taban-toplayıcı bağlantısına düşmesine izin verilerek oluşturulur. Fotoakım, transistörün akım amplifikasyon faktörü kadar yüksektir, kesme frekansı daha düşüktür. Benzer şekilde, foto-kavşak alan etkili transistörler ve foto-tristörler vardır.<br />
çalışma modları<br />
Fotodiyotlar aşağıdaki üç çalışma modunda kullanılabilir:<br />
<br />
    Bu formda bir güneş pili olarak adlandırılan geniş alanlı bir fotodiyot olarak ileri yönde çalışma. Öncelikle enerji üretimi için kullanılır.<br />
    Parlaklık ölçümü için yarı kısa devrede çalışma<br />
    Kesme frekansını artırmak için durdurma bandı işlemi<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir fotovoltaik eleman olarak çalışma</span></span><br />
<br />
Fotodiyot elektrik enerjisi sağlar. Bu işlevinde bir foto elementtir, eğer geniş bir alanda üretilirse foto diyot güneş pili olarak adlandırılır. Yük yokken, doygunluktadır ve voltaj, ışık yoğunluğuna çok az bağlı olan bir sınır değere (açık devre voltajı UL) doğru eğilim gösterir. Yük arttıkça (RL azalır), gerilim düşer ve akım da bir sınır değere (kısa devre akımı IK) doğru yönelir. Bu karakteristik eğrideki virajda, bir güç ayarı vardır – fotovoltaik sistemlerde amaçlanan çalışma noktası (maksimum güç noktası). Bu çalışma modunda, fotodiyot nispeten yavaştır ve hızlı sinyalleri algılamak için uygun değildir. Bu tip devre parlaklığı ölçmek için kullanılır, örn. B. aydınlatma sayaçlarında (ışık ölçer, lüks ölçer) kullanılır.<br />
<br />
Foto direncin (LDR) aksine, harici bir voltaj kaynağı gerekmez. CCD sensörlerinde, sensör alanının büyük bir kısmı, her biri paralel bağlanmış bir kondansatörü şarj eden fotodiyotlarla doludur. Fotodiyotun doyma voltajına ulaşılmadan önce depolanan yükü zamanında taşınırsa, şarj parlaklıkla orantılıdır. Kesme frekansı düşüktür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yarı kısa devrede çalışma</span></span><br />
<br />
Fotodiyot kısa devrede çalıştırılırsa (U = 0), ters yönde (I ≤ 0) bir akım sağlar; Bunu yapmak için, genellikle bir transimpedans amplifikatörüne bağlanır - fotoakımdan orantılı bir voltaj sinyali üreten ve diyot bağlantılarında sanal bir kısa devre oluşturan bir devre. Bu, ışınımın çok hassas bir şekilde ölçülmesini sağlar. Fotodiyottaki voltaj değişmediği için kapasite tersine çevrilmez. Sonuç olarak, yüksek kesme frekansları mümkündür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kısıtlı alanda operasyon</span></span><br />
<br />
Fotodiyoda ters yönde bir voltaj uygulanırsa (U ≤ 0), ışığa doğrusal olarak bağlı bir ters akım akar, yani. yani ışınlandığında ters yönde de iletir (I ≤ 0). Bu çalışma modu genellikle entegre CMOS sensörlerindeki fotodiyotlar için seçilir. Aşağıdaki etkiler de kısıtlı alanın karakteristiğidir:<br />
<br />
    Bağlantı kapasitansı CS uygulanan voltajla azalır, bu nedenle yanıt süresi artan voltajla azalır. Bu, yüksek kesme frekanslarının elde edilmesini sağlar.<br />
    muhtemelen oluşur<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yay Nedir? - Çelik Yay - Yaylar ve Özellikleri]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=21821</link>
			<pubDate>Mon, 28 Nov 2022 21:00:06 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=21821</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Nedir? - Çelik Yay - Yaylar ve Özellikleri</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAYLARI TANIYALIM</span></span><br />
1- Kuvvet<br />
2- Kuvvet Birimleri<br />
3- Esnek Cisim ve Esneklik<br />
4- Yaylar ve Özellikleri<br />
5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler<br />
6- Kuvvetin (Veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri)<br />
7- Ağırlık<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> KUVVET VE HAREKET</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A- YAYLARI TANIYALIM :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Kuvvet :</span></span><br />
Duran bir cismi harekete geçiren, hareket halindeki cismi durduran, cismin doğrultusunu, yönünü, şeklini ve hızını değiştirebilen her türlü etkiye kuvvet denir. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet dinamometre ile ölçülür.<br />
Kuvvet;<br />
• Duran bir cismi harekete geçirebilir.<br />
• Hareket halindeki cismi durdurabilir.<br />
• Hareket halindeki cisimleri hızlandırabilir veya yavaşlatabilir yani hızını değiştirebilir.<br />
• Cisimlerin doğrultusunu, yönünü ve şeklini değiştirebilir.<br />
Kuvvetler, etkilerine göre farklı çeşitlerde olabilir. Kuvvetler genel olarak temas gerektiren kuvvetler (itme kuvveti, çekme kuvveti, kas kuvveti, rüzgâr kuvveti, kaldırma kuvveti, sürtünme kuvveti, buhar kuvveti) ve temas gerektirmeyen kuvvetler (magnetik alan kuvveti, yer çekimi kuvveti, elektriksel çekim kuvveti, elektriksel itme kuvveti) olarak iki grupta incelenir.<br />
Kuvvet ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet, yönlü doğru parçaları ile (ok işareti ile) gösterilir. Kuvveti göstermek için kullanılan okun yönü, kuvvetin yönünü, büyüklüğü ise kuvvetin büyüklüğünü gösterir.<br />
Kuvvetin gösterilebilmesi için 4 elemanının bilinmesi gerekir. Bunlar;<br />
1- Kuvvetin uygulama noktası,<br />
2- Kuvvetin doğrultusu,<br />
3- Kuvvetin yönü,<br />
4- Kuvvetin büyüklüğü (şiddeti) dür.<br />
<br />
[attachment=101732]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuvvetin Elemanları :</span></span><br />
1- Uygulama Noktası : Kuvvetin cisme etki ettiği noktadır.<br />
A Noktası<br />
2- Yönü : Kuvvetin cismi hareket ettirdiği yöndür.<br />
A` dan B` ye doğru.<br />
3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetin cisme etki edebilme gücüdür.<br />
doğru parçasının uzunluğu.<br />
4- Doğrultusu : Kuvvetin etkisini gösterebildiği doğrultudur.<br />
AB doğrultusu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Kuvvet Birimleri :</span></span><br />
<br />
                          SI                CGS<br />
Kuvvet → → Newton (N) → Dyn → Kilogram-Kuvvet (kg-f) → Gram-Kuvvet (gr-f)<br />
<br />
• 1N = 1.105 dyn 1dyn = 1.10-5 N<br />
• 1 kg-f = 1000 gr-f 1 gr-f = 1/1000 kg-f<br />
• 1 kg-f = 9,8 N 1 kg-f ≈ 10 N 1 N = 1/9,8 kg-f<br />
• 1 kg-f = 980000 dyn 1 kg-f ≈ 1.106 dyn 1dyn = 1/980000 kg-f<br />
• 1 N = 98 gr-f 1 N ≈ 100 gr-f<br />
<br />
• 1 Newton : 100 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.<br />
• 1 kg-f : 1 kilogramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü  yani ağırlığıdır.<br />
• 1 gr-f : 1 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Etkinlik :</span> Neler Öğrenmiştik? (Çalışma Kitabı – 42)<br />
Amaç : 4, 5 ve 6. sınıflarda öğrenilen konuların hatırlanmasının sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Sorular cevapları etkinlikteki boşluklara yazılır.<br />
• Öğrencilerin kitapları birbiriyle değiştirilir.<br />
• Doğru cevaplar tahtaya yazılır ve cevaplar kontrol edilir.<br />
• Doğru ve yanlış cevaplar ile ilgili bilgi ve fikirler kontrol edilir ve böylece ön bilgilerdeki eksiklikler giderilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Etkinlik : </span>Nereden, Nereye, Nasıl Geldim? (Çalışma Kitabı – 42–11)<br />
Amaç : Öğrencilerin ünitenin başındaki ve sonundaki durumlarını karşılaştırarak<br />
kendilerini değerlendirmelerini sağlamak. Ayrıca ünite ile ilgili ön bilgilerini hatırlayarak bu ünitede ne öğrenmek istediklerini ve öğrenmek istediklerine nasıl ulaşacaklarını belirlemek.<br />
Yapılacaklar : • Çalışma kitabının 11. sayfasındaki 2. etkinlikteki tablo kullanılır.<br />
• Çizelgenin 1. bölümündeki sorular üniteye başlamadan cevaplandırılır.<br />
• Ünitenin işlenişi sırasında neyi, ne kadar öğrendiklerinin farkına varmaları için 2. bölümdeki sorular cevaplandırılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Alternatif Etkinlik :</span> Hangisi Daha Ağır? (Öğretmen Kitabı – 67)<br />
Amaç : Verilen malzemelerle bir cimin ağırlığının ölçülüp ölçülemeyeceğine<br />
karar verilmesinin sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • İki sepet, bir tahta metre, yay ve ip kullanılarak taşların hangisinin<br />
ağırlığının fazla olduğu bulunmaya çalışılır.<br />
• Yayın ucuna bağlanan cismin yayı uzatması ve ağırlık arttığında yayın daha fazla uzayacağı bilgisinden yola çıkılarak taşların ağırlıkları ölçülebilir.<br />
• Malzemeler kullanılarak eşit kollu terazi de yapılabilir fakat yaptırılmamalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Esnek Cisim ve Esneklik :</span><br />
Bir cisme kuvvet uygulandığında cisim şekil değiştiriyorsa, kuvvetin etkisi ortadan kalkınca cisim tekrar eski haline geri dönebiliyorsa böyle cisimlere esnek cisim, bu olaya da esneklik denir.<br />
Lastik, çelik şerit, yay, lastik top, çorap, tişört esnek cisimlerdir. Oyun hamuru, cam macunu, sıvılar esnek olmayan cisimlerdir.<br />
Esnek cisimlerin esneklik özelliğini gösterebildiği sınıra esneklik sınırı denir. Esnek cisimlere esneklik sınırını aşacak şekilde kuvvet uygulanırsa esnek cisimlerin esneklik özelliği bozulur ve eski hallerine geri dönemezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-Yaylar ve Özellikleri :</span></span><br />
Yaylar esnek cisimlerdir. Yayların şeklinin değiştirilmesi yani gerilmesi veya sıkıştırılması için kuvvet uygulanması gerekir. Yayların şeklinin değiştirilmesi için uygulanan kuvvetler germe ve sıkıştırma kuvvetleridir. Yaylara uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yaylar eski haline yani denge durumuna geri dönerler.<br />
Günlük hayatta kullanılan yayların esneklik özelliği farklıdır. Farklı kalınlıkta ve uzunluktaki yaylar farklı esneklik özelliğine sahiptir. (Amortisörlerdeki yaylar kalın ve sert, kalemdeki yay ince ve yumuşaktır).<br />
<br />
[attachment=101733]<br />
<br />
F → Yaya uygulanan germe veya sıkıştırma kuvveti<br />
k → Yayın yapıldığı maddeye bağlı olan yay sabiti<br />
x → Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı<br />
<br />
• k yay sabiti ile yayın esnekliği ve hassaslığı doğru orantılıdır.<br />
• Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı, yaya uygulanan germe veya çekme kuvveti ile doğru orantılıdır.<br />
 <br />
Sembol Birim (SI)  Birim (CGS)<br />
Kuvvet F Newton (N) Dyn<br />
Yay Sabiti k N/m dyn/cm<br />
Gerilme veya Sıkışma Miktarı x m cm<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
F = k . x<br />
<br />
<br />
5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler :<br />
Bir yaya germe veya sıkıştırma kuvveti uygulandığında etki – tepki prensibine göre yayda uygulanan kuvvete zıt yönde ve eşit büyüklükte itme ve çekme kuvveti uygular.<br />
Yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme veya çekme kuvveti ile yayların sıkışma veya gerilme miktarları da artar. Bu nedenle yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet ile sıkışma veya gerilme miktarı doğru orantılıdır.<br />
(Yayın sıkıştırılması veya gerilmesi için uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yayların eski hallerine dönme hızları artar).<br />
<br />
a) Germe ve İtme Kuvveti :<br />
Yayları germek için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre gerilen yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için itme kuvveti uygular. Yayları germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme kuvveti de artar.<br />
<br />
1. Durumda:<br />
• G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) F olur.<br />
<br />
2. Durumda:<br />
• 2G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay 2x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) 2F olur.<br />
<br />
[attachment=101734]<br />
<br />
b) Sıkıştırma ve Çekme Kuvveti :<br />
Yayları sıkıştırmak için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre sıkışan yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için çekme kuvveti uygular. Yayları sıkıştırmak için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan çekme kuvveti de artar.<br />
<br />
1. Durumda:<br />
• Yaya F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında x kadar sıkışır ve itme kuvveti F ı olur.<br />
<br />
2. Durumda:<br />
• Yaya 2F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında 2x kadar sıkışır ve itme kuvveti 2Fı olur.<br />
<br />
[attachment=101735]<br />
<br />
3. Etkinlik : Aile Eğlence Parkında (Çalışma Kitabı – 43)<br />
Amaç : Ders kitabının 68. sayfasındaki konu girişindeki metinden ve fotoğraftan<br />
faydalanılarak bilimsel bir hikaye yazılmasının sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Verilen resim ve etkinlikte istenen konu ile ilgili olarak bilimsel bir<br />
hikaye yazılması sağlanır.<br />
<br />
1. Etkinlik : Yaylarla Oynayalım (Ders Kitabı – 69)<br />
Amaç : Yayların sıkışma ve gerilme durumlarına ait gözlemler yapılabilmesinin<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Bir dizi sarmal yaya dağıtılır. Yaylar, gerilme, sıkışma ve bükülme<br />
özelliği göstermelidir.<br />
• Yaylara itme ve çekme kuvveti uygulanır.<br />
• Hangi yaya itme, hangi yaya çekme kuvveti uygulandığı gözlenir.<br />
• Kuvvet uygulanan yayların özellikleri, kalınlık–incelik ve sarım sıklığı bakımından incelenir.<br />
• Yayların sıkışma ve gerilme durumuna ait gözlemler sınıfla paylaşılır.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Yayları germek için dışarı doğru, yayları sıkıştırmak için içeri doğru kuvvet uygulanır.<br />
– Yaylar eski hallerine geri dönerler.<br />
– Kuvvet uygulanan yaylar, kuvvetin etkisine zıt yönde tepki verir<br />
<br />
4. Etkinlik : Esnek Cisimler (Çalışma Kitabı – 43)<br />
Amaç : Yaylarla oynayalım etkinliğinde öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesinin<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Yayı sıkıştıran ve geren kuvvete, yayın eşit büyüklükte ve zıt yönde<br />
kuvvet uygulandığı gözlenir ve kuvvetler şekil üzerinde gösterilir.<br />
<br />
2. Etkinlik : Yay Yapalım (Ders Kitabı – 70)<br />
Amaç : Farklı cins ve kalınlıktaki tellerin kullanılarak kendi yaylarını yapmalarını ve<br />
bunlara küçük kuvvetler uygulayarak esneklik özelliklerini fark etmelerini sağlamak.<br />
Yapılacaklar : • 40 cm uzunluğunda farklı kalınlıkta demir, bakır ve nikel–krom tel<br />
kullanılır.<br />
• Teller, 30–40 cm uzunluğundaki silindir şekilli çubuğa aynı sıklıkta sarılır.<br />
• Hem kalın hem de ince demir ve bakır tellerden yapılan yaylara parmaklarla farklı büyüklükte kuvvetler uygulanır ve bu yayların özellikleri gözlenir.<br />
• Yapılan yaylara büyük kuvvetler uygulanarak esneklik özelliğini kaybetmesi gözlenir.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Tellerin kalınlığı arttıkça esnekliği azalır. Yani daha büyük kuvvetle şekil değiştirir. Cinsi değişince de esnekliği değişir.<br />
– Yayların esnekliği bozulur ve eski hallerine geri dönemezler.<br />
<br />
5. Etkinlik : Ağırlık – Uzama Grafiğini Çiziyorum (Çalışma Kitabı – 44)<br />
Amaç : Yaya uygulanan kuvvetin artması ile birlikte yayın da aynı oranda uzadığının<br />
keşfedilmesinin sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Her 1 N`luk kuvvetle 1 cm uzayan yay için ağırlık (kuvvet) – uzama<br />
miktarı arasındaki grafik çizilir ve ağırlıkla uzama miktarının doğru orantılı olduğu gözlenir.<br />
<br />
<br />
6- Kuvvetin ( veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri) :<br />
Dünya`nın, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetine yer çekimi kuvveti denir. Dünya`nın, üzerinde bulunan bir cisme uyguladığı yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir. Ağırlıkta bir kuvvettir.<br />
Kuvveti (ağırlığı) ölçmek için kullanılan araçlara dinamometre (yaylı el kantarı) denir. Dinamometreler cisimlerin esneklik özelliğinden faydalanılarak yapılmıştır.<br />
Dinamometreler, kuvvetin esnek cisimler üzerindeki şekil değiştirme etkisi kullanılarak yapılmıştır. Dinamometredeki esnek cismin (yayın) uygulanan kuvvet sayesinde uzaması (şekil değiştirmesi) ile kuvvet ölçülebilir. Esnek cisim ne kadar fazla şekil değiştiriyorsa (yay ne kadar uzuyorsa) cisme uygulanan kuvvette o kadar büyük olur.<br />
Dinamometrelerin ölçebileceği kuvvetlerin büyüklükleri farklı olabilir. Her dinamometre ancak belirli büyüklükteki kuvvetleri ölçebilir. Dinamometrenin ölçebileceğinden daha büyük kuvvet ölçülürse dinamometredeki yayın esnekliği kaybolur ve dinamometre bozulur.<br />
Dinamometrelerde kullanılan yayın inceliği veya kalınlığı (yay sabiti), dinamometrenin ölçebileceği ağırlık miktarını değiştirir. Bu nedenle dinamometre hangi amaçla kullanılacaksa, o amaca uygun şekilde tasarlanır ve dinamometrede de o amaca uyun kalınlıkta ve sertlikte yay kullanılır.<br />
• Kütlesi büyük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde kalın ve sert (yay sabiti büyük olan) yaylar kullanılır.<br />
• Kütlesi küçük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde ince ve yumuşak (yay sabiti küçük olan) yaylar kullanılır. Bu dinamometreler daha hassas ölçüm yapabilir.<br />
Dinamometreler cisimlerin ağırlığını ölçer. Fakat günlük hayatta kullanılan dinamometreler, kütle ölçmek için derecelendirilmişlerdir. (Dinamometre ağırlıkla birlikte yaklaşık olarak bir cismin kütlesini de ölçer).<br />
<br />
6. Etkinlik : Esnekliği Keşfediyorum (Çalışma Kitabı – 44)<br />
Amaç : Etkinlikte verilen fotoğraflardaki yayların hangi amaçla kullanıldığının<br />
belirlenmesini sağlamak.<br />
Yapılacaklar : • Verilen fotoğraflardaki yayların ve esnek cisimlerin hangi amaçla<br />
kullanıldığı fotoğrafların altlarına yazılır.<br />
3. Etkinlik : Bir Dinamometre Tasarlayalım (Ders Kitabı – 72)<br />
Amaç : Paket lastiği ve ince bir yay kullanılarak dinamometre yapılmasının<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Lastik veya yay duvara sabitlenir.<br />
• Dinamometre ölçeği olarak kullanılacak kağıt şerit dinamometrenin yanına asılır.<br />
• Birim kütleler asılarak dinamometrenin bölmeleri oluşturulur.<br />
• Asılan ağırlığın arttıkça dinamometredeki yaydaki uzama miktarının arttığı gözlenir.<br />
• Dinamometreye farklı cisimler asılarak ağırlık–uzama grafiği çizilir.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Ağırlık ve uzama miktarı doğru orantılıdır.<br />
– 0,25 kg.<br />
<br />
7. Etkinlik : Dinamometreme Hangi Yayı Seçmeliyim? (Çalışma Kitabı – 45)<br />
Amaç : Kuvvet–uzama grafiğini okuma ve yorumlama becerisinin kazandırılmasının<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Grafiğe göre sorular cevaplandırılır.<br />
• a`da; 1 numaralı yay daha kolay uzar.<br />
• b`de; 1 numaralı yaydaki ölçüm sonuçlarında sapmalar olduğu için onu kontrol etmelidir.<br />
• c`de; Ağırlıkla uzama doğru orantılı olduğu için.<br />
• d`de; 1. yay 40 mm, 2. yay 20 mm uzar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Ağırlık :</span></span><br />
Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Ağırlık daima yerin merkezine (aşağı) doğru gösterilir. Ağırlık ayırt edici özellik değildir.<br />
Bir cismin ağırlığı cismin bulunduğu yere göre değişir. Cisim yerin merkezine yaklaştıkça (g arttığı içi) ağırlık artar, cisim yerin merkezinden uzaklaştıkça (g azaldığı için) ağırlık azalır. Dünya, kutuplardan basık olduğu için Dünya`nın kutuplardaki yarıçapı, ekvatordaki yarıçapından küçüktür. Bu nedenle bir cismin kutuplardaki ağırlığı, ekvatordaki ağırlığından daha büyük olur. (Yerin merkezine daha fazla yaklaşıldığı için). Bir cismin Dünya`daki ağırlığı, Ay`daki ağırlığının yaklaşık 6 katıdır.<br />
Bir cismin ağırlığının değişmesini yer çekim ivmesi sağlar. Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin ölçüsüne yer çekim ivmesi denir. Yer çekim ivmesi ile gösterilir ve yer çekim ivmesi vektörel büyüklüktür. Yer çekim ivmesi yerin merkezine yaklaşıldıkça artar, yerin merkezinden uzaklaşıldıkça da azalır.<br />
Ağırlık dinamometre veya yaylı el kantarı ile ölçülür.<br />
<br />
Ağırlık = Kütle . Yer Çekim İvmesi<br />
<br />
 <br />
Sembol Birim(SI)  Birim (CGS)<br />
Kütle → m kg gr<br />
Yer Çekim İvmesi → g N/kg (m/sn2) dyn/gr (cm/sn2)<br />
Ağırlık →G N dyn<br />
<br />
<br />
 <br />
G= m . g<br />
<br />
• Yer çekim ivmesinin değeri; = 9,8 N/kg = 980 dyn/gr alınır.<br />
<br />
<br />
<br />
ÖRNEKLER :<br />
<br />
1- Şekildeki özdeş dinamometreler dengededir. Buna göre G ağırlığı kaç N`dur?<br />
<br />
[attachment=101736]<br />
<br />
<br />
• 1. dinamometrede 3 bölme 15 N` a karşılık geliyor. Bu nedenle her bölme 5 N` a karşılık gelir.<br />
• 2. dinamometrede G ağırlığı 4 bölmeye karşılık geldiği için;<br />
<br />
G = 5 . 4 = 20 N<br />
<br />
<br />
2- Şekildeki dinamometrelerin içindeki çubuklar 10 eşit parçaya ayrılarak bölmelendirilmiştir. A` daki dinamometre en fazla 100 N` luk, B ‘deki dinamometre en fazla 150 N` luk, C` deki dinamometre en fazla 200 N` luk kuvveti ölçebiliyor. Buna göre;<br />
<br />
[attachment=101737]<br />
<br />
a) Dinamometrelerin cisimlere uyguladığı kuvvetleri bulun.<br />
b) 10 N` luk kuvveti ölçmek için hangi dinamometre daha uygundur?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
a) A Dinamometresi : 10 bölme 100 N ise her bölme 10 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 4 . 10 = 40 N<br />
<br />
B Dinamometresi : 10 bölme 150 N ise her bölme 15 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 3 . 15 = 45 N<br />
<br />
C Dinamometresi : 10 bölme 200 N ise her bölme 20 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 2 . 20 = 40 N<br />
<br />
b) 10 N` luk kuvveti ölçmek için A dinamometresi daha uygundur. Çünkü diğer dinamometrelerin her bölmesi 10 N` dan daha büyük değer ölçer.<br />
<br />
3- Bir yay 10 N`luk kuvvet uygulandığında yay 5 cm uzuyorsa yayın yay sabiti nedir?<br />
<br />
F = 10 N<br />
x = 5 cm<br />
k = ? N/cm<br />
<br />
• F = k . x  ---&gt;  10 = k . 5  ---&gt;  k = 2 N/cm<br />
<br />
4- Yay sabiti 5 N/mm olan bir yayın 1 cm uzaması için yaya kaç N`luk kuvvet uygulanması gerekir?<br />
<br />
x = 1 cm = 10 mm<br />
k = 5 N/mm<br />
F = 10 N<br />
<br />
• F = k . x  F = 5 . 10  ---&gt;  F = 50 N<br />
<br />
<br />
<br />
5- Kütlesi 2 kg olan cismin ağırlığı Kaç N` dur? (g = 10 N/kg)<br />
<br />
m = 2 kg • G = m . g = 2 . 10  ---&gt;  G = 20 N<br />
g = 10 N/kg<br />
G = ? N<br />
<br />
6- Kütlesi 700 gr olan cismin ağırlığı kaç N ve Kaç dyn` dir? (g = 10 N/kg)<br />
<br />
m = 700 gr = 0,7 kg • G = m . g = 0,7 . 10  ---&gt;  G = 7 N<br />
g = 10 N/kg<br />
G = ? N • G = 7 N = 7.105 dyn<br />
<br />
7- Kütlesi 25 gr olan cismin ağırlığı kaç dyn ve kaç N` dur? (g = 1000 dyn/gr)<br />
<br />
m = 25 gr • G = m . g = 25 . 1000  G = 25000 dyn<br />
g = 1000 dyn/gr<br />
G = ? N • G = 25000 dyn = 25000 . 10–5 N = 0,25 N<br />
<br />
8- Şekildeki grafikte yayların ucuna asılan ağırlıklar ile yaylardaki uzama miktarları arasındaki ilişki gösterilmiştir. Buna göre;<br />
<br />
a) Hangi yay daha hassas ölçüm yapar?<br />
b) 1. yaya 40 N`luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?<br />
c) 2. yaya 40 N`luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?<br />
<br />
[attachment=101738]<br />
<br />
a) Yay sabiti küçük olan yay daha hassastır.<br />
1. Yay için; F = k1 . x ---&gt; 16 = k1 . 4  ---&gt;  k1 = 4<br />
1. Yay için; F = k2 . x  ---&gt;  8 = k2 . 8  ---&gt;  k2 = 1<br />
k2 &lt; k1 olduğu için 2. yay daha hassastır.<br />
<br />
b) F = k1 . x  ---&gt;  40 = 4 . x  ---&gt; x = 10 cm<br />
<br />
c) F = k2 . x  40 = 1 . x  x = 40 cm<br />
<br />
9- 20 N kaç dyn, kaç gr-f ve kaç kg-f tir?<br />
<br />
• 1 N = 1.105 dyn ise ; 20 N = 20 . 105 = 2.106 dyn<br />
• 1 N = kg-f ise ; 20 N = kg-f<br />
• 1 kg-f = 1000 gr-f ise ; kg-f = gr-f<br />
<br />
Yaylar günümüz dünyasında birçok uygulamada kullanılmaktadır. Çeliğin istenen uzunluk ve çapta bir spiral halinde sarılması yay üretiminin birincil ve en merkezi aşaması iken, işlem sırasında ve sonrasında diğer işlemler tüketiciye ulaşan ürünün kalitesini belirler. <br />
<br />
İşte yaylardan yararlanan öğelerden bazıları:<br />
 <br />
<br />
    Oyuncaklar<br />
    Elektrikli süpürgeler<br />
    Kapı donanımı<br />
    Medikal enstrümanlar<br />
    Zımba ve kağıt delgeç gibi ofis ekipmanları<br />
    Şemsiyeler<br />
    Tartılar<br />
     <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Uygulamanız için Tip 301 Paslanmaz Nasıl Seçilir</span></span><br />
<br />
Tip 301 paslanmaz çelik şerit, özellikle yüksek mukavemetli oda sıcaklığı yaylarının üretimi için çok uygundur. 301 paslanmaz çelik şerit yüksek mukavemet seviyelerine getirildiğinde, sünekliğini gerilim giderici olsun veya olmasın korur.<br />
<br />
301, sıkıştırma yayı uygulamaları için uzun süredir kullanılmaktadır. Tam Sert ve Ekstra Tam sert temperler, geleneksel yaylar için en yaygın sipariş koşuludur.<br />
<br />
301si, ekstra silikon eklenmesi nedeniyle süper yüksek gerilmelerde daha fazla şekillendirilebilirliğe sahiptir.<br />
<br />
Çoğu uygulama için geleneksel 301 (UNS 30100) paslanmaz kullanılırken, yüksek silikon içeriğine sahip 301Si (UNS 30116), çok çeşitli son kullanım parçalarında kullanılan Sabit Kuvvet Yayları gibi "süper" yüksek mukavemetli yay uygulamaları için kullanılır.<br />
<br />
Standart 301, maksimum 1.0 silikon içeriğine sahiptir ve 301Si bu içeriği 1.0 - 1.35'e yükseltir. Ekstra silikon, daha yüksek gerilme mukavemetinde iyi süneklik sağlar. Her ikisi de ASTM A666'ya göre üretilmiştir. Daha yüksek silikon, daha az çatlama ile şekillendirilebilirliğin artmasıyla sonuçlanır. 301si, malzemenin sünekliğini iyileştirir çünkü akma dayanımı geleneksel 301'de olduğu kadar sınırlı değildir.<br />
<br />
Önerilen Makale: Çelik malzemeler ve uygulamaları hakkında detaylı bilgi almak için takım çelikleri sayfamızı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Paslanmaz Çelik Yay Oluştururken Bükülme Şiddeti Nedir?</span></span><br />
<br />
Bükülme şiddeti, temelde bir yay oluştururken 301 veya 301Si paslanmaz şerit üzerine uygulanan sarma veya bükme miktarıdır. Beklediğiniz gibi, bükülme ne kadar büyükse, şerit atomik seviyede o kadar kararsız olacaktır. Malzemenin daha fazla işlenmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin karar, kısmen bükülme şiddetine ve kısmen de bitmiş yayın kullanım amacına dayanmaktadır.<br />
 <br />
301 Paslanmaz Yay Gerilme Giderilmesine İhtiyaç Duyar mı?<br />
<br />
Gerilim giderme, yeni sarılmış bir yaydaki stresi hafifletme ve atomik seviyede yeni bir denge oluşturma işlemidir. Genellikle yaya sarılmadan önce başlangıçta ısıtılan çeliğe uygulanır. Stres ısınmanın bir ürünü değildir. Bunun yerine, takip eden soğutma neden olur. Yayı yeniden ısıtıp yavaş yavaş soğumaya bırakılarak gerilim giderme yapılır.<br />
<br />
Gerilim giderme işlemlerinin çoğu bitmiş parçalar üzerinde yapılsa da sürekli fırınlarda gerilim giderilebilir. Gerilim giderme, uzamayı azaltırken akma dayanımını ve sertliğini artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulamanızın Performansı Açısından Yorulma Direnci Önemli mi?</span></span><br />
<br />
Yorulma direncini tartışırken, önce bu iki terimi anlamak önemlidir:<br />
<br />
Üzerine bir yük konulup kaldırıldıktan sonra yay şekline dönmesi ve yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek elastik sapmadır.<br />
<br />
Yayın üzerine bir yük yerleştirildikten sonra kalıcı olarak deforme olma derecesi olan plastik sapma.<br />
<br />
Bir metalin esneklik sınırı aşıldığında deforme olur. Yüksek mukavemetli yay malzemeleri genellikle daha yüksek bir esneklik sınırına sahiptir ve şeklini kaybetmeden daha fazla ağırlığı tutabilir.<br />
<br />
Yorgunluk, bu iki olgunun birleşimidir. Metallerin strese maruz kaldıklarında geçirdikleri küçük plastik deformasyonu açıklar. Makul bir şekilde, yüksek yorulma direncine sahip malzemeler daha uzun ömürlü yaylar oluşturur ve daha fazla ağırlığa karşı çıkması amaçlanan yaylar oluştururken kullanışlı olabilir.<br />
<br />
Korozyon ve yorgunluk, yapının çoğu yenildiğinde bir baharın ömrünü de olumsuz etkileyebilir. 301Si paslanmaz çelik yay, daha yüksek korozyon ve aşınma riskinin olduğu yerlerde ve yüksek sıcaklıklı ortamlarda daha iyi performans gösterebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akma Dayanımı</span></span><br />
<br />
Siparişiniz için seçilen malzemenin kimyasal bileşimini (301'e karşı 301Si) ve soğuk haddeleme miktarını seçerken, uygulamanız için çok çeşitli temperler sağlanabilir. Paslanmaz Çelik 301, 60 ksi ila 280 ksi arasında değişen akma dayanımları ile 1/8 sert ila Ekstra Tam Sert arasında üretilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süneklik</span></span><br />
<br />
301 paslanmaz en yüksek mukavemet seviyelerine (ekstra tam sert) haddelendiğinde, malzemenin sünekliğini iyileştirmek için seçebileceğimiz kimya seçenekleri (yukarıda belirtildiği gibi) vardır. Akma dayanımını artırmadaki sınırlayıcı faktör, yeterli süneklik kaybı olduğu için, işleme mühendislerimiz, uygulamanız için en iyi özellikleri oluşturmak için 301 veya 301Si kimya seçenekleri ve işleme esnekliği arasından seçim yapabilir.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Çalışma Ortamına Göre Hangi Malzemeyi Seçmelisiniz?</span></span><br />
<br />
Bir yayın aşırı yüklenmesi, ömrünü inanılmaz derecede kısaltabilir. Bununla birlikte, performans ve kullanım ömrü de baharın çalışma ortamının koşullarına bağlıdır. Yüksek sıcaklıklarda yay, sarıldığı zamanki ile benzer bir işlemden geçer. Yorulma direnci düşerken elastikiyeti artar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeritte Kenar (Kenar Durumu) Gerekli mi?</span></span><br />
<br />
Kenar yuvarlama ve çapak alma, keskin ve kusurlu uçları ortadan kaldırarak yayın homojenliğini artırır ve kaza riskini azaltır. Kenar kesme, yay yuvarlanmadan önce yapıldığında daha iyi sonuçlar verir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çelik Şeridin Nasıl Paketlenmesini İstersiniz?</span></span><br />
<br />
Salınımlı sargılı bobinler, tek tek salınımlı bobinlerde daha fazla çekim, daha az geçiş, daha uzun takım ömrü, işlev kaynakları, daha az hurda, daha az başlatma sorunu ve daha az takım yorgunluğu gibi avantajlar sunar. Paketleme için dikkate alınması gereken önemli bir nokta, paslanmaz çelik şerit fabrikanızın sunduğu her bir ambalaj türünün bobin ağırlığı min / maks.<br />
<br />
Öte yandan şerit sargılı çelik kayışların açılması daha kolaydır ve 301 paslanmaz şeridin düz olduğu ve oldukça geniş bir yüzey alanına sahip olduğu yerlerde kullanışlı olabilir. Ambalaj türü, sipariş ettiğiniz yay çeliğinin uzunluğuna da bağlı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hangi Alaşım Özellikleri İmalatınız İçin En Öneme Sahip?</span></span><br />
<br />
İyi bir yay malzemesinin özellikleri arasında yüksek elastiklik sınırları, düşük plastiklik, yüksek yorulma direnci ve korozyona direnç bulunur. Ayrıca yayın kurulacağı ortamın koşullarının yanı sıra üstesinden geleceği stresi de göz önünde bulundurmanız gerekebilir. Orta ve yüksek karbonlu çelikler gibi bazı alaşımlar, sabit stres altında daha uzun bir ömür için gerekli özelliklere doğal olarak sahip oldukları için yay metalleri olarak kabul edilir. Bir yay malzemesinin en temel özelliklerinden ikisi olan nispeten yüksek bir gerilme mukavemeti ve akma mukavemeti kombinasyonuna sahiptirler. Akma mukavemeti, kalıcı deformasyona veya plastik sapmaya neden olmak için bir metale uygulanması gereken gerilme miktarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölçü Toleransı</span></span><br />
<br />
Gösterge varyasyonu, Sendzimir mili veya titiz otomatik gösterge kontrollerine sahip dört yüksek millerin kullanımıyla sınırlıdır. Son teknoloji ölçü kontrol sistemlerimiz sayesinde değirmenlerimizde son derece sıkı ölçü toleransları sağlayabiliriz. Yay gereksinimleriniz için en iyi haddeleme sürecini tasarlamak için gereksinimleriniz ürün uzmanlarımızla yakından incelenecektir. "<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pürüzsüzlük</span></span><br />
<br />
Haddeleme ve tesviye, 301 paslanmaz çelik şeridin düzlüğünü kontrol eder. .025'in altındaki malzemelerde ve ekipmanın gerilme sınırlamaları dahilinde, gerilerek bükülme tesviyesi kritik düzlük gereksinimlerini karşılayabilir. .025 "üzerindeki malzemeler için hassas haddeleme teknikleriyle gerçekleştirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaylanma</span></span><br />
<br />
301 şeridinizi damgalarken, geri yaylanmayı kontrol etmek üretim süreciniz için kritik olabilir. Çok sıkı kimya ve küçük bir kabul edilebilir verim aralığı seçilerek bu sorun kolayca çözülebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">301 Şeridinizde Neye İhtiyacınız Var?</span></span><br />
<br />
Kaplama, kozmetik iyileştirme veya pas önleme veya her ikisi için olabilir. Soğuk çekilmiş yay çeliğinize tavlandıktan sonra pasivasyon uygulayabilirsiniz. Pasivasyon, şeridin yüzeyindeki demiri ortadan kaldırır. Demir ve bileşiklerini hedef alan ancak çeliğin yüzeyini aşındırmayan bir asit çözeltisi kullanılır. Şeridin yüzeyindeki demir birikintileri, telin veya yayın işlenmesi sırasında oluşur.<br />
<br />
Aşındırıcı pedler veya ortamlarla uygulanan mekanik yüzeyler de mevcuttur.<br />
<br />
Bilye çekiçleme, ömrünü uzatmak için yay çeliğine uygulanan bir başka popüler kaplama türüdür. Metal yüzeyinin, plastik sapmaya neden olacak kadar yeterli kuvvetle seramik, cam veya metalik parçacıklarla çarpılmasını içerir. Alaşımın ömrünü 10 kata kadar artırdığına inanılıyor.<br />
<br />
Bir yay oluşturmak için uygun bir malzeme seçerken ortaya çıkan birkaç faktörden daha fazlası şüphesizdir. Aradığınız şeye en yakın özellik karışımını üretecek bir metal bulmalısınız. Seçenekler arasında sıkışıp kalırsanız veya parçalanırsanız, 301 paslanmaz çelik sunduğu çok sayıda kullanışlı özelliği göz önünde bulundurarak başlamak için her zaman iyi bir yerdir. Soğuk haddelenmiş bir alaşım olan metal, üstün yön özelliklerine sahiptir ve elastiklik sınıfındaki diğer metallere kıyasla daha iyi gerilme mukavemetine sahiptir. Aynı zamanda korozyona dayanıklıdır ve sizi boyama, kaplama ve diğer yüzey işleme biçimlerine olan ihtiyaçtan kurtarır. İster iç ister dış mekan için bir yay yaratıyor olun, bu özelliklerden bazılarını yararlı ve uygun maliyetli bulacağınızdan emin olabilirsiniz.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Nedir? - Çelik Yay - Yaylar ve Özellikleri</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YAYLARI TANIYALIM</span></span><br />
1- Kuvvet<br />
2- Kuvvet Birimleri<br />
3- Esnek Cisim ve Esneklik<br />
4- Yaylar ve Özellikleri<br />
5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler<br />
6- Kuvvetin (Veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri)<br />
7- Ağırlık<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"> KUVVET VE HAREKET</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">A- YAYLARI TANIYALIM :</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1- Kuvvet :</span></span><br />
Duran bir cismi harekete geçiren, hareket halindeki cismi durduran, cismin doğrultusunu, yönünü, şeklini ve hızını değiştirebilen her türlü etkiye kuvvet denir. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet dinamometre ile ölçülür.<br />
Kuvvet;<br />
• Duran bir cismi harekete geçirebilir.<br />
• Hareket halindeki cismi durdurabilir.<br />
• Hareket halindeki cisimleri hızlandırabilir veya yavaşlatabilir yani hızını değiştirebilir.<br />
• Cisimlerin doğrultusunu, yönünü ve şeklini değiştirebilir.<br />
Kuvvetler, etkilerine göre farklı çeşitlerde olabilir. Kuvvetler genel olarak temas gerektiren kuvvetler (itme kuvveti, çekme kuvveti, kas kuvveti, rüzgâr kuvveti, kaldırma kuvveti, sürtünme kuvveti, buhar kuvveti) ve temas gerektirmeyen kuvvetler (magnetik alan kuvveti, yer çekimi kuvveti, elektriksel çekim kuvveti, elektriksel itme kuvveti) olarak iki grupta incelenir.<br />
Kuvvet ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Kuvvet gözle görülemez, kuvvetin sadece etkileri gözlenip ölçülebilir. Kuvvet, yönlü doğru parçaları ile (ok işareti ile) gösterilir. Kuvveti göstermek için kullanılan okun yönü, kuvvetin yönünü, büyüklüğü ise kuvvetin büyüklüğünü gösterir.<br />
Kuvvetin gösterilebilmesi için 4 elemanının bilinmesi gerekir. Bunlar;<br />
1- Kuvvetin uygulama noktası,<br />
2- Kuvvetin doğrultusu,<br />
3- Kuvvetin yönü,<br />
4- Kuvvetin büyüklüğü (şiddeti) dür.<br />
<br />
[attachment=101732]<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kuvvetin Elemanları :</span></span><br />
1- Uygulama Noktası : Kuvvetin cisme etki ettiği noktadır.<br />
A Noktası<br />
2- Yönü : Kuvvetin cismi hareket ettirdiği yöndür.<br />
A` dan B` ye doğru.<br />
3- Büyüklüğü (Şiddeti) : Kuvvetin cisme etki edebilme gücüdür.<br />
doğru parçasının uzunluğu.<br />
4- Doğrultusu : Kuvvetin etkisini gösterebildiği doğrultudur.<br />
AB doğrultusu.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2- Kuvvet Birimleri :</span></span><br />
<br />
                          SI                CGS<br />
Kuvvet → → Newton (N) → Dyn → Kilogram-Kuvvet (kg-f) → Gram-Kuvvet (gr-f)<br />
<br />
• 1N = 1.105 dyn 1dyn = 1.10-5 N<br />
• 1 kg-f = 1000 gr-f 1 gr-f = 1/1000 kg-f<br />
• 1 kg-f = 9,8 N 1 kg-f ≈ 10 N 1 N = 1/9,8 kg-f<br />
• 1 kg-f = 980000 dyn 1 kg-f ≈ 1.106 dyn 1dyn = 1/980000 kg-f<br />
• 1 N = 98 gr-f 1 N ≈ 100 gr-f<br />
<br />
• 1 Newton : 100 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.<br />
• 1 kg-f : 1 kilogramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü  yani ağırlığıdır.<br />
• 1 gr-f : 1 gramlık kütleye etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğü yani  ağırlığıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1. Etkinlik :</span> Neler Öğrenmiştik? (Çalışma Kitabı – 42)<br />
Amaç : 4, 5 ve 6. sınıflarda öğrenilen konuların hatırlanmasının sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Sorular cevapları etkinlikteki boşluklara yazılır.<br />
• Öğrencilerin kitapları birbiriyle değiştirilir.<br />
• Doğru cevaplar tahtaya yazılır ve cevaplar kontrol edilir.<br />
• Doğru ve yanlış cevaplar ile ilgili bilgi ve fikirler kontrol edilir ve böylece ön bilgilerdeki eksiklikler giderilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">2. Etkinlik : </span>Nereden, Nereye, Nasıl Geldim? (Çalışma Kitabı – 42–11)<br />
Amaç : Öğrencilerin ünitenin başındaki ve sonundaki durumlarını karşılaştırarak<br />
kendilerini değerlendirmelerini sağlamak. Ayrıca ünite ile ilgili ön bilgilerini hatırlayarak bu ünitede ne öğrenmek istediklerini ve öğrenmek istediklerine nasıl ulaşacaklarını belirlemek.<br />
Yapılacaklar : • Çalışma kitabının 11. sayfasındaki 2. etkinlikteki tablo kullanılır.<br />
• Çizelgenin 1. bölümündeki sorular üniteye başlamadan cevaplandırılır.<br />
• Ünitenin işlenişi sırasında neyi, ne kadar öğrendiklerinin farkına varmaları için 2. bölümdeki sorular cevaplandırılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">1.Alternatif Etkinlik :</span> Hangisi Daha Ağır? (Öğretmen Kitabı – 67)<br />
Amaç : Verilen malzemelerle bir cimin ağırlığının ölçülüp ölçülemeyeceğine<br />
karar verilmesinin sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • İki sepet, bir tahta metre, yay ve ip kullanılarak taşların hangisinin<br />
ağırlığının fazla olduğu bulunmaya çalışılır.<br />
• Yayın ucuna bağlanan cismin yayı uzatması ve ağırlık arttığında yayın daha fazla uzayacağı bilgisinden yola çıkılarak taşların ağırlıkları ölçülebilir.<br />
• Malzemeler kullanılarak eşit kollu terazi de yapılabilir fakat yaptırılmamalıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">3- Esnek Cisim ve Esneklik :</span><br />
Bir cisme kuvvet uygulandığında cisim şekil değiştiriyorsa, kuvvetin etkisi ortadan kalkınca cisim tekrar eski haline geri dönebiliyorsa böyle cisimlere esnek cisim, bu olaya da esneklik denir.<br />
Lastik, çelik şerit, yay, lastik top, çorap, tişört esnek cisimlerdir. Oyun hamuru, cam macunu, sıvılar esnek olmayan cisimlerdir.<br />
Esnek cisimlerin esneklik özelliğini gösterebildiği sınıra esneklik sınırı denir. Esnek cisimlere esneklik sınırını aşacak şekilde kuvvet uygulanırsa esnek cisimlerin esneklik özelliği bozulur ve eski hallerine geri dönemezler.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">4-Yaylar ve Özellikleri :</span></span><br />
Yaylar esnek cisimlerdir. Yayların şeklinin değiştirilmesi yani gerilmesi veya sıkıştırılması için kuvvet uygulanması gerekir. Yayların şeklinin değiştirilmesi için uygulanan kuvvetler germe ve sıkıştırma kuvvetleridir. Yaylara uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yaylar eski haline yani denge durumuna geri dönerler.<br />
Günlük hayatta kullanılan yayların esneklik özelliği farklıdır. Farklı kalınlıkta ve uzunluktaki yaylar farklı esneklik özelliğine sahiptir. (Amortisörlerdeki yaylar kalın ve sert, kalemdeki yay ince ve yumuşaktır).<br />
<br />
[attachment=101733]<br />
<br />
F → Yaya uygulanan germe veya sıkıştırma kuvveti<br />
k → Yayın yapıldığı maddeye bağlı olan yay sabiti<br />
x → Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı<br />
<br />
• k yay sabiti ile yayın esnekliği ve hassaslığı doğru orantılıdır.<br />
• Yaydaki gerilme (uzama) veya sıkışma miktarı, yaya uygulanan germe veya çekme kuvveti ile doğru orantılıdır.<br />
 <br />
Sembol Birim (SI)  Birim (CGS)<br />
Kuvvet F Newton (N) Dyn<br />
Yay Sabiti k N/m dyn/cm<br />
Gerilme veya Sıkışma Miktarı x m cm<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
F = k . x<br />
<br />
<br />
5- Yayların Oluşturduğu Kuvvetler :<br />
Bir yaya germe veya sıkıştırma kuvveti uygulandığında etki – tepki prensibine göre yayda uygulanan kuvvete zıt yönde ve eşit büyüklükte itme ve çekme kuvveti uygular.<br />
Yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme veya çekme kuvveti ile yayların sıkışma veya gerilme miktarları da artar. Bu nedenle yayları sıkıştırmak veya germek için uygulanan kuvvet ile sıkışma veya gerilme miktarı doğru orantılıdır.<br />
(Yayın sıkıştırılması veya gerilmesi için uygulanan kuvvetler ortadan kalktığında yayların eski hallerine dönme hızları artar).<br />
<br />
a) Germe ve İtme Kuvveti :<br />
Yayları germek için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre gerilen yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için itme kuvveti uygular. Yayları germek için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan itme kuvveti de artar.<br />
<br />
1. Durumda:<br />
• G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) F olur.<br />
<br />
2. Durumda:<br />
• 2G ağırlığındaki cisim yayın ucuna asıldığında yay 2x kadar uzar ve çekme kuvveti (geri çağırıcı kuvvet) 2F olur.<br />
<br />
[attachment=101734]<br />
<br />
b) Sıkıştırma ve Çekme Kuvveti :<br />
Yayları sıkıştırmak için kuvvet uygulandığında etki – tepki prensibine göre sıkışan yay esneklik özelliğinden dolayı eski haline geri dönebilmek için çekme kuvveti uygular. Yayları sıkıştırmak için uygulanan kuvvet arttırıldığında yayda oluşan çekme kuvveti de artar.<br />
<br />
1. Durumda:<br />
• Yaya F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında x kadar sıkışır ve itme kuvveti F ı olur.<br />
<br />
2. Durumda:<br />
• Yaya 2F kadar sıkıştırma kuvveti uygulandığında 2x kadar sıkışır ve itme kuvveti 2Fı olur.<br />
<br />
[attachment=101735]<br />
<br />
3. Etkinlik : Aile Eğlence Parkında (Çalışma Kitabı – 43)<br />
Amaç : Ders kitabının 68. sayfasındaki konu girişindeki metinden ve fotoğraftan<br />
faydalanılarak bilimsel bir hikaye yazılmasının sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Verilen resim ve etkinlikte istenen konu ile ilgili olarak bilimsel bir<br />
hikaye yazılması sağlanır.<br />
<br />
1. Etkinlik : Yaylarla Oynayalım (Ders Kitabı – 69)<br />
Amaç : Yayların sıkışma ve gerilme durumlarına ait gözlemler yapılabilmesinin<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Bir dizi sarmal yaya dağıtılır. Yaylar, gerilme, sıkışma ve bükülme<br />
özelliği göstermelidir.<br />
• Yaylara itme ve çekme kuvveti uygulanır.<br />
• Hangi yaya itme, hangi yaya çekme kuvveti uygulandığı gözlenir.<br />
• Kuvvet uygulanan yayların özellikleri, kalınlık–incelik ve sarım sıklığı bakımından incelenir.<br />
• Yayların sıkışma ve gerilme durumuna ait gözlemler sınıfla paylaşılır.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Yayları germek için dışarı doğru, yayları sıkıştırmak için içeri doğru kuvvet uygulanır.<br />
– Yaylar eski hallerine geri dönerler.<br />
– Kuvvet uygulanan yaylar, kuvvetin etkisine zıt yönde tepki verir<br />
<br />
4. Etkinlik : Esnek Cisimler (Çalışma Kitabı – 43)<br />
Amaç : Yaylarla oynayalım etkinliğinde öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesinin<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Yayı sıkıştıran ve geren kuvvete, yayın eşit büyüklükte ve zıt yönde<br />
kuvvet uygulandığı gözlenir ve kuvvetler şekil üzerinde gösterilir.<br />
<br />
2. Etkinlik : Yay Yapalım (Ders Kitabı – 70)<br />
Amaç : Farklı cins ve kalınlıktaki tellerin kullanılarak kendi yaylarını yapmalarını ve<br />
bunlara küçük kuvvetler uygulayarak esneklik özelliklerini fark etmelerini sağlamak.<br />
Yapılacaklar : • 40 cm uzunluğunda farklı kalınlıkta demir, bakır ve nikel–krom tel<br />
kullanılır.<br />
• Teller, 30–40 cm uzunluğundaki silindir şekilli çubuğa aynı sıklıkta sarılır.<br />
• Hem kalın hem de ince demir ve bakır tellerden yapılan yaylara parmaklarla farklı büyüklükte kuvvetler uygulanır ve bu yayların özellikleri gözlenir.<br />
• Yapılan yaylara büyük kuvvetler uygulanarak esneklik özelliğini kaybetmesi gözlenir.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Tellerin kalınlığı arttıkça esnekliği azalır. Yani daha büyük kuvvetle şekil değiştirir. Cinsi değişince de esnekliği değişir.<br />
– Yayların esnekliği bozulur ve eski hallerine geri dönemezler.<br />
<br />
5. Etkinlik : Ağırlık – Uzama Grafiğini Çiziyorum (Çalışma Kitabı – 44)<br />
Amaç : Yaya uygulanan kuvvetin artması ile birlikte yayın da aynı oranda uzadığının<br />
keşfedilmesinin sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Her 1 N`luk kuvvetle 1 cm uzayan yay için ağırlık (kuvvet) – uzama<br />
miktarı arasındaki grafik çizilir ve ağırlıkla uzama miktarının doğru orantılı olduğu gözlenir.<br />
<br />
<br />
6- Kuvvetin ( veya Ağırlığın) Ölçülmesi (Dinamometre ve Özellikleri) :<br />
Dünya`nın, üzerinde bulunan cisimlere uyguladığı kütle çekim kuvvetine yer çekimi kuvveti denir. Dünya`nın, üzerinde bulunan bir cisme uyguladığı yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir. Ağırlıkta bir kuvvettir.<br />
Kuvveti (ağırlığı) ölçmek için kullanılan araçlara dinamometre (yaylı el kantarı) denir. Dinamometreler cisimlerin esneklik özelliğinden faydalanılarak yapılmıştır.<br />
Dinamometreler, kuvvetin esnek cisimler üzerindeki şekil değiştirme etkisi kullanılarak yapılmıştır. Dinamometredeki esnek cismin (yayın) uygulanan kuvvet sayesinde uzaması (şekil değiştirmesi) ile kuvvet ölçülebilir. Esnek cisim ne kadar fazla şekil değiştiriyorsa (yay ne kadar uzuyorsa) cisme uygulanan kuvvette o kadar büyük olur.<br />
Dinamometrelerin ölçebileceği kuvvetlerin büyüklükleri farklı olabilir. Her dinamometre ancak belirli büyüklükteki kuvvetleri ölçebilir. Dinamometrenin ölçebileceğinden daha büyük kuvvet ölçülürse dinamometredeki yayın esnekliği kaybolur ve dinamometre bozulur.<br />
Dinamometrelerde kullanılan yayın inceliği veya kalınlığı (yay sabiti), dinamometrenin ölçebileceği ağırlık miktarını değiştirir. Bu nedenle dinamometre hangi amaçla kullanılacaksa, o amaca uygun şekilde tasarlanır ve dinamometrede de o amaca uyun kalınlıkta ve sertlikte yay kullanılır.<br />
• Kütlesi büyük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde kalın ve sert (yay sabiti büyük olan) yaylar kullanılır.<br />
• Kütlesi küçük olan cisimlerin ağırlıklarını ölçmek için yapılan dinamometrelerde ince ve yumuşak (yay sabiti küçük olan) yaylar kullanılır. Bu dinamometreler daha hassas ölçüm yapabilir.<br />
Dinamometreler cisimlerin ağırlığını ölçer. Fakat günlük hayatta kullanılan dinamometreler, kütle ölçmek için derecelendirilmişlerdir. (Dinamometre ağırlıkla birlikte yaklaşık olarak bir cismin kütlesini de ölçer).<br />
<br />
6. Etkinlik : Esnekliği Keşfediyorum (Çalışma Kitabı – 44)<br />
Amaç : Etkinlikte verilen fotoğraflardaki yayların hangi amaçla kullanıldığının<br />
belirlenmesini sağlamak.<br />
Yapılacaklar : • Verilen fotoğraflardaki yayların ve esnek cisimlerin hangi amaçla<br />
kullanıldığı fotoğrafların altlarına yazılır.<br />
3. Etkinlik : Bir Dinamometre Tasarlayalım (Ders Kitabı – 72)<br />
Amaç : Paket lastiği ve ince bir yay kullanılarak dinamometre yapılmasının<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Lastik veya yay duvara sabitlenir.<br />
• Dinamometre ölçeği olarak kullanılacak kağıt şerit dinamometrenin yanına asılır.<br />
• Birim kütleler asılarak dinamometrenin bölmeleri oluşturulur.<br />
• Asılan ağırlığın arttıkça dinamometredeki yaydaki uzama miktarının arttığı gözlenir.<br />
• Dinamometreye farklı cisimler asılarak ağırlık–uzama grafiği çizilir.<br />
• Sonuca Varalım Kısmında;<br />
– Ağırlık ve uzama miktarı doğru orantılıdır.<br />
– 0,25 kg.<br />
<br />
7. Etkinlik : Dinamometreme Hangi Yayı Seçmeliyim? (Çalışma Kitabı – 45)<br />
Amaç : Kuvvet–uzama grafiğini okuma ve yorumlama becerisinin kazandırılmasının<br />
sağlanması.<br />
Yapılacaklar : • Grafiğe göre sorular cevaplandırılır.<br />
• a`da; 1 numaralı yay daha kolay uzar.<br />
• b`de; 1 numaralı yaydaki ölçüm sonuçlarında sapmalar olduğu için onu kontrol etmelidir.<br />
• c`de; Ağırlıkla uzama doğru orantılı olduğu için.<br />
• d`de; 1. yay 40 mm, 2. yay 20 mm uzar.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">7- Ağırlık :</span></span><br />
Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin büyüklüğüne ağırlık denir. Ağırlık ile gösterilir ve vektörel büyüklüktür. Ağırlık daima yerin merkezine (aşağı) doğru gösterilir. Ağırlık ayırt edici özellik değildir.<br />
Bir cismin ağırlığı cismin bulunduğu yere göre değişir. Cisim yerin merkezine yaklaştıkça (g arttığı içi) ağırlık artar, cisim yerin merkezinden uzaklaştıkça (g azaldığı için) ağırlık azalır. Dünya, kutuplardan basık olduğu için Dünya`nın kutuplardaki yarıçapı, ekvatordaki yarıçapından küçüktür. Bu nedenle bir cismin kutuplardaki ağırlığı, ekvatordaki ağırlığından daha büyük olur. (Yerin merkezine daha fazla yaklaşıldığı için). Bir cismin Dünya`daki ağırlığı, Ay`daki ağırlığının yaklaşık 6 katıdır.<br />
Bir cismin ağırlığının değişmesini yer çekim ivmesi sağlar. Bir cisme etki eden yer çekimi kuvvetinin ölçüsüne yer çekim ivmesi denir. Yer çekim ivmesi ile gösterilir ve yer çekim ivmesi vektörel büyüklüktür. Yer çekim ivmesi yerin merkezine yaklaşıldıkça artar, yerin merkezinden uzaklaşıldıkça da azalır.<br />
Ağırlık dinamometre veya yaylı el kantarı ile ölçülür.<br />
<br />
Ağırlık = Kütle . Yer Çekim İvmesi<br />
<br />
 <br />
Sembol Birim(SI)  Birim (CGS)<br />
Kütle → m kg gr<br />
Yer Çekim İvmesi → g N/kg (m/sn2) dyn/gr (cm/sn2)<br />
Ağırlık →G N dyn<br />
<br />
<br />
 <br />
G= m . g<br />
<br />
• Yer çekim ivmesinin değeri; = 9,8 N/kg = 980 dyn/gr alınır.<br />
<br />
<br />
<br />
ÖRNEKLER :<br />
<br />
1- Şekildeki özdeş dinamometreler dengededir. Buna göre G ağırlığı kaç N`dur?<br />
<br />
[attachment=101736]<br />
<br />
<br />
• 1. dinamometrede 3 bölme 15 N` a karşılık geliyor. Bu nedenle her bölme 5 N` a karşılık gelir.<br />
• 2. dinamometrede G ağırlığı 4 bölmeye karşılık geldiği için;<br />
<br />
G = 5 . 4 = 20 N<br />
<br />
<br />
2- Şekildeki dinamometrelerin içindeki çubuklar 10 eşit parçaya ayrılarak bölmelendirilmiştir. A` daki dinamometre en fazla 100 N` luk, B ‘deki dinamometre en fazla 150 N` luk, C` deki dinamometre en fazla 200 N` luk kuvveti ölçebiliyor. Buna göre;<br />
<br />
[attachment=101737]<br />
<br />
a) Dinamometrelerin cisimlere uyguladığı kuvvetleri bulun.<br />
b) 10 N` luk kuvveti ölçmek için hangi dinamometre daha uygundur?<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
a) A Dinamometresi : 10 bölme 100 N ise her bölme 10 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 4 . 10 = 40 N<br />
<br />
B Dinamometresi : 10 bölme 150 N ise her bölme 15 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 3 . 15 = 45 N<br />
<br />
C Dinamometresi : 10 bölme 200 N ise her bölme 20 N` a karşılık gelir.<br />
Cisme uygulanan kuvvet = 2 . 20 = 40 N<br />
<br />
b) 10 N` luk kuvveti ölçmek için A dinamometresi daha uygundur. Çünkü diğer dinamometrelerin her bölmesi 10 N` dan daha büyük değer ölçer.<br />
<br />
3- Bir yay 10 N`luk kuvvet uygulandığında yay 5 cm uzuyorsa yayın yay sabiti nedir?<br />
<br />
F = 10 N<br />
x = 5 cm<br />
k = ? N/cm<br />
<br />
• F = k . x  ---&gt;  10 = k . 5  ---&gt;  k = 2 N/cm<br />
<br />
4- Yay sabiti 5 N/mm olan bir yayın 1 cm uzaması için yaya kaç N`luk kuvvet uygulanması gerekir?<br />
<br />
x = 1 cm = 10 mm<br />
k = 5 N/mm<br />
F = 10 N<br />
<br />
• F = k . x  F = 5 . 10  ---&gt;  F = 50 N<br />
<br />
<br />
<br />
5- Kütlesi 2 kg olan cismin ağırlığı Kaç N` dur? (g = 10 N/kg)<br />
<br />
m = 2 kg • G = m . g = 2 . 10  ---&gt;  G = 20 N<br />
g = 10 N/kg<br />
G = ? N<br />
<br />
6- Kütlesi 700 gr olan cismin ağırlığı kaç N ve Kaç dyn` dir? (g = 10 N/kg)<br />
<br />
m = 700 gr = 0,7 kg • G = m . g = 0,7 . 10  ---&gt;  G = 7 N<br />
g = 10 N/kg<br />
G = ? N • G = 7 N = 7.105 dyn<br />
<br />
7- Kütlesi 25 gr olan cismin ağırlığı kaç dyn ve kaç N` dur? (g = 1000 dyn/gr)<br />
<br />
m = 25 gr • G = m . g = 25 . 1000  G = 25000 dyn<br />
g = 1000 dyn/gr<br />
G = ? N • G = 25000 dyn = 25000 . 10–5 N = 0,25 N<br />
<br />
8- Şekildeki grafikte yayların ucuna asılan ağırlıklar ile yaylardaki uzama miktarları arasındaki ilişki gösterilmiştir. Buna göre;<br />
<br />
a) Hangi yay daha hassas ölçüm yapar?<br />
b) 1. yaya 40 N`luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?<br />
c) 2. yaya 40 N`luk kuvvet uygulanırsa yaydaki uzama miktarı kaç cm olur?<br />
<br />
[attachment=101738]<br />
<br />
a) Yay sabiti küçük olan yay daha hassastır.<br />
1. Yay için; F = k1 . x ---&gt; 16 = k1 . 4  ---&gt;  k1 = 4<br />
1. Yay için; F = k2 . x  ---&gt;  8 = k2 . 8  ---&gt;  k2 = 1<br />
k2 &lt; k1 olduğu için 2. yay daha hassastır.<br />
<br />
b) F = k1 . x  ---&gt;  40 = 4 . x  ---&gt; x = 10 cm<br />
<br />
c) F = k2 . x  40 = 1 . x  x = 40 cm<br />
<br />
9- 20 N kaç dyn, kaç gr-f ve kaç kg-f tir?<br />
<br />
• 1 N = 1.105 dyn ise ; 20 N = 20 . 105 = 2.106 dyn<br />
• 1 N = kg-f ise ; 20 N = kg-f<br />
• 1 kg-f = 1000 gr-f ise ; kg-f = gr-f<br />
<br />
Yaylar günümüz dünyasında birçok uygulamada kullanılmaktadır. Çeliğin istenen uzunluk ve çapta bir spiral halinde sarılması yay üretiminin birincil ve en merkezi aşaması iken, işlem sırasında ve sonrasında diğer işlemler tüketiciye ulaşan ürünün kalitesini belirler. <br />
<br />
İşte yaylardan yararlanan öğelerden bazıları:<br />
 <br />
<br />
    Oyuncaklar<br />
    Elektrikli süpürgeler<br />
    Kapı donanımı<br />
    Medikal enstrümanlar<br />
    Zımba ve kağıt delgeç gibi ofis ekipmanları<br />
    Şemsiyeler<br />
    Tartılar<br />
     <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Uygulamanız için Tip 301 Paslanmaz Nasıl Seçilir</span></span><br />
<br />
Tip 301 paslanmaz çelik şerit, özellikle yüksek mukavemetli oda sıcaklığı yaylarının üretimi için çok uygundur. 301 paslanmaz çelik şerit yüksek mukavemet seviyelerine getirildiğinde, sünekliğini gerilim giderici olsun veya olmasın korur.<br />
<br />
301, sıkıştırma yayı uygulamaları için uzun süredir kullanılmaktadır. Tam Sert ve Ekstra Tam sert temperler, geleneksel yaylar için en yaygın sipariş koşuludur.<br />
<br />
301si, ekstra silikon eklenmesi nedeniyle süper yüksek gerilmelerde daha fazla şekillendirilebilirliğe sahiptir.<br />
<br />
Çoğu uygulama için geleneksel 301 (UNS 30100) paslanmaz kullanılırken, yüksek silikon içeriğine sahip 301Si (UNS 30116), çok çeşitli son kullanım parçalarında kullanılan Sabit Kuvvet Yayları gibi "süper" yüksek mukavemetli yay uygulamaları için kullanılır.<br />
<br />
Standart 301, maksimum 1.0 silikon içeriğine sahiptir ve 301Si bu içeriği 1.0 - 1.35'e yükseltir. Ekstra silikon, daha yüksek gerilme mukavemetinde iyi süneklik sağlar. Her ikisi de ASTM A666'ya göre üretilmiştir. Daha yüksek silikon, daha az çatlama ile şekillendirilebilirliğin artmasıyla sonuçlanır. 301si, malzemenin sünekliğini iyileştirir çünkü akma dayanımı geleneksel 301'de olduğu kadar sınırlı değildir.<br />
<br />
Önerilen Makale: Çelik malzemeler ve uygulamaları hakkında detaylı bilgi almak için takım çelikleri sayfamızı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Paslanmaz Çelik Yay Oluştururken Bükülme Şiddeti Nedir?</span></span><br />
<br />
Bükülme şiddeti, temelde bir yay oluştururken 301 veya 301Si paslanmaz şerit üzerine uygulanan sarma veya bükme miktarıdır. Beklediğiniz gibi, bükülme ne kadar büyükse, şerit atomik seviyede o kadar kararsız olacaktır. Malzemenin daha fazla işlenmesinin gerekip gerekmediğine ilişkin karar, kısmen bükülme şiddetine ve kısmen de bitmiş yayın kullanım amacına dayanmaktadır.<br />
 <br />
301 Paslanmaz Yay Gerilme Giderilmesine İhtiyaç Duyar mı?<br />
<br />
Gerilim giderme, yeni sarılmış bir yaydaki stresi hafifletme ve atomik seviyede yeni bir denge oluşturma işlemidir. Genellikle yaya sarılmadan önce başlangıçta ısıtılan çeliğe uygulanır. Stres ısınmanın bir ürünü değildir. Bunun yerine, takip eden soğutma neden olur. Yayı yeniden ısıtıp yavaş yavaş soğumaya bırakılarak gerilim giderme yapılır.<br />
<br />
Gerilim giderme işlemlerinin çoğu bitmiş parçalar üzerinde yapılsa da sürekli fırınlarda gerilim giderilebilir. Gerilim giderme, uzamayı azaltırken akma dayanımını ve sertliğini artırır.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulamanızın Performansı Açısından Yorulma Direnci Önemli mi?</span></span><br />
<br />
Yorulma direncini tartışırken, önce bu iki terimi anlamak önemlidir:<br />
<br />
Üzerine bir yük konulup kaldırıldıktan sonra yay şekline dönmesi ve yer değiştirmesi olarak tanımlanabilecek elastik sapmadır.<br />
<br />
Yayın üzerine bir yük yerleştirildikten sonra kalıcı olarak deforme olma derecesi olan plastik sapma.<br />
<br />
Bir metalin esneklik sınırı aşıldığında deforme olur. Yüksek mukavemetli yay malzemeleri genellikle daha yüksek bir esneklik sınırına sahiptir ve şeklini kaybetmeden daha fazla ağırlığı tutabilir.<br />
<br />
Yorgunluk, bu iki olgunun birleşimidir. Metallerin strese maruz kaldıklarında geçirdikleri küçük plastik deformasyonu açıklar. Makul bir şekilde, yüksek yorulma direncine sahip malzemeler daha uzun ömürlü yaylar oluşturur ve daha fazla ağırlığa karşı çıkması amaçlanan yaylar oluştururken kullanışlı olabilir.<br />
<br />
Korozyon ve yorgunluk, yapının çoğu yenildiğinde bir baharın ömrünü de olumsuz etkileyebilir. 301Si paslanmaz çelik yay, daha yüksek korozyon ve aşınma riskinin olduğu yerlerde ve yüksek sıcaklıklı ortamlarda daha iyi performans gösterebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Akma Dayanımı</span></span><br />
<br />
Siparişiniz için seçilen malzemenin kimyasal bileşimini (301'e karşı 301Si) ve soğuk haddeleme miktarını seçerken, uygulamanız için çok çeşitli temperler sağlanabilir. Paslanmaz Çelik 301, 60 ksi ila 280 ksi arasında değişen akma dayanımları ile 1/8 sert ila Ekstra Tam Sert arasında üretilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süneklik</span></span><br />
<br />
301 paslanmaz en yüksek mukavemet seviyelerine (ekstra tam sert) haddelendiğinde, malzemenin sünekliğini iyileştirmek için seçebileceğimiz kimya seçenekleri (yukarıda belirtildiği gibi) vardır. Akma dayanımını artırmadaki sınırlayıcı faktör, yeterli süneklik kaybı olduğu için, işleme mühendislerimiz, uygulamanız için en iyi özellikleri oluşturmak için 301 veya 301Si kimya seçenekleri ve işleme esnekliği arasından seçim yapabilir.<br />
 <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yay Çalışma Ortamına Göre Hangi Malzemeyi Seçmelisiniz?</span></span><br />
<br />
Bir yayın aşırı yüklenmesi, ömrünü inanılmaz derecede kısaltabilir. Bununla birlikte, performans ve kullanım ömrü de baharın çalışma ortamının koşullarına bağlıdır. Yüksek sıcaklıklarda yay, sarıldığı zamanki ile benzer bir işlemden geçer. Yorulma direnci düşerken elastikiyeti artar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Şeritte Kenar (Kenar Durumu) Gerekli mi?</span></span><br />
<br />
Kenar yuvarlama ve çapak alma, keskin ve kusurlu uçları ortadan kaldırarak yayın homojenliğini artırır ve kaza riskini azaltır. Kenar kesme, yay yuvarlanmadan önce yapıldığında daha iyi sonuçlar verir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Çelik Şeridin Nasıl Paketlenmesini İstersiniz?</span></span><br />
<br />
Salınımlı sargılı bobinler, tek tek salınımlı bobinlerde daha fazla çekim, daha az geçiş, daha uzun takım ömrü, işlev kaynakları, daha az hurda, daha az başlatma sorunu ve daha az takım yorgunluğu gibi avantajlar sunar. Paketleme için dikkate alınması gereken önemli bir nokta, paslanmaz çelik şerit fabrikanızın sunduğu her bir ambalaj türünün bobin ağırlığı min / maks.<br />
<br />
Öte yandan şerit sargılı çelik kayışların açılması daha kolaydır ve 301 paslanmaz şeridin düz olduğu ve oldukça geniş bir yüzey alanına sahip olduğu yerlerde kullanışlı olabilir. Ambalaj türü, sipariş ettiğiniz yay çeliğinin uzunluğuna da bağlı olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hangi Alaşım Özellikleri İmalatınız İçin En Öneme Sahip?</span></span><br />
<br />
İyi bir yay malzemesinin özellikleri arasında yüksek elastiklik sınırları, düşük plastiklik, yüksek yorulma direnci ve korozyona direnç bulunur. Ayrıca yayın kurulacağı ortamın koşullarının yanı sıra üstesinden geleceği stresi de göz önünde bulundurmanız gerekebilir. Orta ve yüksek karbonlu çelikler gibi bazı alaşımlar, sabit stres altında daha uzun bir ömür için gerekli özelliklere doğal olarak sahip oldukları için yay metalleri olarak kabul edilir. Bir yay malzemesinin en temel özelliklerinden ikisi olan nispeten yüksek bir gerilme mukavemeti ve akma mukavemeti kombinasyonuna sahiptirler. Akma mukavemeti, kalıcı deformasyona veya plastik sapmaya neden olmak için bir metale uygulanması gereken gerilme miktarıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ölçü Toleransı</span></span><br />
<br />
Gösterge varyasyonu, Sendzimir mili veya titiz otomatik gösterge kontrollerine sahip dört yüksek millerin kullanımıyla sınırlıdır. Son teknoloji ölçü kontrol sistemlerimiz sayesinde değirmenlerimizde son derece sıkı ölçü toleransları sağlayabiliriz. Yay gereksinimleriniz için en iyi haddeleme sürecini tasarlamak için gereksinimleriniz ürün uzmanlarımızla yakından incelenecektir. "<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pürüzsüzlük</span></span><br />
<br />
Haddeleme ve tesviye, 301 paslanmaz çelik şeridin düzlüğünü kontrol eder. .025'in altındaki malzemelerde ve ekipmanın gerilme sınırlamaları dahilinde, gerilerek bükülme tesviyesi kritik düzlük gereksinimlerini karşılayabilir. .025 "üzerindeki malzemeler için hassas haddeleme teknikleriyle gerçekleştirilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yaylanma</span></span><br />
<br />
301 şeridinizi damgalarken, geri yaylanmayı kontrol etmek üretim süreciniz için kritik olabilir. Çok sıkı kimya ve küçük bir kabul edilebilir verim aralığı seçilerek bu sorun kolayca çözülebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">301 Şeridinizde Neye İhtiyacınız Var?</span></span><br />
<br />
Kaplama, kozmetik iyileştirme veya pas önleme veya her ikisi için olabilir. Soğuk çekilmiş yay çeliğinize tavlandıktan sonra pasivasyon uygulayabilirsiniz. Pasivasyon, şeridin yüzeyindeki demiri ortadan kaldırır. Demir ve bileşiklerini hedef alan ancak çeliğin yüzeyini aşındırmayan bir asit çözeltisi kullanılır. Şeridin yüzeyindeki demir birikintileri, telin veya yayın işlenmesi sırasında oluşur.<br />
<br />
Aşındırıcı pedler veya ortamlarla uygulanan mekanik yüzeyler de mevcuttur.<br />
<br />
Bilye çekiçleme, ömrünü uzatmak için yay çeliğine uygulanan bir başka popüler kaplama türüdür. Metal yüzeyinin, plastik sapmaya neden olacak kadar yeterli kuvvetle seramik, cam veya metalik parçacıklarla çarpılmasını içerir. Alaşımın ömrünü 10 kata kadar artırdığına inanılıyor.<br />
<br />
Bir yay oluşturmak için uygun bir malzeme seçerken ortaya çıkan birkaç faktörden daha fazlası şüphesizdir. Aradığınız şeye en yakın özellik karışımını üretecek bir metal bulmalısınız. Seçenekler arasında sıkışıp kalırsanız veya parçalanırsanız, 301 paslanmaz çelik sunduğu çok sayıda kullanışlı özelliği göz önünde bulundurarak başlamak için her zaman iyi bir yerdir. Soğuk haddelenmiş bir alaşım olan metal, üstün yön özelliklerine sahiptir ve elastiklik sınıfındaki diğer metallere kıyasla daha iyi gerilme mukavemetine sahiptir. Aynı zamanda korozyona dayanıklıdır ve sizi boyama, kaplama ve diğer yüzey işleme biçimlerine olan ihtiyaçtan kurtarır. İster iç ister dış mekan için bir yay yaratıyor olun, bu özelliklerden bazılarını yararlı ve uygun maliyetli bulacağınızdan emin olabilirsiniz.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Pirinç Alaşım Nedir? Nerelerde Kullanılır? Bronz Ve Pirinçin Farkı Nedir?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=18733</link>
			<pubDate>Mon, 14 Nov 2022 01:29:20 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=18733</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşım Nedir? Nerelerde Kullanılır? Bronz Ve Pirinçin Farkı Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alaşım Nedir?</span></span><br />
<br />
Alaşım, bir metal elementin en az bir başka element (metal, ametal) ile birleşmesiyle oluşan homojen karışımıdır. Elde edilen malzeme yine metal karakterli malzeme olur. Alaşımlar karışıma giren metallerin özelliklerinden farklı özellikler gösterirler. En bilinen alaşımlara; tunç (bakır-kalay), pirinç (bakır-çinko), lehim (kalay-kurşun) ve cıva alaşımları olan amalgamlar örnek verilebilir. Alaşımlar, uygulamaların gerektirdiği fiziksel özelliklere sahip malzemeler üretilmesinde yaygın olarak kullanılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihçe</span></span><br />
Alaşımların tarihi milattan önce 4. bin yıllara kadar uzanmaktadır. İran ve Mezopotamya bölgelerinde bulunan tunç (bronz) örnekleri bu zaman diliminde tarihlenmiştir.[1] Demirden daha sert olan tunç; silah, kesici ve delici aletler, mutfak aletleri, süs eşyaları vb. yapımında günümüze değin kullanılagelmiştir.<br />
<br />
Yapılan arkeolojik çalışmalarda Çin'in Sincan bölgesinde M.Ö. 1000 yıllarına[2] ve Hindistan'ın Merkez Ganj Vadisi ve Doğu Vindhyas bölgesinde M.Ö. 1800 yıllarına[3] tarihlenen çelik buluntulara rastlanmıştır. Söz konusu buluntular çelik kullanımının en az 3000 yıllık bir tarihinin olduğunu belgelemektedir. Tunca göre daha sert ve dayanıklı olan demir-karbon alaşımı çelik çeşitli araç gereç yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alaşımların üretim ve kullanımı</span></span><br />
<br />
Alaşımlar, uygulamaların gerektirdiği fiziksel özelliklere sahip malzemelerin üretilmesini sağlar. Yüksek sıcaklıklar, aşınma, kimyasal etkiler, metal yorgunluğu gibi her türlü etkilere saf metallerin yetersiz kaldığı durumlarda, gerekli olan özellikleri sağlayan niteliklerde alaşımlar kullanılır. Örneğin demirin sertliğinin yeterli olmadığı uygulamalarda, daha sert yapıdaki demir alaşımları olan çelikler kullanılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Katı çözeltiler</span></span><br />
<br />
Metallerin büyük çoğunluğu kafes yapısı içerisinde belirli sayıda yabancı atom barındırabilir. Yabancı atom asıl metalin atomu yerine yerleşiyor ise asal yer katı çözeltisi, kafes aralıklarındaki boşluklara yerleşiyor ise arayer katı çözeltisi oluşur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ara bileşikler</span></span><br />
<br />
Ara bileşiklerde atomlar arası bağlar metalik bağ ile kimyasal bağ arasında değişen bir yapıya sahiptir ve kimyasal bileşiklere benzeyen AnBm şeklinde bileşikler oluşur. Ara bileşiklerin kristal yapıları karmaşıktır. Bazı zamanlarda birim hücrede yüzlerce atom bulunabilir. Sertlikleri bu yüzden yüksektir. C, N, B gibi elementler ile metallerin meydana getirdiği ara bileşiklerde kimyasal bağın payı daha büyüktür (karbür, nitrür, borür, vb). Bu bileşiklerin ergime noktaları çok yüksek ve çok serttirler. TaC, NbC, ZrC, VC, WC gibi bileşikler, takım çelikleri ve ısıya dayanıklı çeliklerde bulunması istenilen sert ve kararlı bileşiklerdir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Denge diyagramları</span></span><br />
<br />
Alaşımların sıcaklık ve konsantrasyonlarına bağlı olarak durum değiştirmeleri denge diyagramları ile gösterilir. Denge diyagramlarında faz alanların sınırı belirlenir. Homojen ve özellikleri birbirinden farklı bölgelere faz denilir. Katı, sıvı, gaz birer fazdır. Ayrıca bu fazların içerisinde aynı anda birden fazla faz da bulunabilir.<br />
<br />
Belirli bir konsantrasyon altındaki alaşım sıcaklık etkisi altında katı, sıvı, gaz hâllerine dönüşür. Bazen katı fazı içerisinde kristal yapı değişerek faz değişikliği meydana getirebilir. Konsantrasyona bağlı olarak bu faz değişimleri tespit edilir ve alaşımların denge diyagramları çıkartılabilir. Alaşımı oluşturan bileşenlerin birbirlerinin içerisinde erimelerine göre önemli sayılacak denge diyagramlarını üç ana grupta toplamak mümkündür.<br />
<br />
    Sıvı ve Katı Durumda Tam Çözünürlük<br />
    Sıvı Durumda Tam Çözünürlük, Katı Durumda Tam Çözünmezlik<br />
    Sıvı Durumda Tam Çözünürlük, Katı Durumda Sınırlı Çözünürlük<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşımı Nedir?</span></span><br />
<br />
Pirinç, bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkteki alaşımların genel ismi. Pirinçte bulunabilen diğer bazı elementler, kalay, kurşun, nikel, mangan, demir, alüminyum, arsenik, antimon ve fosfordur. Mangan ihtiva eden bazı pirinçlere tunç da denilmektedir. Aslında tunç (veya bronz) bakır-kalay alaşımıdır.<br />
<br />
Pirinç milattan önceki devirlerde dahi bilinmektedir. Günümüze kadar ulaşan en eski pirinç malzeme, kalamin pirincidir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özellikleri</span></span><br />
<br />
Pirinç oldukça tok ve kolay işlenebilen bir malzemedir. Dövülebilirliği bakır muhtevasına bağlıdır. % 55'ten az bakır içeren beyaz pirinçler, kolay işlenemez. Bunlar ancak toz haline getirilerek sert lehim işlemlerinde kullanılma sahası bulurlar. Dövülebilir pirinçler ise genellikle % 62'nin üzerinde bakır içeren ve soğuk olarak işlenebilen alfa pirinçleri ile daha az bakır ihtiva eden ve sıcak işlem gerektiren beta piriçleridir. Alfa pirinçleri üstün soğuk işlem özelliklerine sahip olup civata, pim ve vida yapımında yaygın olarak kullanılır. Beta pirinçleriyse daha az sünek, fakat daha dayanıklıdır. Bunlar bilhassa musluk vanası, kapı ve pencere kolu ve bazı bağlantı parçalarının imalinde kullanılır.<br />
<br />
Üçüncü grup pirinçler diğer elementlerle özellikleri geliştirilen alaşımlardır. Mesela, alüminyumlu pirinçler korozyona karşı dayanıklıdır. Kurşunlu pirinçler kolay işlenir. Kalaylı pirinçler ise deniz suyunun korozif etkisine karşı dirençlidir.<br />
<br />
Bakır kırmızı renkli bir metaldir. Çinko katılarak rengi açılır. Pirinçteki çinko yüzdesi arttıkça renk, kırmızıdan altın sarısına doğru yaklaşır. Pirincin renginden çinko muhtevası tahmin edilebilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç türleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amiral Pirinç :</span>30% çinko ve 1% kalay ihtiva eder. Kalay çinkosuzlaşma tepkimesini engellemeye yardımcı olan bir elementtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Pirinç (Pirincin kralı olarak da adlandırılır):</span> %35'den az çinko içerir, eriyebilme özelliğine sahiptir, soğuk işlenebilir ve dövülebilir. Sadece bir faz içerir (Yüzey merkezli kübik kristal yapı).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa-Beta Pirinci :</span> İki fazlı pirinç olarak da adlandırılır. 35-45 % çinko ihtiva eder ve sıcak işlemeye uygundur. Hem alfa hem beta fazı içerir; beta fazı şekil merkezli kristal yapıya sahip olup alfa fazından daha sert ve güçlüdür. Alfa-beta pirinçleri genellikle sıcak işlemine tabi tutulurlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aluminyum bazlı pirinç :</span> Aluminyum korozyon dayanıklılığını arttırıcı olarak katkı sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beta pirinç : </span>45-50 % çinko ihtiva eder, sadece sıcak olarak işlem görür, ve daha sert, güçlü olmasıyla döküm için uygundur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ortak pirinç veya perçin pirinci :</span> 38% çinko içerir, ucuz ve soğuk işlemeye uygundur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek bakır oranlı pirinç :</span> 65% bakır ve 35% çinko içerir, yüksek çekme kuvvetine sahip olup yay, civata ve perçin yapımında yaygın olarak kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurşunlu pirinç :</span> Alfa beta pirinç alaşımına kurşun eklenmesiyle elde edilir. Kurşun içermesinden dolayı işlenebilirliği artmıştır. (kolay talaş kaldırma olanığı sağlamıştır.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşük çinko alaşımlı pirinç :</span> 20% çinko içerip açık altın rengine sahiptir. Mükemmel sünek özelliğine sahip olup metal hortumları gibi esnek yerlerde tercih edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deniz mavisi pirinci :</span> Amiral pirincine yakındır, 40% çinko ve 1% kalay içerir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı pirinç :</span> CuZnSn alaşımı için verilen amerikan terimidir.Ayrıca silah metali olarak da adlandırılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz pirinç :</span> 50 % çinko içerir ve genel kullanım için çok kırılgandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sarı pirinç : </span>33% çinko içeren alaşımlar için verilen amerikan terimidir. <br />
<br />
Pirinç, yüzyıllardan beri mühendislik uygulamalarında çok sık olarak kullanılan mühendislik malzemelerindendir. Günümüzde pirinç malzemeler için imalat ve yeniden kullanılabilme teknolojisi, kullanıcıların ihtiyacını karşılayacak kadar ilerlemiş durumdadır.<br />
<br />
Pirinç malzemeler, birçok mühendislik uygulamasında ilk tercih edilen malzemelerdendir. Uygun kimyasal bileşimdeki bakır ve çinko alaşımının yani pirincin seçilmesi ile istenilen mukavemet, süneklik, sertlik, iletkenlik, şekillendirile bilirlik, aşınma dayanımı, renk ve korozyon dayanımı özelliklerine sahip malzemeler elde edilebilir.<br />
<br />
Pirinç malzemeler kolayca kalıba dökülerek, ekstrüzyonla, haddelemeyle, çekerek, sıcak veya soğuk şekillendirme ile üretilebilirler. Bunun yanında pirinçler fiyat olarak seçilebilecek ucuz malzemelerdendir. Çok geniş bir alanda uygulama şansına sahiptir.<br />
<br />
Pirinçten yarı mamuller, imalatçılardan ve stokçulardan ihtiyaç duyulduğu her zaman rahatlıkla temin edilebilir. Pirinç malzemeler darbe karşısında kıvılcım çıkartmazlar; bu nedenle kıvılcım çıkmasının tehlike oluşturduğu durumlarda pirinç malzemelerin kullanılması uygundur.<br />
<br />
Önerilen Makale: Pirinç malzemeler ve uygulamaları hakkında detaylı bilgi almak için pirinç boru çubuk sayfamızı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Malzemelerin Özellikleri </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler, saf durumdaki fiziksel özellikleri bakır ve çinkonun oluşturmuş olduğu alaşımlardır. Çeşitli pirinç alaşımlarında az miktarda kurşun, silisyum, mangan, nikel ve alüminyum gibi alaşım elementlerini de görmek mümkündür. Alaşım elementleri alaşımın özelliklerini değiştirir. Örneğin az miktardaki alüminyum, alaşımın deniz korozyonuna karşı dayanımını, % 1-2 kurşun ilavesi ise talaşlı işlene bilirliğini artırır. <br />
<br />
Pirinçler eşsiz birleşim özellikleriyle birçok parçanın imalatında kullanılabilen malzemelerdendir. İyi olan mukavemet ve süneklik çok iyi olan korozyon ve işlene bilirlik ile birleşince vazgeçilmez bir malzeme ortaya çıkmaktadır. Pirinç malzemenin seçilmesinin nedenleri aşağıda maddeler halinde verilmiştir. Bunlar; <br />
<br />
• Mükemmel işlene bilirliğe sahiptir. <br />
• İyi bir ısı ve elektrik iletkenliğine sahiptir. <br />
• Özelliklerini kaybetmeden geri dönüşümü mümkündür. <br />
• Sünektir ve dövülebilir. <br />
• Kıvılcım çıkarmaz. <br />
• İyi bir şekilde kaplanabilir. <br />
• Birçok boyutlarda temin edilebilmesi mümkündür. <br />
• İyi bir korozyon dayanımı vardır. <br />
• Mukavemeti iyidir, bakırdan daha mukavemetlidir. <br />
• İyi bir darbe dayanımı vardır. <br />
• Güzel bir rengi vardır. <br />
• Aşınma dayanımı iyidir. <br />
• 200 °C'nin altında birçok fiziksel özelliklerini kaybetmez. <br />
• Güneş ışığından zarar görmez. <br />
• Fiyatı oldukça uygun olup bakırdan daha ucuzdur. <br />
<br />
Pirinç malzemeler birçok yönden bakırdan daha üstündür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mukavemet </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler yumuşatılmış durumda sünek ve mukavemeti iyidir, haddeleme veya çekme gibi soğuk şekillendirme teknikleri ile sertleştirildiği zaman mukavemetleri önemli ölçüde artar. <br />
<br />
Pirinçlerin mukavemeti 200 °C'nin altında önemli ölçüde değişmez, 300 °C civarında ise sadece % 30 azalır. Bu özellik pirinç malzemelere alternatif olarak kullanılabilecek birçok malzemede yoktur. Yüksek mukavemet gereken uygulamalar için yüksek mukavemetli pirinçler bulmak mümkündür. Bu tip pirinçler mukavemet artırıcı ilave alaşım elementleri içerirler. <br />
<br />
Pirinçlerin özellikleri alaşımdaki çinko miktarına bağlıdır. Pirinçlerin mukavemeti alaşımdaki çinko miktarının artması ile yükselir ve maksimum değere yaklaşık % 40 çinko oranında ulaşır. Diğer taraftan pirinçlerin korozyon dayanımı ve sünekliği artan çinko miktarı ile azalır. Çinko oranının yaklaşık % 35 olduğu noktada mukavemet ve sünekliğin kombinasyonunun en iyi olduğu değere ulaşılır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elektrik ve Isı Özellikleri </span></span><br />
<br />
Pirinçler iyi bir ısı ve elektrik iletkenliğine sahiptir. Yüksek ısı ve elektrik iletkenliği, yine çok iyi olan korozyon dayanımı ile birleşince ev ve endüstride kullanılan elektrik gereçlerinin yapımında pirinçleri seçilebilecek ideal bir malzeme yapar. Kondensatör ve ısı değiştiricilerinde kullandığında borularda iyi bir ısı iletkenliğinin olması istenildiği için pirinç malzemeler bu gibi kullanımlar için ön plana çıkar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süneklik ve Biçimlendirebilirlik</span></span><br />
<br />
İçermiş olduğu bakır oranı % 63 den fazla olan pirinçler büyük ölçüde oda sıcaklığında şekillendirilebildiğinden presleme, derin çekme ve diğer soğuk şekillendirme yöntemleriyle karmaşık parçaların imalatında kullanılırlar. Eğer bakır oranı % 63'ün altında ise ve diğer alaşım elementlerini içermiyorsa oda sıcaklığındaki süneklik düşer fakat bu tip alaşımlar büyük ölçüde haddeleme, ekstrüzyon, dövme ve presleme yöntemleriyle sıcak olarak şekillendirilebilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşınma Dayanımı </span></span><br />
<br />
Pirinç içerisinde alaşım elementi olarak bulunan kurşun pirince yağlama etkisi kazandırır. Bu nedenle saat gibi çeşitli araçların dişli, plaka gibi parçaları düşük sürtünme katsayı ve düşük aşınma özelliği sebebiyle pirinç malzemelerden seçilebilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talaşlı İşlenebilirlik </span></span><br />
<br />
Tüm pirinç malzemeler iyi işlenebilmekle birlikte, çok az miktarda kurşun içeren pirinçlerde işlenebilirlik biraz daha fazladır. Bu pirinçler iyi işlenebilir pirinçler olarak iyi bilinirler. <br />
<br />
Yüksek işleme hızları ve işleme takımlarında düşük aşınma oranı üretim maliyetinin minimum olmasını sağlar. Uzun üretim hatları boyunca parçalar istenen toleranslarda rahatlıkla işlenebilir, bu da parça maliyetini düşüren diğer bir parametredir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korozyon Dayanımı </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemelerin korozyona karşı dayanımı son derece iyidir, bu özellik birçok uygulama için pirincin ilk seçim olmasını sağlar. Pirinç malzeme seçilerek korozyona karşı dayanan hem doğal hem de ekonomik olarak sağlanmış olmaktadır. Pirinçler atmosfere açık bir ortamda bulunduğu zaman malzemeyi korozyona karşı koruyacak yüzeyde çok ince bir tabaka oluşur. Fakat pirinçte meydana gelen yüzeydeki bu tabaka, bazı bakır çatı kaplamalarında çok sık olarak görülen ve malzeme yüzeyinde oluşan patina adı verilen ince yeşilimsi tabakadan farklıdır. Pirinç malzemeler sonsuza dek atmosfer korozyonundan etkilenmeden kalabilir. Çünkü pirinçler demir ve çelikler gibi paslanmaz. Uygun pirinç alaşımının seçilmesi durumunda deniz suyunda da korozyona uğramadan rahatlıkla kullanılabilir. Pirinçten yapılmış borular, burçlar, manşonlar, vanalar, merkezi ısıtmalar, deniz suyu hatları, buhar kondensatörleri uzun zamandan beri uygulamada yer bulmaktadır. Mangan içeren yüksek mukavemetli pirinçler özellikle atmosfer korozyonuna karşı son derece dayanıklıdır. Sürekli atmosfere açık olmanın bir sonucu olarak bu tür pirinçlerin rengi yavaş yavaş bronzun koyuluğuna dönüşür. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliyeti </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemelerin çok yakın toleranslarda kolayca işlenebilmesinden dolayı imalat maliyeti oldukça düşüktür. Bununla beraber pirinç malzemelerin talaşlı işlenmesi esnasında takımlarda meydana gelebilecek aşınma, bozulma miktarı oldukça düşük olduğundan imalat maliyeti ayrıca düşmektedir. Pirinçlerin korozyon dayanımının yüksek olmasından dolayı diğer birçok malzemede gerekli olan korozyondan koruma maliyetinden kaçınılmış olunur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Özellikler </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler darbe karşısında kıvılcım çıkartmazla, bu nedenle kıvılcım çıkmasının tehlike oluşturduğu durumlarda bu durumu engellemek için pirinç malzemelerin kullanılması uygundur. <br />
<br />
Bakır ve altın kolaylıkla ayırt edilebilen kendine özgü rengi olan iki metaldir. Pirinçlerin rengi ise içermiş olduğu çinko miktarına göre bakırın kırmızılığından sanırım çeşitli tonlarıma doğru değişir. % 60 bakır, % 40 çinko içeren pirinç alaşımları kuvvetli bir sarı renge sahip olur ve bu tip alaşımlar sarı metal olarak adlandırılır. Bu nedenle pirinçler estetik ve uzun ömrün gerektiği dekoratif uygulamalarda da çok kullanılırlar. Alüminyum içeren pirinçler kendine özgü parlak bir gümüşümsü renge, mangan içeren pirinçler ise bronzumsu bir renge sahiptir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinçlerin Kullanım Yerleri </span></span><br />
<br />
Çok sayıda çeşidi bulunan pirinçler, yüksek mukavemeti, iyi bir atmosfer ve deniz korozyonu dayatma yanında yüksek elektrik ve ısı iletkenliğine de sahiptirler. Bu özelliklerin, güzel görünüşün ve kolay işlenebilirliğin gerekli olduğu birçok endüstriyel yerlerde kullanılırlar.<br />
<br />
Pirinç malzemeler; metal para, madalya, mermi kovanı, süs eşyası, bilgisayar soketleri, yangın söndürme aksamı, çeşitli radyatörler, eşanjör boruları, pil kapsülleri, müzik aletleri, ışıklandırma aksesuarları, dekoratif eşyalar, pimler, perçinler, pompa gövde ve kanalları, hassas cihazlar tekniği, saat aksamları, elektrik bağlantı elemanları, genel amaçlı vidalı küçük parçalar yapımında, vb. kullanılır. Ayrıca alüminyum ve silisyum içerenleri yatak malzemesi olarak kullanılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Malzeme Şekilleri </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler çok çeşitli yan mamul şekillerinde temin edilebilir. Farklı kimyasal bileşimdeki pirincin her türlü yarı mamulünü bulmak mümkün değildir. Bu nedenle tasarım aşamasında malzeme seçimi yapılırken dikkatli olunmalıdır. Pirinçlerin yarı mamulleri; <br />
<br />
• İçi dolu veya boş ekstrüze edilmiş çubuklar, <br />
• Hadde ile üretilmiş bant, sac, şeritler, <br />
• Çeşitli boyutlarda üretilmiş borular, (bknz. pirinç boru)<br />
• Çeşitli çaplarda üretilmiş teller, <br />
• Döküm yöntemiyle üretilmiş çeşitli parçalar şeklinde temin edilebilir. <br />
<br />
Bakırın en önemli alaşımı olup, bakır-çinko alaşımıdır. Çinko fiyatının bakırdan düşük olması nedeniyle bu alaşım, geniş kullanım alanına sahiptir. Teknikte kullanılan pirinç malzemelerde, bakır miktarının en az %54 olması zorunludur. Daha düşük bakır miktarlarında malzeme çok sert ve kırılgan olur. %70′ den fazla bakır içeren malzemelere tombak denir. Ayrıca tüm pirin ç malzemelere de rengi sarı olduğu için sarı adı verilmektedir.<br />
<br />
Endüstride pirinç alaşımı, daha çok korozyon dayanımının iyi olması ve sarı renginden dolayı dekoratif görünümde olması nedeniyle kullanılır. Ayrıca elektrik armatürlerinde ve silah sanayiinde mermi kapsülü olarak ve ince mekanikte yararlanılır. Çubuk, profil, saç ve boru halinde ve yarı mamul olarak temin edilebilir.<br />
Lehim ve kaynakla birleştirilebilir. Malzemelerin yüzeyi çok iyi parlatılabilir ve ayrıca elektrolitik ya da galvanik olarak kaplama yapılabilir.<br />
<br />
Mekanik özelliklerini ve korozyona karşı dayanımını arttırmak amacıyla, bakıra çinkonun dışında nikel, mangan, demir, kalay, alüminyum yada silisyum elementleri katılabilir. Özel pirinç adı verilen bu alaşımlarda , ilave elementlerin toplam miktarı genellikle %5 ‘ i geçmez . Ayrıca , talaş kaldırmayı kolaylaştırmak için pirinç ve özel pirinç alaşımlarına %1 ile %3 arasında kurşun elementi ilave edilebilir.<br />
<br />
Genel olarak bakır – çinko alaşımları dövme alaşımları ve dökme alaşımları olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Pirinç içindeki çinko arttıkça, mukavemet artar ve yaklaşık % 30 çinkoda en iyi değere ulaşılır.<br />
Çinko miktarının artmasıyla soğuk şekil değiştirme yeteneği azalırken, sıcak şekil değiştirme yeteneği artar.<br />
<br />
Pirinç, binyıl için üretilmiş bakır ve çinkodan oluşan ve işlenebilirliği, sertliği, korozyon direnci ve çekici görünümü ile değer verilen ikili bir alaşımdır .<br />
<br />
Özellikleri<br />
Alaşım Türü: İkili<br />
İçerik: Bakır ve Çinko<br />
Yoğunluk: 8,3-8,7 g / cc 3.<br />
Erime Noktası: 1652-1724 ° F (900-940 ° C)<br />
Moh sertliği: 3-4<br />
Özellikleri<br />
Farklı pirinçlerin tam özellikleri, pirinç alaşımının bileşimine, özellikle bakır-çinko oranına bağlıdır. Bununla birlikte, genel olarak, tüm pirinçlerin işlenebilirliği veya yüksek mukavemetini koruyarak metalin istenen şekil ve formlarda oluşturulabildiği kolaylık için değerlidir.<br />
<br />
Yüksek ve düşük çinko içeriği olan pirinçler arasında farklılıklar olsa da, tüm pirinçlerin dövülebilir ve sünek olduğu kabul edilir (düşük çinko pirinçleri daha çok). Düşük erime noktası nedeniyle, pirinç nispeten kolay bir şekilde dökülebilir. Bununla birlikte, döküm uygulamaları için genellikle yüksek bir çinko içeriği tercih edilir.<br />
<br />
Düşük çinko içerikli pirinçler kolayca soğuk işlenebilir, kaynaklanabilir ve lehimlenebilir. Yüksek bakır içeriği, metalin yüzeyinde daha fazla korozyona karşı koruma sağlayan, metalin neme ve hava koşullarına maruz kaldığı uygulamalarda değerli bir özellik olan koruyucu bir oksit tabakası (patine) oluşturmasını sağlar.<br />
<br />
Metal hem iyi bir ısıya hem de elektriksel iletkenliğe sahiptir (elektriksel iletkenliği saf bakırinkinin% 23 ila% 44’ü olabilir) ve aşınmaya ve kıvılcımlara karşı dirençlidir. Bakır gibi bakteriyostatik özellikleri de banyo armatürlerinde ve sağlık tesislerinde kullanılmasına neden olmuştur.<br />
<br />
Pirinç, düşük sürtünmeli ve manyetik olmayan bir alaşım olarak kabul edilirken, akustik özellikleri birçok ‘pirinç bant’ müzik aletinde kullanılmasına neden olmuştur. Sanatçılar ve mimarlar, metalin estetik özelliklerine değer verir, çünkü koyu kırmızıdan altın sarısına kadar çeşitli renklerde üretilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulamalar</span></span><br />
Brass’in değerli özellikleri ve göreceli üretim kolaylığı, onu en yaygın kullanılan alaşımlardan biri haline getirmiştir. Tüm pirinç uygulamalarının tam bir listesini hazırlamak muazzam bir iş olacaktır, ancak kullanılan pirinç derecesine göre bazı son kullanımları sınıflandırabilir ve özetleyebiliriz;<br />
<br />
Serbest kesim pirinç (örn. C38500 veya 60/40 pirinç):<br />
<br />
Cıvata, somun, dişli parçalar<br />
Terminaller<br />
jetler<br />
Musluklar<br />
enjektörler<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihçe</span></span><br />
Bakır-çinko alaşımları, Çin’de M.Ö. 5. yüzyıl kadar erken üretildi ve Orta Asya’da M.Ö. 2. ve 3. yüzyılda yaygın olarak kullanıldı. Bununla birlikte, bu dekoratif metal parçalara, üreticilerinin bilinçli bir şekilde bakır ve çinko alaşımı olduğuna dair kanıt olmadığından en iyi şekilde “doğal alaşımlar” olarak adlandırılabilir. Bunun yerine, alaşımların ham pirinç benzeri metaller üreten çinko bakımından zengin bakır cevherlerinden eritilmiş olması muhtemeldir.<br />
<br />
Yunan ve Roma belgeleri, modern pirinç benzeri kasıtlı alaşımların, bakır ve kalamin olarak bilinen çinko oksit bakımından zengin bir cevher kullanarak M.Ö. 1. yüzyılda meydana geldiğini gösteriyor. Kalamin pirinci, bir sementasyon işlemi kullanılarak üretildi; bakır, öğütülmüş smithsonit (veya kalamin) cevheri ile bir potada eritildi.<br />
<br />
Yüksek sıcaklıklarda, bu tür cevherde bulunan çinko buhara dönüşür ve bakıra nüfuz eder, böylece% 17-30 çinko içeriği ile nispeten saf bir pirinç elde edilir. Bu pirinç üretim yöntemi, 19. yüzyılın başlarına kadar yaklaşık 2000 yıl boyunca kullanılmıştır. Romalılar pirinç üretmeyi öğrendikten çok kısa bir süre sonra, alaşım günümüz Türkiye’sinin bölgelerinde madeni para olarak kullanılıyordu. Bu kısa sürede Roma İmparatorluğu’na yayıldı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türleri</span></span><br />
‘Pirinç’, çok çeşitli bakır-çinko alaşımlarını ifade eden genel bir terimdir. Aslında, EN (Avrupa Normları) Standartlarında belirtilen 60’tan fazla farklı pirinç türü vardır. Bu alaşımlar, belirli bir uygulama için gereken özelliklere bağlı olarak çok çeşitli farklı bileşimlere sahip olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üretim</span></span><br />
Pirinç en çok bakır hurda ve çinko külçelerinden üretilir. Hurda bakır, saflık derecelerine göre seçilmektedir, çünkü gerekli tam pirinç derecesini elde etmek için bazı ek elemanlar istenmektedir.<br />
<br />
Çinko kaynamaya başladığından ve helikopterin 1981 ° F (1083 ° C) erime noktasının altında, 1665 ° F (907 ° C) ‘de buharlaştığı için, bakırın önce eritilmesi gerekir. Eritildikten sonra, üretilen pirinç derecesine uygun bir oranda çinko eklenir. Çinko kaybının buharlaşmasına hala bir miktar izin verilirken.<br />
<br />
Bu noktada, istenen alaşımı oluşturmak için kurşuna kurşun , alüminyum, silikon veya arsenik gibi başka herhangi bir metal ilave edilir. Erimiş alaşım hazır olduğunda, büyük kütüklere veya kütüklere katılacağı kalıplara dökülür. Kütükler – çoğunlukla alfa beta pirinç – doğrudan ısıtılmış metalin bir kalıbın içine itilmesini veya sıcak dövme işlemini içeren sıcak ekstrüzyon yoluyla tellere, borulara ve tüplere doğrudan işlenebilir.<br />
<br />
Ekstrüde edilmemiş veya dövülmemişse, kütükler yeniden ısıtılır ve çelik merdanelerden (sıcak haddeleme olarak bilinen bir işlem) geçirilir. Sonuç, kalınlığı yarım inçten (&lt;13mm) az olan levhalardır. Soğuduktan sonra, pirinç yüzey döküm kusurlarını ve oksidi gidermek için metalden ince bir tabaka kesen bir öğütme makinesinden ya da haşlayıcıdan beslenir.<br />
<br />
Oksitlenmeyi önlemek için bir gaz atmosferi altında, alaşım tekrar ısıtılır ve tekrar soğutulur, tavlama olarak bilinen bir işlemdir , tekrar soğuk sıcaklıklarda (soğuk haddeleme) yaklaşık 0.1 “(2.5 mm) kalınlıkta tabakalara haddelenir. Soğuk haddeleme işlemi Pirinç iç tane yapısını deforme ederek çok daha güçlü ve daha sert bir metal elde edilir. Bu basamak pirinç boru çubuk fiyatları istenen kalınlık ya da sertlik elde edilinceye kadar tekrar edilebilir.<br />
<br />
Son olarak, gerekli genişlik ve uzunluğu üretmek için tabakalar  kesilir. Tüm levhalara, döküm, dövme ve kalıptan çekilmiş pirinç malzemeler, siyah bakır oksit skalasının çıkarılması ve kararmasının giderilmesi için genellikle bir hidroklorik ve sülfürik asitten oluşan bir kimyasal banyo verilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşım Nedir? Neden Pirinç Ürünler Tercih Edilmelidir?</span></span><br />
<br />
Pirinç alaşım genel olarak bakıra katılan çinkodan elde edilen maddelere verilen isimdir. Pirinç ürünler hayatımızın artık birçok alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu ürünlerin en yaygın olarak kullanıldığı yerler kuşkusuz dekorasyonlardır. Pirinç; dekorasyonda hem uygun fiyatlı olması hem de şık görünmesi açısından sıklıkla tercih edilen bir üründür. Pirinç ürünler üstelik daha birçok önemli avantaja sahiptir. Bu avantajların neler olduğu ve dekorasyonda özellikle neden pirinç ürünlerin kullanılması gerektiği konusunda sizlere bilgi vermek istiyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden Pirinç Ürünler Tercih Edilmelidir?</span></span><br />
<br />
Pirinç madeni oldukça eskiye dayanan ve uzun yıllardır hayatımızda olan bir madendir. Bu madenin en önemli özelliği kolay şekillendirilebilir olmasıdır. Bu özelliği sayesinde dekorasyonda birçok üründe kullanılabilir.<br />
<br />
Pirinç ürünler, dekoratif olarak kullanıldığı alanlarda da çok şık ve güzel bir görünüm sağlar. Örneğin ofislerde veya evlerde kullanılacak pirinç sallanan masa saati ile çok şık ve güzel bir görünüm yakalanır. Bu ürünler dekorasyonlara farklı bir hava katması için de sıklıkla tercih edilir. Ayrıca oldukça dayanıklı ve kolay temizlenebilir ürünlerdir.<br />
<br />
Pirinç bardak gibi ürünler ise hem dekoratif olarak hem de kullanmak için tercih edilen bir üründür. Bu ürün sayesinde mutfaklarda bile pirincin şık havası yaratılabilmektedir. Sizler de dekorasyonunuza ekleyeceğiniz şık pirinç parçalar sayesinde çok şık ve güzel bir dekorasyon yakalayabilirsiniz. Ayrıca pirinç alaşım ürünlerini sevdiklerinize hediye olarak da sunabilirsiniz. Pirinç malzeme hediyelik ürünler hem sevdiklerinizi mutlu edecek hem de dayanıklı ürünler sayesinde uzun yıllar hediyelerini kullanabileceklerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Ürünler Nasıl Bulunur?</span></span><br />
<br />
Pirinç ürün almak istiyorsanız sizlere Pirinç pusula gibi farklı ve özel ürünleri de bulabileceğiniz suüstünde.com adresinden bahsetmek istiyoruz. Son derece şık ve güzel parçaları bulabileceğiniz bu adreste pirinç ürünlerin en farklı ve en güzel örnekleri ile karşılaşabilirsiniz. Özellikle deniz tutkunlarının çok seveceği deniz temalı ve farklı birçok seçenek vardır. Dekorasyonda kullanabileceğiniz çok şık ve güzel pirinç masa çanı ile farklı bir görünüm yakalayabilirsiniz.<br />
<br />
Pirinç madeni ile ilgili ürünleri genel olarak seviyorsanız sizler de bu madenden yapılan ürünleri dekorasyonunuzda rahatlıkla kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz Ve Pirinçin Farkı Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz ve Pirinç, metal alaşımlarıdır ve günümüzde imalat endüstrilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her iki metal de, belirgin kırmızımsı renklerinin bir sonucu olarak kırmızı metaller olarak adlandırılır. Bronz ve Pirinç, değişen sayıda başka elementler içerir ve sonuç olarak, değişen özelliklerde bulunurlar. Bir bakır alaşımı olan pirinç, tipik olarak bakır ve çinkodan oluşurken, bronz tipik olarak bakır ve kalaydan yapılır.<br />
<br />
Bu iki metal benzer özelliklere sahiptir, ancak doğru kullanım için her ikisini de ayırt etmeye ihtiyaç vardır. Sonuç olarak, bu gönderi özelliklerini, özelliklerini ve faydalarını kullanarak karşılaştırmalar yapmaya odaklanmaktadır.<br />
Öncelikle Bronz ve Pirinç nedir onu öğrenelim.<br />
<br />
Pirinç ve bronz arasında karşılaştırmalar yapmamızı sağlamak için pirinç ve bronzun ne olduğu konusunda net bir görüşe sahip olmak önemlidir. Bu bölümü, her iki metalin de ne olduğuna dair net bir görüş sunmak için uyarladık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz, esas olarak bakır ve kalaydan oluşan bir metal alaşımıdır. Bu metal Sümerlerle birlikte MÖ 3500 yıllarına kadar uzanıyor ve bu çağa Bronz Çağı deniyordu. Bakır alaşımı olarak kabul edilir ve belirli alaşım elementlerinin yanı sıra çalışma özelliklerine göre tanımlanır.<br />
<br />
Sonuç olarak, farklı element bileşimleri kullanılarak bronz özellikleri ve karakteristikleri geliştirilebilir. Bu tür metaller manganez, nikel, silikon, kurşun, antimon, çinko ve daha fazlasını içerir. Bu nedenle, tasarımcılara aralarından seçim yapabilecekleri çok çeşitli bronz dereceler sunulur. Bronz tipik olarak kırmızımsı-kahverengi/altın rengindedir ve kırılgandır ancak dökme demirle karşılaştırıldığında daha az kırılgandır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Pirinç, MÖ 500 civarında kullanıcılar tarafından bronzla çok örtüşen keşfedildi. Pirinç, esas olarak bakır ve çinko içeren bir metal alaşımıdır. Kalay, demir, alüminyum, kurşun, silikon ve manganez dahil olmak üzere metallerin temel bileşimi. Bu element bileşimi, pirinçte değişen elektriksel ve mekanik özelliklerin elde edilmesine yardımcı olur. Çinko içeriğini örnek alarak, pirincin baz bakır malzemesinin sünekliğini ve mukavemetini artırmasına yardımcı olur. Kanıtlar, pirincin çinko konsantrasyonu ne kadar yüksek olursa, alaşımının o kadar esnek ve güçlü olduğunu kanıtlamıştır.<br />
<br />
Pirinç, çinkonun bakıra oranına bağlı olarak parlak altın, gümüş ve daha birçok renk aralığında bulunabilir. Diğer metallerle işlendiğinde benzer şekilde düşük sürtünmeli çinkoya kıyasla daha sünek olduğu söylenebilir. Ayrıca pirinç, altına benzerliği nedeniyle genellikle dekoratif uygulamasıyla bilinir.<br />
Bronz ve Pirinç Arasındaki 17 Farkı Karşılaştıralım<br />
<br />
Bu bölüm, farklı bireysel özellikler kullanarak bronz ve pirinç arasında karşılaştırmalar çizmeye odaklanmaktadır.<br />
Bronz ve Pirinç: Eleman Bileşimi<br />
<br />
<br />
<br />
Bronz ve Pirinç, temel bileşimleri kullanılarak bir karşılaştırma yapılarak ayırt edilebilir. Karşılaştırıldığında, bakır alaşımı olarak bronz, bakır (Cu) ve kalay (sn) içerirken, ana bileşenleri alaşım formuna bağlı olarak:<br />
<br />
    Alüminyum<br />
    Kurşun (Pb)<br />
    Antimon<br />
    Nikel (Ni)<br />
    Fosfor (P)<br />
    Silikon (Si)<br />
    Kükürt (S)<br />
    Kobalt<br />
    Krom<br />
    çinko<br />
<br />
Öte yandan, bir metal olarak pirinç, basitçe bir bakır ve çinko alaşımıdır. Doğada, birincil element bileşimi Bakır (Cu) ve Çinko (Zn) içerirken, alaşımın formuna bağlı olarak aşağıdaki bileşenlere sahip olabilir:<br />
<br />
    kalay (Sn)<br />
    Kükürt (S)<br />
    Silikon (Si)<br />
    Fosfor (P)<br />
    Nikel (Ni)<br />
    Kurşun (Pb)<br />
    Demir (Fe)<br />
    Antimon (Sb)<br />
    Alüminyum (Al)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Korozyon Direnci</span></span><br />
<br />
Pirinç ve bronz arasında bir karşılaştırma yapmanın başka bir yolu, onların korozyon direnci seviyelerini kullanmaktır. Bronz, bakır (Cu) içeriğinin bir sonucu olarak havada okside olur ve belirgin bir benekli patina ile sonuçlanır. Bu, özellikle bronz tuzlu su gibi bir ortamda bulunduğunda bronzun kolayca aşınmasını önlemeye yardımcı olur. Ancak bronz, klor bileşikleri ile temas ederse “bronz hastalığı” adı verilen bir süreç başlar. Bu hastalık, bronzu zamanla bakır alaşımını yavaş yavaş bozan korozyona karşı daha duyarlı hale getirir. Bronzun tuzlu su korozyonuna karşı direnci nedeniyle, genellikle tekne bağlantı parçaları ve deniz parçaları için kullanılır.<br />
<br />
Öte yandan, pirinç, özellikle galvanik deniz suyunda korozyona dayanıklı olması için vardır. Bununla birlikte, pirinç korozyona uğradığında, çinko içeriğini kaybederek çinkosuzlaşma adı verilen bir süreçte sadece bakır bırakır. Bu işlem sırasında pirinç renginin sarıdan pembeye dönüştüğü kozmetik bir değişim olur. Ancak bu işlem bronz tabakanın kaplanmasıyla önlenebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Elektriksel iletkenlik</span><br />
<br />
Bu iki metal bakır alaşımlarıdır. Bakır, çoğu metalin elektriksel iletkenlik açısından derecelendirildiği standarttır. İki metalle ilgili olarak ortaya çıkardığımız ilginç gerçeklerden biri, pirinç ve bronzun göreceli elektrik iletkenliği açısından düşük sıralarda yer almasıdır.<br />
<br />
Hem bronz hem de pirincin esas olarak bakırdan oluştuğunu düşünmek gerekebilir, o zaman neredeyse bakır kadar iletken olmaları gerekir. Ancak, diğer element bileşimi nedeniyle durum böyle değildir. Her ikisi de alüminyum, kalay, çinko, nikel, kobalt gibi diğer elementlerin küçük bir yüzdesini içerir ve daha fazlası bronz ve pirincin elektriksel iletkenlik performansını düşürür. Bakırın standart olarak kullanılmasıyla karşılaştırıldığında, pirinç %28 ile daha yüksek elektrik iletkenliğine sahipken, bronz en az (%15) iletkendir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Termal İletkenlik</span><br />
<br />
Bir malzemenin termal iletkenliği, bu malzemenin termal uygulamalar için kullanılıp kullanılamayacağını bilmek için bir ölçüdür. Bu, bu tür malzeme yoluyla aktarılabilecek enerji miktarının ve aktarılabileceği hızın bilinmesine yardımcı olur. Bronz ile pirinç karşılaştırıldığında, pirincin termal iletkenliğinin bronzdan çok daha yüksek olduğunu keşfettik ve bu da onu radyatör üretimi için daha ideal hale getiriyor. Bununla birlikte, termal uygulamalarda bronz kullanılabilir, ancak karşılığı olan pirinç, termal uygulamalar gerektiğinde bronzdan daha fazla dikkate alınacaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Erime noktası</span><br />
<br />
Bronz, pirinçten (315 – 1080 °C) daha yüksek bir erime noktasına (809 – 1030 °C) sahiptir ve her ikisi de kolayca dökülür. Pirinç ve bronzun erime noktası, bir proje için bronz veya pirinç seçimi için çok önemli ve çok önemlidir. Bunun nedeni, erime noktasında bir bileşen arızası olabilmesidir.<br />
<br />
Malzeme erime noktasına ulaştığında katı halden sıvı hale geçiş olur. Bu durumda, bu malzeme kolayca farklı şekillerde dökülebilir. Şekil muhafazası için pirinç veya bronz kullanıldığında, istenen mekanik özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Daha dekoratif bir proje büyük olasılıkla pirinçten faydalanacak, daha esnek bir proje ise büyük olasılıkla bronzdan faydalanacaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Sertlik</span><br />
<br />
Bir malzemenin sertliği, yerel yüzey gerilimine tepkisinin ve malzemenin göçük, çizik ve daha pek çok şeye nasıl tepki gösterdiğinin bir ölçüsüdür. Bu önlemde Brinell sertlik ölçeği, mevcut birçok sertlik ölçüsünden biri olarak mevcuttur. Bir malzemenin standart bir kuvvete tepkisini derecelendirmek için sertlik girinti makinesini kullanır. Bu ölçekte bronz 40 ile 420 arasında, pirinç ise 55 ile 73 arasında puan alır.<br />
<br />
Bu sonuç, bronzun pirinçten ortalama olarak daha sert olduğunu göstermektedir. Daha sert bir malzemenin daha kırılgan olduğu söylenebilir ve bronz, pirince kıyasla kırılmaya çok daha yatkın olma kuralına uyar. Bir projede aşınmaya karşı direnç ve dayanıklılık büyük önem taşıyorsa, bronz mükemmel bir seçim olabilir. Bununla birlikte, işlenebilirlik bir zorunluluk haline gelirse, pirinç, bronzdan çok daha fazla kabul edilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Ağırlık</span><br />
<br />
Bronz ve pirincin ağırlığının karşılaştırılması söz konusu olduğunda, özgül ağırlık için temel olarak su seçilebilir - 1 değeri verilir. Karşılaştırmalarımızdan, 7400 – 8900 kg/m³ yoğunluğuyla bronzun en ağır olduğunu keşfettik. Öte yandan, pirincin ağırlığı element bileşimine göre daha düşüktür ve 8400 ile 8730 kg/m³ arasında değişmektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Dayanıklılık</span><br />
<br />
Bir malzemenin dayanıklılığı, yarı ömrü boyunca malzeme normal çalışma zorluklarıyla karşı karşıya kaldığında, aşırı onarım veya bakım kullanılmadan o malzemenin işlevsel kalabilme yeteneğidir. Bronz sert ve sağlam bir metaldir ancak kolayca bükülmez. Bronz ayrıca suya dayanabilir ve sonuç olarak suyun neden olduğu korozyona karşı bağışıktır. Öte yandan pirinç sağlamdır ve bronz kadar dayanıklı değildir. Ayrıca korozyona ve çatlamaya karşı bağışıktır, bu da onu ortalama olarak dayanıklı kılar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: İşlenebilirlik</span><br />
<br />
Metallere, damgalama, frezeleme, tornalama ve daha fazlası gibi işleme stresine nasıl tepki verdiklerini değerlendirmek için karşılaştırmalı bir puan verilir. Seçilen malzemenin işlenebilirlik puanı, bu tür malzemeler üzerinde yapılabilecek talaşlı imalat tipini belirlediği için büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
Malzemenin işlenebilirlik yüzdesi, malzemeye %100 bir derece verilen bir referans malzemeye kıyasla yapılır. İşlenmesi daha zor olan bir malzeme, pirinç ve bronzda olduğu gibi yüzde 100'ün altındadır. Çoğu bakır alaşımı işlenemeyecek kadar sünektir, ancak bazıları pirinç alaşımı C360 gibi işleme için özel olarak geliştirilmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Şekillendirilebilirlik</span><br />
<br />
Şekillendirilebilirlik açısından pirinç, bronzdan daha şekillendirilebilirdir. Pirinç sert olduğu söylenir, ancak bakır ve kalay alaşımı olan bronzdan daha yumuşaktır. Pirincin bu karşılaştırmalı yumuşaklığı, şekillendirmeyi, kesmeyi ve eğelemeyi kolaylaştırır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Kaynaklanabilirlik</span><br />
<br />
Hem bronz hem de pirincin kaynak yapılabilir olduğuna dikkat etmek önemlidir. Bununla birlikte, kurşun içeren pirinç alaşımı için bir istisna vardır ve pirincin çinko içeriği ne kadar küçük olursa, kaynaklanması o kadar kolay olur. %20 çinko içeren pirincin iyi kaynaklanabilirliğe sahip olduğu, %20 ve üzeri pirinçlerin ise orta düzeyde kaynaklanabilirliğe sahip olduğu söylenir. Ayrıca, dökme pirinç metaller yalnızca marjinal olarak kaynaklanabilir.<br />
<br />
Öte yandan, kurşunsuz bronz alaşımları orta derecede kaynaklanabilirlik gösterir ve stresli koşullar altında çatlamaya karşı hassas hale gelirler. Bununla birlikte, kurşunlu fosfor bronz, SMAW kullanılarak dikkatli bir şekilde kaynak yapılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Akma Dayanımı</span><br />
<br />
Bir metalin akma dayanımı, metalin kalıcı olarak deforme olmaya başladığı en yüksek gerilim olarak kabul edilir. Bronz ve pirinç arasındaki bir karşılaştırmada pirinç, bakırdan daha yüksek akma dayanımına sahiptir. İddiayı desteklemek için bronz, 69.0 – 800 MPa (10000 – 116000 psi) ile en yüksek akma dayanımına sahipken, pirinç 34.5 ila 683 MPa (5000 – 99100 psi) sergiler.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Çekme Dayanımı</span><br />
<br />
İmalat sanayindeki birçok üretici, özellikle malzeme seçimi yapılacaksa malzemenin sağlamlığını önemli bir faktör olarak görmektedir. Bronz ve pirinç, soğuk işlendiklerinde veya daha fazla çinko eklendiğinde pirinç durumunda gösterdikleri artan çekme mukavemetinin bir sonucu olarak aranır.<br />
<br />
Buna karşılık, bronz tavlandığında 50 Ksi (350 MPa) çekme mukavemetine ve soğuk haddelenmiş temperlendiğinde 92 Ksi (635 Mpa) çekme mukavemetine sahiptir. Öte yandan, pirinç, tavlandığında 53 Ksi (365 MPa) ve soğuk haddelendiğinde 88 Ksi (607 MPa) çekme mukavemetine sahiptir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Kesme Mukavemeti</span><br />
<br />
Özellikle metalin kesmede başarısız olduğu durumlarda akma veya yapısal bozulma tipine karşı dayanım olarak adlandırılır. Kesme yükü, kuvvet yönüne paralel bir düzlem boyunca bir malzeme veya bileşende kayma kırılması üreten bir kuvvet anlamına gelir. Ölçüldüğünde, pirincin 35000 psi ile 48000 psi arasında değişen en yüksek kesme mukavemetine sahip olduğu, bronzun ise 35000 psi ile 47000 psi arasında değişen en düşük kesme mukavemetine sahip olduğu açıktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Renkli</span><br />
<br />
Bronz ve pirinç arasında ayrım yapmanın en basit yollarından biri renk kullanımıdır. Bronz renk olarak kırmızımsı-kahverengidir. Bronz karışımına başka elementler eklendiğinde bu özellik biraz değişebilir. Değişikliğinden bağımsız olarak, bronzu pirinçten ayırt etmek hala kolaydır. Öte yandan, pirinç genellikle sessiz sarı bir gölgeye sahiptir ve donuk altına çok benzer. Bu özelliği onu mobilya ve demirbaşlar için ideal bir malzeme yapar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Fiyat</span><br />
<br />
Bronz ve bakır parçası, bakır içeriği gibi farklı faktörlere bağlı olarak değişebilir. Her iki alaşımdaki bakır içeriği, pazardaki fiyatlarını belirler. Bununla birlikte, pirinç ile karşılaştırıldığında bronz genellikle daha pahalıdır. Bu, bakır içeriğine ve bronz üretimi için gerekli işleme atfedilebilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Uygulamalar</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz</span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz, çeşitli formlarda veya alaşımlarda bulunur ve alaşımından bağımsız olarak çok çeşitli uygulamalar sunar. Uzun yıllar boyunca bronz madeni paralar için kullanılmıştır ve paslanmazın geniş kullanımından önce gemi ve tekne donanımlarında kullanıma uygundur. Günümüze kadar, gemi pervanelerinde ve batık yataklarda bronz kullanılmıştır. Bronz, farklı metallere karşı çok düşük sürtünmeye sahiptir ve sonuç olarak, günümüzde yataklar, yaylar, burçlar, otomobil şanzıman pilot yatakları, küçük elektrik motorları için yataklar ve daha pek çok şey için kullanılmaktadır.<br />
<br />
Bronz, sert bir yüzeye çarpıldığında kıvılcım çıkarmadıkları için tokmak, çekiç, anahtar ve diğer dayanıklı aletlerin yapımında kullanılır. Ayrıca ahşap işleme uygulamaları için bronz yün yapımında da kullanılırlar. Bronz ayrıca heykellerde, müzik aletlerinde ve elektrik kontaklarında harika bir uygulamaya sahiptir. Spesifik bronz alaşımları, aşağıdaki gibi değişen özellikler sunar:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">863 - Manganez Bronz</span><br />
<br />
Bu bronz alaşım, aşındırıcı direnci ve yüksek mukavemeti ile bilinir. Dayanıklılığının bir sonucu olarak uzun ömürlüdür, bu da onu ağır hizmet uygulamaları için ideal bir seçenek haline getirir. Bu tür uygulamalar, tarım ve inşaat ekipmanlarını içerir. 863 Manganez Bronz, aşağıdakilerin yapımında uygulanabilir:  <br />
<br />
    Köprü pimleri<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Kameralar<br />
    Gibs<br />
    Hidrolik silindir bileşenleri<br />
    Büyük gövde valfleri<br />
    yük yatakları<br />
    Vidalı somunlar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">907 Teneke Bronz</span><br />
<br />
907 Tin Bronze, özellikle deniz suyuna maruz kalmayı içeren uygulamalarda kaliteli korozyon direncine sahiptir. Aşınma ve yorulma uygulamalarında mükemmel performans gösterir ve orta düzeyde işlenebilir. Alaşım aşağıdakileri yapmak için geçerlidir:<br />
<br />
    Yatak<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Burçlar<br />
    Deniz bağlantı parçaları<br />
    Segmanlar<br />
    Pompa bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">917 Teneke Bronz</span><br />
<br />
Bu alaşım, özellikle yavaş ve düzensiz harekete maruz kalan ağır yükler için artan yük taşıma kapasitesi ile bilinir. 917 kalay bronz, korozyona karşı oldukça dayanıklıdır ve yeterli yağlama gerektirir. Aşağıdakiler gibi uygulamalar için yaygın olarak kullanılır:<br />
<br />
    Yavaş hız ve yüksek yük ile rulmanlar<br />
    Köprüler için döner tablalar<br />
    Dişliler<br />
    Sonsuz tahriklerdeki tekerlekler<br />
    Hareketli köprü bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">954 Alüminyum Bronz</span><br />
<br />
954 Alüminyum Bronz, üstün korozyon direnci sunan son derece güçlü bir bronz alaşımdır. En popüler alüminyum bronz alaşımı olarak, son derece yüksek sıcaklık mukavemeti, kaynaklanabilirlik, yüksek süneklik, yüksek verim ve yüksek çekme mukavemeti özelliklerine sahiptir. Genellikle aşağıdakileri içeren uygulamalar için kullanılır:<br />
<br />
    Sonsuz dişliler ve sonsuz dişliler (düşük hız/yüksek mukavemet)<br />
    Düz dişliler<br />
    Burçlar<br />
    Yatak<br />
    Dekapaj (sepetler/kancalar)<br />
    Valf bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">955 Alüminyum Bronz</span><br />
<br />
955 Alüminyum Bronz, var olan en sert demir dışı alaşımlardan biridir. Bu alaşım, yüksek sertlik ve uzama ile birlikte üstün sıkıştırma ve akma mukavemetine sahiptir. Etkileyici termal dirence sahip deniz suyuna karşı korozyona dayanıklıdır. 955 Alüminyum Bronz, iyi işlenebilirlik ile kaynaklanabilir. Aşağıdakiler gibi uygulamalarda yaygın olarak bulunur:<br />
<br />
    karıştırıcılar<br />
    Uçak motoru (koltuklar, valf kılavuzları)<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Burçlar<br />
    İniş takımı bileşenleri<br />
    Dekapaj (sepetler/kancalar)<br />
    kurt<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç</span><br />
<br />
Pirinç – bir bakır alaşımı, imalat endüstrilerinde çok çeşitli uygulamalar sunar. Altın benzerliği paylaştığı için yaygın uygulaması dekorasyonda bulunabilir. Dayanıklılığı ve işlenebilirliği nedeniyle pirinç, müzik aletleri üretimi için oldukça ideal bir kaynak malzemedir. Korozyon direncinin yüksek olması nedeniyle tesisat boruları ve boru imalatında uygulanabilir. Pirinç, mükemmel elektrik iletkenliği sağladığı için elektronik cihazlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
Hiç şüphe yok ki pirinç, M-16 tüfek, dişliler, yataklar ve daha pek çok şey için kovan döküm üretimi dahil mekanik uygulamalarda görülmektedir. Belirli pirinç alaşımlarının çeşitli uygulamaları şunları içerir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı Pirinç</span><br />
<br />
Bu bir pirinç alaşımıdır ve yaklaşık %95 bakır ve %5 çinkodan oluşur. Kırmızı Pirinç, yumuşak bir pirinç alaşımıdır ve kolayca şekillendirilebilir veya istenilen şekillerde dövülebilir. Alışılmadık derin bronz renginin bir sonucu olarak zanaatla ilgili projeler için çok uygundur. Kırmızı pirinç, aşağıdakiler gibi çok çeşitli uygulamalara sahiptir:<br />
<br />
    Mimari fasyal<br />
    Rozetleri<br />
    Değerli Takı<br />
    ızgara işi<br />
    Deniz donanımı<br />
    Kapı kolları<br />
    süs süsleme<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gravür Pirinç</span><br />
<br />
Gravür pirinç, %35600 ile %37000 arasında değişen kurşun bileşimi ile C1 veya C2 olarak bilinir. Son ekinin ima ettiği gibi, özünde gravürlü levhaların ve isim levhalarının oluşturulması için uygulaması da bu nedenledir. Gravür pirinç aşağıdaki gibi uygulamalara sahiptir:<br />
<br />
    Oluşturucu Donanımı<br />
    Dişli Metre<br />
    Saat Bileşenleri<br />
    Cihaz jantı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Serbest Kesim Pirinç</span><br />
<br />
Bu tip pirinç alaşımı C-360 olarak adlandırılır ve bakır, çinko ve kurşundan oluşur. Aşağıdakiler gibi uygulamalarda yaygın olarak bulunur:<br />
<br />
    Cıvatalar, Somunlar, Dişli Parçalar<br />
    Terminaller<br />
    Boru veya su bağlantı parçaları<br />
    Musluklar<br />
    Vana Gövdeli<br />
    enjektörler<br />
    Denge ağırlığı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek Mukavemetli Pirinç</span><br />
<br />
Yüksek gerilimli pirinç, manganez içeren bir pirinç alaşımıdır. Pirinç alaşımının bu formu yüksek düzeyde bir mukavemet sergiler ve çok fazla strese maruz kalan ürünlere uygulanabilir. Yüksek gerilimli pirinç uygulama örnekleri şunları içerir:<br />
<br />
    Lokomotif Dingil Kutusu<br />
    Deniz Motorları<br />
    Eğik Plakalar<br />
    Akü Kelepçeleri<br />
    Valf Kılavuzları<br />
    Burçlar Rulmanlar<br />
    Ağır Yük Tekerlekleri<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç nasıl ayırt edilir?</span></span><br />
<br />
<br />
    Doğru tanımlama için iki metali tuz ve sirke macunu ile temizleyin. Bunun nedeni, eski bronz ve pirinç parçalarının normalde patina olarak bilinen koyu veya yeşil kaplama geliştirmesidir. Bu patina, her iki metali de renk kullanarak ayırt etmeyi zorlaştırır. Kapsamlı temizlik için 1 çay kaşığı (17 gr) tuzu un (8 gr) ile karıştırın ve kalın bir macun elde etmek için yeterli miktarda beyaz sirkeyi karıştırın. Daha sonra macunu tanımlanamayan metalin üzerine bir süngerle ovalayın ve macunu sıcak suyla durulayın.<br />
<br />
    Metalin kırmızımsı kahverengi olup olmadığını kontrol edin. Gerçek rengi görülen metal temizlendikten sonra, rengin kırmızımsı kahverengi olup olmadığını kontrol edin. Bronz bakır ve kalaydan yapılmıştır, bu nedenle pirincin sarı rengini göstermez. Rengi tanımak için basit bir ipucu, rengin daha kolay görülebilmesi için birkaç farklı metal parçası tutmaktır. Metalin kırmızımsı-kahverengi bir renk sergilediği açıksa bronzdur.<br />
<br />
    Metalin sarı renkli bir metal olup olmadığını kontrol edin<br />
<br />
    Pirinç, bakır ve çinko element bileşiminden dolayı ilk bakışta altın gibi sarı bir renk gösterir. Pirinç sarısı rengi, daha sarı görünen altından daha mat ve daha az canlı görünüyor. Metal malzeme sarımsı renkliyse ve çok kararmamışsa pirinç olduğu söylenir.<br />
<br />
    Keşfinizi doğrulamak için metalde yüzük olup olmadığını kontrol edin. Bronz genellikle eğirme veya merkezkaç kuvveti kullanılarak dökülür. Bu işlem, bronz üzerinde bir yüzey soluk halka oluşturur. Metal parçanın bronzdan yapıldığını düşünüyorsanız, hissedin veya yüzük arayın. Parça bir silindir veya metal boru ise bu kolayca fark edilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet: Bronze vs Brass, projeniz için hangisi en iyisi?</span></span><br />
<br />
Bronz ve pirinç, bakırın birçok özelliğini koruyan ancak benzersiz farklılıkları olan bakır alaşımlarıdır. Metal seçimi söz konusu olduğunda bronz ve pirinci karıştırmak yaygın bir şeydir, makalemiz özelliklerin, uygulamaların ve mukavemetin bir karşılaştırmasını sunmuştur. Şu andan itibaren, karşılaştırmamıza dayanarak en iyi seçeneği elde edebilmelisiniz ve projenizin başarılı olacağından memnunuz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
Çeşitli internet Sayfaları</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşım Nedir? Nerelerde Kullanılır? Bronz Ve Pirinçin Farkı Nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alaşım Nedir?</span></span><br />
<br />
Alaşım, bir metal elementin en az bir başka element (metal, ametal) ile birleşmesiyle oluşan homojen karışımıdır. Elde edilen malzeme yine metal karakterli malzeme olur. Alaşımlar karışıma giren metallerin özelliklerinden farklı özellikler gösterirler. En bilinen alaşımlara; tunç (bakır-kalay), pirinç (bakır-çinko), lehim (kalay-kurşun) ve cıva alaşımları olan amalgamlar örnek verilebilir. Alaşımlar, uygulamaların gerektirdiği fiziksel özelliklere sahip malzemeler üretilmesinde yaygın olarak kullanılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihçe</span></span><br />
Alaşımların tarihi milattan önce 4. bin yıllara kadar uzanmaktadır. İran ve Mezopotamya bölgelerinde bulunan tunç (bronz) örnekleri bu zaman diliminde tarihlenmiştir.[1] Demirden daha sert olan tunç; silah, kesici ve delici aletler, mutfak aletleri, süs eşyaları vb. yapımında günümüze değin kullanılagelmiştir.<br />
<br />
Yapılan arkeolojik çalışmalarda Çin'in Sincan bölgesinde M.Ö. 1000 yıllarına[2] ve Hindistan'ın Merkez Ganj Vadisi ve Doğu Vindhyas bölgesinde M.Ö. 1800 yıllarına[3] tarihlenen çelik buluntulara rastlanmıştır. Söz konusu buluntular çelik kullanımının en az 3000 yıllık bir tarihinin olduğunu belgelemektedir. Tunca göre daha sert ve dayanıklı olan demir-karbon alaşımı çelik çeşitli araç gereç yapımında yaygın olarak kullanılmıştır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alaşımların üretim ve kullanımı</span></span><br />
<br />
Alaşımlar, uygulamaların gerektirdiği fiziksel özelliklere sahip malzemelerin üretilmesini sağlar. Yüksek sıcaklıklar, aşınma, kimyasal etkiler, metal yorgunluğu gibi her türlü etkilere saf metallerin yetersiz kaldığı durumlarda, gerekli olan özellikleri sağlayan niteliklerde alaşımlar kullanılır. Örneğin demirin sertliğinin yeterli olmadığı uygulamalarda, daha sert yapıdaki demir alaşımları olan çelikler kullanılır.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Katı çözeltiler</span></span><br />
<br />
Metallerin büyük çoğunluğu kafes yapısı içerisinde belirli sayıda yabancı atom barındırabilir. Yabancı atom asıl metalin atomu yerine yerleşiyor ise asal yer katı çözeltisi, kafes aralıklarındaki boşluklara yerleşiyor ise arayer katı çözeltisi oluşur.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ara bileşikler</span></span><br />
<br />
Ara bileşiklerde atomlar arası bağlar metalik bağ ile kimyasal bağ arasında değişen bir yapıya sahiptir ve kimyasal bileşiklere benzeyen AnBm şeklinde bileşikler oluşur. Ara bileşiklerin kristal yapıları karmaşıktır. Bazı zamanlarda birim hücrede yüzlerce atom bulunabilir. Sertlikleri bu yüzden yüksektir. C, N, B gibi elementler ile metallerin meydana getirdiği ara bileşiklerde kimyasal bağın payı daha büyüktür (karbür, nitrür, borür, vb). Bu bileşiklerin ergime noktaları çok yüksek ve çok serttirler. TaC, NbC, ZrC, VC, WC gibi bileşikler, takım çelikleri ve ısıya dayanıklı çeliklerde bulunması istenilen sert ve kararlı bileşiklerdir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Denge diyagramları</span></span><br />
<br />
Alaşımların sıcaklık ve konsantrasyonlarına bağlı olarak durum değiştirmeleri denge diyagramları ile gösterilir. Denge diyagramlarında faz alanların sınırı belirlenir. Homojen ve özellikleri birbirinden farklı bölgelere faz denilir. Katı, sıvı, gaz birer fazdır. Ayrıca bu fazların içerisinde aynı anda birden fazla faz da bulunabilir.<br />
<br />
Belirli bir konsantrasyon altındaki alaşım sıcaklık etkisi altında katı, sıvı, gaz hâllerine dönüşür. Bazen katı fazı içerisinde kristal yapı değişerek faz değişikliği meydana getirebilir. Konsantrasyona bağlı olarak bu faz değişimleri tespit edilir ve alaşımların denge diyagramları çıkartılabilir. Alaşımı oluşturan bileşenlerin birbirlerinin içerisinde erimelerine göre önemli sayılacak denge diyagramlarını üç ana grupta toplamak mümkündür.<br />
<br />
    Sıvı ve Katı Durumda Tam Çözünürlük<br />
    Sıvı Durumda Tam Çözünürlük, Katı Durumda Tam Çözünmezlik<br />
    Sıvı Durumda Tam Çözünürlük, Katı Durumda Sınırlı Çözünürlük<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşımı Nedir?</span></span><br />
<br />
Pirinç, bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkteki alaşımların genel ismi. Pirinçte bulunabilen diğer bazı elementler, kalay, kurşun, nikel, mangan, demir, alüminyum, arsenik, antimon ve fosfordur. Mangan ihtiva eden bazı pirinçlere tunç da denilmektedir. Aslında tunç (veya bronz) bakır-kalay alaşımıdır.<br />
<br />
Pirinç milattan önceki devirlerde dahi bilinmektedir. Günümüze kadar ulaşan en eski pirinç malzeme, kalamin pirincidir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özellikleri</span></span><br />
<br />
Pirinç oldukça tok ve kolay işlenebilen bir malzemedir. Dövülebilirliği bakır muhtevasına bağlıdır. % 55'ten az bakır içeren beyaz pirinçler, kolay işlenemez. Bunlar ancak toz haline getirilerek sert lehim işlemlerinde kullanılma sahası bulurlar. Dövülebilir pirinçler ise genellikle % 62'nin üzerinde bakır içeren ve soğuk olarak işlenebilen alfa pirinçleri ile daha az bakır ihtiva eden ve sıcak işlem gerektiren beta piriçleridir. Alfa pirinçleri üstün soğuk işlem özelliklerine sahip olup civata, pim ve vida yapımında yaygın olarak kullanılır. Beta pirinçleriyse daha az sünek, fakat daha dayanıklıdır. Bunlar bilhassa musluk vanası, kapı ve pencere kolu ve bazı bağlantı parçalarının imalinde kullanılır.<br />
<br />
Üçüncü grup pirinçler diğer elementlerle özellikleri geliştirilen alaşımlardır. Mesela, alüminyumlu pirinçler korozyona karşı dayanıklıdır. Kurşunlu pirinçler kolay işlenir. Kalaylı pirinçler ise deniz suyunun korozif etkisine karşı dirençlidir.<br />
<br />
Bakır kırmızı renkli bir metaldir. Çinko katılarak rengi açılır. Pirinçteki çinko yüzdesi arttıkça renk, kırmızıdan altın sarısına doğru yaklaşır. Pirincin renginden çinko muhtevası tahmin edilebilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç türleri</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Amiral Pirinç :</span>30% çinko ve 1% kalay ihtiva eder. Kalay çinkosuzlaşma tepkimesini engellemeye yardımcı olan bir elementtir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa Pirinç (Pirincin kralı olarak da adlandırılır):</span> %35'den az çinko içerir, eriyebilme özelliğine sahiptir, soğuk işlenebilir ve dövülebilir. Sadece bir faz içerir (Yüzey merkezli kübik kristal yapı).<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Alfa-Beta Pirinci :</span> İki fazlı pirinç olarak da adlandırılır. 35-45 % çinko ihtiva eder ve sıcak işlemeye uygundur. Hem alfa hem beta fazı içerir; beta fazı şekil merkezli kristal yapıya sahip olup alfa fazından daha sert ve güçlüdür. Alfa-beta pirinçleri genellikle sıcak işlemine tabi tutulurlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aluminyum bazlı pirinç :</span> Aluminyum korozyon dayanıklılığını arttırıcı olarak katkı sağlar.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beta pirinç : </span>45-50 % çinko ihtiva eder, sadece sıcak olarak işlem görür, ve daha sert, güçlü olmasıyla döküm için uygundur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ortak pirinç veya perçin pirinci :</span> 38% çinko içerir, ucuz ve soğuk işlemeye uygundur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek bakır oranlı pirinç :</span> 65% bakır ve 35% çinko içerir, yüksek çekme kuvvetine sahip olup yay, civata ve perçin yapımında yaygın olarak kullanılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kurşunlu pirinç :</span> Alfa beta pirinç alaşımına kurşun eklenmesiyle elde edilir. Kurşun içermesinden dolayı işlenebilirliği artmıştır. (kolay talaş kaldırma olanığı sağlamıştır.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Düşük çinko alaşımlı pirinç :</span> 20% çinko içerip açık altın rengine sahiptir. Mükemmel sünek özelliğine sahip olup metal hortumları gibi esnek yerlerde tercih edilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Deniz mavisi pirinci :</span> Amiral pirincine yakındır, 40% çinko ve 1% kalay içerir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı pirinç :</span> CuZnSn alaşımı için verilen amerikan terimidir.Ayrıca silah metali olarak da adlandırılır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beyaz pirinç :</span> 50 % çinko içerir ve genel kullanım için çok kırılgandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sarı pirinç : </span>33% çinko içeren alaşımlar için verilen amerikan terimidir. <br />
<br />
Pirinç, yüzyıllardan beri mühendislik uygulamalarında çok sık olarak kullanılan mühendislik malzemelerindendir. Günümüzde pirinç malzemeler için imalat ve yeniden kullanılabilme teknolojisi, kullanıcıların ihtiyacını karşılayacak kadar ilerlemiş durumdadır.<br />
<br />
Pirinç malzemeler, birçok mühendislik uygulamasında ilk tercih edilen malzemelerdendir. Uygun kimyasal bileşimdeki bakır ve çinko alaşımının yani pirincin seçilmesi ile istenilen mukavemet, süneklik, sertlik, iletkenlik, şekillendirile bilirlik, aşınma dayanımı, renk ve korozyon dayanımı özelliklerine sahip malzemeler elde edilebilir.<br />
<br />
Pirinç malzemeler kolayca kalıba dökülerek, ekstrüzyonla, haddelemeyle, çekerek, sıcak veya soğuk şekillendirme ile üretilebilirler. Bunun yanında pirinçler fiyat olarak seçilebilecek ucuz malzemelerdendir. Çok geniş bir alanda uygulama şansına sahiptir.<br />
<br />
Pirinçten yarı mamuller, imalatçılardan ve stokçulardan ihtiyaç duyulduğu her zaman rahatlıkla temin edilebilir. Pirinç malzemeler darbe karşısında kıvılcım çıkartmazlar; bu nedenle kıvılcım çıkmasının tehlike oluşturduğu durumlarda pirinç malzemelerin kullanılması uygundur.<br />
<br />
Önerilen Makale: Pirinç malzemeler ve uygulamaları hakkında detaylı bilgi almak için pirinç boru çubuk sayfamızı ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Malzemelerin Özellikleri </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler, saf durumdaki fiziksel özellikleri bakır ve çinkonun oluşturmuş olduğu alaşımlardır. Çeşitli pirinç alaşımlarında az miktarda kurşun, silisyum, mangan, nikel ve alüminyum gibi alaşım elementlerini de görmek mümkündür. Alaşım elementleri alaşımın özelliklerini değiştirir. Örneğin az miktardaki alüminyum, alaşımın deniz korozyonuna karşı dayanımını, % 1-2 kurşun ilavesi ise talaşlı işlene bilirliğini artırır. <br />
<br />
Pirinçler eşsiz birleşim özellikleriyle birçok parçanın imalatında kullanılabilen malzemelerdendir. İyi olan mukavemet ve süneklik çok iyi olan korozyon ve işlene bilirlik ile birleşince vazgeçilmez bir malzeme ortaya çıkmaktadır. Pirinç malzemenin seçilmesinin nedenleri aşağıda maddeler halinde verilmiştir. Bunlar; <br />
<br />
• Mükemmel işlene bilirliğe sahiptir. <br />
• İyi bir ısı ve elektrik iletkenliğine sahiptir. <br />
• Özelliklerini kaybetmeden geri dönüşümü mümkündür. <br />
• Sünektir ve dövülebilir. <br />
• Kıvılcım çıkarmaz. <br />
• İyi bir şekilde kaplanabilir. <br />
• Birçok boyutlarda temin edilebilmesi mümkündür. <br />
• İyi bir korozyon dayanımı vardır. <br />
• Mukavemeti iyidir, bakırdan daha mukavemetlidir. <br />
• İyi bir darbe dayanımı vardır. <br />
• Güzel bir rengi vardır. <br />
• Aşınma dayanımı iyidir. <br />
• 200 °C'nin altında birçok fiziksel özelliklerini kaybetmez. <br />
• Güneş ışığından zarar görmez. <br />
• Fiyatı oldukça uygun olup bakırdan daha ucuzdur. <br />
<br />
Pirinç malzemeler birçok yönden bakırdan daha üstündür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mukavemet </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler yumuşatılmış durumda sünek ve mukavemeti iyidir, haddeleme veya çekme gibi soğuk şekillendirme teknikleri ile sertleştirildiği zaman mukavemetleri önemli ölçüde artar. <br />
<br />
Pirinçlerin mukavemeti 200 °C'nin altında önemli ölçüde değişmez, 300 °C civarında ise sadece % 30 azalır. Bu özellik pirinç malzemelere alternatif olarak kullanılabilecek birçok malzemede yoktur. Yüksek mukavemet gereken uygulamalar için yüksek mukavemetli pirinçler bulmak mümkündür. Bu tip pirinçler mukavemet artırıcı ilave alaşım elementleri içerirler. <br />
<br />
Pirinçlerin özellikleri alaşımdaki çinko miktarına bağlıdır. Pirinçlerin mukavemeti alaşımdaki çinko miktarının artması ile yükselir ve maksimum değere yaklaşık % 40 çinko oranında ulaşır. Diğer taraftan pirinçlerin korozyon dayanımı ve sünekliği artan çinko miktarı ile azalır. Çinko oranının yaklaşık % 35 olduğu noktada mukavemet ve sünekliğin kombinasyonunun en iyi olduğu değere ulaşılır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Elektrik ve Isı Özellikleri </span></span><br />
<br />
Pirinçler iyi bir ısı ve elektrik iletkenliğine sahiptir. Yüksek ısı ve elektrik iletkenliği, yine çok iyi olan korozyon dayanımı ile birleşince ev ve endüstride kullanılan elektrik gereçlerinin yapımında pirinçleri seçilebilecek ideal bir malzeme yapar. Kondensatör ve ısı değiştiricilerinde kullandığında borularda iyi bir ısı iletkenliğinin olması istenildiği için pirinç malzemeler bu gibi kullanımlar için ön plana çıkar. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Süneklik ve Biçimlendirebilirlik</span></span><br />
<br />
İçermiş olduğu bakır oranı % 63 den fazla olan pirinçler büyük ölçüde oda sıcaklığında şekillendirilebildiğinden presleme, derin çekme ve diğer soğuk şekillendirme yöntemleriyle karmaşık parçaların imalatında kullanılırlar. Eğer bakır oranı % 63'ün altında ise ve diğer alaşım elementlerini içermiyorsa oda sıcaklığındaki süneklik düşer fakat bu tip alaşımlar büyük ölçüde haddeleme, ekstrüzyon, dövme ve presleme yöntemleriyle sıcak olarak şekillendirilebilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Aşınma Dayanımı </span></span><br />
<br />
Pirinç içerisinde alaşım elementi olarak bulunan kurşun pirince yağlama etkisi kazandırır. Bu nedenle saat gibi çeşitli araçların dişli, plaka gibi parçaları düşük sürtünme katsayı ve düşük aşınma özelliği sebebiyle pirinç malzemelerden seçilebilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Talaşlı İşlenebilirlik </span></span><br />
<br />
Tüm pirinç malzemeler iyi işlenebilmekle birlikte, çok az miktarda kurşun içeren pirinçlerde işlenebilirlik biraz daha fazladır. Bu pirinçler iyi işlenebilir pirinçler olarak iyi bilinirler. <br />
<br />
Yüksek işleme hızları ve işleme takımlarında düşük aşınma oranı üretim maliyetinin minimum olmasını sağlar. Uzun üretim hatları boyunca parçalar istenen toleranslarda rahatlıkla işlenebilir, bu da parça maliyetini düşüren diğer bir parametredir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Korozyon Dayanımı </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemelerin korozyona karşı dayanımı son derece iyidir, bu özellik birçok uygulama için pirincin ilk seçim olmasını sağlar. Pirinç malzeme seçilerek korozyona karşı dayanan hem doğal hem de ekonomik olarak sağlanmış olmaktadır. Pirinçler atmosfere açık bir ortamda bulunduğu zaman malzemeyi korozyona karşı koruyacak yüzeyde çok ince bir tabaka oluşur. Fakat pirinçte meydana gelen yüzeydeki bu tabaka, bazı bakır çatı kaplamalarında çok sık olarak görülen ve malzeme yüzeyinde oluşan patina adı verilen ince yeşilimsi tabakadan farklıdır. Pirinç malzemeler sonsuza dek atmosfer korozyonundan etkilenmeden kalabilir. Çünkü pirinçler demir ve çelikler gibi paslanmaz. Uygun pirinç alaşımının seçilmesi durumunda deniz suyunda da korozyona uğramadan rahatlıkla kullanılabilir. Pirinçten yapılmış borular, burçlar, manşonlar, vanalar, merkezi ısıtmalar, deniz suyu hatları, buhar kondensatörleri uzun zamandan beri uygulamada yer bulmaktadır. Mangan içeren yüksek mukavemetli pirinçler özellikle atmosfer korozyonuna karşı son derece dayanıklıdır. Sürekli atmosfere açık olmanın bir sonucu olarak bu tür pirinçlerin rengi yavaş yavaş bronzun koyuluğuna dönüşür. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Maliyeti </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemelerin çok yakın toleranslarda kolayca işlenebilmesinden dolayı imalat maliyeti oldukça düşüktür. Bununla beraber pirinç malzemelerin talaşlı işlenmesi esnasında takımlarda meydana gelebilecek aşınma, bozulma miktarı oldukça düşük olduğundan imalat maliyeti ayrıca düşmektedir. Pirinçlerin korozyon dayanımının yüksek olmasından dolayı diğer birçok malzemede gerekli olan korozyondan koruma maliyetinden kaçınılmış olunur. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Diğer Özellikler </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler darbe karşısında kıvılcım çıkartmazla, bu nedenle kıvılcım çıkmasının tehlike oluşturduğu durumlarda bu durumu engellemek için pirinç malzemelerin kullanılması uygundur. <br />
<br />
Bakır ve altın kolaylıkla ayırt edilebilen kendine özgü rengi olan iki metaldir. Pirinçlerin rengi ise içermiş olduğu çinko miktarına göre bakırın kırmızılığından sanırım çeşitli tonlarıma doğru değişir. % 60 bakır, % 40 çinko içeren pirinç alaşımları kuvvetli bir sarı renge sahip olur ve bu tip alaşımlar sarı metal olarak adlandırılır. Bu nedenle pirinçler estetik ve uzun ömrün gerektiği dekoratif uygulamalarda da çok kullanılırlar. Alüminyum içeren pirinçler kendine özgü parlak bir gümüşümsü renge, mangan içeren pirinçler ise bronzumsu bir renge sahiptir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinçlerin Kullanım Yerleri </span></span><br />
<br />
Çok sayıda çeşidi bulunan pirinçler, yüksek mukavemeti, iyi bir atmosfer ve deniz korozyonu dayatma yanında yüksek elektrik ve ısı iletkenliğine de sahiptirler. Bu özelliklerin, güzel görünüşün ve kolay işlenebilirliğin gerekli olduğu birçok endüstriyel yerlerde kullanılırlar.<br />
<br />
Pirinç malzemeler; metal para, madalya, mermi kovanı, süs eşyası, bilgisayar soketleri, yangın söndürme aksamı, çeşitli radyatörler, eşanjör boruları, pil kapsülleri, müzik aletleri, ışıklandırma aksesuarları, dekoratif eşyalar, pimler, perçinler, pompa gövde ve kanalları, hassas cihazlar tekniği, saat aksamları, elektrik bağlantı elemanları, genel amaçlı vidalı küçük parçalar yapımında, vb. kullanılır. Ayrıca alüminyum ve silisyum içerenleri yatak malzemesi olarak kullanılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Malzeme Şekilleri </span></span><br />
<br />
Pirinç malzemeler çok çeşitli yan mamul şekillerinde temin edilebilir. Farklı kimyasal bileşimdeki pirincin her türlü yarı mamulünü bulmak mümkün değildir. Bu nedenle tasarım aşamasında malzeme seçimi yapılırken dikkatli olunmalıdır. Pirinçlerin yarı mamulleri; <br />
<br />
• İçi dolu veya boş ekstrüze edilmiş çubuklar, <br />
• Hadde ile üretilmiş bant, sac, şeritler, <br />
• Çeşitli boyutlarda üretilmiş borular, (bknz. pirinç boru)<br />
• Çeşitli çaplarda üretilmiş teller, <br />
• Döküm yöntemiyle üretilmiş çeşitli parçalar şeklinde temin edilebilir. <br />
<br />
Bakırın en önemli alaşımı olup, bakır-çinko alaşımıdır. Çinko fiyatının bakırdan düşük olması nedeniyle bu alaşım, geniş kullanım alanına sahiptir. Teknikte kullanılan pirinç malzemelerde, bakır miktarının en az %54 olması zorunludur. Daha düşük bakır miktarlarında malzeme çok sert ve kırılgan olur. %70′ den fazla bakır içeren malzemelere tombak denir. Ayrıca tüm pirin ç malzemelere de rengi sarı olduğu için sarı adı verilmektedir.<br />
<br />
Endüstride pirinç alaşımı, daha çok korozyon dayanımının iyi olması ve sarı renginden dolayı dekoratif görünümde olması nedeniyle kullanılır. Ayrıca elektrik armatürlerinde ve silah sanayiinde mermi kapsülü olarak ve ince mekanikte yararlanılır. Çubuk, profil, saç ve boru halinde ve yarı mamul olarak temin edilebilir.<br />
Lehim ve kaynakla birleştirilebilir. Malzemelerin yüzeyi çok iyi parlatılabilir ve ayrıca elektrolitik ya da galvanik olarak kaplama yapılabilir.<br />
<br />
Mekanik özelliklerini ve korozyona karşı dayanımını arttırmak amacıyla, bakıra çinkonun dışında nikel, mangan, demir, kalay, alüminyum yada silisyum elementleri katılabilir. Özel pirinç adı verilen bu alaşımlarda , ilave elementlerin toplam miktarı genellikle %5 ‘ i geçmez . Ayrıca , talaş kaldırmayı kolaylaştırmak için pirinç ve özel pirinç alaşımlarına %1 ile %3 arasında kurşun elementi ilave edilebilir.<br />
<br />
Genel olarak bakır – çinko alaşımları dövme alaşımları ve dökme alaşımları olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Pirinç içindeki çinko arttıkça, mukavemet artar ve yaklaşık % 30 çinkoda en iyi değere ulaşılır.<br />
Çinko miktarının artmasıyla soğuk şekil değiştirme yeteneği azalırken, sıcak şekil değiştirme yeteneği artar.<br />
<br />
Pirinç, binyıl için üretilmiş bakır ve çinkodan oluşan ve işlenebilirliği, sertliği, korozyon direnci ve çekici görünümü ile değer verilen ikili bir alaşımdır .<br />
<br />
Özellikleri<br />
Alaşım Türü: İkili<br />
İçerik: Bakır ve Çinko<br />
Yoğunluk: 8,3-8,7 g / cc 3.<br />
Erime Noktası: 1652-1724 ° F (900-940 ° C)<br />
Moh sertliği: 3-4<br />
Özellikleri<br />
Farklı pirinçlerin tam özellikleri, pirinç alaşımının bileşimine, özellikle bakır-çinko oranına bağlıdır. Bununla birlikte, genel olarak, tüm pirinçlerin işlenebilirliği veya yüksek mukavemetini koruyarak metalin istenen şekil ve formlarda oluşturulabildiği kolaylık için değerlidir.<br />
<br />
Yüksek ve düşük çinko içeriği olan pirinçler arasında farklılıklar olsa da, tüm pirinçlerin dövülebilir ve sünek olduğu kabul edilir (düşük çinko pirinçleri daha çok). Düşük erime noktası nedeniyle, pirinç nispeten kolay bir şekilde dökülebilir. Bununla birlikte, döküm uygulamaları için genellikle yüksek bir çinko içeriği tercih edilir.<br />
<br />
Düşük çinko içerikli pirinçler kolayca soğuk işlenebilir, kaynaklanabilir ve lehimlenebilir. Yüksek bakır içeriği, metalin yüzeyinde daha fazla korozyona karşı koruma sağlayan, metalin neme ve hava koşullarına maruz kaldığı uygulamalarda değerli bir özellik olan koruyucu bir oksit tabakası (patine) oluşturmasını sağlar.<br />
<br />
Metal hem iyi bir ısıya hem de elektriksel iletkenliğe sahiptir (elektriksel iletkenliği saf bakırinkinin% 23 ila% 44’ü olabilir) ve aşınmaya ve kıvılcımlara karşı dirençlidir. Bakır gibi bakteriyostatik özellikleri de banyo armatürlerinde ve sağlık tesislerinde kullanılmasına neden olmuştur.<br />
<br />
Pirinç, düşük sürtünmeli ve manyetik olmayan bir alaşım olarak kabul edilirken, akustik özellikleri birçok ‘pirinç bant’ müzik aletinde kullanılmasına neden olmuştur. Sanatçılar ve mimarlar, metalin estetik özelliklerine değer verir, çünkü koyu kırmızıdan altın sarısına kadar çeşitli renklerde üretilebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Uygulamalar</span></span><br />
Brass’in değerli özellikleri ve göreceli üretim kolaylığı, onu en yaygın kullanılan alaşımlardan biri haline getirmiştir. Tüm pirinç uygulamalarının tam bir listesini hazırlamak muazzam bir iş olacaktır, ancak kullanılan pirinç derecesine göre bazı son kullanımları sınıflandırabilir ve özetleyebiliriz;<br />
<br />
Serbest kesim pirinç (örn. C38500 veya 60/40 pirinç):<br />
<br />
Cıvata, somun, dişli parçalar<br />
Terminaller<br />
jetler<br />
Musluklar<br />
enjektörler<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Tarihçe</span></span><br />
Bakır-çinko alaşımları, Çin’de M.Ö. 5. yüzyıl kadar erken üretildi ve Orta Asya’da M.Ö. 2. ve 3. yüzyılda yaygın olarak kullanıldı. Bununla birlikte, bu dekoratif metal parçalara, üreticilerinin bilinçli bir şekilde bakır ve çinko alaşımı olduğuna dair kanıt olmadığından en iyi şekilde “doğal alaşımlar” olarak adlandırılabilir. Bunun yerine, alaşımların ham pirinç benzeri metaller üreten çinko bakımından zengin bakır cevherlerinden eritilmiş olması muhtemeldir.<br />
<br />
Yunan ve Roma belgeleri, modern pirinç benzeri kasıtlı alaşımların, bakır ve kalamin olarak bilinen çinko oksit bakımından zengin bir cevher kullanarak M.Ö. 1. yüzyılda meydana geldiğini gösteriyor. Kalamin pirinci, bir sementasyon işlemi kullanılarak üretildi; bakır, öğütülmüş smithsonit (veya kalamin) cevheri ile bir potada eritildi.<br />
<br />
Yüksek sıcaklıklarda, bu tür cevherde bulunan çinko buhara dönüşür ve bakıra nüfuz eder, böylece% 17-30 çinko içeriği ile nispeten saf bir pirinç elde edilir. Bu pirinç üretim yöntemi, 19. yüzyılın başlarına kadar yaklaşık 2000 yıl boyunca kullanılmıştır. Romalılar pirinç üretmeyi öğrendikten çok kısa bir süre sonra, alaşım günümüz Türkiye’sinin bölgelerinde madeni para olarak kullanılıyordu. Bu kısa sürede Roma İmparatorluğu’na yayıldı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türleri</span></span><br />
‘Pirinç’, çok çeşitli bakır-çinko alaşımlarını ifade eden genel bir terimdir. Aslında, EN (Avrupa Normları) Standartlarında belirtilen 60’tan fazla farklı pirinç türü vardır. Bu alaşımlar, belirli bir uygulama için gereken özelliklere bağlı olarak çok çeşitli farklı bileşimlere sahip olabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üretim</span></span><br />
Pirinç en çok bakır hurda ve çinko külçelerinden üretilir. Hurda bakır, saflık derecelerine göre seçilmektedir, çünkü gerekli tam pirinç derecesini elde etmek için bazı ek elemanlar istenmektedir.<br />
<br />
Çinko kaynamaya başladığından ve helikopterin 1981 ° F (1083 ° C) erime noktasının altında, 1665 ° F (907 ° C) ‘de buharlaştığı için, bakırın önce eritilmesi gerekir. Eritildikten sonra, üretilen pirinç derecesine uygun bir oranda çinko eklenir. Çinko kaybının buharlaşmasına hala bir miktar izin verilirken.<br />
<br />
Bu noktada, istenen alaşımı oluşturmak için kurşuna kurşun , alüminyum, silikon veya arsenik gibi başka herhangi bir metal ilave edilir. Erimiş alaşım hazır olduğunda, büyük kütüklere veya kütüklere katılacağı kalıplara dökülür. Kütükler – çoğunlukla alfa beta pirinç – doğrudan ısıtılmış metalin bir kalıbın içine itilmesini veya sıcak dövme işlemini içeren sıcak ekstrüzyon yoluyla tellere, borulara ve tüplere doğrudan işlenebilir.<br />
<br />
Ekstrüde edilmemiş veya dövülmemişse, kütükler yeniden ısıtılır ve çelik merdanelerden (sıcak haddeleme olarak bilinen bir işlem) geçirilir. Sonuç, kalınlığı yarım inçten (&lt;13mm) az olan levhalardır. Soğuduktan sonra, pirinç yüzey döküm kusurlarını ve oksidi gidermek için metalden ince bir tabaka kesen bir öğütme makinesinden ya da haşlayıcıdan beslenir.<br />
<br />
Oksitlenmeyi önlemek için bir gaz atmosferi altında, alaşım tekrar ısıtılır ve tekrar soğutulur, tavlama olarak bilinen bir işlemdir , tekrar soğuk sıcaklıklarda (soğuk haddeleme) yaklaşık 0.1 “(2.5 mm) kalınlıkta tabakalara haddelenir. Soğuk haddeleme işlemi Pirinç iç tane yapısını deforme ederek çok daha güçlü ve daha sert bir metal elde edilir. Bu basamak pirinç boru çubuk fiyatları istenen kalınlık ya da sertlik elde edilinceye kadar tekrar edilebilir.<br />
<br />
Son olarak, gerekli genişlik ve uzunluğu üretmek için tabakalar  kesilir. Tüm levhalara, döküm, dövme ve kalıptan çekilmiş pirinç malzemeler, siyah bakır oksit skalasının çıkarılması ve kararmasının giderilmesi için genellikle bir hidroklorik ve sülfürik asitten oluşan bir kimyasal banyo verilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Alaşım Nedir? Neden Pirinç Ürünler Tercih Edilmelidir?</span></span><br />
<br />
Pirinç alaşım genel olarak bakıra katılan çinkodan elde edilen maddelere verilen isimdir. Pirinç ürünler hayatımızın artık birçok alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu ürünlerin en yaygın olarak kullanıldığı yerler kuşkusuz dekorasyonlardır. Pirinç; dekorasyonda hem uygun fiyatlı olması hem de şık görünmesi açısından sıklıkla tercih edilen bir üründür. Pirinç ürünler üstelik daha birçok önemli avantaja sahiptir. Bu avantajların neler olduğu ve dekorasyonda özellikle neden pirinç ürünlerin kullanılması gerektiği konusunda sizlere bilgi vermek istiyoruz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Neden Pirinç Ürünler Tercih Edilmelidir?</span></span><br />
<br />
Pirinç madeni oldukça eskiye dayanan ve uzun yıllardır hayatımızda olan bir madendir. Bu madenin en önemli özelliği kolay şekillendirilebilir olmasıdır. Bu özelliği sayesinde dekorasyonda birçok üründe kullanılabilir.<br />
<br />
Pirinç ürünler, dekoratif olarak kullanıldığı alanlarda da çok şık ve güzel bir görünüm sağlar. Örneğin ofislerde veya evlerde kullanılacak pirinç sallanan masa saati ile çok şık ve güzel bir görünüm yakalanır. Bu ürünler dekorasyonlara farklı bir hava katması için de sıklıkla tercih edilir. Ayrıca oldukça dayanıklı ve kolay temizlenebilir ürünlerdir.<br />
<br />
Pirinç bardak gibi ürünler ise hem dekoratif olarak hem de kullanmak için tercih edilen bir üründür. Bu ürün sayesinde mutfaklarda bile pirincin şık havası yaratılabilmektedir. Sizler de dekorasyonunuza ekleyeceğiniz şık pirinç parçalar sayesinde çok şık ve güzel bir dekorasyon yakalayabilirsiniz. Ayrıca pirinç alaşım ürünlerini sevdiklerinize hediye olarak da sunabilirsiniz. Pirinç malzeme hediyelik ürünler hem sevdiklerinizi mutlu edecek hem de dayanıklı ürünler sayesinde uzun yıllar hediyelerini kullanabileceklerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Ürünler Nasıl Bulunur?</span></span><br />
<br />
Pirinç ürün almak istiyorsanız sizlere Pirinç pusula gibi farklı ve özel ürünleri de bulabileceğiniz suüstünde.com adresinden bahsetmek istiyoruz. Son derece şık ve güzel parçaları bulabileceğiniz bu adreste pirinç ürünlerin en farklı ve en güzel örnekleri ile karşılaşabilirsiniz. Özellikle deniz tutkunlarının çok seveceği deniz temalı ve farklı birçok seçenek vardır. Dekorasyonda kullanabileceğiniz çok şık ve güzel pirinç masa çanı ile farklı bir görünüm yakalayabilirsiniz.<br />
<br />
Pirinç madeni ile ilgili ürünleri genel olarak seviyorsanız sizler de bu madenden yapılan ürünleri dekorasyonunuzda rahatlıkla kullanabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz Ve Pirinçin Farkı Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz ve Pirinç, metal alaşımlarıdır ve günümüzde imalat endüstrilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Her iki metal de, belirgin kırmızımsı renklerinin bir sonucu olarak kırmızı metaller olarak adlandırılır. Bronz ve Pirinç, değişen sayıda başka elementler içerir ve sonuç olarak, değişen özelliklerde bulunurlar. Bir bakır alaşımı olan pirinç, tipik olarak bakır ve çinkodan oluşurken, bronz tipik olarak bakır ve kalaydan yapılır.<br />
<br />
Bu iki metal benzer özelliklere sahiptir, ancak doğru kullanım için her ikisini de ayırt etmeye ihtiyaç vardır. Sonuç olarak, bu gönderi özelliklerini, özelliklerini ve faydalarını kullanarak karşılaştırmalar yapmaya odaklanmaktadır.<br />
Öncelikle Bronz ve Pirinç nedir onu öğrenelim.<br />
<br />
Pirinç ve bronz arasında karşılaştırmalar yapmamızı sağlamak için pirinç ve bronzun ne olduğu konusunda net bir görüşe sahip olmak önemlidir. Bu bölümü, her iki metalin de ne olduğuna dair net bir görüş sunmak için uyarladık.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz, esas olarak bakır ve kalaydan oluşan bir metal alaşımıdır. Bu metal Sümerlerle birlikte MÖ 3500 yıllarına kadar uzanıyor ve bu çağa Bronz Çağı deniyordu. Bakır alaşımı olarak kabul edilir ve belirli alaşım elementlerinin yanı sıra çalışma özelliklerine göre tanımlanır.<br />
<br />
Sonuç olarak, farklı element bileşimleri kullanılarak bronz özellikleri ve karakteristikleri geliştirilebilir. Bu tür metaller manganez, nikel, silikon, kurşun, antimon, çinko ve daha fazlasını içerir. Bu nedenle, tasarımcılara aralarından seçim yapabilecekleri çok çeşitli bronz dereceler sunulur. Bronz tipik olarak kırmızımsı-kahverengi/altın rengindedir ve kırılgandır ancak dökme demirle karşılaştırıldığında daha az kırılgandır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç Nedir?</span></span><br />
<br />
<br />
<br />
Pirinç, MÖ 500 civarında kullanıcılar tarafından bronzla çok örtüşen keşfedildi. Pirinç, esas olarak bakır ve çinko içeren bir metal alaşımıdır. Kalay, demir, alüminyum, kurşun, silikon ve manganez dahil olmak üzere metallerin temel bileşimi. Bu element bileşimi, pirinçte değişen elektriksel ve mekanik özelliklerin elde edilmesine yardımcı olur. Çinko içeriğini örnek alarak, pirincin baz bakır malzemesinin sünekliğini ve mukavemetini artırmasına yardımcı olur. Kanıtlar, pirincin çinko konsantrasyonu ne kadar yüksek olursa, alaşımının o kadar esnek ve güçlü olduğunu kanıtlamıştır.<br />
<br />
Pirinç, çinkonun bakıra oranına bağlı olarak parlak altın, gümüş ve daha birçok renk aralığında bulunabilir. Diğer metallerle işlendiğinde benzer şekilde düşük sürtünmeli çinkoya kıyasla daha sünek olduğu söylenebilir. Ayrıca pirinç, altına benzerliği nedeniyle genellikle dekoratif uygulamasıyla bilinir.<br />
Bronz ve Pirinç Arasındaki 17 Farkı Karşılaştıralım<br />
<br />
Bu bölüm, farklı bireysel özellikler kullanarak bronz ve pirinç arasında karşılaştırmalar çizmeye odaklanmaktadır.<br />
Bronz ve Pirinç: Eleman Bileşimi<br />
<br />
<br />
<br />
Bronz ve Pirinç, temel bileşimleri kullanılarak bir karşılaştırma yapılarak ayırt edilebilir. Karşılaştırıldığında, bakır alaşımı olarak bronz, bakır (Cu) ve kalay (sn) içerirken, ana bileşenleri alaşım formuna bağlı olarak:<br />
<br />
    Alüminyum<br />
    Kurşun (Pb)<br />
    Antimon<br />
    Nikel (Ni)<br />
    Fosfor (P)<br />
    Silikon (Si)<br />
    Kükürt (S)<br />
    Kobalt<br />
    Krom<br />
    çinko<br />
<br />
Öte yandan, bir metal olarak pirinç, basitçe bir bakır ve çinko alaşımıdır. Doğada, birincil element bileşimi Bakır (Cu) ve Çinko (Zn) içerirken, alaşımın formuna bağlı olarak aşağıdaki bileşenlere sahip olabilir:<br />
<br />
    kalay (Sn)<br />
    Kükürt (S)<br />
    Silikon (Si)<br />
    Fosfor (P)<br />
    Nikel (Ni)<br />
    Kurşun (Pb)<br />
    Demir (Fe)<br />
    Antimon (Sb)<br />
    Alüminyum (Al)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Korozyon Direnci</span></span><br />
<br />
Pirinç ve bronz arasında bir karşılaştırma yapmanın başka bir yolu, onların korozyon direnci seviyelerini kullanmaktır. Bronz, bakır (Cu) içeriğinin bir sonucu olarak havada okside olur ve belirgin bir benekli patina ile sonuçlanır. Bu, özellikle bronz tuzlu su gibi bir ortamda bulunduğunda bronzun kolayca aşınmasını önlemeye yardımcı olur. Ancak bronz, klor bileşikleri ile temas ederse “bronz hastalığı” adı verilen bir süreç başlar. Bu hastalık, bronzu zamanla bakır alaşımını yavaş yavaş bozan korozyona karşı daha duyarlı hale getirir. Bronzun tuzlu su korozyonuna karşı direnci nedeniyle, genellikle tekne bağlantı parçaları ve deniz parçaları için kullanılır.<br />
<br />
Öte yandan, pirinç, özellikle galvanik deniz suyunda korozyona dayanıklı olması için vardır. Bununla birlikte, pirinç korozyona uğradığında, çinko içeriğini kaybederek çinkosuzlaşma adı verilen bir süreçte sadece bakır bırakır. Bu işlem sırasında pirinç renginin sarıdan pembeye dönüştüğü kozmetik bir değişim olur. Ancak bu işlem bronz tabakanın kaplanmasıyla önlenebilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Elektriksel iletkenlik</span><br />
<br />
Bu iki metal bakır alaşımlarıdır. Bakır, çoğu metalin elektriksel iletkenlik açısından derecelendirildiği standarttır. İki metalle ilgili olarak ortaya çıkardığımız ilginç gerçeklerden biri, pirinç ve bronzun göreceli elektrik iletkenliği açısından düşük sıralarda yer almasıdır.<br />
<br />
Hem bronz hem de pirincin esas olarak bakırdan oluştuğunu düşünmek gerekebilir, o zaman neredeyse bakır kadar iletken olmaları gerekir. Ancak, diğer element bileşimi nedeniyle durum böyle değildir. Her ikisi de alüminyum, kalay, çinko, nikel, kobalt gibi diğer elementlerin küçük bir yüzdesini içerir ve daha fazlası bronz ve pirincin elektriksel iletkenlik performansını düşürür. Bakırın standart olarak kullanılmasıyla karşılaştırıldığında, pirinç %28 ile daha yüksek elektrik iletkenliğine sahipken, bronz en az (%15) iletkendir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Termal İletkenlik</span><br />
<br />
Bir malzemenin termal iletkenliği, bu malzemenin termal uygulamalar için kullanılıp kullanılamayacağını bilmek için bir ölçüdür. Bu, bu tür malzeme yoluyla aktarılabilecek enerji miktarının ve aktarılabileceği hızın bilinmesine yardımcı olur. Bronz ile pirinç karşılaştırıldığında, pirincin termal iletkenliğinin bronzdan çok daha yüksek olduğunu keşfettik ve bu da onu radyatör üretimi için daha ideal hale getiriyor. Bununla birlikte, termal uygulamalarda bronz kullanılabilir, ancak karşılığı olan pirinç, termal uygulamalar gerektiğinde bronzdan daha fazla dikkate alınacaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Erime noktası</span><br />
<br />
Bronz, pirinçten (315 – 1080 °C) daha yüksek bir erime noktasına (809 – 1030 °C) sahiptir ve her ikisi de kolayca dökülür. Pirinç ve bronzun erime noktası, bir proje için bronz veya pirinç seçimi için çok önemli ve çok önemlidir. Bunun nedeni, erime noktasında bir bileşen arızası olabilmesidir.<br />
<br />
Malzeme erime noktasına ulaştığında katı halden sıvı hale geçiş olur. Bu durumda, bu malzeme kolayca farklı şekillerde dökülebilir. Şekil muhafazası için pirinç veya bronz kullanıldığında, istenen mekanik özellikler göz önünde bulundurulmalıdır. Daha dekoratif bir proje büyük olasılıkla pirinçten faydalanacak, daha esnek bir proje ise büyük olasılıkla bronzdan faydalanacaktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Sertlik</span><br />
<br />
Bir malzemenin sertliği, yerel yüzey gerilimine tepkisinin ve malzemenin göçük, çizik ve daha pek çok şeye nasıl tepki gösterdiğinin bir ölçüsüdür. Bu önlemde Brinell sertlik ölçeği, mevcut birçok sertlik ölçüsünden biri olarak mevcuttur. Bir malzemenin standart bir kuvvete tepkisini derecelendirmek için sertlik girinti makinesini kullanır. Bu ölçekte bronz 40 ile 420 arasında, pirinç ise 55 ile 73 arasında puan alır.<br />
<br />
Bu sonuç, bronzun pirinçten ortalama olarak daha sert olduğunu göstermektedir. Daha sert bir malzemenin daha kırılgan olduğu söylenebilir ve bronz, pirince kıyasla kırılmaya çok daha yatkın olma kuralına uyar. Bir projede aşınmaya karşı direnç ve dayanıklılık büyük önem taşıyorsa, bronz mükemmel bir seçim olabilir. Bununla birlikte, işlenebilirlik bir zorunluluk haline gelirse, pirinç, bronzdan çok daha fazla kabul edilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Ağırlık</span><br />
<br />
Bronz ve pirincin ağırlığının karşılaştırılması söz konusu olduğunda, özgül ağırlık için temel olarak su seçilebilir - 1 değeri verilir. Karşılaştırmalarımızdan, 7400 – 8900 kg/m³ yoğunluğuyla bronzun en ağır olduğunu keşfettik. Öte yandan, pirincin ağırlığı element bileşimine göre daha düşüktür ve 8400 ile 8730 kg/m³ arasında değişmektedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Dayanıklılık</span><br />
<br />
Bir malzemenin dayanıklılığı, yarı ömrü boyunca malzeme normal çalışma zorluklarıyla karşı karşıya kaldığında, aşırı onarım veya bakım kullanılmadan o malzemenin işlevsel kalabilme yeteneğidir. Bronz sert ve sağlam bir metaldir ancak kolayca bükülmez. Bronz ayrıca suya dayanabilir ve sonuç olarak suyun neden olduğu korozyona karşı bağışıktır. Öte yandan pirinç sağlamdır ve bronz kadar dayanıklı değildir. Ayrıca korozyona ve çatlamaya karşı bağışıktır, bu da onu ortalama olarak dayanıklı kılar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: İşlenebilirlik</span><br />
<br />
Metallere, damgalama, frezeleme, tornalama ve daha fazlası gibi işleme stresine nasıl tepki verdiklerini değerlendirmek için karşılaştırmalı bir puan verilir. Seçilen malzemenin işlenebilirlik puanı, bu tür malzemeler üzerinde yapılabilecek talaşlı imalat tipini belirlediği için büyük önem taşımaktadır.<br />
<br />
Malzemenin işlenebilirlik yüzdesi, malzemeye %100 bir derece verilen bir referans malzemeye kıyasla yapılır. İşlenmesi daha zor olan bir malzeme, pirinç ve bronzda olduğu gibi yüzde 100'ün altındadır. Çoğu bakır alaşımı işlenemeyecek kadar sünektir, ancak bazıları pirinç alaşımı C360 gibi işleme için özel olarak geliştirilmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Şekillendirilebilirlik</span><br />
<br />
Şekillendirilebilirlik açısından pirinç, bronzdan daha şekillendirilebilirdir. Pirinç sert olduğu söylenir, ancak bakır ve kalay alaşımı olan bronzdan daha yumuşaktır. Pirincin bu karşılaştırmalı yumuşaklığı, şekillendirmeyi, kesmeyi ve eğelemeyi kolaylaştırır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Kaynaklanabilirlik</span><br />
<br />
Hem bronz hem de pirincin kaynak yapılabilir olduğuna dikkat etmek önemlidir. Bununla birlikte, kurşun içeren pirinç alaşımı için bir istisna vardır ve pirincin çinko içeriği ne kadar küçük olursa, kaynaklanması o kadar kolay olur. %20 çinko içeren pirincin iyi kaynaklanabilirliğe sahip olduğu, %20 ve üzeri pirinçlerin ise orta düzeyde kaynaklanabilirliğe sahip olduğu söylenir. Ayrıca, dökme pirinç metaller yalnızca marjinal olarak kaynaklanabilir.<br />
<br />
Öte yandan, kurşunsuz bronz alaşımları orta derecede kaynaklanabilirlik gösterir ve stresli koşullar altında çatlamaya karşı hassas hale gelirler. Bununla birlikte, kurşunlu fosfor bronz, SMAW kullanılarak dikkatli bir şekilde kaynak yapılabilir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Akma Dayanımı</span><br />
<br />
Bir metalin akma dayanımı, metalin kalıcı olarak deforme olmaya başladığı en yüksek gerilim olarak kabul edilir. Bronz ve pirinç arasındaki bir karşılaştırmada pirinç, bakırdan daha yüksek akma dayanımına sahiptir. İddiayı desteklemek için bronz, 69.0 – 800 MPa (10000 – 116000 psi) ile en yüksek akma dayanımına sahipken, pirinç 34.5 ila 683 MPa (5000 – 99100 psi) sergiler.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Çekme Dayanımı</span><br />
<br />
İmalat sanayindeki birçok üretici, özellikle malzeme seçimi yapılacaksa malzemenin sağlamlığını önemli bir faktör olarak görmektedir. Bronz ve pirinç, soğuk işlendiklerinde veya daha fazla çinko eklendiğinde pirinç durumunda gösterdikleri artan çekme mukavemetinin bir sonucu olarak aranır.<br />
<br />
Buna karşılık, bronz tavlandığında 50 Ksi (350 MPa) çekme mukavemetine ve soğuk haddelenmiş temperlendiğinde 92 Ksi (635 Mpa) çekme mukavemetine sahiptir. Öte yandan, pirinç, tavlandığında 53 Ksi (365 MPa) ve soğuk haddelendiğinde 88 Ksi (607 MPa) çekme mukavemetine sahiptir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz vs Pirinç: Kesme Mukavemeti</span><br />
<br />
Özellikle metalin kesmede başarısız olduğu durumlarda akma veya yapısal bozulma tipine karşı dayanım olarak adlandırılır. Kesme yükü, kuvvet yönüne paralel bir düzlem boyunca bir malzeme veya bileşende kayma kırılması üreten bir kuvvet anlamına gelir. Ölçüldüğünde, pirincin 35000 psi ile 48000 psi arasında değişen en yüksek kesme mukavemetine sahip olduğu, bronzun ise 35000 psi ile 47000 psi arasında değişen en düşük kesme mukavemetine sahip olduğu açıktır.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Renkli</span><br />
<br />
Bronz ve pirinç arasında ayrım yapmanın en basit yollarından biri renk kullanımıdır. Bronz renk olarak kırmızımsı-kahverengidir. Bronz karışımına başka elementler eklendiğinde bu özellik biraz değişebilir. Değişikliğinden bağımsız olarak, bronzu pirinçten ayırt etmek hala kolaydır. Öte yandan, pirinç genellikle sessiz sarı bir gölgeye sahiptir ve donuk altına çok benzer. Bu özelliği onu mobilya ve demirbaşlar için ideal bir malzeme yapar.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Fiyat</span><br />
<br />
Bronz ve bakır parçası, bakır içeriği gibi farklı faktörlere bağlı olarak değişebilir. Her iki alaşımdaki bakır içeriği, pazardaki fiyatlarını belirler. Bununla birlikte, pirinç ile karşılaştırıldığında bronz genellikle daha pahalıdır. Bu, bakır içeriğine ve bronz üretimi için gerekli işleme atfedilebilir.<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç: Uygulamalar</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz</span><br />
<br />
<br />
<br />
Bronz, çeşitli formlarda veya alaşımlarda bulunur ve alaşımından bağımsız olarak çok çeşitli uygulamalar sunar. Uzun yıllar boyunca bronz madeni paralar için kullanılmıştır ve paslanmazın geniş kullanımından önce gemi ve tekne donanımlarında kullanıma uygundur. Günümüze kadar, gemi pervanelerinde ve batık yataklarda bronz kullanılmıştır. Bronz, farklı metallere karşı çok düşük sürtünmeye sahiptir ve sonuç olarak, günümüzde yataklar, yaylar, burçlar, otomobil şanzıman pilot yatakları, küçük elektrik motorları için yataklar ve daha pek çok şey için kullanılmaktadır.<br />
<br />
Bronz, sert bir yüzeye çarpıldığında kıvılcım çıkarmadıkları için tokmak, çekiç, anahtar ve diğer dayanıklı aletlerin yapımında kullanılır. Ayrıca ahşap işleme uygulamaları için bronz yün yapımında da kullanılırlar. Bronz ayrıca heykellerde, müzik aletlerinde ve elektrik kontaklarında harika bir uygulamaya sahiptir. Spesifik bronz alaşımları, aşağıdaki gibi değişen özellikler sunar:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">863 - Manganez Bronz</span><br />
<br />
Bu bronz alaşım, aşındırıcı direnci ve yüksek mukavemeti ile bilinir. Dayanıklılığının bir sonucu olarak uzun ömürlüdür, bu da onu ağır hizmet uygulamaları için ideal bir seçenek haline getirir. Bu tür uygulamalar, tarım ve inşaat ekipmanlarını içerir. 863 Manganez Bronz, aşağıdakilerin yapımında uygulanabilir:  <br />
<br />
    Köprü pimleri<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Kameralar<br />
    Gibs<br />
    Hidrolik silindir bileşenleri<br />
    Büyük gövde valfleri<br />
    yük yatakları<br />
    Vidalı somunlar<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">907 Teneke Bronz</span><br />
<br />
907 Tin Bronze, özellikle deniz suyuna maruz kalmayı içeren uygulamalarda kaliteli korozyon direncine sahiptir. Aşınma ve yorulma uygulamalarında mükemmel performans gösterir ve orta düzeyde işlenebilir. Alaşım aşağıdakileri yapmak için geçerlidir:<br />
<br />
    Yatak<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Burçlar<br />
    Deniz bağlantı parçaları<br />
    Segmanlar<br />
    Pompa bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">917 Teneke Bronz</span><br />
<br />
Bu alaşım, özellikle yavaş ve düzensiz harekete maruz kalan ağır yükler için artan yük taşıma kapasitesi ile bilinir. 917 kalay bronz, korozyona karşı oldukça dayanıklıdır ve yeterli yağlama gerektirir. Aşağıdakiler gibi uygulamalar için yaygın olarak kullanılır:<br />
<br />
    Yavaş hız ve yüksek yük ile rulmanlar<br />
    Köprüler için döner tablalar<br />
    Dişliler<br />
    Sonsuz tahriklerdeki tekerlekler<br />
    Hareketli köprü bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">954 Alüminyum Bronz</span><br />
<br />
954 Alüminyum Bronz, üstün korozyon direnci sunan son derece güçlü bir bronz alaşımdır. En popüler alüminyum bronz alaşımı olarak, son derece yüksek sıcaklık mukavemeti, kaynaklanabilirlik, yüksek süneklik, yüksek verim ve yüksek çekme mukavemeti özelliklerine sahiptir. Genellikle aşağıdakileri içeren uygulamalar için kullanılır:<br />
<br />
    Sonsuz dişliler ve sonsuz dişliler (düşük hız/yüksek mukavemet)<br />
    Düz dişliler<br />
    Burçlar<br />
    Yatak<br />
    Dekapaj (sepetler/kancalar)<br />
    Valf bileşenleri<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">955 Alüminyum Bronz</span><br />
<br />
955 Alüminyum Bronz, var olan en sert demir dışı alaşımlardan biridir. Bu alaşım, yüksek sertlik ve uzama ile birlikte üstün sıkıştırma ve akma mukavemetine sahiptir. Etkileyici termal dirence sahip deniz suyuna karşı korozyona dayanıklıdır. 955 Alüminyum Bronz, iyi işlenebilirlik ile kaynaklanabilir. Aşağıdakiler gibi uygulamalarda yaygın olarak bulunur:<br />
<br />
    karıştırıcılar<br />
    Uçak motoru (koltuklar, valf kılavuzları)<br />
    Dişliler için bronz<br />
    Burçlar<br />
    İniş takımı bileşenleri<br />
    Dekapaj (sepetler/kancalar)<br />
    kurt<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pirinç</span><br />
<br />
Pirinç – bir bakır alaşımı, imalat endüstrilerinde çok çeşitli uygulamalar sunar. Altın benzerliği paylaştığı için yaygın uygulaması dekorasyonda bulunabilir. Dayanıklılığı ve işlenebilirliği nedeniyle pirinç, müzik aletleri üretimi için oldukça ideal bir kaynak malzemedir. Korozyon direncinin yüksek olması nedeniyle tesisat boruları ve boru imalatında uygulanabilir. Pirinç, mükemmel elektrik iletkenliği sağladığı için elektronik cihazlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.<br />
<br />
Hiç şüphe yok ki pirinç, M-16 tüfek, dişliler, yataklar ve daha pek çok şey için kovan döküm üretimi dahil mekanik uygulamalarda görülmektedir. Belirli pirinç alaşımlarının çeşitli uygulamaları şunları içerir:<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kırmızı Pirinç</span><br />
<br />
Bu bir pirinç alaşımıdır ve yaklaşık %95 bakır ve %5 çinkodan oluşur. Kırmızı Pirinç, yumuşak bir pirinç alaşımıdır ve kolayca şekillendirilebilir veya istenilen şekillerde dövülebilir. Alışılmadık derin bronz renginin bir sonucu olarak zanaatla ilgili projeler için çok uygundur. Kırmızı pirinç, aşağıdakiler gibi çok çeşitli uygulamalara sahiptir:<br />
<br />
    Mimari fasyal<br />
    Rozetleri<br />
    Değerli Takı<br />
    ızgara işi<br />
    Deniz donanımı<br />
    Kapı kolları<br />
    süs süsleme<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gravür Pirinç</span><br />
<br />
Gravür pirinç, %35600 ile %37000 arasında değişen kurşun bileşimi ile C1 veya C2 olarak bilinir. Son ekinin ima ettiği gibi, özünde gravürlü levhaların ve isim levhalarının oluşturulması için uygulaması da bu nedenledir. Gravür pirinç aşağıdaki gibi uygulamalara sahiptir:<br />
<br />
    Oluşturucu Donanımı<br />
    Dişli Metre<br />
    Saat Bileşenleri<br />
    Cihaz jantı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Serbest Kesim Pirinç</span><br />
<br />
Bu tip pirinç alaşımı C-360 olarak adlandırılır ve bakır, çinko ve kurşundan oluşur. Aşağıdakiler gibi uygulamalarda yaygın olarak bulunur:<br />
<br />
    Cıvatalar, Somunlar, Dişli Parçalar<br />
    Terminaller<br />
    Boru veya su bağlantı parçaları<br />
    Musluklar<br />
    Vana Gövdeli<br />
    enjektörler<br />
    Denge ağırlığı<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yüksek Mukavemetli Pirinç</span><br />
<br />
Yüksek gerilimli pirinç, manganez içeren bir pirinç alaşımıdır. Pirinç alaşımının bu formu yüksek düzeyde bir mukavemet sergiler ve çok fazla strese maruz kalan ürünlere uygulanabilir. Yüksek gerilimli pirinç uygulama örnekleri şunları içerir:<br />
<br />
    Lokomotif Dingil Kutusu<br />
    Deniz Motorları<br />
    Eğik Plakalar<br />
    Akü Kelepçeleri<br />
    Valf Kılavuzları<br />
    Burçlar Rulmanlar<br />
    Ağır Yük Tekerlekleri<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bronz ve Pirinç nasıl ayırt edilir?</span></span><br />
<br />
<br />
    Doğru tanımlama için iki metali tuz ve sirke macunu ile temizleyin. Bunun nedeni, eski bronz ve pirinç parçalarının normalde patina olarak bilinen koyu veya yeşil kaplama geliştirmesidir. Bu patina, her iki metali de renk kullanarak ayırt etmeyi zorlaştırır. Kapsamlı temizlik için 1 çay kaşığı (17 gr) tuzu un (8 gr) ile karıştırın ve kalın bir macun elde etmek için yeterli miktarda beyaz sirkeyi karıştırın. Daha sonra macunu tanımlanamayan metalin üzerine bir süngerle ovalayın ve macunu sıcak suyla durulayın.<br />
<br />
    Metalin kırmızımsı kahverengi olup olmadığını kontrol edin. Gerçek rengi görülen metal temizlendikten sonra, rengin kırmızımsı kahverengi olup olmadığını kontrol edin. Bronz bakır ve kalaydan yapılmıştır, bu nedenle pirincin sarı rengini göstermez. Rengi tanımak için basit bir ipucu, rengin daha kolay görülebilmesi için birkaç farklı metal parçası tutmaktır. Metalin kırmızımsı-kahverengi bir renk sergilediği açıksa bronzdur.<br />
<br />
    Metalin sarı renkli bir metal olup olmadığını kontrol edin<br />
<br />
    Pirinç, bakır ve çinko element bileşiminden dolayı ilk bakışta altın gibi sarı bir renk gösterir. Pirinç sarısı rengi, daha sarı görünen altından daha mat ve daha az canlı görünüyor. Metal malzeme sarımsı renkliyse ve çok kararmamışsa pirinç olduğu söylenir.<br />
<br />
    Keşfinizi doğrulamak için metalde yüzük olup olmadığını kontrol edin. Bronz genellikle eğirme veya merkezkaç kuvveti kullanılarak dökülür. Bu işlem, bronz üzerinde bir yüzey soluk halka oluşturur. Metal parçanın bronzdan yapıldığını düşünüyorsanız, hissedin veya yüzük arayın. Parça bir silindir veya metal boru ise bu kolayca fark edilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Özet: Bronze vs Brass, projeniz için hangisi en iyisi?</span></span><br />
<br />
Bronz ve pirinç, bakırın birçok özelliğini koruyan ancak benzersiz farklılıkları olan bakır alaşımlarıdır. Metal seçimi söz konusu olduğunda bronz ve pirinci karıştırmak yaygın bir şeydir, makalemiz özelliklerin, uygulamaların ve mukavemetin bir karşılaştırmasını sunmuştur. Şu andan itibaren, karşılaştırmamıza dayanarak en iyi seçeneği elde edebilmelisiniz ve projenizin başarılı olacağından memnunuz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
Çeşitli internet Sayfaları</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yükleme Vinci Nedir? Was ist ein LKW-Heckkran?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=17983</link>
			<pubDate>Fri, 30 Sep 2022 13:16:51 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=17983</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yükleme Vinci Nedir? Was ist ein LKW-Heckkran?</span></span><br />
<br />
Yükleme vinci , ticari bir araca ( veya römorkuna ) yükleme ve boşaltma yapabilmek için monte edilen bir yükleme cihazıdır . [1]<br />
Destek ayakları uzatılmış kamyon yükleme vinci<br />
<br />
Yükleme vinçleri genellikle hidrolik tahriklidir. Bazı durumlarda, kasadan kolayca ayrılabilirler. Döndürülebilirler, bazıları sonsuz bir pivot mekanizmasına sahiptir. Bir ila üç mafsal, bir kaldırma kolu ve iki kola hayır ve kol başına bir ila sekiz teleskopik uzantıya sahiptirler.<br />
<br />
    Bir eklem, bir şeyi kolayca kaldırmanıza izin verir. Bu yapı, ucuz küçük vinçlerde bulunabilir.<br />
    İki mafsal ile bir aracın tüm yükleme alanına veya doğrudan aracın yanındaki zemine mafsallı kol ile ulaşılabilir. En yaygın inşaat türüdür.<br />
    Büyük modellerde, katlandığında iki mafsallı koldaki iki teleskopik uzantıyı barındırmak için üç bağlantı bulunabilir. Öte yandan, birçok çatı kenarının arkasına geçebilirsiniz. 36 m [2] veya 45 m [3] uzunluğa kadar olan yükler, çok katlı bir binanın çatısına veya üst katlarına da kaldırılabilir. Mobil vincin uygulama alanına yaklaşırlar ve bazı sıkışık durumlarda ondan üstündürler.<br />
<br />
Yükleme vinçleri genellikle kollar kullanılarak aracın her iki tarafından da kontrol edilebilir. Bazılarında, özellikle kereste nakliyesi veya geri dönüşüm konusunda uzmanlaşmış cihazlar söz konusu olduğunda, genellikle (dönen) bir vinç koltuğu bulunan ek, yükseltilmiş bir işletim istasyonu bulunur. Birçok yeni model artık radyo uzaktan kumandalı olarak da mevcuttur. Avusturya'da, 5 t'lik bir yük kapasitesi veya 10 tm'lik bir yük momenti için uzmanlık bilgisinin kanıtı gereklidir. [4] Basit bir vinç kancasına ek olarak, sıklıkla kullanılan aksesuarlar palet çatalları, dökme mallar için kapaklı kepçeler (nadiren kazma kepçeleri) veya kütük kepçeleridir. Özellikle yükleme vinci olan kereste taşımada uzmanlaşmış bir treyler, bir treyler haline gelir.aranan. Diğer modellerde yerleşik bir vinç veya yük kancasına takılabilen ve böylece mobil vincin işlevine yaklaşan bir vinç bulunur. Diğer kamyonlar vinç için emme teknolojisine sahiptir ve bu nedenle sadece cam panelleri veya cam elemanları taşımakla kalmaz, aynı zamanda bunları kaldırabilir, böylece bu tip yükleme vinci bir cam montaj vinci olarak işlev görür.<br />
Takas gövdeli bir araca vinç yükleme<br />
<br />
Karayolu araçlarının yanı sıra bu yükleme vinçleri, demiryolu sektöründe ağır küçük vagonlar veya taşıma platformlu kule vagonlar gibi demiryolu hizmet araçlarında da bulunabilir. Bazılarında, havai hatlara veya yaklaşmakta olan tren alanına kazara erişimi önlemek için yerleşik güvenlik mantığı vardır. Deniz modelleri gemilere veya platformlara kurulur. Kaldırma silindirli, elle çalıştırılan en küçük yükleme vinçleri günümüzde nadirdir.<br />
<br />
Kamyon üzerindeki yükleme vinci 1958 yılında Büssing tarafından tanıtıldı ve ayrıca bir kamyona monte edildi. [5]<br />
<br />
Özel elektrikli montaj vinci veya kısaca elektrikli vinç, Hüffermann Krandienst tarafından özel bir yükleme vinci türü olarak geliştirilmiştir . [6]<br />
<br />
Palfinger , HIAB , AutogruPM/PM ve Fassi'nin yanı sıra Terex - Atlas (Mart 2008 itibariyle) şirketlerinin modelleri dünya pazarını belirliyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
Vinçli kamyonlar<br />
<a href="https://commons.wikimedia.org/wiki/Category:Trucks_with_crane?uselang=de" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://commons.wikimedia.org/wiki/Categ...uselang=de</a><br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yükleme Vinci Nedir? Was ist ein LKW-Heckkran?</span></span><br />
<br />
Yükleme vinci , ticari bir araca ( veya römorkuna ) yükleme ve boşaltma yapabilmek için monte edilen bir yükleme cihazıdır . [1]<br />
Destek ayakları uzatılmış kamyon yükleme vinci<br />
<br />
Yükleme vinçleri genellikle hidrolik tahriklidir. Bazı durumlarda, kasadan kolayca ayrılabilirler. Döndürülebilirler, bazıları sonsuz bir pivot mekanizmasına sahiptir. Bir ila üç mafsal, bir kaldırma kolu ve iki kola hayır ve kol başına bir ila sekiz teleskopik uzantıya sahiptirler.<br />
<br />
    Bir eklem, bir şeyi kolayca kaldırmanıza izin verir. Bu yapı, ucuz küçük vinçlerde bulunabilir.<br />
    İki mafsal ile bir aracın tüm yükleme alanına veya doğrudan aracın yanındaki zemine mafsallı kol ile ulaşılabilir. En yaygın inşaat türüdür.<br />
    Büyük modellerde, katlandığında iki mafsallı koldaki iki teleskopik uzantıyı barındırmak için üç bağlantı bulunabilir. Öte yandan, birçok çatı kenarının arkasına geçebilirsiniz. 36 m [2] veya 45 m [3] uzunluğa kadar olan yükler, çok katlı bir binanın çatısına veya üst katlarına da kaldırılabilir. Mobil vincin uygulama alanına yaklaşırlar ve bazı sıkışık durumlarda ondan üstündürler.<br />
<br />
Yükleme vinçleri genellikle kollar kullanılarak aracın her iki tarafından da kontrol edilebilir. Bazılarında, özellikle kereste nakliyesi veya geri dönüşüm konusunda uzmanlaşmış cihazlar söz konusu olduğunda, genellikle (dönen) bir vinç koltuğu bulunan ek, yükseltilmiş bir işletim istasyonu bulunur. Birçok yeni model artık radyo uzaktan kumandalı olarak da mevcuttur. Avusturya'da, 5 t'lik bir yük kapasitesi veya 10 tm'lik bir yük momenti için uzmanlık bilgisinin kanıtı gereklidir. [4] Basit bir vinç kancasına ek olarak, sıklıkla kullanılan aksesuarlar palet çatalları, dökme mallar için kapaklı kepçeler (nadiren kazma kepçeleri) veya kütük kepçeleridir. Özellikle yükleme vinci olan kereste taşımada uzmanlaşmış bir treyler, bir treyler haline gelir.aranan. Diğer modellerde yerleşik bir vinç veya yük kancasına takılabilen ve böylece mobil vincin işlevine yaklaşan bir vinç bulunur. Diğer kamyonlar vinç için emme teknolojisine sahiptir ve bu nedenle sadece cam panelleri veya cam elemanları taşımakla kalmaz, aynı zamanda bunları kaldırabilir, böylece bu tip yükleme vinci bir cam montaj vinci olarak işlev görür.<br />
Takas gövdeli bir araca vinç yükleme<br />
<br />
Karayolu araçlarının yanı sıra bu yükleme vinçleri, demiryolu sektöründe ağır küçük vagonlar veya taşıma platformlu kule vagonlar gibi demiryolu hizmet araçlarında da bulunabilir. Bazılarında, havai hatlara veya yaklaşmakta olan tren alanına kazara erişimi önlemek için yerleşik güvenlik mantığı vardır. Deniz modelleri gemilere veya platformlara kurulur. Kaldırma silindirli, elle çalıştırılan en küçük yükleme vinçleri günümüzde nadirdir.<br />
<br />
Kamyon üzerindeki yükleme vinci 1958 yılında Büssing tarafından tanıtıldı ve ayrıca bir kamyona monte edildi. [5]<br />
<br />
Özel elektrikli montaj vinci veya kısaca elektrikli vinç, Hüffermann Krandienst tarafından özel bir yükleme vinci türü olarak geliştirilmiştir . [6]<br />
<br />
Palfinger , HIAB , AutogruPM/PM ve Fassi'nin yanı sıra Terex - Atlas (Mart 2008 itibariyle) şirketlerinin modelleri dünya pazarını belirliyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kaynak ve Dipnotlar</span></span><br />
<br />
Wikipedia<br />
Vinçli kamyonlar<br />
<a href="https://commons.wikimedia.org/wiki/Category:Trucks_with_crane?uselang=de" target="_blank" rel="noopener" class="mycode_url">https://commons.wikimedia.org/wiki/Categ...uselang=de</a><br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yabancı Dil Windows 8 veya Windows 10  Nasıl Türkçe Yapılır?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=9477</link>
			<pubDate>Fri, 15 May 2020 02:18:03 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=9477</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yabancı Dil Windows 8 veya Windows 10  Nasıl Türkçe Yapılır?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yabancı Dil Windows 8 Nasıl Türkçe Yapılır?</span><br />
<br />
Yurt dışından alınan veya hediye getirilen windows 8’iniz var ve yabancı dille lisanslı ise lisansını bozmadan Türkçe yapabilirsiniz.Bunun için herhangi bir Türkçe yama falan indirmeye kalkmayınız.Bu hem güvenliğinizi etkiler hemde heryeri Türkçe olmaz.Güvenli yamalarda vardır ama bütün bunlara gerek yok…<br />
<br />
* Bilgisayarımızı açtığımızda karşımıza gelen Masaüstü maalesef windows 8’de yok…Ekranda desktop veya Türkçe adıyla masaüstü simgesi var. Ona tıklayarak masaüstümüze kavuşuyoruz.<br />
* Masaüstünü bulduktan sonra derin bir oh çekiyoruz. Mausunuzu sağ üst köşeye  götürerek  denetim masasını açınız.Bulamamış iseniz aynı yerde aramaya control panel yazıp aratınız.<br />
* Dil seçenek dosyasını tıklayınız.Her dile göre değişir ama ingilizce language dir.<br />
* Ayarları yani options’ı açınız.<br />
* Burada mevcut dil seçeneğini göreceksiniz.Türkçe dilinde seçenek varsa zaten bir üste taşı(Zeker) aktif ediniz.Üstte taşıma dil dosyalarının üzerinde bulunmaktadır.Türkçe yoksa ekle var dil seçeneğinin üzerinde…Ekle dediğinizde bir sürü dil seçenekleri karşınıza çıkacaktır.Türkçeyi seçerek ekleyiniz.<br />
* Artık windows 8 otomatik olarak size işletim sistemine göre olan dil dosyasını indirmeye başlayacaktır.Bu internet hızınıza göre 10-30 dakika içinde iner.<br />
* Aynı pencerede ise dil dosyasını yüklemeye devam eder.<br />
* Bu işlem bitince Türkçe dil dosyasını üstteki seçeneklerle bir üste taşımanız gerekecek…<br />
* Bilgisayarınızı tekrar açıp kapattığınızda artık kendi dilinizde olması gerekir…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Windows 10 Nasıl Türkçe Yapılır ?</span><br />
<br />
Öncelik olarak tüm menüleri ve ekranları Türkçe görmek istiyorsanız hiçbir güncelleme veya paket yükseltme işlemi ile uğraşmanıza gerek yok. Windows 10‘un ayarlarından Türkçe dil paketini seçerek kısa süre içerisinde Windows 10 Türkçe olarak karşınıza çıkacaktır. Eğer siz de Windows 10 dil değiştirme sorunu ile karşılaşıyorsanız ve Türkçe yapmak istiyorsanız aşağıdaki adımları uygulamanız gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlk Adım:</span><br />
<br />
Sol alt menüde bulunan Start menüsünü açın ve Settings sekmesine tıklayın. Ardından karşınıza Settings uygulaması farklı bir pencerede açılacaktır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İkinci Adım:</span><br />
<br />
Türkçe dilde Zaman ve Dil, İngilizce’de ise Time &amp; Language seçeneğine tıklayın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Üçüncü Adım:</span><br />
<br />
Ardından yine aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi Bölge ve Dil seçeneğine tıklayın. İngilizce versiyonunda ise Region &amp; Language olarak geçmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dördüncü Adım:</span><br />
<br />
Listededkei diller arasından Türkçe seçeneğini bularak “Add Language” butonuna basın. Ardından açılan dil listesinden Türkçe‘yi seçtikten sonra Tamam demeniz yeterlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beşinci Adım: </span><br />
<br />
Dil seçeneğini seçtikten sonra “Download” butonuna basarak inmesini bekleyin. İnme işlemi tamamlandıktan sonra son adıma geçebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Altıncı Adım:</span><br />
<br />
İndirme işlemi bittikten sonra indirmiş olduğunuz dili “Varsayılan olarak ayarla” demeniz gereklidir. İngilizce dilinde “Set as default” demeniz yeterlidir. Ardından bilgisayarınıza reset attıktan sonra yeni dil paketiniz hazır olarak karşınıza gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Önemli NOT:</span> Windows 10 Dil değiştirme işlemi şuan için Windows 10 Home versiyonunda geçerli değildir. Windows 10 Home kullanan kişiler dil değiştirme işlemini Denetim masası üzerinden gerçekleştiremiyor.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yabancı Dil Windows 8 veya Windows 10  Nasıl Türkçe Yapılır?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yabancı Dil Windows 8 Nasıl Türkçe Yapılır?</span><br />
<br />
Yurt dışından alınan veya hediye getirilen windows 8’iniz var ve yabancı dille lisanslı ise lisansını bozmadan Türkçe yapabilirsiniz.Bunun için herhangi bir Türkçe yama falan indirmeye kalkmayınız.Bu hem güvenliğinizi etkiler hemde heryeri Türkçe olmaz.Güvenli yamalarda vardır ama bütün bunlara gerek yok…<br />
<br />
* Bilgisayarımızı açtığımızda karşımıza gelen Masaüstü maalesef windows 8’de yok…Ekranda desktop veya Türkçe adıyla masaüstü simgesi var. Ona tıklayarak masaüstümüze kavuşuyoruz.<br />
* Masaüstünü bulduktan sonra derin bir oh çekiyoruz. Mausunuzu sağ üst köşeye  götürerek  denetim masasını açınız.Bulamamış iseniz aynı yerde aramaya control panel yazıp aratınız.<br />
* Dil seçenek dosyasını tıklayınız.Her dile göre değişir ama ingilizce language dir.<br />
* Ayarları yani options’ı açınız.<br />
* Burada mevcut dil seçeneğini göreceksiniz.Türkçe dilinde seçenek varsa zaten bir üste taşı(Zeker) aktif ediniz.Üstte taşıma dil dosyalarının üzerinde bulunmaktadır.Türkçe yoksa ekle var dil seçeneğinin üzerinde…Ekle dediğinizde bir sürü dil seçenekleri karşınıza çıkacaktır.Türkçeyi seçerek ekleyiniz.<br />
* Artık windows 8 otomatik olarak size işletim sistemine göre olan dil dosyasını indirmeye başlayacaktır.Bu internet hızınıza göre 10-30 dakika içinde iner.<br />
* Aynı pencerede ise dil dosyasını yüklemeye devam eder.<br />
* Bu işlem bitince Türkçe dil dosyasını üstteki seçeneklerle bir üste taşımanız gerekecek…<br />
* Bilgisayarınızı tekrar açıp kapattığınızda artık kendi dilinizde olması gerekir…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Windows 10 Nasıl Türkçe Yapılır ?</span><br />
<br />
Öncelik olarak tüm menüleri ve ekranları Türkçe görmek istiyorsanız hiçbir güncelleme veya paket yükseltme işlemi ile uğraşmanıza gerek yok. Windows 10‘un ayarlarından Türkçe dil paketini seçerek kısa süre içerisinde Windows 10 Türkçe olarak karşınıza çıkacaktır. Eğer siz de Windows 10 dil değiştirme sorunu ile karşılaşıyorsanız ve Türkçe yapmak istiyorsanız aşağıdaki adımları uygulamanız gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İlk Adım:</span><br />
<br />
Sol alt menüde bulunan Start menüsünü açın ve Settings sekmesine tıklayın. Ardından karşınıza Settings uygulaması farklı bir pencerede açılacaktır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İkinci Adım:</span><br />
<br />
Türkçe dilde Zaman ve Dil, İngilizce’de ise Time &amp; Language seçeneğine tıklayın.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Üçüncü Adım:</span><br />
<br />
Ardından yine aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi Bölge ve Dil seçeneğine tıklayın. İngilizce versiyonunda ise Region &amp; Language olarak geçmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Dördüncü Adım:</span><br />
<br />
Listededkei diller arasından Türkçe seçeneğini bularak “Add Language” butonuna basın. Ardından açılan dil listesinden Türkçe‘yi seçtikten sonra Tamam demeniz yeterlidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Beşinci Adım: </span><br />
<br />
Dil seçeneğini seçtikten sonra “Download” butonuna basarak inmesini bekleyin. İnme işlemi tamamlandıktan sonra son adıma geçebilirsiniz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Altıncı Adım:</span><br />
<br />
İndirme işlemi bittikten sonra indirmiş olduğunuz dili “Varsayılan olarak ayarla” demeniz gereklidir. İngilizce dilinde “Set as default” demeniz yeterlidir. Ardından bilgisayarınıza reset attıktan sonra yeni dil paketiniz hazır olarak karşınıza gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Önemli NOT:</span> Windows 10 Dil değiştirme işlemi şuan için Windows 10 Home versiyonunda geçerli değildir. Windows 10 Home kullanan kişiler dil değiştirme işlemini Denetim masası üzerinden gerçekleştiremiyor.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gününmüzdeki Arabalarda Kullanılan En Önemli 10 İcat]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7869</link>
			<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 18:44:17 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7869</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gününmüzdeki Arabalarda Kullanılan En Önemli 10 İcat</span><br />
<br />
Gerçek anlamda içten yanmalı motora sahip olan ilk otomobil, 1885’te herkesin bildiği Alman mühendis Karl Benz tarafından icat edilmiş ve üretimine başlanmıştır. 1885 tarihi öncesinde de ciddi olarak kabul edilen denemeler gerçekleştirilmiştir ancak bu tarihe kadar başarılı bir sonuç alınamamıştır.<br />
<br />
İçten yanmalı motor konusunda başarı sağlanınca sıra; otomobildeki güvenlik, konfor ve tüketim ihtiyaçları doğrultusunda teknolojinin geliştirilmesine gelmiştir. Günümüze kadar sayılmakta olan alanların hepsinde çeşitli teknoloji gelişimleri sağlanmıştır. Bu makalede, geliştirilmiş olan icatlardan en önemli kabul edilen 10 tanesi hakkında bilgi verilecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1) Otomatik Vites</span><br />
<br />
Günümüz koşullarında seçmeli bir imkan olarak sunulan otomatik vitesin geçmişi 1904 yılına dayanmaktadır. Bu tarihte Sturtevant kardeşler tarafınca Amerika’nın Boston eyaletinde icat edilmiştir. O zamanın koşullarına uygun olarak bu araçta, yüksek ve alçak olarak yalnızca 2 ileri vites bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2) ABS Fren Sistemi</span><br />
<br />
Artık tüm araçlarda bulunmakta olan ABS fren sistemi, ilk olarak 1929’da Fransız asıllı Gabriel Voisin tarafınca, uçaklara mekanik özellikli olan ABS fren sistemi uygulanmıştır. 1960 yılına gelindiğindeyse tam elektronik olarak çalışan sistem, Fransız Concorde uçaklarında kullanılmıştır. 1971 yılına gelindiğinde ise Amerikan Chrysler firması tarafından dönemin meşhur Imperial modelinde tam otomatik haliyle ABS sistemi kullanılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3) Emniyet Kemeri</span><br />
<br />
Günümüzde emniyet kemeri takmak artık hayati bir önem taşımakta olan bir zorunluluktur. Emniyet kemerinin patenti 1885 yılında alınmıştır. Önceleri, yalnızca tehlikeli işlerde çalışmakta olan kişilere uygulanan bu kemer, 1911 yılına gelindiğinde ilk defa savaş uçaklarında kullanılmaya başlanmıştır.<br />
<br />
1949’da Amerikan Nash firması ile otomobillere giren emniyet kemeri, 1955 yılında Ford firmasının da otomobillerinde opsiyonlu olarak kullanıma başlamasıyla birlikte yaygınlaşmaya başlamıştır. 1958 yılına gelindiğinde İsveç SAAB markası, emniyet kemerinin önemini kavrayarak bunu standart olarak sunan ilk otomobil markası olmuştur.<br />
<br />
Günümüzde de kullanılmaya devam eden 3 noktadan bağlı emniyet kemeri, ilk olarak İsveç’in Volvo markası tarafından 1959 yılında piyasaya sunulmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4) Hava Yastığı</span><br />
<br />
Hava yastıklarının ilk tasarımları, 1940’lı yıllarda icat edilmiştir. 1951 yılına gelindiğinde Amerikan ve Alman mühendislerce ayrı çalışmalar sonucunda farklı tiplerde hava yastıkları patentleri alınmıştır. Hava yastıklarının otomobillerde kullanımı, ilk olarak 1970’li yılların başlarında gerçekleşmiştir. Bu yıllarda Amerikan devletinin satın almış olduğu resmi Ford ve GM grubu otomobillerde kullanılmıştır.<br />
<br />
Hava yastıklarının resmi araçlar dışındaki ilk kullanımları ise, GM grubuna bağlı olan Oldsmobile markasının oldukça ilgi çekici modeli olan Toronado modelinde 1973 yılında gerçekleşmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5) Hidrolik Direksiyon</span><br />
<br />
Günümüzde tüm arabalarda standart olan hidrolik direksiyon, 1876 yılında icat edilmiştir. 1903 yılına gelindiğinde kamyonlarda kullanılmaya başlanmıştır. Otomobillerde hidrolik direksiyonun kullanımı ise kamyonlarda kullanımından sonra yani 1951 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Hidrolik direksiyonun ilk kullanıldığı araç, Amerikan Chrysler markası olan siyah beyaz filmlerde sıklıkla karşılaştığımız Imperial modelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6) Klima</span><br />
<br />
Klimanın icadı 1902 yılına dayanmaktadır. O yıl Amerikan Willis Carrier tarafından icat edilmiştir. Klimaların otomobillerde kullanımı ise ilk olarak 1933’te gerçekleşmiştir. New York merkezli olan bir firma, limuzin gibi lüks araçlara sonradan klima montaj işini gerçekleştirmiştir.<br />
<br />
Fabrika çıkışlı araçlarda bir opsiyon olarak klimanın kullanımı ise 1939’da Packard markasına nasip olmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7) Turbo Şarj</span><br />
<br />
Turbo şarj, Alman Gottlieb Daimler tarafından 1885 yılında icat edilmiştir. Fakat Turbo Şarj isminin patent olarak alınması ve geliştirilmesi 1905 yılında İsviçreli bilim adamı olan Alfred Büchi tarafından gerçekleştirilmiştir. Turbo şarjın ilk kullanımı, 1. Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan savaş uçaklarında olmuştur. Otomobillerde ilk kullanımı ise 1960’lı yıllarda kırmızı rengin kendisine en çok yakıştığı araba olan Chevrolet Corvair Monza modeli ile gerçekleşmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">8) ESC</span><br />
<br />
Ülkemizde de artık zorunlu bir özellik olan ESC (Elektronik Stabilite Kontrol) sisteminin icadı 1987 yılına dayanmaktadır. O yıl Alman BMW markası, ESC sistemini icat etmiştir. Bu sistem farklı markalar tarafından farklı kısaltmalar ile kullanılmaktadır. (Örneğin; ESP, ESC, DSC vb.)<br />
<br />
ESC sistemi, geyik testi ismi verilen sert slalom hareketlerinin uygulanmasıyla gerçekleştirilen test ile bütünleşmiş olarak gerçekleştirilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">9) Elektrikli Otomobiller</span><br />
<br />
Elektrikli otomobiller, günümüzde pek çok kişi için yeni izlenimi verse de geçmişi aslında içten yanmalı olarak çalışan otomobillerden daha eskiye dayanmaktadır. Elektrikli otomobillerin icadı, 1800’lü yılların ortalarına dayanmaktadır. Bu teknoloji konusunda en ciddi yükselişlerse 1900’lü yılların başlarında yaşanmıştır. Fakat o yıllarda içten yanmalı olarak çalışan otomobillerin kullanımı ve benzinin iyi rafine edilebilmesi sebebiyle ucuzlaması dolayısıyla, elektrikli otomobillere olan talep giderek azalmıştır.<br />
<br />
Günümüz koşullarında petrol kaynaklarının giderek tükenmesi ve çevre kirliği hakkında olumsuz etkisinin çok olması nedeniyle, elektrikli otomobillerin önümüzdeki 50 yıllık süreçte hızla ve iyi bir ilerleme yapması beklenmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">10) Tubeless (İç Lastiksiz) Lastik</span><br />
<br />
1928-1944 yılları arasında, pek çok tubeless lastik modelinin patenti alınmıştır ancak üretimleri sınırlı tutulmuştur, bu yüzdende çok yaygınlaşamamıştır. 1952 yılında, günümüzde kullanılmakta olan lastik teknolojisine yakın bir teknolojide, BF Goodrich markası patent almıştır. 1955 yılından itibaren de bu lastikler, pek çok otomobil markasında bir standart haline gelmiştir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Gününmüzdeki Arabalarda Kullanılan En Önemli 10 İcat</span><br />
<br />
Gerçek anlamda içten yanmalı motora sahip olan ilk otomobil, 1885’te herkesin bildiği Alman mühendis Karl Benz tarafından icat edilmiş ve üretimine başlanmıştır. 1885 tarihi öncesinde de ciddi olarak kabul edilen denemeler gerçekleştirilmiştir ancak bu tarihe kadar başarılı bir sonuç alınamamıştır.<br />
<br />
İçten yanmalı motor konusunda başarı sağlanınca sıra; otomobildeki güvenlik, konfor ve tüketim ihtiyaçları doğrultusunda teknolojinin geliştirilmesine gelmiştir. Günümüze kadar sayılmakta olan alanların hepsinde çeşitli teknoloji gelişimleri sağlanmıştır. Bu makalede, geliştirilmiş olan icatlardan en önemli kabul edilen 10 tanesi hakkında bilgi verilecektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">1) Otomatik Vites</span><br />
<br />
Günümüz koşullarında seçmeli bir imkan olarak sunulan otomatik vitesin geçmişi 1904 yılına dayanmaktadır. Bu tarihte Sturtevant kardeşler tarafınca Amerika’nın Boston eyaletinde icat edilmiştir. O zamanın koşullarına uygun olarak bu araçta, yüksek ve alçak olarak yalnızca 2 ileri vites bulunmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">2) ABS Fren Sistemi</span><br />
<br />
Artık tüm araçlarda bulunmakta olan ABS fren sistemi, ilk olarak 1929’da Fransız asıllı Gabriel Voisin tarafınca, uçaklara mekanik özellikli olan ABS fren sistemi uygulanmıştır. 1960 yılına gelindiğindeyse tam elektronik olarak çalışan sistem, Fransız Concorde uçaklarında kullanılmıştır. 1971 yılına gelindiğinde ise Amerikan Chrysler firması tarafından dönemin meşhur Imperial modelinde tam otomatik haliyle ABS sistemi kullanılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">3) Emniyet Kemeri</span><br />
<br />
Günümüzde emniyet kemeri takmak artık hayati bir önem taşımakta olan bir zorunluluktur. Emniyet kemerinin patenti 1885 yılında alınmıştır. Önceleri, yalnızca tehlikeli işlerde çalışmakta olan kişilere uygulanan bu kemer, 1911 yılına gelindiğinde ilk defa savaş uçaklarında kullanılmaya başlanmıştır.<br />
<br />
1949’da Amerikan Nash firması ile otomobillere giren emniyet kemeri, 1955 yılında Ford firmasının da otomobillerinde opsiyonlu olarak kullanıma başlamasıyla birlikte yaygınlaşmaya başlamıştır. 1958 yılına gelindiğinde İsveç SAAB markası, emniyet kemerinin önemini kavrayarak bunu standart olarak sunan ilk otomobil markası olmuştur.<br />
<br />
Günümüzde de kullanılmaya devam eden 3 noktadan bağlı emniyet kemeri, ilk olarak İsveç’in Volvo markası tarafından 1959 yılında piyasaya sunulmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4) Hava Yastığı</span><br />
<br />
Hava yastıklarının ilk tasarımları, 1940’lı yıllarda icat edilmiştir. 1951 yılına gelindiğinde Amerikan ve Alman mühendislerce ayrı çalışmalar sonucunda farklı tiplerde hava yastıkları patentleri alınmıştır. Hava yastıklarının otomobillerde kullanımı, ilk olarak 1970’li yılların başlarında gerçekleşmiştir. Bu yıllarda Amerikan devletinin satın almış olduğu resmi Ford ve GM grubu otomobillerde kullanılmıştır.<br />
<br />
Hava yastıklarının resmi araçlar dışındaki ilk kullanımları ise, GM grubuna bağlı olan Oldsmobile markasının oldukça ilgi çekici modeli olan Toronado modelinde 1973 yılında gerçekleşmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">5) Hidrolik Direksiyon</span><br />
<br />
Günümüzde tüm arabalarda standart olan hidrolik direksiyon, 1876 yılında icat edilmiştir. 1903 yılına gelindiğinde kamyonlarda kullanılmaya başlanmıştır. Otomobillerde hidrolik direksiyonun kullanımı ise kamyonlarda kullanımından sonra yani 1951 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Hidrolik direksiyonun ilk kullanıldığı araç, Amerikan Chrysler markası olan siyah beyaz filmlerde sıklıkla karşılaştığımız Imperial modelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">6) Klima</span><br />
<br />
Klimanın icadı 1902 yılına dayanmaktadır. O yıl Amerikan Willis Carrier tarafından icat edilmiştir. Klimaların otomobillerde kullanımı ise ilk olarak 1933’te gerçekleşmiştir. New York merkezli olan bir firma, limuzin gibi lüks araçlara sonradan klima montaj işini gerçekleştirmiştir.<br />
<br />
Fabrika çıkışlı araçlarda bir opsiyon olarak klimanın kullanımı ise 1939’da Packard markasına nasip olmuştur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">7) Turbo Şarj</span><br />
<br />
Turbo şarj, Alman Gottlieb Daimler tarafından 1885 yılında icat edilmiştir. Fakat Turbo Şarj isminin patent olarak alınması ve geliştirilmesi 1905 yılında İsviçreli bilim adamı olan Alfred Büchi tarafından gerçekleştirilmiştir. Turbo şarjın ilk kullanımı, 1. Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan savaş uçaklarında olmuştur. Otomobillerde ilk kullanımı ise 1960’lı yıllarda kırmızı rengin kendisine en çok yakıştığı araba olan Chevrolet Corvair Monza modeli ile gerçekleşmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">8) ESC</span><br />
<br />
Ülkemizde de artık zorunlu bir özellik olan ESC (Elektronik Stabilite Kontrol) sisteminin icadı 1987 yılına dayanmaktadır. O yıl Alman BMW markası, ESC sistemini icat etmiştir. Bu sistem farklı markalar tarafından farklı kısaltmalar ile kullanılmaktadır. (Örneğin; ESP, ESC, DSC vb.)<br />
<br />
ESC sistemi, geyik testi ismi verilen sert slalom hareketlerinin uygulanmasıyla gerçekleştirilen test ile bütünleşmiş olarak gerçekleştirilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">9) Elektrikli Otomobiller</span><br />
<br />
Elektrikli otomobiller, günümüzde pek çok kişi için yeni izlenimi verse de geçmişi aslında içten yanmalı olarak çalışan otomobillerden daha eskiye dayanmaktadır. Elektrikli otomobillerin icadı, 1800’lü yılların ortalarına dayanmaktadır. Bu teknoloji konusunda en ciddi yükselişlerse 1900’lü yılların başlarında yaşanmıştır. Fakat o yıllarda içten yanmalı olarak çalışan otomobillerin kullanımı ve benzinin iyi rafine edilebilmesi sebebiyle ucuzlaması dolayısıyla, elektrikli otomobillere olan talep giderek azalmıştır.<br />
<br />
Günümüz koşullarında petrol kaynaklarının giderek tükenmesi ve çevre kirliği hakkında olumsuz etkisinin çok olması nedeniyle, elektrikli otomobillerin önümüzdeki 50 yıllık süreçte hızla ve iyi bir ilerleme yapması beklenmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">10) Tubeless (İç Lastiksiz) Lastik</span><br />
<br />
1928-1944 yılları arasında, pek çok tubeless lastik modelinin patenti alınmıştır ancak üretimleri sınırlı tutulmuştur, bu yüzdende çok yaygınlaşamamıştır. 1952 yılında, günümüzde kullanılmakta olan lastik teknolojisine yakın bir teknolojide, BF Goodrich markası patent almıştır. 1955 yılından itibaren de bu lastikler, pek çok otomobil markasında bir standart haline gelmiştir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hidrolik Servo Direksiyon Nedir -Kim icad Etti Faydalari]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7868</link>
			<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 18:31:33 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7868</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Servo Direksiyon Nedir -Kim icad Etti Faydalari Nelerdir?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON NEDİR?</span><br />
<br />
Eski tip direksiyonlarda olduğu gibi, hidrolik direksiyonda da direksiyonu sağa ya da sola çevirdiğinizde bir pompanın yardımıyla pompalanan yağın tahrikinin etkisiyle direksiyonun dönmektedir. Bu sistemde mekanik komponentler yerine hidrolik sistem kullanıldığından, normal direksiyondan daha hafif bir tur atma imkânı sunmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYONUN BİLEŞENLERİ NELERDİR?</span><br />
<br />
1–Direksiyon simidi<br />
<br />
2–Direksiyon mili<br />
<br />
3–Direksiyon dişli kutusu<br />
<br />
4–Direksiyon amortisörü<br />
<br />
5–Komuta kolu<br />
<br />
6–Rotlar ve rot başları<br />
<br />
7–Direksiyon hidrolik pompası<br />
<br />
8–Direksiyon mafsalı<br />
<br />
9–Avare kol<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON SİSTEMİNİN FAYDALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
* Sürücünün direksiyonu çevirmek için kullandığı enerji sarfiyatını minimuma indirir.<br />
<br />
* Direksiyonun manevra sırasında daha az direksiyon hareketiyle daha fazla dönme açısı elde edilmesini sağlar.<br />
<br />
* Aracın lastiği patladığında direksiyonun ağırlaşmasını ve kontrol kaybını önler.<br />
<br />
* Kısa ve dar alanlarda manevra kolaylığı sağlar, böylece daha rahat park imkanı sağlar<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON ARIZALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
Yukarıda direksiyon sistemi bileşenleri bölümünde yazılan parçaların hemen hemen tamamı arızalanabilmektedir. Ancak genel olarak bir analiz yapacak olursak; en fazla arızalanan parçalar; direksiyon dişli kutusu ve direksiyon pompasıdır. Bu parçalar aktif olarak sistem içerisinde sürekli kullanıldığından aşınmalara ve bozulmalara daha müsait yapıdadır. Bu iki komponentlerin arasından özellikle direksiyon dişli kutusu en çok arızalanan parçadır. Bu parçanın tamiri yapılabilmektedir, ancak zaman içerisinde arızanın yeniden meydana gelme ihtimali yüksektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DİREKSİYON ARIZASI YAŞAMAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?</span><br />
<br />
–Araç durur vaziyetteyken direksiyonu çevirmek rot kollarına ve rot başlarına zarar verir, bu sebeple araç durur haldeyken direksiyonunuzu çevirmeyiniz.<br />
<br />
–Direksiyon hidrolik yağınızı sık sık kontrol ettirin. Oynar aksamların genel olarak yağsız kalması sistemin çalışmasını bozar ve sisteme zarar verebilir.<br />
<br />
–Amortisörlerin bakımlarını ve gerekiyorsa değişimlerini düzenli olarak yaptırın.<br />
<br />
–Direksiyonu tam tur çevirdiğinizde en son noktaya kadar çevirmeyin.  Çünkü bu gibi durumlarda direksiyon yağ pompası gereğinden fazla zorlanacağından arıza çıkarma ihtimali artmaktadır.<br />
Hidrolik direksiyon tamiri nasıl yapılmaktadır?<br />
<br />
Öncelikle arıza tespiti dolayısıyla arızalanan parçanın tespiti yapılmalıdır. Buna bağlı olarak arızalı hidrolik direksiyon parçaları, yenisi ile değiştirilmeli yada tamiri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Direksiyon Arıza tespiti Nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Hidrolik direksiyonların arızaları sistemin tüm bileşenlerinin bir direksiyon test cihazı vasıtasıyla tek tek test edilmesiyle bulunur. Dolayısıyla profesyonel Direksiyon revizyon merkezleri ve tamiri yapan kişilerin bu konuda kendini kanıtlamış bir cihaz kullanmaları gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ELEKTRİKLİ DİREKSİYON SİSTEMİ NEDİR ?</span><br />
<br />
Aslında Elektrikli direksiyon sistemi hidrolik direksiyon istemini de içerisinde ihtiva edebilen bu sistemin daha da gelişmiş halidir. Bu sistem günümüzde oldukça yaygınlaşmıştır. Elektrikli direksiyon sisteminin yaygınlaşmasındaki en büyük faktör; daha düşük yakıt tüketimi, daha az parça ve bakım maliyetidir. Bunların yanı sıra bu sistemin daha bir çok artısı bulunmaktadır. Otomotiv sektöründe tüm üreticiler “verimlilik” ve “çevrecilik” başlıkları altında  yeni nesil araçlar üretiyorlar, elektrikli direksiyonlar da bunun bu başlıkların bir sonucudur; daha hafif, motorun güç kaybını en aza indiren (bu daha düşük yakıt tüketimi demektir) ve da az yer kaplayan donanımlar kullanıyorlar.<br />
<br />
  <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sistemi Çeşitleri</span><br />
<br />
    Elektrohidrolik Direksiyon Sistemi (mekanik hidrolik pompa yerine, elektrikli hidrolik pompa ihtiva eder)<br />
<br />
<br />
      2. Elektromekanik Direksiyon Sistemi (Elektrikli Servo Direksiyon ve Servotronik Direksiyon)<br />
<br />
 <br />
<br />
            *Direksiyon milini döndüren elektrikmotoru (elektrik motoru direksiyon milini döndürür)<br />
<br />
            *Çift pinyonlu elektromekanik direksiyon (elektrik motoru, direkt kremayeri hareket ettirir)<br />
<br />
<br />
    Elektrikli Direksiyon (Steer by wire: Kablolu direksiyon. Mekanik bağlantı olmadan elektronik sürüş. Henüz çok yaygın kullanılmamaktadır)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yakıt ekonomisi ve kullanılan teknoloji bakımından sıralarsak;</span><br />
<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sistemi; Yakıt tüketimi fazla, hıza duyarlı direksiyonun uygulanması zor, otomatik park yok.<br />
<br />
Elektrohidrolik direksiyon sistem; Yakıt tüketimi, hidrolik direksiyona göre daha az, hıza duyarlı direksiyonun uygulanması daha kolay, otomatik park sistemi yok.<br />
<br />
Elektrikli direksiyon: Yakıt tüketimi en az, hıza duyarlı direksiyon ve otomatik park sistemi uygulanabilir.<br />
<br />
Yeni nesil araçlarda yaygın olarak kullanılan direksiyon sistemleri: elektro hidrolik direksiyon sistemi ve elektrikli direksiyon sistemidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sisteminin Özellikleri ve Yapısı</span><br />
<br />
Bu sistemde sürücünün direksiyonu çevirme kuvvetine ilave (yardımcı) olarak bir elektrik motoru, direksiyon milinin kuvvetini (tork) arttırır, bu sayede duruş-yavaş sürüş-park-manevra gibi direksiyonun çevirmenin en zor olduğu ve çevirme miktarının en fazla olduğu, en çok desteğe ihtiyaç duyulan anlarda direksiyona daha yumuşak ve rahat bir şekilde kumanda edilebilr. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı azaldıkça, tekerleği döndürme (yönlendirme) sırasında oluşan direnç artar; yani ilave (servo) güç gereksinimi daha fazla olur. Yük arttıkça, hız azaldıkça, dolayısıyla sürtünme direnci arttıkça; direksiyonla tekerleklere kumanda etmek zorlaşır, dolayısıyla direksiyonun yumuşak olabilmesi için, ilave güç ihtiyacı artar.<br />
<br />
<br />
Elektromekanik direksiyonda, aracın hızı arttıkça direksiyonun sertleştirilmesi sağlanır; bu sayede yüksek hızlarda sürüş güvenliği artmış olur. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı arttıkça, direksiyon kumandası sırasında oluşan sürtünme direnci azalır; yani ilave (servo) güce gereksinim kalmaz. Geliştirilen bu sistem sayesinde elektrikli direksiyon sistemi, direksiyon sertliği ayarlamak için ilave bir donanıma ihtiyaç duymaz, ama hidrolik sistem ilave donanıma ihtiyaç duyar.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyonda, hidrolik donanımlar tamamen saf dışı bırakılmış yani kullanılmamıştır.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyon sisteminde hidrolik pompa olmadığından bu sistem motor gücünü emmez, sadece direksiyon çevrildiğinde elektrik akımını kullanır. Böylece yakıt tasarrufu sağlanır.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyon sayesinde; Otomatik park sistemi (park asistanı) kullanımı mümkün olmuştur. Direksiyon elektronik kontrol ünitesi (Direksiyon ECU’sü) komutasında, direksiyon kendiliğinden çevirilebilir ve araç kendiliğinden park edebilir. Hidrolik veya elektrohidrolik direksiyonlu araçlarda otomatik park yardımı sistemi direksiyon kontrol ünitesi bulunmadığından mümkün değildir.<br />
<br />
Yine bu direksiyonun geliştirilmesiyle şerit takip sistemi kullanımı mümkün olmuştur. Aynı şekilde direksiyon sistemini kontrol eden unite ve sensörler sayesinde direksiyona müdahale edilip aracın şeritte kalması sağlanır.<br />
<br />
Direksiyonun çevirilmesini müteakip, direksiyonun kendiliğinden toplanmasına ve düz konuma geçmesine, elektrikli direksiyon sistemi yardımcı olmaktadır.<br />
<br />
Direksiyon manevra yönünün ve çevirme  kuvvetinin algılanması için sistemde eski sistemlerde olduğu gibi burulma mili kullanılmaktadır. Burulma mili; direksiyon konum sensörü ve tork sensörüyle birlikte çalışır.<br />
<br />
Elektrikli Direksiyon Sisteminin Avantajları Nelerdir?<br />
<br />
*Daha düşük yakıt tüketimi,<br />
<br />
*Daha az parça (yağ, pompa, hortum, valf, silindir vb.),<br />
<br />
*Daha basit yapı, daha hafif ve daha az yer kaplar (kompakt yapı),<br />
<br />
*Daha fazla konfor ve daha iyi sürüş güvenliği<br />
<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde hidrolik basınç, bir hidrolik pompa vasıtasıyla üretilir, pompa hareketini motordan (kranktan) alır, bu ise motora ekstra bir yük bindirerek daha fazla yakıtın yakılmasına sebep olur. Elektrikli direksiyonda hidrolik pompa yoktur, sadece elektrikli bir motor vardır. Dolayısıyla motora ekstra yük binmez.<br />
<br />
 Hidrolik direksiyon sisteminde, direksiyon döndürülse de döndürülmese de, hidrolik pompa çalışmaya devam eder ve motordan güç çeker, yakıt tüketimi artar; fakat elektrikli direksiyondaki elektrikli motor sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik enerjisi harcar. Bir yolcuğun ortalama sadece %10’unda direksiyon çevrilir, %90’ı boyunca direksiyon manevrasına ihtiyaç duyulmaz.<br />
<br />
Araç dururken veya park-manevra sırasında en fazla ihtiyaç duyulan destek kuvveti, hidrolik direksiyonun sağlaması daha zordur, çünkü bu sırada motor devri, yani pompanın devri de düşüktür, sistem yeterince yüksek hidrolik basınç üretemez. Bu sebeple direksiyon yeterince yumuşak olmayabilir.<br />
<br />
Hidrolik direksiyonda çok fazla parça vardır. Bu durum; fazla ağırlık, çok yer kaplaması ve fazla maliyet demektir. Elektrikli direksiyonda; az parça, daha az yer kaplama, daha az maliyet, daha kolay bakım söz konusudur.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde; otomatik park sistemi (park asistanı) veya şerit takip sistemi gibi yeni nesil teknolojiler uygulanamaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Servo Direksiyon Ne Demektir?</span><br />
<br />
Otomotiv sektöründe  “servo” ilave güç , ilave destek anlamında kullanılan, küçük bir kuvvet ile daha büyük kuvvetler elde edilmesi prensibine dayanan bir terimdir. Servo direksiyon teriminden; bu direksiyon siteminin bir yardımcı güç donanımıyla donatılmış olduğu (elektrikli veya hidrolik) anlaşılmalıdır. Servo direksiyonda, direksiyon simidini çevirme işlemi sırasında sürücü dışında ilave bir güç kaynağının ilave bir kuvvetle sistemi desteklemektedir. Dolayısıyla mekanik olmayan tüm direksiyonlara servo direksiyon diyebiliriz. Servo desteği; sürücünün direksiyonu döndürme kuvvetine ilave olarak, servolar yardımıyla sürücünün kuvveti uyguladığı yönde bir kuvvet uygulanmasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektronik Direksiyon Tamiri<br />
Elektrikli Direksiyon Tamiri Nasıl Yapılır?</span><br />
<br />
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir hastayı tedavi etmeye başlamadan önce nasıl ki hastalığın tespit edilmesi bazı tahlillerin yapılması gerekiyorsa direksiyon tamirine başlamadan önce aynı şekilde araç kullanıcısını dinlemek , test sürüşünde bulunmak ve direksiyon kutusu üzerinde gerekli testleri direksiyon test cihazıyla yapmak gerekmektedir.<br />
Direksiyon test cihazı vasıtasıyla gerekli olan veri toplanmış ve arızalı parça öğrenilmiş olur. Bu arızalı parçalar tamir edilir. Tamiri mümkün olmayan parçalar isteğinize göre orjinal veya çıkma parçalar ile değiştirilir. Sorun giderildikten ve direksiyon kutusu yerine yerleştirildikten sonra mutlaka test sürüşüne çıkılmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Direksiyon kutusu kaynaklı arızalara birkaç örnek;</span><br />
<br />
* Direksiyon simitini sağa – sola çevirirken takılma<br />
* Direksiyon da eskiye nazaran sertlik - kendini sıkma<br />
* Direksiyonun tek yönlü olarak sert olması<br />
* Yağ kaçağı<br />
* Direksiyonun toplamaması döndügü tarafta kalması<br />
* Direksiyonda boşluk<br />
<br />
Günümüzde pek çok araç, sabit bir konumda, manevra yaparken veya düşük hızlarda sürüş yaparken bir motorlu taşıtın direksiyon simidini çalıştırmak için gereken kuvveti azaltmak için bir güç direksiyonuna ( Latince servus 'hizmetçi' , 'köle') sahiptir. Servo direksiyon, sürücünün uyguladığı direksiyon kuvvetini bir hidrolik sistem (hidrolik pompa, kontrol, motor) veya elektrik motoru ile güçlendirerek sürücüye yönlendirmede yardımcı olur. Teknik olarak, hidrolik direksiyon terimi doğru değildir, çünkü direksiyon sadece bir servo tarafından gerçekleştirilmez, ancak mekanik olarak sabit bağlanır ve sadece motor (genellikle hidrolik veya elektrikli) desteklenir. Daha eski, teknik olarak daha doğru bir terim "hidrolik direksiyon" dir. Bu terim teorik sürücü testi için bazı testlerde kullanılsa da, "hidrolik direksiyon" terimi popüler bir şekilde geçerli olmasına rağmen.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik tahrik (HPS)<br />
Geçmişi<br />
</span><br />
İlk patentler daha önce mevcut olmasına rağmen, yönlendirmeyi nasıl kolaylaştıracağı konusunda araştırma yaparak başlayan ve 1926'da ilk hidrolik direksiyonunu tanıtan, Pierce Arrow'un kamyon bölümünün mühendisi olan Francis W. Davis idi. Davis daha sonra General Motors'a geçti ve bu hidrolik direksiyon sistemini yükseltti, ancak otomobil üreticisi bunları çok maliyetli olarak reddetti. Davis daha sonra bir otomotiv tedarikçisi olan Bendix'e taşındı. İkinci Dünya Savaşı'nda , özellikle ağır ya da zırhlı araçlar için hidrolik direksiyon talebi keskin bir şekilde arttı.<br />
<br />
Chrysler , bir otomobil sunan ilk otomobil üreticisi oldu - 1951 Chrysler Imperial - "hydraguide" hidrolik direksiyonlu. Bu sistem süresi dolmuş Davis patentlerine dayanıyordu. General Motors daha sonra Davis'in neredeyse yirmi yıl önce yaptığı çalışmaları üzerine çeken 1952 Cadillac modelleri için Saginaw Ürün Bölümü tarafından geliştirilen kendi hidrolik direksiyon sistemini tanıttı. Diğer bir yol ise, Gemmer Manufacturing Co. sistemi ile ortaklaşa geliştirilen 1953'lü , Packard Motorlu Araba Şirketi idi . Bu hidrolik direksiyon, direksiyon kolonuna değil şasiye takılıydı . Burada da kuvvet doğrudan direksiyon bağlantısına etki etmedi (direksiyon simidi dururken döndüğü zaman direksiyona zarar verebilir), ancak direksiyon geometrisine müdahale etti. Diğer bir avantaj, Packard Gemmer direksiyonunun sürekli çalıştığı halde, Saginaw versiyonunda, sistemin ancak belirli bir basınçtan sonra devreye girmesi nedeniyle ilk önce bir direncin üstesinden gelinmesi gerektiğiydi. Bu ilke daha sonra genel olarak geçerliydi.<br />
<br />
Günümüzde hemen hemen tüm arabalarda hidrolik direksiyon sistemi var, çünkü eğilim önden çekişe, daha ağır araçlara, daha geniş lastiklere ve dolayısıyla artan direksiyon kuvvetlerine doğru. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İşlev<br />
Hidrolik direksiyonun basitleştirilmiş prensibi</span><br />
<br />
Servo pompa ( hidrolik pompa ), direksiyondan sürekli bir hacim akışı iletir. Ancak dümdüz sürüş sırasında veya direksiyon hareketleri düşükken direksiyonun herhangi bir güç desteğine ihtiyacı olmadığından, yağ doğrudan tanka geri akar. Elde edilen basınca akış basıncı denir. Bu, içinden serbestçe su akabileceğiniz bir bahçe hortumu ile karşılaştırılabilir. Her ne kadar pompa sürekli çalışıyorsa da, arabadaki diğer tüketicilere göre daha az enerji kullanıyor. Klima, ısıtmalı arka cam, koltuk ısıtması, vb. Olarak. Bir direksiyon hareketinin gerçekleştiği anda, bu hacim akışının bir kısmı direksiyonun çalışma alanına yönlendirilir. Sistemde bir baskı yaratır. Direksiyonu bir yönde tamamen döndürdüğünüzde en yüksek basınca ulaşılır. Bu anda, tüm hacim akışı, yağ doğrudan geri akmadan, çalışma alanına yönlendirilir. Pompa tıkanıyor. Elde edilen basınç, basınç emniyet valfi tarafından sistem basıncını maksimum basınca kontrol eder. Bu, şimdi ve sonra park ederken duyduğunuz ıslıklara neden olur; o zamandan beri yağın akışı tamamen direksiyonun çalışma alanlarına yönlendirilir. Bu durumda, servo pompanın maksimum gücü sağlanır. Bir elektromekanik direksiyona kıyasla hidrolik direksiyonun bir başka dezavantajı, şaft contalarının (Simmerrings) belirli bir çalışma süresinden sonra sızabilmesi ve ardından direksiyon dişlisinin karmaşık bir şekilde değiştirilmesi gerekmesidir. Üretici tarafından sık sık onarım yapılması, hidrolik direksiyonun parçalarında bulunmadığından, gerekirse tüm direksiyon dişlisinin değiştirilmesi gerekir.<br />
<br />
Bu, motorlu pompa, yağ haznesi, servo valf, hidrolik silindir ve ilgili basınç hatlarından oluşan bir hidrolik sistemdir. Servo valf, genellikle tanımlanmış sertliğe sahip bir torsiyon yayıdır. Sürücü direksiyon simidini döndürdüğünde, burulma yayı bükülür ve tepedeki valf açıklıklarını serbest bırakır, bu da sistemdeki hareketi daha da arttıran hidrolik sıvı akışını serbest bırakır. Bu, burulma yayının dayanağındaki direnci azaltır, böylelikle burulma yayının üst ucundaki valf kesiti tekrar azalır. Sistem kendi kendini ayarlıyor, burulma yayının sertliği hidrolik direksiyonun özelliklerini ayarlar. Daha ayrıntılı hidrolik direksiyon sistemleri, hıza bağlı olarak çalışır. Direksiyon hareketlerinin hidrolik güç yardımı daha sonra artan hızla azalır.<br />
<br />
Arıza eğilimli elektrikli bileşenlerin mevcut olmaması avantajlıdır; Arızalar veya hasarlar açık bir şekilde farkedilir, işlevler kolayca doğrulanabilir. <br />
<br />
Elektrikle çalışan hidrolik direksiyon, sadece direksiyon hareketleri gerçekleştiğinde çalışan bir elektrikli hidrolik direksiyon sistemidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli sürücünün avantajları:</span><br />
<br />
    Elektrikli sürücünün en büyük avantajı, direksiyonun uyarlamalı olarak tasarlanabilmesi ve ayrıca destek sistemleriyle üst üste konabilmesidir. Örneğin, yardımcı moment ve dolayısıyla direksiyon simidi kuvveti, araç hızına bağlı olarak değiştirilebilir. Park ederken (lastiğin torkuna bağlı yüksek raf kuvvetleri veya kaldırımda durduğunda tıkanma) ve yüksek hızda düşük güçlü direksiyonda (düşük raf gücü), güçlü direksiyon yardımı hedeflerinin çatışması çözülebilir. Direksiyon sistemi, ileri sürücü yardımı görevleri için bir aktüatör olarak kullanılabilir (örn. ESP II için otomatik direksiyon müdahaleleri, park ve şerit ayrılma uyarı sistemleri, vb.).<br />
    Ek olarak, direksiyon yardımı gerektiğinde tasarlanabilir, d. yani, yalnızca direksiyon işlemleri sırasında gerektiğinde çalışır ve geleneksel hidrolik direksiyon sistemlerine kıyasla 0.25 l / 100 km'ye varan yakıt tasarrufu sağlar.<br />
    Direksiyon tahriki motora bağlı olmadığından (hidrolik pompa için tahrik tahriki kullanılmaz), aynı direksiyon sistemi farklı motorlarla birlikte kullanılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli sürücünün dezavantajları:</span><br />
<br />
    Elektrik sistemlerinin işlevindeki kusur veya hasarların anlaşılması daha az kolaydır. Program kontrollü dijital sistemlerde, program kodunda dışlanamayan program hatalarıyla ilgili güvenlik kaygıları vardır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrohidrolik sürücü</span><br />
<br />
Hidrolik çalışma prensibi büyük ölçüde korunur. Bununla birlikte, kayış tahrikinin yerine, program kontrollü bir elektrik motoru, servo yağını direksiyon dişlisine ileten servo pompanın tahrikini devralır (EHPS = Elektro-Hidrolik Direksiyon ). Elektrikli servo pompanın mekanik kayış tahrikine ihtiyacı yoktur, motordan bağımsız olarak serbestçe konumlandırılabilir. Aracın elektrik sistemini tasarlarken pompanın güç gereksinimi dikkate alınmalıdır. Modern EHPS üniteleri, araç uygulamalarında 1 kW'a kadar hidrolik çıkış sağlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektromekanik tahrik<br />
<br />
Basitleştirilmiş elektrikli direksiyon prensibi</span><br />
<br />
Burada, direksiyonun mekaniği üzerindeki program kontrollü bir elektrikli aktüatör motoru (direksiyon kolonu veya direksiyon dişlisi) sürücünün direksiyon hareketlerini destekler ve üst üste getirir (EPS = Elektrikli Hidrolik Direksiyon , EPAS = Elektrikli Güç Destekli Direksiyon ). Hidrolikler, yani servo pompa, hidrolik direksiyon pompasından direksiyon dişlisine ve arkaya, hidrolik sıvısı ve yardımcı pistona kadar olan hortumlar elimine edilir. Kaza gibi mekanik hasar durumunda, elektronik direksiyon dişlisi sadece gres ile yağlandığından, yağ kaçamaz. Bunun yerine, bir elektrikli motor, mekanik direksiyon hareketinin sürücü tarafından destekleyici bir yardımcı güçle üst üste binmesine neden olur.<br />
<br />
Birisi farklı tip elektromekanik direksiyon sistemlerini farklılaştırıyor. Servo ünitesinin (motor, kontrol ünitesi) konumlandırılması ve redüksiyon dişlisinin versiyonu aşağıdaki alt bölümlere götürür:<br />
<br />
    C-EPS = Sütun EPS : Servo biriminin direksiyon hattına yerleştirilmesi, dişli tipi (sonsuz tekerlek / mil), z. BMW Z4'te.<br />
    P-EPS = Pinyon EPS : Servo ünitesinin direksiyon dişlisi dişlisinin üzerine yerleştirilmesi, ayrıca ikinci bir ayrı pinyon mili ile çift pinyonlu tahrik, dişli tipi (sonsuz tekerlek / mil), z. Mercedes-Benz CLA sınıfında .<br />
    R-EPS = Raf EPS : Servo ünitenin raf çevresinde paralel veya eşmerkezli olarak konumlandırılması, dişli tipi (eksen ve paralel düzenlemeli kayış ve döner bilyalı vida ), örn. B. VW Tiguan'da. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sisteminin Özellikleri ve Yapısı</span><br />
<br />
*Sürücünün direksiyonu döndürme kuvvetine ilave (yardımcı) olarak bir elektrik motoru, direksiyon milinin döndürme kuvvetini (tork) arttırır. Böylece direksiyon, duruş-yavaş sürüş-park-manevra gibi direksiyonun döndürmenin en zor olduğu ve döndürme miktarının en fazla olduğu, en çok desteğe ihtiyaç duyulan anlarda daha yumuşak bir şekilde döndürülebilir. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı azaldıkça, tekerleği döndürme (yönlendirme) sırasında oluşan sürtünme direnci artar; yani ilave (servo) güç gereksinimi maksimum olur. Yük arttıkça, hız azaldıkça, sürtünme direnci arttıkça; direksiyonla tekerlekleri döndürmek zorlaşır, bu sebeple direksiyonun yumuşak olabilmesi için, ilave güç ihtiyacı artar.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyonda, direksiyonun hız arttıkça sertleştirilmesi sağlanır; böylece yüksek hızlarda sürüş güvenliği artmış olur. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı arttıkça, döndürme sırasında oluşan sürtünme direnci azalır; yani ilave (servo) güce gereksinim kalmaz. Elektrikli direksiyon sistemi, direksiyon sertliği ayarlamak için ilave bir donanıma ihtiyaç duymaz, hidrolik sistem ilave donanıma ihtiyaç duyar.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyonda, hidrolik donanımlar tamamen atılmıştır.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyon sisteminde bir hidrolik pompa olmadığından motordan güç çalmaz, sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik akımını kullanır. Böylece yakıt tasarrufu sağlanır (100 km’de yaklaşık 0,2 litre).<br />
<br />
*Otomatik park sistemi (park asistanı) kullanımı mümkün olmuştur. Direksiyon elektronik kontrol ünitesi (Direksiyon ECU’sü) komutasında, direksiyon kendiliğinden döndürülebilir ve araç kendiliğinden park edebilir. Hidrolik veya elektrohidrolik direksiyonlu araçlarda otomatik park yardımı sistemi kullanılamaz.<br />
<br />
*Şerit takip sistemi kullanımı mümkün olmuştur. Yine araçtaki ECU ve sensörlerin de yardımıyla, direksiyona müdahale edilip aracın şeritte kalması sağlanabilir.<br />
<br />
*Direksiyonun döndürülmesinden sonra, direksiyonun kendiliğinden toplamasına, düz konuma geçmesine, elektrikli direksiyon sistemi yardımcı olabilir. Ayrıca düz konumda kalmasına destek vererek aracın düz sürüşüne katkı sağlayabilir.<br />
<br />
*Direksiyon simidi, dişli kutusu ve tekerlekler arasındaki mekanik bağlantı kesilmemiştir; böylece bir arıza olduğunda aracın direksiyonla yönlendirilmesi halen mümkündür.<br />
<br />
*Direksiyon manevra yönünün ve döndürme torkunun (sürücünün direksiyon döndürme kuvvetinin) algılanması için sistemde halen “burulma mili” kullanılır. Burulma mili; direksiyon konum sensörü ve tork sensörüyle birlikte çalışır.<br />
<br />
*Direksiyon sistemini, elektrik motoruyla bir arada bulunan “direksiyon kontrol ünitesi (ecu)” yönetir.<br />
Elektrikli Direksiyon Sisteminin Avantajları Nelerdir? Elektrikli Direksiyon Sistemine Neden İhtiyaç Duyulmuştur?<br />
<br />
*Daha düşük yakıt tüketimi,<br />
<br />
*Daha az parça (yağ, pompa, hortum, valf, silindir vb.),<br />
<br />
*Daha basit yapı, daha hafif ve daha az yer kaplar (kompakt yapı),<br />
<br />
*Daha fazla konfor ve daha iyi sürüş güvenliği<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde hidrolik basınç, bir hidrolik pompada üretilir, pompa hareketini motordan (kranktan) alır, bu ise motora ekstra bir yük bindirerek daha fazla yakıtın yakılmasına sebep olur. Bu durum kötü yakıt ekonomisi ve emisyon değerlerinin artması (kötü çevresel etki) demektir. Elektrikli direksiyonda hidrolik pompa yoktur, sadece elektrikli bir motor vardır.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde, direksiyon döndürülse de döndürülmese de, hidrolik pompa çalışmaya devam eder ve motordan güç çeker, yakıt tüketimi artar; fakat elektrikli direksiyondaki elektrikli motor sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik enerjisi harcar. Bir yolcuğun ortalama sadece %10’unda direksiyon çevrilir, %90’ı boyunca direksiyon manevrasına ihtiyaç duyulmaz.<br />
<br />
Araç dururken veya park-manevra sırasında en fazla ihtiyaç duyulan destek kuvveti, hidrolik direksiyonun sağlaması daha zordur, çünkü bu sırada motor devri, yani pompanın devri de düşüktür, sistem yeterince yüksek hidrolik basınç üretemez. Bu sebeple direksiyon yeterince yumuşak olmayabilir.<br />
<br />
Hidrolik direksiyonda çok fazla parça vardır. Bu durum; fazla ağırlık, çok yer kaplaması ve fazla maliyet demektir. Elektrikli direksiyonda; az parça, daha az yer kaplama, daha az maliyet, daha kolay bakım söz konusudur.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde; otomatik park sistemi (park asistanı) veya şerit takip sistemi gibi yeni nesil teknolojiler uygulanamaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Servo Direksiyon Ne Demektir?</span><br />
<br />
 <br />
<br />
Otomotivde “servo” ilave güç , ilave destek anlamında kullanılan, küçük bir kuvvet ile daha büyük kuvvetler elde edilmesi prensibine dayanan bir terimdir. Servo direksiyon denildiğinde; bu direksiyon siteminin bir yardımcı güç donanımıyla donatılmış olduğu (elektrikli veya hidrolik) anlaşılmalıdır. Servo direksiyonda, direksiyon simidini döndürmede sürücü dışında ilave bir güç kaynağının ilave bir kuvvetle sistemi desteklediği anlaşılır. Mekanik olmayan tüm direksiyonlara servo direksiyon diyebiliriz.Servo desteği; sürücünün direksiyonu döndürmek kuvvetine ilave olarak, sistemin uyguladığı kuvvet sonucu oluşan destektir.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Servo Direksiyon Nedir -Kim icad Etti Faydalari Nelerdir?</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON NEDİR?</span><br />
<br />
Eski tip direksiyonlarda olduğu gibi, hidrolik direksiyonda da direksiyonu sağa ya da sola çevirdiğinizde bir pompanın yardımıyla pompalanan yağın tahrikinin etkisiyle direksiyonun dönmektedir. Bu sistemde mekanik komponentler yerine hidrolik sistem kullanıldığından, normal direksiyondan daha hafif bir tur atma imkânı sunmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYONUN BİLEŞENLERİ NELERDİR?</span><br />
<br />
1–Direksiyon simidi<br />
<br />
2–Direksiyon mili<br />
<br />
3–Direksiyon dişli kutusu<br />
<br />
4–Direksiyon amortisörü<br />
<br />
5–Komuta kolu<br />
<br />
6–Rotlar ve rot başları<br />
<br />
7–Direksiyon hidrolik pompası<br />
<br />
8–Direksiyon mafsalı<br />
<br />
9–Avare kol<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON SİSTEMİNİN FAYDALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
* Sürücünün direksiyonu çevirmek için kullandığı enerji sarfiyatını minimuma indirir.<br />
<br />
* Direksiyonun manevra sırasında daha az direksiyon hareketiyle daha fazla dönme açısı elde edilmesini sağlar.<br />
<br />
* Aracın lastiği patladığında direksiyonun ağırlaşmasını ve kontrol kaybını önler.<br />
<br />
* Kısa ve dar alanlarda manevra kolaylığı sağlar, böylece daha rahat park imkanı sağlar<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">HİDROLİK DİREKSİYON ARIZALARI NELERDİR?</span><br />
<br />
Yukarıda direksiyon sistemi bileşenleri bölümünde yazılan parçaların hemen hemen tamamı arızalanabilmektedir. Ancak genel olarak bir analiz yapacak olursak; en fazla arızalanan parçalar; direksiyon dişli kutusu ve direksiyon pompasıdır. Bu parçalar aktif olarak sistem içerisinde sürekli kullanıldığından aşınmalara ve bozulmalara daha müsait yapıdadır. Bu iki komponentlerin arasından özellikle direksiyon dişli kutusu en çok arızalanan parçadır. Bu parçanın tamiri yapılabilmektedir, ancak zaman içerisinde arızanın yeniden meydana gelme ihtimali yüksektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">DİREKSİYON ARIZASI YAŞAMAMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?</span><br />
<br />
–Araç durur vaziyetteyken direksiyonu çevirmek rot kollarına ve rot başlarına zarar verir, bu sebeple araç durur haldeyken direksiyonunuzu çevirmeyiniz.<br />
<br />
–Direksiyon hidrolik yağınızı sık sık kontrol ettirin. Oynar aksamların genel olarak yağsız kalması sistemin çalışmasını bozar ve sisteme zarar verebilir.<br />
<br />
–Amortisörlerin bakımlarını ve gerekiyorsa değişimlerini düzenli olarak yaptırın.<br />
<br />
–Direksiyonu tam tur çevirdiğinizde en son noktaya kadar çevirmeyin.  Çünkü bu gibi durumlarda direksiyon yağ pompası gereğinden fazla zorlanacağından arıza çıkarma ihtimali artmaktadır.<br />
Hidrolik direksiyon tamiri nasıl yapılmaktadır?<br />
<br />
Öncelikle arıza tespiti dolayısıyla arızalanan parçanın tespiti yapılmalıdır. Buna bağlı olarak arızalı hidrolik direksiyon parçaları, yenisi ile değiştirilmeli yada tamiri yapılmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Direksiyon Arıza tespiti Nasıl yapılır?</span><br />
<br />
Hidrolik direksiyonların arızaları sistemin tüm bileşenlerinin bir direksiyon test cihazı vasıtasıyla tek tek test edilmesiyle bulunur. Dolayısıyla profesyonel Direksiyon revizyon merkezleri ve tamiri yapan kişilerin bu konuda kendini kanıtlamış bir cihaz kullanmaları gerekmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">ELEKTRİKLİ DİREKSİYON SİSTEMİ NEDİR ?</span><br />
<br />
Aslında Elektrikli direksiyon sistemi hidrolik direksiyon istemini de içerisinde ihtiva edebilen bu sistemin daha da gelişmiş halidir. Bu sistem günümüzde oldukça yaygınlaşmıştır. Elektrikli direksiyon sisteminin yaygınlaşmasındaki en büyük faktör; daha düşük yakıt tüketimi, daha az parça ve bakım maliyetidir. Bunların yanı sıra bu sistemin daha bir çok artısı bulunmaktadır. Otomotiv sektöründe tüm üreticiler “verimlilik” ve “çevrecilik” başlıkları altında  yeni nesil araçlar üretiyorlar, elektrikli direksiyonlar da bunun bu başlıkların bir sonucudur; daha hafif, motorun güç kaybını en aza indiren (bu daha düşük yakıt tüketimi demektir) ve da az yer kaplayan donanımlar kullanıyorlar.<br />
<br />
  <br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sistemi Çeşitleri</span><br />
<br />
    Elektrohidrolik Direksiyon Sistemi (mekanik hidrolik pompa yerine, elektrikli hidrolik pompa ihtiva eder)<br />
<br />
<br />
      2. Elektromekanik Direksiyon Sistemi (Elektrikli Servo Direksiyon ve Servotronik Direksiyon)<br />
<br />
 <br />
<br />
            *Direksiyon milini döndüren elektrikmotoru (elektrik motoru direksiyon milini döndürür)<br />
<br />
            *Çift pinyonlu elektromekanik direksiyon (elektrik motoru, direkt kremayeri hareket ettirir)<br />
<br />
<br />
    Elektrikli Direksiyon (Steer by wire: Kablolu direksiyon. Mekanik bağlantı olmadan elektronik sürüş. Henüz çok yaygın kullanılmamaktadır)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Yakıt ekonomisi ve kullanılan teknoloji bakımından sıralarsak;</span><br />
<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sistemi; Yakıt tüketimi fazla, hıza duyarlı direksiyonun uygulanması zor, otomatik park yok.<br />
<br />
Elektrohidrolik direksiyon sistem; Yakıt tüketimi, hidrolik direksiyona göre daha az, hıza duyarlı direksiyonun uygulanması daha kolay, otomatik park sistemi yok.<br />
<br />
Elektrikli direksiyon: Yakıt tüketimi en az, hıza duyarlı direksiyon ve otomatik park sistemi uygulanabilir.<br />
<br />
Yeni nesil araçlarda yaygın olarak kullanılan direksiyon sistemleri: elektro hidrolik direksiyon sistemi ve elektrikli direksiyon sistemidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sisteminin Özellikleri ve Yapısı</span><br />
<br />
Bu sistemde sürücünün direksiyonu çevirme kuvvetine ilave (yardımcı) olarak bir elektrik motoru, direksiyon milinin kuvvetini (tork) arttırır, bu sayede duruş-yavaş sürüş-park-manevra gibi direksiyonun çevirmenin en zor olduğu ve çevirme miktarının en fazla olduğu, en çok desteğe ihtiyaç duyulan anlarda direksiyona daha yumuşak ve rahat bir şekilde kumanda edilebilr. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı azaldıkça, tekerleği döndürme (yönlendirme) sırasında oluşan direnç artar; yani ilave (servo) güç gereksinimi daha fazla olur. Yük arttıkça, hız azaldıkça, dolayısıyla sürtünme direnci arttıkça; direksiyonla tekerleklere kumanda etmek zorlaşır, dolayısıyla direksiyonun yumuşak olabilmesi için, ilave güç ihtiyacı artar.<br />
<br />
<br />
Elektromekanik direksiyonda, aracın hızı arttıkça direksiyonun sertleştirilmesi sağlanır; bu sayede yüksek hızlarda sürüş güvenliği artmış olur. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı arttıkça, direksiyon kumandası sırasında oluşan sürtünme direnci azalır; yani ilave (servo) güce gereksinim kalmaz. Geliştirilen bu sistem sayesinde elektrikli direksiyon sistemi, direksiyon sertliği ayarlamak için ilave bir donanıma ihtiyaç duymaz, ama hidrolik sistem ilave donanıma ihtiyaç duyar.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyonda, hidrolik donanımlar tamamen saf dışı bırakılmış yani kullanılmamıştır.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyon sisteminde hidrolik pompa olmadığından bu sistem motor gücünü emmez, sadece direksiyon çevrildiğinde elektrik akımını kullanır. Böylece yakıt tasarrufu sağlanır.<br />
<br />
Elektromekanik direksiyon sayesinde; Otomatik park sistemi (park asistanı) kullanımı mümkün olmuştur. Direksiyon elektronik kontrol ünitesi (Direksiyon ECU’sü) komutasında, direksiyon kendiliğinden çevirilebilir ve araç kendiliğinden park edebilir. Hidrolik veya elektrohidrolik direksiyonlu araçlarda otomatik park yardımı sistemi direksiyon kontrol ünitesi bulunmadığından mümkün değildir.<br />
<br />
Yine bu direksiyonun geliştirilmesiyle şerit takip sistemi kullanımı mümkün olmuştur. Aynı şekilde direksiyon sistemini kontrol eden unite ve sensörler sayesinde direksiyona müdahale edilip aracın şeritte kalması sağlanır.<br />
<br />
Direksiyonun çevirilmesini müteakip, direksiyonun kendiliğinden toplanmasına ve düz konuma geçmesine, elektrikli direksiyon sistemi yardımcı olmaktadır.<br />
<br />
Direksiyon manevra yönünün ve çevirme  kuvvetinin algılanması için sistemde eski sistemlerde olduğu gibi burulma mili kullanılmaktadır. Burulma mili; direksiyon konum sensörü ve tork sensörüyle birlikte çalışır.<br />
<br />
Elektrikli Direksiyon Sisteminin Avantajları Nelerdir?<br />
<br />
*Daha düşük yakıt tüketimi,<br />
<br />
*Daha az parça (yağ, pompa, hortum, valf, silindir vb.),<br />
<br />
*Daha basit yapı, daha hafif ve daha az yer kaplar (kompakt yapı),<br />
<br />
*Daha fazla konfor ve daha iyi sürüş güvenliği<br />
<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde hidrolik basınç, bir hidrolik pompa vasıtasıyla üretilir, pompa hareketini motordan (kranktan) alır, bu ise motora ekstra bir yük bindirerek daha fazla yakıtın yakılmasına sebep olur. Elektrikli direksiyonda hidrolik pompa yoktur, sadece elektrikli bir motor vardır. Dolayısıyla motora ekstra yük binmez.<br />
<br />
 Hidrolik direksiyon sisteminde, direksiyon döndürülse de döndürülmese de, hidrolik pompa çalışmaya devam eder ve motordan güç çeker, yakıt tüketimi artar; fakat elektrikli direksiyondaki elektrikli motor sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik enerjisi harcar. Bir yolcuğun ortalama sadece %10’unda direksiyon çevrilir, %90’ı boyunca direksiyon manevrasına ihtiyaç duyulmaz.<br />
<br />
Araç dururken veya park-manevra sırasında en fazla ihtiyaç duyulan destek kuvveti, hidrolik direksiyonun sağlaması daha zordur, çünkü bu sırada motor devri, yani pompanın devri de düşüktür, sistem yeterince yüksek hidrolik basınç üretemez. Bu sebeple direksiyon yeterince yumuşak olmayabilir.<br />
<br />
Hidrolik direksiyonda çok fazla parça vardır. Bu durum; fazla ağırlık, çok yer kaplaması ve fazla maliyet demektir. Elektrikli direksiyonda; az parça, daha az yer kaplama, daha az maliyet, daha kolay bakım söz konusudur.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde; otomatik park sistemi (park asistanı) veya şerit takip sistemi gibi yeni nesil teknolojiler uygulanamaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Servo Direksiyon Ne Demektir?</span><br />
<br />
Otomotiv sektöründe  “servo” ilave güç , ilave destek anlamında kullanılan, küçük bir kuvvet ile daha büyük kuvvetler elde edilmesi prensibine dayanan bir terimdir. Servo direksiyon teriminden; bu direksiyon siteminin bir yardımcı güç donanımıyla donatılmış olduğu (elektrikli veya hidrolik) anlaşılmalıdır. Servo direksiyonda, direksiyon simidini çevirme işlemi sırasında sürücü dışında ilave bir güç kaynağının ilave bir kuvvetle sistemi desteklemektedir. Dolayısıyla mekanik olmayan tüm direksiyonlara servo direksiyon diyebiliriz. Servo desteği; sürücünün direksiyonu döndürme kuvvetine ilave olarak, servolar yardımıyla sürücünün kuvveti uyguladığı yönde bir kuvvet uygulanmasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektronik Direksiyon Tamiri<br />
Elektrikli Direksiyon Tamiri Nasıl Yapılır?</span><br />
<br />
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, bir hastayı tedavi etmeye başlamadan önce nasıl ki hastalığın tespit edilmesi bazı tahlillerin yapılması gerekiyorsa direksiyon tamirine başlamadan önce aynı şekilde araç kullanıcısını dinlemek , test sürüşünde bulunmak ve direksiyon kutusu üzerinde gerekli testleri direksiyon test cihazıyla yapmak gerekmektedir.<br />
Direksiyon test cihazı vasıtasıyla gerekli olan veri toplanmış ve arızalı parça öğrenilmiş olur. Bu arızalı parçalar tamir edilir. Tamiri mümkün olmayan parçalar isteğinize göre orjinal veya çıkma parçalar ile değiştirilir. Sorun giderildikten ve direksiyon kutusu yerine yerleştirildikten sonra mutlaka test sürüşüne çıkılmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Direksiyon kutusu kaynaklı arızalara birkaç örnek;</span><br />
<br />
* Direksiyon simitini sağa – sola çevirirken takılma<br />
* Direksiyon da eskiye nazaran sertlik - kendini sıkma<br />
* Direksiyonun tek yönlü olarak sert olması<br />
* Yağ kaçağı<br />
* Direksiyonun toplamaması döndügü tarafta kalması<br />
* Direksiyonda boşluk<br />
<br />
Günümüzde pek çok araç, sabit bir konumda, manevra yaparken veya düşük hızlarda sürüş yaparken bir motorlu taşıtın direksiyon simidini çalıştırmak için gereken kuvveti azaltmak için bir güç direksiyonuna ( Latince servus 'hizmetçi' , 'köle') sahiptir. Servo direksiyon, sürücünün uyguladığı direksiyon kuvvetini bir hidrolik sistem (hidrolik pompa, kontrol, motor) veya elektrik motoru ile güçlendirerek sürücüye yönlendirmede yardımcı olur. Teknik olarak, hidrolik direksiyon terimi doğru değildir, çünkü direksiyon sadece bir servo tarafından gerçekleştirilmez, ancak mekanik olarak sabit bağlanır ve sadece motor (genellikle hidrolik veya elektrikli) desteklenir. Daha eski, teknik olarak daha doğru bir terim "hidrolik direksiyon" dir. Bu terim teorik sürücü testi için bazı testlerde kullanılsa da, "hidrolik direksiyon" terimi popüler bir şekilde geçerli olmasına rağmen.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik tahrik (HPS)<br />
Geçmişi<br />
</span><br />
İlk patentler daha önce mevcut olmasına rağmen, yönlendirmeyi nasıl kolaylaştıracağı konusunda araştırma yaparak başlayan ve 1926'da ilk hidrolik direksiyonunu tanıtan, Pierce Arrow'un kamyon bölümünün mühendisi olan Francis W. Davis idi. Davis daha sonra General Motors'a geçti ve bu hidrolik direksiyon sistemini yükseltti, ancak otomobil üreticisi bunları çok maliyetli olarak reddetti. Davis daha sonra bir otomotiv tedarikçisi olan Bendix'e taşındı. İkinci Dünya Savaşı'nda , özellikle ağır ya da zırhlı araçlar için hidrolik direksiyon talebi keskin bir şekilde arttı.<br />
<br />
Chrysler , bir otomobil sunan ilk otomobil üreticisi oldu - 1951 Chrysler Imperial - "hydraguide" hidrolik direksiyonlu. Bu sistem süresi dolmuş Davis patentlerine dayanıyordu. General Motors daha sonra Davis'in neredeyse yirmi yıl önce yaptığı çalışmaları üzerine çeken 1952 Cadillac modelleri için Saginaw Ürün Bölümü tarafından geliştirilen kendi hidrolik direksiyon sistemini tanıttı. Diğer bir yol ise, Gemmer Manufacturing Co. sistemi ile ortaklaşa geliştirilen 1953'lü , Packard Motorlu Araba Şirketi idi . Bu hidrolik direksiyon, direksiyon kolonuna değil şasiye takılıydı . Burada da kuvvet doğrudan direksiyon bağlantısına etki etmedi (direksiyon simidi dururken döndüğü zaman direksiyona zarar verebilir), ancak direksiyon geometrisine müdahale etti. Diğer bir avantaj, Packard Gemmer direksiyonunun sürekli çalıştığı halde, Saginaw versiyonunda, sistemin ancak belirli bir basınçtan sonra devreye girmesi nedeniyle ilk önce bir direncin üstesinden gelinmesi gerektiğiydi. Bu ilke daha sonra genel olarak geçerliydi.<br />
<br />
Günümüzde hemen hemen tüm arabalarda hidrolik direksiyon sistemi var, çünkü eğilim önden çekişe, daha ağır araçlara, daha geniş lastiklere ve dolayısıyla artan direksiyon kuvvetlerine doğru. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">İşlev<br />
Hidrolik direksiyonun basitleştirilmiş prensibi</span><br />
<br />
Servo pompa ( hidrolik pompa ), direksiyondan sürekli bir hacim akışı iletir. Ancak dümdüz sürüş sırasında veya direksiyon hareketleri düşükken direksiyonun herhangi bir güç desteğine ihtiyacı olmadığından, yağ doğrudan tanka geri akar. Elde edilen basınca akış basıncı denir. Bu, içinden serbestçe su akabileceğiniz bir bahçe hortumu ile karşılaştırılabilir. Her ne kadar pompa sürekli çalışıyorsa da, arabadaki diğer tüketicilere göre daha az enerji kullanıyor. Klima, ısıtmalı arka cam, koltuk ısıtması, vb. Olarak. Bir direksiyon hareketinin gerçekleştiği anda, bu hacim akışının bir kısmı direksiyonun çalışma alanına yönlendirilir. Sistemde bir baskı yaratır. Direksiyonu bir yönde tamamen döndürdüğünüzde en yüksek basınca ulaşılır. Bu anda, tüm hacim akışı, yağ doğrudan geri akmadan, çalışma alanına yönlendirilir. Pompa tıkanıyor. Elde edilen basınç, basınç emniyet valfi tarafından sistem basıncını maksimum basınca kontrol eder. Bu, şimdi ve sonra park ederken duyduğunuz ıslıklara neden olur; o zamandan beri yağın akışı tamamen direksiyonun çalışma alanlarına yönlendirilir. Bu durumda, servo pompanın maksimum gücü sağlanır. Bir elektromekanik direksiyona kıyasla hidrolik direksiyonun bir başka dezavantajı, şaft contalarının (Simmerrings) belirli bir çalışma süresinden sonra sızabilmesi ve ardından direksiyon dişlisinin karmaşık bir şekilde değiştirilmesi gerekmesidir. Üretici tarafından sık sık onarım yapılması, hidrolik direksiyonun parçalarında bulunmadığından, gerekirse tüm direksiyon dişlisinin değiştirilmesi gerekir.<br />
<br />
Bu, motorlu pompa, yağ haznesi, servo valf, hidrolik silindir ve ilgili basınç hatlarından oluşan bir hidrolik sistemdir. Servo valf, genellikle tanımlanmış sertliğe sahip bir torsiyon yayıdır. Sürücü direksiyon simidini döndürdüğünde, burulma yayı bükülür ve tepedeki valf açıklıklarını serbest bırakır, bu da sistemdeki hareketi daha da arttıran hidrolik sıvı akışını serbest bırakır. Bu, burulma yayının dayanağındaki direnci azaltır, böylelikle burulma yayının üst ucundaki valf kesiti tekrar azalır. Sistem kendi kendini ayarlıyor, burulma yayının sertliği hidrolik direksiyonun özelliklerini ayarlar. Daha ayrıntılı hidrolik direksiyon sistemleri, hıza bağlı olarak çalışır. Direksiyon hareketlerinin hidrolik güç yardımı daha sonra artan hızla azalır.<br />
<br />
Arıza eğilimli elektrikli bileşenlerin mevcut olmaması avantajlıdır; Arızalar veya hasarlar açık bir şekilde farkedilir, işlevler kolayca doğrulanabilir. <br />
<br />
Elektrikle çalışan hidrolik direksiyon, sadece direksiyon hareketleri gerçekleştiğinde çalışan bir elektrikli hidrolik direksiyon sistemidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli sürücünün avantajları:</span><br />
<br />
    Elektrikli sürücünün en büyük avantajı, direksiyonun uyarlamalı olarak tasarlanabilmesi ve ayrıca destek sistemleriyle üst üste konabilmesidir. Örneğin, yardımcı moment ve dolayısıyla direksiyon simidi kuvveti, araç hızına bağlı olarak değiştirilebilir. Park ederken (lastiğin torkuna bağlı yüksek raf kuvvetleri veya kaldırımda durduğunda tıkanma) ve yüksek hızda düşük güçlü direksiyonda (düşük raf gücü), güçlü direksiyon yardımı hedeflerinin çatışması çözülebilir. Direksiyon sistemi, ileri sürücü yardımı görevleri için bir aktüatör olarak kullanılabilir (örn. ESP II için otomatik direksiyon müdahaleleri, park ve şerit ayrılma uyarı sistemleri, vb.).<br />
    Ek olarak, direksiyon yardımı gerektiğinde tasarlanabilir, d. yani, yalnızca direksiyon işlemleri sırasında gerektiğinde çalışır ve geleneksel hidrolik direksiyon sistemlerine kıyasla 0.25 l / 100 km'ye varan yakıt tasarrufu sağlar.<br />
    Direksiyon tahriki motora bağlı olmadığından (hidrolik pompa için tahrik tahriki kullanılmaz), aynı direksiyon sistemi farklı motorlarla birlikte kullanılabilir. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli sürücünün dezavantajları:</span><br />
<br />
    Elektrik sistemlerinin işlevindeki kusur veya hasarların anlaşılması daha az kolaydır. Program kontrollü dijital sistemlerde, program kodunda dışlanamayan program hatalarıyla ilgili güvenlik kaygıları vardır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrohidrolik sürücü</span><br />
<br />
Hidrolik çalışma prensibi büyük ölçüde korunur. Bununla birlikte, kayış tahrikinin yerine, program kontrollü bir elektrik motoru, servo yağını direksiyon dişlisine ileten servo pompanın tahrikini devralır (EHPS = Elektro-Hidrolik Direksiyon ). Elektrikli servo pompanın mekanik kayış tahrikine ihtiyacı yoktur, motordan bağımsız olarak serbestçe konumlandırılabilir. Aracın elektrik sistemini tasarlarken pompanın güç gereksinimi dikkate alınmalıdır. Modern EHPS üniteleri, araç uygulamalarında 1 kW'a kadar hidrolik çıkış sağlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektromekanik tahrik<br />
<br />
Basitleştirilmiş elektrikli direksiyon prensibi</span><br />
<br />
Burada, direksiyonun mekaniği üzerindeki program kontrollü bir elektrikli aktüatör motoru (direksiyon kolonu veya direksiyon dişlisi) sürücünün direksiyon hareketlerini destekler ve üst üste getirir (EPS = Elektrikli Hidrolik Direksiyon , EPAS = Elektrikli Güç Destekli Direksiyon ). Hidrolikler, yani servo pompa, hidrolik direksiyon pompasından direksiyon dişlisine ve arkaya, hidrolik sıvısı ve yardımcı pistona kadar olan hortumlar elimine edilir. Kaza gibi mekanik hasar durumunda, elektronik direksiyon dişlisi sadece gres ile yağlandığından, yağ kaçamaz. Bunun yerine, bir elektrikli motor, mekanik direksiyon hareketinin sürücü tarafından destekleyici bir yardımcı güçle üst üste binmesine neden olur.<br />
<br />
Birisi farklı tip elektromekanik direksiyon sistemlerini farklılaştırıyor. Servo ünitesinin (motor, kontrol ünitesi) konumlandırılması ve redüksiyon dişlisinin versiyonu aşağıdaki alt bölümlere götürür:<br />
<br />
    C-EPS = Sütun EPS : Servo biriminin direksiyon hattına yerleştirilmesi, dişli tipi (sonsuz tekerlek / mil), z. BMW Z4'te.<br />
    P-EPS = Pinyon EPS : Servo ünitesinin direksiyon dişlisi dişlisinin üzerine yerleştirilmesi, ayrıca ikinci bir ayrı pinyon mili ile çift pinyonlu tahrik, dişli tipi (sonsuz tekerlek / mil), z. Mercedes-Benz CLA sınıfında .<br />
    R-EPS = Raf EPS : Servo ünitenin raf çevresinde paralel veya eşmerkezli olarak konumlandırılması, dişli tipi (eksen ve paralel düzenlemeli kayış ve döner bilyalı vida ), örn. B. VW Tiguan'da. <br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Direksiyon Sisteminin Özellikleri ve Yapısı</span><br />
<br />
*Sürücünün direksiyonu döndürme kuvvetine ilave (yardımcı) olarak bir elektrik motoru, direksiyon milinin döndürme kuvvetini (tork) arttırır. Böylece direksiyon, duruş-yavaş sürüş-park-manevra gibi direksiyonun döndürmenin en zor olduğu ve döndürme miktarının en fazla olduğu, en çok desteğe ihtiyaç duyulan anlarda daha yumuşak bir şekilde döndürülebilir. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı azaldıkça, tekerleği döndürme (yönlendirme) sırasında oluşan sürtünme direnci artar; yani ilave (servo) güç gereksinimi maksimum olur. Yük arttıkça, hız azaldıkça, sürtünme direnci arttıkça; direksiyonla tekerlekleri döndürmek zorlaşır, bu sebeple direksiyonun yumuşak olabilmesi için, ilave güç ihtiyacı artar.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyonda, direksiyonun hız arttıkça sertleştirilmesi sağlanır; böylece yüksek hızlarda sürüş güvenliği artmış olur. Tekerleğin (lastiğin) dönüş hızı arttıkça, döndürme sırasında oluşan sürtünme direnci azalır; yani ilave (servo) güce gereksinim kalmaz. Elektrikli direksiyon sistemi, direksiyon sertliği ayarlamak için ilave bir donanıma ihtiyaç duymaz, hidrolik sistem ilave donanıma ihtiyaç duyar.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyonda, hidrolik donanımlar tamamen atılmıştır.<br />
<br />
*Elektromekanik direksiyon sisteminde bir hidrolik pompa olmadığından motordan güç çalmaz, sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik akımını kullanır. Böylece yakıt tasarrufu sağlanır (100 km’de yaklaşık 0,2 litre).<br />
<br />
*Otomatik park sistemi (park asistanı) kullanımı mümkün olmuştur. Direksiyon elektronik kontrol ünitesi (Direksiyon ECU’sü) komutasında, direksiyon kendiliğinden döndürülebilir ve araç kendiliğinden park edebilir. Hidrolik veya elektrohidrolik direksiyonlu araçlarda otomatik park yardımı sistemi kullanılamaz.<br />
<br />
*Şerit takip sistemi kullanımı mümkün olmuştur. Yine araçtaki ECU ve sensörlerin de yardımıyla, direksiyona müdahale edilip aracın şeritte kalması sağlanabilir.<br />
<br />
*Direksiyonun döndürülmesinden sonra, direksiyonun kendiliğinden toplamasına, düz konuma geçmesine, elektrikli direksiyon sistemi yardımcı olabilir. Ayrıca düz konumda kalmasına destek vererek aracın düz sürüşüne katkı sağlayabilir.<br />
<br />
*Direksiyon simidi, dişli kutusu ve tekerlekler arasındaki mekanik bağlantı kesilmemiştir; böylece bir arıza olduğunda aracın direksiyonla yönlendirilmesi halen mümkündür.<br />
<br />
*Direksiyon manevra yönünün ve döndürme torkunun (sürücünün direksiyon döndürme kuvvetinin) algılanması için sistemde halen “burulma mili” kullanılır. Burulma mili; direksiyon konum sensörü ve tork sensörüyle birlikte çalışır.<br />
<br />
*Direksiyon sistemini, elektrik motoruyla bir arada bulunan “direksiyon kontrol ünitesi (ecu)” yönetir.<br />
Elektrikli Direksiyon Sisteminin Avantajları Nelerdir? Elektrikli Direksiyon Sistemine Neden İhtiyaç Duyulmuştur?<br />
<br />
*Daha düşük yakıt tüketimi,<br />
<br />
*Daha az parça (yağ, pompa, hortum, valf, silindir vb.),<br />
<br />
*Daha basit yapı, daha hafif ve daha az yer kaplar (kompakt yapı),<br />
<br />
*Daha fazla konfor ve daha iyi sürüş güvenliği<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde hidrolik basınç, bir hidrolik pompada üretilir, pompa hareketini motordan (kranktan) alır, bu ise motora ekstra bir yük bindirerek daha fazla yakıtın yakılmasına sebep olur. Bu durum kötü yakıt ekonomisi ve emisyon değerlerinin artması (kötü çevresel etki) demektir. Elektrikli direksiyonda hidrolik pompa yoktur, sadece elektrikli bir motor vardır.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde, direksiyon döndürülse de döndürülmese de, hidrolik pompa çalışmaya devam eder ve motordan güç çeker, yakıt tüketimi artar; fakat elektrikli direksiyondaki elektrikli motor sadece direksiyon döndürüldüğünde elektrik enerjisi harcar. Bir yolcuğun ortalama sadece %10’unda direksiyon çevrilir, %90’ı boyunca direksiyon manevrasına ihtiyaç duyulmaz.<br />
<br />
Araç dururken veya park-manevra sırasında en fazla ihtiyaç duyulan destek kuvveti, hidrolik direksiyonun sağlaması daha zordur, çünkü bu sırada motor devri, yani pompanın devri de düşüktür, sistem yeterince yüksek hidrolik basınç üretemez. Bu sebeple direksiyon yeterince yumuşak olmayabilir.<br />
<br />
Hidrolik direksiyonda çok fazla parça vardır. Bu durum; fazla ağırlık, çok yer kaplaması ve fazla maliyet demektir. Elektrikli direksiyonda; az parça, daha az yer kaplama, daha az maliyet, daha kolay bakım söz konusudur.<br />
<br />
Hidrolik direksiyon sisteminde; otomatik park sistemi (park asistanı) veya şerit takip sistemi gibi yeni nesil teknolojiler uygulanamaz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrikli Servo Direksiyon Ne Demektir?</span><br />
<br />
 <br />
<br />
Otomotivde “servo” ilave güç , ilave destek anlamında kullanılan, küçük bir kuvvet ile daha büyük kuvvetler elde edilmesi prensibine dayanan bir terimdir. Servo direksiyon denildiğinde; bu direksiyon siteminin bir yardımcı güç donanımıyla donatılmış olduğu (elektrikli veya hidrolik) anlaşılmalıdır. Servo direksiyonda, direksiyon simidini döndürmede sürücü dışında ilave bir güç kaynağının ilave bir kuvvetle sistemi desteklediği anlaşılır. Mekanik olmayan tüm direksiyonlara servo direksiyon diyebiliriz.Servo desteği; sürücünün direksiyonu döndürmek kuvvetine ilave olarak, sistemin uyguladığı kuvvet sonucu oluşan destektir.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Pnömatik Sistem Nedir Nerelerde Kullanılır]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7867</link>
			<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 18:09:20 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7867</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nedir Nerelerde Kullanılır</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nedir?</span><br />
<br />
Kısaca, sıkıştırılmış hava ile çalışan mekanik sistemlere pnömatik sistemler denilmektedir. Genellikle ortam havasını mekanik harekete çevirmek için kullanılır. (ortam havası dışında nitrojen ve karbondioksit de kullanılmaktadır. Saf oksijen yanıcı bir gaz olduğundan bu sistemlerde kullanılmaz.) Atmosferde içerisinde solunan havanın başka bir yere doldurulması sonucu elde edilen sıkıştırılmış hava itme gücüne sahiptir. Bu güç sayesinde mekanik hareketlilik elde edilmektedir.<br />
<br />
“Pnomatik” Yunancadan gelmekte olan bir kelimedir. Kökü nefes manasına gelen “pneuma” sözcüğüdür. Pnömatik enerji kullanılarak enerji açısal, dairesel veya doğrusal bir şekilde kullanılabilmektedir. Pnömatik sistemler için kullanılacak olan hava basıncı kompresör aracılığı ile elde edilir ve hava tankları içerisinde depolanır. Pnömatik sistemler son teknoloji ürünlerdir ve verimliliği maksimize etmeyi amaçlamaktadırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Örnek;</span><br />
<br />
En basit örnek olarak balon örneği verilebilir. Balon şişirildiğinde ortam havası balonun için sıkışmaktadır. Yeterli yoğun miktarda balon şişirildikten sonra serbest bırakıldığında içerisindeki güç enerjiye dönüşecek ve balon hareket edecektir. Sıkıştırılmış hava içerisindeki enerjinin açığa çıkarılması ve kullanılması sistemine Pnömatik Sistem adı verilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nerelerde Kullanılır?</span><br />
<br />
Pnömatik sistemler sürekli olarak geliştirilen ve verimliliğin sürekli artmasını hedefleyen ürünlerdir. Bu sebeple hemen her endüstri alanında yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Robotik uygulama ve otomasyon sistemleri pnömatik sistemlerin kullanıldığı başlıca sektörlerden biridir. Buna ek olarak temizlik veya boyama işlemleri, dolum – ambalajlama makineleri, montaj hatları, gıda sektörü, iş makineleri, motorlu araçlar, tekstil sektörü gibi neredeyse hemen her alanda bu sistemler kullanılmaktadır. Özellikle günümüzde gelişme aşamasında olan robotik uygulamalarda ismi sıkça geçmektedir. İnsan formunda olan robotların hareketlerini gerçekleştirmeleri için bu sistem kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistemin Avantajları Nelerdir?</span><br />
<br />
Pnömatik sistemlerin diğer sistemlere göre birçok avantajı bulunmaktadır. Öncelikle pnomatık sistem içerisinde gaz maddesi olarak dolaşanın hava olması alev alma veya patlama risklerini en aza indirmektedir. Sistem genel olarak ekonomiktir ve yapımı oldukça basit bir şekilde tamamlanabilir. Montajı kolay ve basit bir şekilde tamamlanır ve duruma bağlı olarak yeniden demonte edilip nakil edilebilir. Bir diğer avantajı uzun ömürlü olmasıdır. Çok yüksek bir basınç kullanılmadığında bağlantı bölümündeki elemanlar uzun süre kullanılabilmektedir. Sistemin geri dönüş için ayrı bir hatta ihtiyacı yoktur. İçerisinde hava kullanıldığı için işlem sonucunda hava tekrar atmosfere karışabilmektedir. Diğer sistemler ile kıyaslandığında çalışma hızı bakımından büyük tasarruf ve avantaj sağlamaktadır. Pnomatik sistem içerisinde ortaya çıkmış olan gücün şiddeti istenildiği gibi ayarlanabilir. Sistem içerisinde dolaşan madde hava olduğundan akışkan ihtiyacı duyulmamaktadır.<br />
<br />
Pnömatik sistem için yapılan yatırım ile büyük miktarlarda enerji depolaması gerçekleştirilebilir. İStenildiği zaman bu depolanan enerji kullanılabilir. Yine tercihe bağlı durumlarda elde edilen enerji başka bir bölgeye nakil edilebilir veya taşınabilir. Pnömatik sistemler son olarak yüksek basınç riski ve elektrik kaçağı gibi riskleri barındırmazlar.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nedir Nerelerde Kullanılır</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nedir?</span><br />
<br />
Kısaca, sıkıştırılmış hava ile çalışan mekanik sistemlere pnömatik sistemler denilmektedir. Genellikle ortam havasını mekanik harekete çevirmek için kullanılır. (ortam havası dışında nitrojen ve karbondioksit de kullanılmaktadır. Saf oksijen yanıcı bir gaz olduğundan bu sistemlerde kullanılmaz.) Atmosferde içerisinde solunan havanın başka bir yere doldurulması sonucu elde edilen sıkıştırılmış hava itme gücüne sahiptir. Bu güç sayesinde mekanik hareketlilik elde edilmektedir.<br />
<br />
“Pnomatik” Yunancadan gelmekte olan bir kelimedir. Kökü nefes manasına gelen “pneuma” sözcüğüdür. Pnömatik enerji kullanılarak enerji açısal, dairesel veya doğrusal bir şekilde kullanılabilmektedir. Pnömatik sistemler için kullanılacak olan hava basıncı kompresör aracılığı ile elde edilir ve hava tankları içerisinde depolanır. Pnömatik sistemler son teknoloji ürünlerdir ve verimliliği maksimize etmeyi amaçlamaktadırlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Örnek;</span><br />
<br />
En basit örnek olarak balon örneği verilebilir. Balon şişirildiğinde ortam havası balonun için sıkışmaktadır. Yeterli yoğun miktarda balon şişirildikten sonra serbest bırakıldığında içerisindeki güç enerjiye dönüşecek ve balon hareket edecektir. Sıkıştırılmış hava içerisindeki enerjinin açığa çıkarılması ve kullanılması sistemine Pnömatik Sistem adı verilmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistem Nerelerde Kullanılır?</span><br />
<br />
Pnömatik sistemler sürekli olarak geliştirilen ve verimliliğin sürekli artmasını hedefleyen ürünlerdir. Bu sebeple hemen her endüstri alanında yoğun olarak kullanılmaktadırlar. Robotik uygulama ve otomasyon sistemleri pnömatik sistemlerin kullanıldığı başlıca sektörlerden biridir. Buna ek olarak temizlik veya boyama işlemleri, dolum – ambalajlama makineleri, montaj hatları, gıda sektörü, iş makineleri, motorlu araçlar, tekstil sektörü gibi neredeyse hemen her alanda bu sistemler kullanılmaktadır. Özellikle günümüzde gelişme aşamasında olan robotik uygulamalarda ismi sıkça geçmektedir. İnsan formunda olan robotların hareketlerini gerçekleştirmeleri için bu sistem kullanılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Pnömatik Sistemin Avantajları Nelerdir?</span><br />
<br />
Pnömatik sistemlerin diğer sistemlere göre birçok avantajı bulunmaktadır. Öncelikle pnomatık sistem içerisinde gaz maddesi olarak dolaşanın hava olması alev alma veya patlama risklerini en aza indirmektedir. Sistem genel olarak ekonomiktir ve yapımı oldukça basit bir şekilde tamamlanabilir. Montajı kolay ve basit bir şekilde tamamlanır ve duruma bağlı olarak yeniden demonte edilip nakil edilebilir. Bir diğer avantajı uzun ömürlü olmasıdır. Çok yüksek bir basınç kullanılmadığında bağlantı bölümündeki elemanlar uzun süre kullanılabilmektedir. Sistemin geri dönüş için ayrı bir hatta ihtiyacı yoktur. İçerisinde hava kullanıldığı için işlem sonucunda hava tekrar atmosfere karışabilmektedir. Diğer sistemler ile kıyaslandığında çalışma hızı bakımından büyük tasarruf ve avantaj sağlamaktadır. Pnomatik sistem içerisinde ortaya çıkmış olan gücün şiddeti istenildiği gibi ayarlanabilir. Sistem içerisinde dolaşan madde hava olduğundan akışkan ihtiyacı duyulmamaktadır.<br />
<br />
Pnömatik sistem için yapılan yatırım ile büyük miktarlarda enerji depolaması gerçekleştirilebilir. İStenildiği zaman bu depolanan enerji kullanılabilir. Yine tercihe bağlı durumlarda elde edilen enerji başka bir bölgeye nakil edilebilir veya taşınabilir. Pnömatik sistemler son olarak yüksek basınç riski ve elektrik kaçağı gibi riskleri barındırmazlar.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hidrolik Sistem Nedir Ne İşe Yarar Nerelerde Kullanılır]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7866</link>
			<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 18:02:10 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=7866</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistem Nedir Ne İşe Yarar Nerelerde Kullanılır</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistemler Nedir?</span><br />
<br />
İnsan gücünün yetersiz kaldığı her durumda makinelerden yardım alınır. Makineler ağır şartlarda, insan gücünün yetmediği ve insan hızının yeterli olmadığı durumlarda işi kolayca yapabilmeyi sağlamaktadır. Günlük hayatta pek içli dışlı olmasak da, inşaat, tersane, fabrika, taşıma işleri vb. sektörlerde iş makinelerine çok fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Peki bu mükemmel işleyişi ile iş makineleri nasıl çalışmakta gücünü nereden almaktadır bunu inceleyelim.<br />
<br />
İş makinelerinden en çok iş yapmasına tanık olduğumuz vinçler, kamyonlar, asansör sistemleri gibi bir kol ve onu iten, yönlendiren küçük bir başka kol mekanizmasından oluşmaktadır. Motor sistemleri dışında temel hareket ve güç sağlayan kısımları hidrolik sistemlerdir. Hidrolik sistemler basit bir resim ile çalışma prensibi açıklanabilir ama insan hayatı için tehlikeli olabilecek durumları ortadan kaldırmak için resme bakmak yeterli değildir.<br />
<br />
Hidrolik sistemler genelde iç içe rahatça girip çıkabilen iki silindirin, hava ve sıvı sızdırmadan hidrolik sıvısı ile hareket ettirilmesidir. Geniş bir pompa yardımı ile dar yapılı hidrolik silindirleri tonlarca ağırlığı itebilecek şekilde güç sağlamaktadır. Tonlarca ağırlık kaldıran dev vinçlerin kollarını hareket ettiren 1 veya 2 tane hidrolik sistemler herkesin dikkatini çekmiştir. Bu silindirik uzun borular tüm hareketi bir pompa ile itilerek iç kısmını dolduran hidrolik sıvısı sayesinde yapmakta, ayrıca uzaktan kontrol avantajı ve az yer kaplaması ile tam bir tasarım harikasıdır. Sıvı olarak genelde yağ kullanılır. Bilindiği gibi sıvıların sıkışma durumu söz konusu değildir. Sıvıların sıkışmaması özelliği bu sistemin temelini oluşturur ve hava veya başka gazlara oranla çok daha güvenilir olmaktadır. Eğer esnek bir sistem(yay mekanizması) oluşturulması istenilseydi sıvı yerine herhangi bir gaz kullanımı daha uygun olurdu.<br />
<br />
Hidrolik sitemler sıvıyı depo eden bir bölüm ve buraya basınç uygulayan düşük enerjili başka bir sistem ile çalışmaktadır. Ana depoda basınç yapan silindirik sistem, itici güç yapan diğer sitemden daha geniş bir yüzeye sahip olmalıdır. Genişlikten dara doğru giden sıvı daha etkin ve kontrollü bir basınç uygulamaktadır.<br />
<br />
Bu sitemler kurulum açısından pahallı sistemlerdir, fakat tamir durumlarında çok daha makul fiyatlardan söz edilmektedir. Az yer kaplaması, sessiz çalışması, hafif bir güçten yüksek efor isteyen güçler elde etmesi gibi birçok avantajları vardır. Avantajlarının yanı sıra tehlikeli de olabilmektedirler. Eskiden sistemlerde ani güç kesintilerine karşı yapılmış bir önlem bulunmuyordu. Çalışmakta olan bir makine aniden durunca boşalan hidrolik sıvısı bir vinç veya bir asansörde ciddi can kayıpları verilmesine sebep olabiliyordu. Bilindik bir kaza ise itfaiye erlerinin bir yangına müdahalesi sonucu aracın, hem su pompalama hemde havalı merdiven sistemini kullanmasından dolayı karşılanmayan güç yüzünden, yüzlerce yükseklikten düşen itfaiyecilerin ölümü ile sonuçlanmıştı. Bu durum için valf adında bir sistem geliştirildi. Valf basınç ile itilen sıvıyı hazneye alıyor fakat tek yönlü hareket sağlıyordu. Herhangi bir güç kaybında veya makine çalışmayı durdurduğunda valf’tan tekrar depoya gidemeyen sıvı sistemin içinde kalıyor ve güvenle çalışmasını sağlıyordu.<br />
<br />
Günümüzde arabalarda da kullanılmaya başlanan bu sistemler araçta güvenli sürüş içinde çok büyük avantaj sağlamakta ve sert direksiyon dişli sitemleri yerine sıvı hareketi ile kolayca kullanılabilen direksiyonların elde edilmesini sağlamıştır. Aynı zamanda arabalarda fren sistemlerininde hidrolik olarak saniyede 8-12-16 defa diske vuruşu ile aracı kolayca ve kaydırmadan durdurması da ABS sisteminin temelini oluşturmaktadır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistem Nasıl Çalışır?</span><br />
<br />
Hidrolikte kuvvet iletimi akışkana verilen basınç enerjisi yardımıyla sağlanır. Basınç enerjisi uygun alıcılar tarafından kuvvet ve harekete dönüştürülür. Basınç enerjisi akışkan üzerinde taşınarak iletilir. Akışkan üzerine bazı mekanik düzeneklerle basınç enerjisi yüklenir. Yani basınç oluşturulur. Basınç altındaki akışkan iletildiği yerde tekrar mekanik düzenekler yardımıyla kuvvet ve hareket oluşturur. Örneğin bir pompa ile madeni yağ üzerinde basınç oluşturup bir boru içerisinde taşıyıp diğer uçta bir silindir ve piston yardımıyla itme kuvveti elde edilmesi çok yaygın bir hidrolik uygulamadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistemin Avantajları Nelerdir?</span><br />
<br />
Hidrolikte, sıvıların sıkıştırılamama özelliğinden dolayı yüksek çalışma basınçları kolayca sağlanırken buna paralel olarak ağır işler için ihtiyaç duyulan büyük kuvvetler de elde edilmiş olur. Pnömatiğin aksine; hidrolik büyük kuvvetlere ihtiyaç duyulan buna rağmen hassas konumlamanın gerektiği uygulamalar için çok idealdir. Böylelikle sistem için belirlenen hız ve kuvvetler de kademesiz ve hassas olarak ayarlanabilir.<br />
<br />
Hidrolik sistemlerin çalışma esnasında kontrolleri kolaydır. Doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek oldukça basittir. Özellikle ters yönlü ani hareketlerin mümkün olabilmesi hidroliğin tercih edilme sebeplerinden biridir. Hidrolik sistemlerin çalışma esnasında kontrolleri kolaydır. Doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek oldukça basittir. Özellikle ters yönlü ani hareketlerin mümkün olabilmesi hidroliğin tercih edilme sebeplerinden biridir.<br />
<br />
Hidrolik makinalar; mekanik ve pnömatik makinalara göre titreşimsiz ve gürültüsüz çalışırlar. Bu da işletmedeki ses seviyesinin kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca bu sistemler mekanik elemanlara göre oldukça az yer kaplarlar. Hidrolik sistemlerde akışkan olarak genelde yağ kullanılması, sistemin kendi kendini sürekli yağlamasını ve sürtünmenin etkilerinin azalmasını sağlar. Yağın sistem içindeki hareketi, ısıtma ve soğutmanın da kendiliğinden gerçekleşmesini sağlar. Bu yüzden kullanılan akışkanın temiz olması şartıyla hidrolikteki devre elemanları daha uzun ömürlüdür.<br />
<br />
Hidrolik Nedir? Hidrolik, akışkanların mekanik özelliklerini inceleyen bir bilim dalıdır. Hidrolik terimi, eski Yunanca’ da su anlamına gelen hydor ile boru anlamına gelen aulis kelimelerinden türetilmiştir. Günümüzde hidrolik akışkanlar vasıtasıyla kuvvet ve hareketlerin iletimi ve kumandası anlamında kullanılmaktadır.<br />
<br />
Hidrolik sistemler; sıkıştırılamaz özellikteki akışkanların kullanıldığı, elde edilen basınçlı akışkan yardımı ile çeşitli hareketlerin ve kuvvetlerin üretildiği sistemlerdir. Akışkanların sıkıştırılamaz olmasından dolayı, büyük güçler hidrolik sistemler ile elde edilebilir. Hava ve gazlar sıkıştırılabildiği için, büyük kuvvetlerin üretilmesinde kullanılmazlar.<br />
<br />
Hidrolik devrelerde akışkan olarak genelde su veya yağ kullanılır. Ancak metal yüzeylerde pas yapması sebebiyle, suyun kullanım alanı çok dardır. Bu sebeple hidrolik sistemlerde akışkan olarak genelde madensel yağlar kullanılır.<br />
<br />
Tarih boyunca insanlar hidrolik enerjiden çeşitli şekillerde faydalanmışlardır. İlk çağlardan beri insanlar akarsulardan, değirmen çalıştırma, yük taşıma vb. gibi işleri kolaylaştıracak yöntemler kullanarak yararlanmışlardır. Sonraki zamanlarda Pascal, Bernoulli, Arşimet ve Toriçelli’nin ortaya koydukları prensiplerden faydalanılmış, çeşitli hidrolik pres ve hidrolik kriko yapılmıştır. Daha sonraları dairesel ve doğrusal hareketlerin üretilmesi için yeni fikirler ortaya atılarak günümüzdeki sistemler geliştirilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kullanım Alanları</span><br />
<br />
Günümüzde hidrolik sistemlerin kullanım alanları, sabit sistemler ve hareketli sistemler olarak iki ayrı grupta incelenmektedir.<br />
<br />
Sabit sistemler hareket etmeyen, yer değiştirmeyen bir blok üzerine montajı yapılmış sistemlerdir. Hidrolik çözümlerin mekanik sistemlere göre avantajı; imalat endüstrisinde kullanılan enjeksiyon makineleri, CNC tezgahları, tornalar, taşlama tezgahları, frezeler, vargeller, presler gibi birçok üretim tezgahlarında, hidrolik sistemleri tercih etmelerine neden olmuştur.<br />
<br />
Endüstrideki yeri ve önemine gelince; Hareketli sistemler ise çoğunlukla araçların üzerinde bulunan sistemlerdir. Hidrolik sistemler; başta inşaat makineleri olmak üzere taşıtların fren ve direksiyonları, kepçelerin tutma ve yükleme tertibatları, yağlama istasyonları, hidrolik kaldıraçlar, damperli kamyonlar, ve iş makinelerinde kaldırma ve iletme makineleri gibi endüstriyel tesislerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca krikolar, asansörler, vinçler, vites kutuları, test cihazları, sanayi tipi robotlar gibi pek çok uygulama alanına sahiptir. Hareketler hidrolik sistemle kolay bir şekilde sağlanmaktadır. Hidrolik direksiyon, arabanın kullanımını ne kadar kolaylaştırdığını veya insan gücüyle günlerce sürecek bir toprak kazma işleminin, bir kepçe ile ne kadar kısa sürede yapıldığını düşündüğümüz zaman, geniş bir uygulama alanı olan hidroliğin, önemi daha iyi anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer Sistemlerle Karşılaştırılması</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemin diğer sistemlere göre avantajları:</span><br />
<br />
    Hidrolik sistemler sessiz bir şekilde çalışırlar.<br />
    Hidrolik akışkanlar sıkıştırılamaz kabul edildiklerinden darbesiz ve titreşimsiz hareket elde edilir.<br />
    Yüksek çalışma basınçlarına sahiptir, bu sayede büyük güçler elde edilir.<br />
    Hassas hız ayarı yapılabilir.<br />
    Hareket devam ederken hız ayarı yapılabilir.<br />
    Akışkan olarak hidrolik yağlar kullanıldığından aynı zamanda devre elemanları yağlanmış olur.<br />
    Emniyet valfleri vasıtasıyla sistem güvenli çalışır.<br />
    Hidrolik devre elemanları uzun ömürlüdür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemin diğer sistemlere göre dezavantajları:</span><br />
<br />
    Hidrolik akışkanlar, yüksek ısıya karşı duyarlıdır. Akışkan sıcaklığı 50°C’ yi geçmemelidir.<br />
    Yüksek basınçta çalışacakları için, hidrolik devre elemanlarının yapıları sağlam olmalıdır. Bundan dolayı hidrolik devre elemanlarının fiyatları yüksektir.<br />
    Hidrolik devre elemanlarının bağlantıları sağlam ve sızdırmaz olmalıdır.<br />
    Akışkanlarda sürtünme direnci yüksek olduğu için, hidrolik akışkanlar uzak mesafelere taşınamaz.<br />
    Hidrolik gücün depo edilebilirliği azdır.<br />
    Akış hızı düşüktür, devre elemanları düşük hızla çalışırlar. Bu sebeple yüksek hızlar elde edilemez.<br />
    Hidrolik akışkanlar havaya karşı hassastır. Akışkan içindeki hava gürültü ve titreşime yol açar ve düzenli hızlar elde edilmesini güçleştirir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidroliğin Uygulama Alanları</span><br />
<br />
Endüstriyel Hidrolik<br />
<br />
Hidrolik biliminin sanayideki uygulamalarına güç hidroliği ya da endüstriyel hidrolik denir. Hidrolik  makine mühendisliği’ nin ilgi alanına girer. Güç ve kuvvet ihtiyacının olduğu endüstrinin her kolunda kullanılır. Hidrolik enerji ile doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek için hazırlanan sistemlere hidrolik sistem denir.<br />
<br />
Akışkan olarak basınçlı havanın kullanıldığı sistemlere pnömatik sistemler denilir. Hidrolik, büyük kuvvetlerin istendiği ve gücün ön planda olduğu, pnömatik ise küçük kuvvetlerin yeterli olduğu buna bağlı olarak hızın ön planda olduğu yerlerde tercih edilir.<br />
<br />
Hidrolik devrelerde su, korozif olması nedeniyle çok nadir durumlar dışında tercih edilmez. Güç hidroliğinde akışkan olarak petrol türevli yağlar (hidrolik akışkanlar) kullanılır. Bu yağlardan beklenen en önemli özellik sıkıştırılamaz olması ve sistem elemanlarını korozyondan korumasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik hemen hemen tüm alanlara girmiştir. Uygulama alanlarını aşağıdaki gibi sıralanabilir:</span><br />
<br />
Enerji Üretiminde<br />
<br />
    Enerji santallerinde<br />
    Barajlarda<br />
    Türbinlerde<br />
<br />
Hareketli Hidrolik Araçlarda<br />
<br />
    Yol, inşaat ve kazı makinelerinde<br />
    Tarım makinelerinde<br />
    Taşıtlarda<br />
    Trenlerde<br />
<br />
Endüstriyel Alanlarda<br />
<br />
    Takım tezgahlarının yapımında<br />
    Ağır sanayi makinelerinde<br />
    Pres ve çeşitli kaldırıcılarda<br />
    Plastik enjeksiyon makinelerinde<br />
<br />
Denizcilik ve Gemicilik Endüstrisinde<br />
<br />
    Limanlarda yükleme ve boşaltma araçlarında<br />
    Gemilerde dümen kontrolünde<br />
    Güverte krenlerinde<br />
<br />
Özel Alanlarda<br />
<br />
    Teleskoplarda<br />
    Kıtalar arası haberleşme uydularında<br />
    Uçakların dümen ve iniş takımlarında<br />
    Konveyörlerde taşıma işlerinde<br />
<br />
Demir Çelik ve Madencilikte<br />
<br />
    Çelik haddehanelerinde<br />
    Maden ocaklarında<br />
<br />
Basit Bir Hidrolik Devre Şemasında Devrede Kullanılan Elemanlar<br />
<br />
Çift Etkili Hidrolik Silindir<br />
<br />
Hidrolik akışkanın pistona çift yönden etki ettirildiği silindir çeşididir. Hidrolik pistonun ileri ve geri hareketi basınçlı akışkan vasıtasıyla sağlanır. Genel olarak her iki yönde iş istendiğinden, sık kullanılan hidrolik silindir çeşitleri arasındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çekvalfli Akış Kontrol Valfi</span><br />
<br />
Her iki yöndeki akışa müsade eder. Aşağıdan yukarıya doğru giden akışkan çekvalften geçemeyeceği için kısma etkisi yapılan kesitten miktarı azaltılarak geçer. Diğer taraftan gelen akışkan çekvalfi açarak kolayca geçer. Bu çeşit valfler silindirlerin geri konumuna hızla gelmesi için kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Akış Kısma Valfi</span><br />
<br />
Hidrolik sistemlerde debi miktarını ayarlamak için kullanılan valftir. Akış miktarını değiştirilerek silindirlerin hızını, motorların devir sayısını ayarlayabiliriz. Akış kontrol valfleri önemli ölçüde basınç düşümüne neden olur. Bundan dolayı büyük oranlarda ısı açığa çıkar. Ayar vidası vasıtasıyla akış kesiti değiştirilerek debi miktarı ayarlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4/3 Yön Kontrol Valfi</span><br />
<br />
Çift etkili silindirlerin ileri-geri hareket ettirilmesinde kullanılır. Genellikle hidrolik sistemlerde kullanılır. Pnömatikte kullanımı yok denecek kadar azdır. Hidrolik valflerin üç adet konumu ve dört adet girişi vardır. 4/3 deki gösterimde buradan gelmektedir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrik Motoru</span><br />
<br />
Elektrik motorları elektrik enerjisini mekanik enerjisine çeviren elemanlardır. Bu dönme enerjisi ara bağlantı elemanları yardımıyla hidrolik pompalara aktarılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Pompa</span><br />
<br />
Hidrolik depoda bulunan akışkanı istenilen basınç ve debide sisteme gönderen devre elemanı hidrolik pompadır. Pompalar, mekanik enerjiyi hidrolik enerjiye dönüştürür. Hidrolik pompa dönme hareketini genel olarak bir elektrik motorundan alır. Seyyar sistemlerde ise, içten yanmalı motorlar kullanılır. Değişik yöntemlerle elde edilen dairesel hareket, uygun kavramlarla pompaya iletilir. Pompalar basınç meydana getirmez. Akışkan hidrolik sistemde bir engelle karşılaştığında basınç meydana gelir.<br />
<br />
Hidrolik pompa çalışma prensibi: Tüm pompalar artan hacim ve azalan hacim prensibine göre çalışır. Artan hacimde emme, azalan hacimde basma olayı gerçekleşir. Pompa mili aldığı dönme hareketi sonucu artan hacim kısmında vakum meydana gelir. Meydana gelen bu vakum sonucu emme işlemi gerçekleşir.<br />
<br />
Hidrolik sistemin pompaya uyguladığı basınç, pompanın debisini etkiler. Basınç arttıkça pompanın akış oranı azalır. Akış oranındaki bu azalma, pompa verimini tespit eder.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemlerde kullanılan hidrolik pompa çeşitleri;</span><br />
<br />
    Dişli pompalar<br />
<br />
    Dıştan dişli<br />
    İçten dişli<br />
    İçten eksantrik dişli<br />
<br />
    Baletli pompalar<br />
    Pistonlu pompalar<br />
<br />
    Eksenel pistonlu<br />
<br />
    Eğik gövdeli<br />
    Eğik plakalı<br />
<br />
    Radyal pistonlu<br />
    Pistonlu el  pompaları<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Depo</span><br />
<br />
Hidrolik akışkanı depolayan, çalışma koşullarına uygun şekilde hazırlayan devre elemanlarına depo (tank) denir. Isınan hidrolik akışkanın kolayca soğutulması için deponun alt kısmı hava akımı meydana getirecek şekilde dizayn edilmelidir. Depoya dönen akışkanın dinlenmeden emilmesini engellemek için, dinlendirme levhası konulmalıdır. Hidrolik sisteme gerekli olan akışkan miktarına ve dağıtım sisteminin büyüklüğüne göre depo kapasitesi seçilir. Pratik olarak pompa debisinin 3-5 katı kadar alınabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik depo özellikleri:</span><br />
<br />
    Sıcaklığı artan akışkanın soğutulması için depo tabanı hava sirkülasyonu meydana getirecek şekilde yerden yukarıda yapılmalıdır.<br />
    Dibe çöken pisliklerin toplanmasını sağlamak için depo tabanına boşaltma deliği yönünde eğim verilmelidir.<br />
    Dinlendirme levhası emme odası ile dönüş odasını ayırarak, akışkanın dinlendirilmesini, pisliklerin dibe çökmesini sağlar.<br />
    Emiş borusu ile depo tabanı arasındaki minimum mesafe 1.5 x d kadar olmalıdır. (d:boru çapı)<br />
    Depo içindeki akışkanın seviyesi rahatlıkla görülmelidir.<br />
    Depo içine kirletici maddelerin girmesi önlenmelidir.<br />
    Emiş ve dönüş kolaylığını sağlamak için hidrolik boru uçları 30º veya 45 º açı ile kesilmelidir.<br />
    Maksimum akışkan seviyesi ile depo tavanı arasında yeterli boşluk bırakılmalıdır. (akışkan içindeki havanın dışarı atılabilmesi için)</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistem Nedir Ne İşe Yarar Nerelerde Kullanılır</span><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistemler Nedir?</span><br />
<br />
İnsan gücünün yetersiz kaldığı her durumda makinelerden yardım alınır. Makineler ağır şartlarda, insan gücünün yetmediği ve insan hızının yeterli olmadığı durumlarda işi kolayca yapabilmeyi sağlamaktadır. Günlük hayatta pek içli dışlı olmasak da, inşaat, tersane, fabrika, taşıma işleri vb. sektörlerde iş makinelerine çok fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Peki bu mükemmel işleyişi ile iş makineleri nasıl çalışmakta gücünü nereden almaktadır bunu inceleyelim.<br />
<br />
İş makinelerinden en çok iş yapmasına tanık olduğumuz vinçler, kamyonlar, asansör sistemleri gibi bir kol ve onu iten, yönlendiren küçük bir başka kol mekanizmasından oluşmaktadır. Motor sistemleri dışında temel hareket ve güç sağlayan kısımları hidrolik sistemlerdir. Hidrolik sistemler basit bir resim ile çalışma prensibi açıklanabilir ama insan hayatı için tehlikeli olabilecek durumları ortadan kaldırmak için resme bakmak yeterli değildir.<br />
<br />
Hidrolik sistemler genelde iç içe rahatça girip çıkabilen iki silindirin, hava ve sıvı sızdırmadan hidrolik sıvısı ile hareket ettirilmesidir. Geniş bir pompa yardımı ile dar yapılı hidrolik silindirleri tonlarca ağırlığı itebilecek şekilde güç sağlamaktadır. Tonlarca ağırlık kaldıran dev vinçlerin kollarını hareket ettiren 1 veya 2 tane hidrolik sistemler herkesin dikkatini çekmiştir. Bu silindirik uzun borular tüm hareketi bir pompa ile itilerek iç kısmını dolduran hidrolik sıvısı sayesinde yapmakta, ayrıca uzaktan kontrol avantajı ve az yer kaplaması ile tam bir tasarım harikasıdır. Sıvı olarak genelde yağ kullanılır. Bilindiği gibi sıvıların sıkışma durumu söz konusu değildir. Sıvıların sıkışmaması özelliği bu sistemin temelini oluşturur ve hava veya başka gazlara oranla çok daha güvenilir olmaktadır. Eğer esnek bir sistem(yay mekanizması) oluşturulması istenilseydi sıvı yerine herhangi bir gaz kullanımı daha uygun olurdu.<br />
<br />
Hidrolik sitemler sıvıyı depo eden bir bölüm ve buraya basınç uygulayan düşük enerjili başka bir sistem ile çalışmaktadır. Ana depoda basınç yapan silindirik sistem, itici güç yapan diğer sitemden daha geniş bir yüzeye sahip olmalıdır. Genişlikten dara doğru giden sıvı daha etkin ve kontrollü bir basınç uygulamaktadır.<br />
<br />
Bu sitemler kurulum açısından pahallı sistemlerdir, fakat tamir durumlarında çok daha makul fiyatlardan söz edilmektedir. Az yer kaplaması, sessiz çalışması, hafif bir güçten yüksek efor isteyen güçler elde etmesi gibi birçok avantajları vardır. Avantajlarının yanı sıra tehlikeli de olabilmektedirler. Eskiden sistemlerde ani güç kesintilerine karşı yapılmış bir önlem bulunmuyordu. Çalışmakta olan bir makine aniden durunca boşalan hidrolik sıvısı bir vinç veya bir asansörde ciddi can kayıpları verilmesine sebep olabiliyordu. Bilindik bir kaza ise itfaiye erlerinin bir yangına müdahalesi sonucu aracın, hem su pompalama hemde havalı merdiven sistemini kullanmasından dolayı karşılanmayan güç yüzünden, yüzlerce yükseklikten düşen itfaiyecilerin ölümü ile sonuçlanmıştı. Bu durum için valf adında bir sistem geliştirildi. Valf basınç ile itilen sıvıyı hazneye alıyor fakat tek yönlü hareket sağlıyordu. Herhangi bir güç kaybında veya makine çalışmayı durdurduğunda valf’tan tekrar depoya gidemeyen sıvı sistemin içinde kalıyor ve güvenle çalışmasını sağlıyordu.<br />
<br />
Günümüzde arabalarda da kullanılmaya başlanan bu sistemler araçta güvenli sürüş içinde çok büyük avantaj sağlamakta ve sert direksiyon dişli sitemleri yerine sıvı hareketi ile kolayca kullanılabilen direksiyonların elde edilmesini sağlamıştır. Aynı zamanda arabalarda fren sistemlerininde hidrolik olarak saniyede 8-12-16 defa diske vuruşu ile aracı kolayca ve kaydırmadan durdurması da ABS sisteminin temelini oluşturmaktadır. <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistem Nasıl Çalışır?</span><br />
<br />
Hidrolikte kuvvet iletimi akışkana verilen basınç enerjisi yardımıyla sağlanır. Basınç enerjisi uygun alıcılar tarafından kuvvet ve harekete dönüştürülür. Basınç enerjisi akışkan üzerinde taşınarak iletilir. Akışkan üzerine bazı mekanik düzeneklerle basınç enerjisi yüklenir. Yani basınç oluşturulur. Basınç altındaki akışkan iletildiği yerde tekrar mekanik düzenekler yardımıyla kuvvet ve hareket oluşturur. Örneğin bir pompa ile madeni yağ üzerinde basınç oluşturup bir boru içerisinde taşıyıp diğer uçta bir silindir ve piston yardımıyla itme kuvveti elde edilmesi çok yaygın bir hidrolik uygulamadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Sistemin Avantajları Nelerdir?</span><br />
<br />
Hidrolikte, sıvıların sıkıştırılamama özelliğinden dolayı yüksek çalışma basınçları kolayca sağlanırken buna paralel olarak ağır işler için ihtiyaç duyulan büyük kuvvetler de elde edilmiş olur. Pnömatiğin aksine; hidrolik büyük kuvvetlere ihtiyaç duyulan buna rağmen hassas konumlamanın gerektiği uygulamalar için çok idealdir. Böylelikle sistem için belirlenen hız ve kuvvetler de kademesiz ve hassas olarak ayarlanabilir.<br />
<br />
Hidrolik sistemlerin çalışma esnasında kontrolleri kolaydır. Doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek oldukça basittir. Özellikle ters yönlü ani hareketlerin mümkün olabilmesi hidroliğin tercih edilme sebeplerinden biridir. Hidrolik sistemlerin çalışma esnasında kontrolleri kolaydır. Doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek oldukça basittir. Özellikle ters yönlü ani hareketlerin mümkün olabilmesi hidroliğin tercih edilme sebeplerinden biridir.<br />
<br />
Hidrolik makinalar; mekanik ve pnömatik makinalara göre titreşimsiz ve gürültüsüz çalışırlar. Bu da işletmedeki ses seviyesinin kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca bu sistemler mekanik elemanlara göre oldukça az yer kaplarlar. Hidrolik sistemlerde akışkan olarak genelde yağ kullanılması, sistemin kendi kendini sürekli yağlamasını ve sürtünmenin etkilerinin azalmasını sağlar. Yağın sistem içindeki hareketi, ısıtma ve soğutmanın da kendiliğinden gerçekleşmesini sağlar. Bu yüzden kullanılan akışkanın temiz olması şartıyla hidrolikteki devre elemanları daha uzun ömürlüdür.<br />
<br />
Hidrolik Nedir? Hidrolik, akışkanların mekanik özelliklerini inceleyen bir bilim dalıdır. Hidrolik terimi, eski Yunanca’ da su anlamına gelen hydor ile boru anlamına gelen aulis kelimelerinden türetilmiştir. Günümüzde hidrolik akışkanlar vasıtasıyla kuvvet ve hareketlerin iletimi ve kumandası anlamında kullanılmaktadır.<br />
<br />
Hidrolik sistemler; sıkıştırılamaz özellikteki akışkanların kullanıldığı, elde edilen basınçlı akışkan yardımı ile çeşitli hareketlerin ve kuvvetlerin üretildiği sistemlerdir. Akışkanların sıkıştırılamaz olmasından dolayı, büyük güçler hidrolik sistemler ile elde edilebilir. Hava ve gazlar sıkıştırılabildiği için, büyük kuvvetlerin üretilmesinde kullanılmazlar.<br />
<br />
Hidrolik devrelerde akışkan olarak genelde su veya yağ kullanılır. Ancak metal yüzeylerde pas yapması sebebiyle, suyun kullanım alanı çok dardır. Bu sebeple hidrolik sistemlerde akışkan olarak genelde madensel yağlar kullanılır.<br />
<br />
Tarih boyunca insanlar hidrolik enerjiden çeşitli şekillerde faydalanmışlardır. İlk çağlardan beri insanlar akarsulardan, değirmen çalıştırma, yük taşıma vb. gibi işleri kolaylaştıracak yöntemler kullanarak yararlanmışlardır. Sonraki zamanlarda Pascal, Bernoulli, Arşimet ve Toriçelli’nin ortaya koydukları prensiplerden faydalanılmış, çeşitli hidrolik pres ve hidrolik kriko yapılmıştır. Daha sonraları dairesel ve doğrusal hareketlerin üretilmesi için yeni fikirler ortaya atılarak günümüzdeki sistemler geliştirilmiştir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kullanım Alanları</span><br />
<br />
Günümüzde hidrolik sistemlerin kullanım alanları, sabit sistemler ve hareketli sistemler olarak iki ayrı grupta incelenmektedir.<br />
<br />
Sabit sistemler hareket etmeyen, yer değiştirmeyen bir blok üzerine montajı yapılmış sistemlerdir. Hidrolik çözümlerin mekanik sistemlere göre avantajı; imalat endüstrisinde kullanılan enjeksiyon makineleri, CNC tezgahları, tornalar, taşlama tezgahları, frezeler, vargeller, presler gibi birçok üretim tezgahlarında, hidrolik sistemleri tercih etmelerine neden olmuştur.<br />
<br />
Endüstrideki yeri ve önemine gelince; Hareketli sistemler ise çoğunlukla araçların üzerinde bulunan sistemlerdir. Hidrolik sistemler; başta inşaat makineleri olmak üzere taşıtların fren ve direksiyonları, kepçelerin tutma ve yükleme tertibatları, yağlama istasyonları, hidrolik kaldıraçlar, damperli kamyonlar, ve iş makinelerinde kaldırma ve iletme makineleri gibi endüstriyel tesislerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca krikolar, asansörler, vinçler, vites kutuları, test cihazları, sanayi tipi robotlar gibi pek çok uygulama alanına sahiptir. Hareketler hidrolik sistemle kolay bir şekilde sağlanmaktadır. Hidrolik direksiyon, arabanın kullanımını ne kadar kolaylaştırdığını veya insan gücüyle günlerce sürecek bir toprak kazma işleminin, bir kepçe ile ne kadar kısa sürede yapıldığını düşündüğümüz zaman, geniş bir uygulama alanı olan hidroliğin, önemi daha iyi anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Diğer Sistemlerle Karşılaştırılması</span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemin diğer sistemlere göre avantajları:</span><br />
<br />
    Hidrolik sistemler sessiz bir şekilde çalışırlar.<br />
    Hidrolik akışkanlar sıkıştırılamaz kabul edildiklerinden darbesiz ve titreşimsiz hareket elde edilir.<br />
    Yüksek çalışma basınçlarına sahiptir, bu sayede büyük güçler elde edilir.<br />
    Hassas hız ayarı yapılabilir.<br />
    Hareket devam ederken hız ayarı yapılabilir.<br />
    Akışkan olarak hidrolik yağlar kullanıldığından aynı zamanda devre elemanları yağlanmış olur.<br />
    Emniyet valfleri vasıtasıyla sistem güvenli çalışır.<br />
    Hidrolik devre elemanları uzun ömürlüdür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemin diğer sistemlere göre dezavantajları:</span><br />
<br />
    Hidrolik akışkanlar, yüksek ısıya karşı duyarlıdır. Akışkan sıcaklığı 50°C’ yi geçmemelidir.<br />
    Yüksek basınçta çalışacakları için, hidrolik devre elemanlarının yapıları sağlam olmalıdır. Bundan dolayı hidrolik devre elemanlarının fiyatları yüksektir.<br />
    Hidrolik devre elemanlarının bağlantıları sağlam ve sızdırmaz olmalıdır.<br />
    Akışkanlarda sürtünme direnci yüksek olduğu için, hidrolik akışkanlar uzak mesafelere taşınamaz.<br />
    Hidrolik gücün depo edilebilirliği azdır.<br />
    Akış hızı düşüktür, devre elemanları düşük hızla çalışırlar. Bu sebeple yüksek hızlar elde edilemez.<br />
    Hidrolik akışkanlar havaya karşı hassastır. Akışkan içindeki hava gürültü ve titreşime yol açar ve düzenli hızlar elde edilmesini güçleştirir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidroliğin Uygulama Alanları</span><br />
<br />
Endüstriyel Hidrolik<br />
<br />
Hidrolik biliminin sanayideki uygulamalarına güç hidroliği ya da endüstriyel hidrolik denir. Hidrolik  makine mühendisliği’ nin ilgi alanına girer. Güç ve kuvvet ihtiyacının olduğu endüstrinin her kolunda kullanılır. Hidrolik enerji ile doğrusal, dairesel ve açısal hareket üretmek için hazırlanan sistemlere hidrolik sistem denir.<br />
<br />
Akışkan olarak basınçlı havanın kullanıldığı sistemlere pnömatik sistemler denilir. Hidrolik, büyük kuvvetlerin istendiği ve gücün ön planda olduğu, pnömatik ise küçük kuvvetlerin yeterli olduğu buna bağlı olarak hızın ön planda olduğu yerlerde tercih edilir.<br />
<br />
Hidrolik devrelerde su, korozif olması nedeniyle çok nadir durumlar dışında tercih edilmez. Güç hidroliğinde akışkan olarak petrol türevli yağlar (hidrolik akışkanlar) kullanılır. Bu yağlardan beklenen en önemli özellik sıkıştırılamaz olması ve sistem elemanlarını korozyondan korumasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik hemen hemen tüm alanlara girmiştir. Uygulama alanlarını aşağıdaki gibi sıralanabilir:</span><br />
<br />
Enerji Üretiminde<br />
<br />
    Enerji santallerinde<br />
    Barajlarda<br />
    Türbinlerde<br />
<br />
Hareketli Hidrolik Araçlarda<br />
<br />
    Yol, inşaat ve kazı makinelerinde<br />
    Tarım makinelerinde<br />
    Taşıtlarda<br />
    Trenlerde<br />
<br />
Endüstriyel Alanlarda<br />
<br />
    Takım tezgahlarının yapımında<br />
    Ağır sanayi makinelerinde<br />
    Pres ve çeşitli kaldırıcılarda<br />
    Plastik enjeksiyon makinelerinde<br />
<br />
Denizcilik ve Gemicilik Endüstrisinde<br />
<br />
    Limanlarda yükleme ve boşaltma araçlarında<br />
    Gemilerde dümen kontrolünde<br />
    Güverte krenlerinde<br />
<br />
Özel Alanlarda<br />
<br />
    Teleskoplarda<br />
    Kıtalar arası haberleşme uydularında<br />
    Uçakların dümen ve iniş takımlarında<br />
    Konveyörlerde taşıma işlerinde<br />
<br />
Demir Çelik ve Madencilikte<br />
<br />
    Çelik haddehanelerinde<br />
    Maden ocaklarında<br />
<br />
Basit Bir Hidrolik Devre Şemasında Devrede Kullanılan Elemanlar<br />
<br />
Çift Etkili Hidrolik Silindir<br />
<br />
Hidrolik akışkanın pistona çift yönden etki ettirildiği silindir çeşididir. Hidrolik pistonun ileri ve geri hareketi basınçlı akışkan vasıtasıyla sağlanır. Genel olarak her iki yönde iş istendiğinden, sık kullanılan hidrolik silindir çeşitleri arasındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Çekvalfli Akış Kontrol Valfi</span><br />
<br />
Her iki yöndeki akışa müsade eder. Aşağıdan yukarıya doğru giden akışkan çekvalften geçemeyeceği için kısma etkisi yapılan kesitten miktarı azaltılarak geçer. Diğer taraftan gelen akışkan çekvalfi açarak kolayca geçer. Bu çeşit valfler silindirlerin geri konumuna hızla gelmesi için kullanılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Akış Kısma Valfi</span><br />
<br />
Hidrolik sistemlerde debi miktarını ayarlamak için kullanılan valftir. Akış miktarını değiştirilerek silindirlerin hızını, motorların devir sayısını ayarlayabiliriz. Akış kontrol valfleri önemli ölçüde basınç düşümüne neden olur. Bundan dolayı büyük oranlarda ısı açığa çıkar. Ayar vidası vasıtasıyla akış kesiti değiştirilerek debi miktarı ayarlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">4/3 Yön Kontrol Valfi</span><br />
<br />
Çift etkili silindirlerin ileri-geri hareket ettirilmesinde kullanılır. Genellikle hidrolik sistemlerde kullanılır. Pnömatikte kullanımı yok denecek kadar azdır. Hidrolik valflerin üç adet konumu ve dört adet girişi vardır. 4/3 deki gösterimde buradan gelmektedir<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Elektrik Motoru</span><br />
<br />
Elektrik motorları elektrik enerjisini mekanik enerjisine çeviren elemanlardır. Bu dönme enerjisi ara bağlantı elemanları yardımıyla hidrolik pompalara aktarılır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Pompa</span><br />
<br />
Hidrolik depoda bulunan akışkanı istenilen basınç ve debide sisteme gönderen devre elemanı hidrolik pompadır. Pompalar, mekanik enerjiyi hidrolik enerjiye dönüştürür. Hidrolik pompa dönme hareketini genel olarak bir elektrik motorundan alır. Seyyar sistemlerde ise, içten yanmalı motorlar kullanılır. Değişik yöntemlerle elde edilen dairesel hareket, uygun kavramlarla pompaya iletilir. Pompalar basınç meydana getirmez. Akışkan hidrolik sistemde bir engelle karşılaştığında basınç meydana gelir.<br />
<br />
Hidrolik pompa çalışma prensibi: Tüm pompalar artan hacim ve azalan hacim prensibine göre çalışır. Artan hacimde emme, azalan hacimde basma olayı gerçekleşir. Pompa mili aldığı dönme hareketi sonucu artan hacim kısmında vakum meydana gelir. Meydana gelen bu vakum sonucu emme işlemi gerçekleşir.<br />
<br />
Hidrolik sistemin pompaya uyguladığı basınç, pompanın debisini etkiler. Basınç arttıkça pompanın akış oranı azalır. Akış oranındaki bu azalma, pompa verimini tespit eder.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik sistemlerde kullanılan hidrolik pompa çeşitleri;</span><br />
<br />
    Dişli pompalar<br />
<br />
    Dıştan dişli<br />
    İçten dişli<br />
    İçten eksantrik dişli<br />
<br />
    Baletli pompalar<br />
    Pistonlu pompalar<br />
<br />
    Eksenel pistonlu<br />
<br />
    Eğik gövdeli<br />
    Eğik plakalı<br />
<br />
    Radyal pistonlu<br />
    Pistonlu el  pompaları<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik Depo</span><br />
<br />
Hidrolik akışkanı depolayan, çalışma koşullarına uygun şekilde hazırlayan devre elemanlarına depo (tank) denir. Isınan hidrolik akışkanın kolayca soğutulması için deponun alt kısmı hava akımı meydana getirecek şekilde dizayn edilmelidir. Depoya dönen akışkanın dinlenmeden emilmesini engellemek için, dinlendirme levhası konulmalıdır. Hidrolik sisteme gerekli olan akışkan miktarına ve dağıtım sisteminin büyüklüğüne göre depo kapasitesi seçilir. Pratik olarak pompa debisinin 3-5 katı kadar alınabilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Hidrolik depo özellikleri:</span><br />
<br />
    Sıcaklığı artan akışkanın soğutulması için depo tabanı hava sirkülasyonu meydana getirecek şekilde yerden yukarıda yapılmalıdır.<br />
    Dibe çöken pisliklerin toplanmasını sağlamak için depo tabanına boşaltma deliği yönünde eğim verilmelidir.<br />
    Dinlendirme levhası emme odası ile dönüş odasını ayırarak, akışkanın dinlendirilmesini, pisliklerin dibe çökmesini sağlar.<br />
    Emiş borusu ile depo tabanı arasındaki minimum mesafe 1.5 x d kadar olmalıdır. (d:boru çapı)<br />
    Depo içindeki akışkanın seviyesi rahatlıkla görülmelidir.<br />
    Depo içine kirletici maddelerin girmesi önlenmelidir.<br />
    Emiş ve dönüş kolaylığını sağlamak için hidrolik boru uçları 30º veya 45 º açı ile kesilmelidir.<br />
    Maksimum akışkan seviyesi ile depo tavanı arasında yeterli boşluk bırakılmalıdır. (akışkan içindeki havanın dışarı atılabilmesi için)</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[CES 2019 dan En İlginç Teknolojiler]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6488</link>
			<pubDate>Sun, 26 May 2019 11:36:25 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6488</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">CES 2019 dan En İlginç Teknolojiler</span><br />
<br />
 Takvim yılının başlangıcı, teknoloji dünyası için heyecan verici bir zamandır .CES (Tüketici Elektroniği Fuarı) bize günlük hayatımızı değiştirebilecek yeni ürünler ve servisler hakkında bilgi vermektedir. CES’teki tüm teknolojiler üretime girmezken, çoğu zaman geleceğimizde neler olacağına dair ip uçları verir.<br />
<br />
CES‘te sunulan teknolojiler hayatımızın birçok yönünü kapsayan ve bize teknolojinin yakında hayatımızı nasıl daha eğlenceli ve daha kolay hale getirebileceğini gösterir.<br />
<br />
Arabadaki Havadan Su Üretmek<br />
<br />
Arabanızda çok susamışsanız, ancak bir bardak su için durmaya vaktiniz de yoksa, Genny ile ilgileneceksiniz. WaterGen‘den gelen bu yenilikçi teknoloji, havayı içilebilecek kadar saf suya dönüştürür.<br />
<br />
Genny, arabanızın dışından hava alarak filtreleme sistemi ile havayı saflaştırır. Su üretmek için önce havayı soğutur, ardından suyu filtreler ve susuzluğunuzu gidermek için bardağınıza saf suyu boşaltır..<br />
<br />
WaterGen‘e göre, Genny sadece bir watt elektrik kullanarak 5 litre su üretebilir. Geliştiriciler buluşlarının plastik su şişelerinin kullanımını azaltabileceğini umuyorlar.<br />
<br />
Bu yeni ürün saf içme suyunun bulunması, suyun az olduğu yerlerde gerçekten harika olabilir. Genny, CES 2019‘da Teknoloji için En İyi Yenilik ödülünü kazandı. <br />
<br />
[attachment=47316]<br />
<br />
Bell Nexus Hava Taksi<br />
<br />
Bir helikopteri çağırmanın,Uber arabasını çağırmak kadar kolay olduğunu hayal edin. Bell, bu fikri gerçeğe dönüştürmek için çalışan şirkettir.<br />
<br />
CES 2019‘da Bell, Nexus adlı hava taksi konseptini sergiledi. Yeniden tasarlanan bu helikopte,r dört yolcu ve bir pilot kapasiteli ve insanlara kentsel hava yolculuğu sunmak için tasarlandı.<br />
<br />
Bell, gelecekte Nexus‘un talep üzerine taşıma için kullanılabilir olmasını sağlamak amacıyla Uber ile ortaklık kurdu. Test uçuşları 2020’nin başlarında planlanmıştır ve eğer her şey yolunda giderse, yolcu taşımacılığı yakında başlayabilir. <br />
<br />
[attachment=47317]<br />
<br />
Samsung GEMS Robotik Exo-iskelet<br />
<br />
Pek çok insan dilediği gibi yürüyüşe çıkar, ancak hareketlilik sorunları olanlar için bir ayağını diğerinin önüne atmak aşılmaz bir zorluk olabilir.<br />
<br />
Samsung, insanlara yürüme konusunda yardımcı olan GEMS adında bir dizi giyilebilir robot geliştirdi. Kalçalar, dizler ve ayak bilekleri için “Yürüyüş Geliştirme Motivasyon Sistemi” anlamına gelen GEMS mevcuttur.<br />
<br />
Bir GEMS‘e bağlanın ve robotun yürürken sizi ilerletmesine yardımcı olun. Bu robotlar, insanlara güç ve denge sorunlarını aşmada yardımcı olabilir. Yürüme, koşma, denge ve duruş durumlarını iyileştirebilir.<br />
<br />
GEMS ,ayrıca hareketliliği daha zor hale getiren ilave direnç ayarına da sahiptir. Bu ayar, yaralı kasları güçlendirmek veya sporcu yetiştirmek için fiziki tedavide kullanılabilir.<br />
<br />
GEMS için tarih veya fiyat açıklanmadı. Samsung Araştırma Başkan Yardımcısı Seung Hwan Cho, “Planımız, tüketicilerin robot talebini ölçmek, toplumsal zorluklar için çözümler oluşturmanın yollarını düşünmek ve gelişim çabalarımızı hızlandırmaktır. İnsanlar Samsung Robotların yapılmasına yardımcı olarak, bu adımları hızlı atmamızı sağlayacaklardır”<br />
<br />
[attachment=47318]<br />
<br />
<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">CES 2019 dan En İlginç Teknolojiler</span><br />
<br />
 Takvim yılının başlangıcı, teknoloji dünyası için heyecan verici bir zamandır .CES (Tüketici Elektroniği Fuarı) bize günlük hayatımızı değiştirebilecek yeni ürünler ve servisler hakkında bilgi vermektedir. CES’teki tüm teknolojiler üretime girmezken, çoğu zaman geleceğimizde neler olacağına dair ip uçları verir.<br />
<br />
CES‘te sunulan teknolojiler hayatımızın birçok yönünü kapsayan ve bize teknolojinin yakında hayatımızı nasıl daha eğlenceli ve daha kolay hale getirebileceğini gösterir.<br />
<br />
Arabadaki Havadan Su Üretmek<br />
<br />
Arabanızda çok susamışsanız, ancak bir bardak su için durmaya vaktiniz de yoksa, Genny ile ilgileneceksiniz. WaterGen‘den gelen bu yenilikçi teknoloji, havayı içilebilecek kadar saf suya dönüştürür.<br />
<br />
Genny, arabanızın dışından hava alarak filtreleme sistemi ile havayı saflaştırır. Su üretmek için önce havayı soğutur, ardından suyu filtreler ve susuzluğunuzu gidermek için bardağınıza saf suyu boşaltır..<br />
<br />
WaterGen‘e göre, Genny sadece bir watt elektrik kullanarak 5 litre su üretebilir. Geliştiriciler buluşlarının plastik su şişelerinin kullanımını azaltabileceğini umuyorlar.<br />
<br />
Bu yeni ürün saf içme suyunun bulunması, suyun az olduğu yerlerde gerçekten harika olabilir. Genny, CES 2019‘da Teknoloji için En İyi Yenilik ödülünü kazandı. <br />
<br />
[attachment=47316]<br />
<br />
Bell Nexus Hava Taksi<br />
<br />
Bir helikopteri çağırmanın,Uber arabasını çağırmak kadar kolay olduğunu hayal edin. Bell, bu fikri gerçeğe dönüştürmek için çalışan şirkettir.<br />
<br />
CES 2019‘da Bell, Nexus adlı hava taksi konseptini sergiledi. Yeniden tasarlanan bu helikopte,r dört yolcu ve bir pilot kapasiteli ve insanlara kentsel hava yolculuğu sunmak için tasarlandı.<br />
<br />
Bell, gelecekte Nexus‘un talep üzerine taşıma için kullanılabilir olmasını sağlamak amacıyla Uber ile ortaklık kurdu. Test uçuşları 2020’nin başlarında planlanmıştır ve eğer her şey yolunda giderse, yolcu taşımacılığı yakında başlayabilir. <br />
<br />
[attachment=47317]<br />
<br />
Samsung GEMS Robotik Exo-iskelet<br />
<br />
Pek çok insan dilediği gibi yürüyüşe çıkar, ancak hareketlilik sorunları olanlar için bir ayağını diğerinin önüne atmak aşılmaz bir zorluk olabilir.<br />
<br />
Samsung, insanlara yürüme konusunda yardımcı olan GEMS adında bir dizi giyilebilir robot geliştirdi. Kalçalar, dizler ve ayak bilekleri için “Yürüyüş Geliştirme Motivasyon Sistemi” anlamına gelen GEMS mevcuttur.<br />
<br />
Bir GEMS‘e bağlanın ve robotun yürürken sizi ilerletmesine yardımcı olun. Bu robotlar, insanlara güç ve denge sorunlarını aşmada yardımcı olabilir. Yürüme, koşma, denge ve duruş durumlarını iyileştirebilir.<br />
<br />
GEMS ,ayrıca hareketliliği daha zor hale getiren ilave direnç ayarına da sahiptir. Bu ayar, yaralı kasları güçlendirmek veya sporcu yetiştirmek için fiziki tedavide kullanılabilir.<br />
<br />
GEMS için tarih veya fiyat açıklanmadı. Samsung Araştırma Başkan Yardımcısı Seung Hwan Cho, “Planımız, tüketicilerin robot talebini ölçmek, toplumsal zorluklar için çözümler oluşturmanın yollarını düşünmek ve gelişim çabalarımızı hızlandırmaktır. İnsanlar Samsung Robotların yapılmasına yardımcı olarak, bu adımları hızlı atmamızı sağlayacaklardır”<br />
<br />
[attachment=47318]<br />
<br />
<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilim insanları düşünceleri okumayı başardı]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6487</link>
			<pubDate>Sun, 26 May 2019 11:23:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bilim insanları düşünceleri okumayı başardı</span><br />
<br />
Bundan 18 yıl önce vizyona giren “Kadınlar Ne İster” adlı filmindeki durum gerçek oldu. Filmde, Marshall bir kaza sonucunda insanların düşüncelerini duymaya başlamıştı. Bilim insanları, insanlar konuşmasa bile düşünüp de sözcüklere dökmek istedikleri andaki zihinsel frekansı, ayrıntılı bir biçimde yazıya ya da sese dönüştürmeyi başardı.<br />
<br />
Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmada uzun bir zamandır devam eden nöromühendis bilim adamları beyindeki düşünceleri ayrıştırarak sesli konuşmaya ve yazıya dönüştürmeyi başardı. Bu bir milat olarak adlandırılabilir. İlk kez insanların düşündüklerini açığa çıkarmanın da önü açılmış oldu. Yapay zeka kullanılarak yapılan çalışmada hastaların beyinsel aktiviteleri gözlemlendi. Teknolojik aygıtlar yardımıyla beyindeki sinyaller net bir biçimde tespit edilerek dönüştürülebildi. Sinyallerin tespit edilmesinin sonrasında da kelimelere ve cümlelere dönüştürülmesi bilim dünyasının muazzam bir gelişmeye imza atması anlamına geliyor. Bu güne kadar insanların düşüncelerine ilişkin bu kadar net bilgi sahibi olunamıyordu. <br />
<br />
Zihin okuma olarak da ifade bulabilecek olan bu gelişmenin ilk olarak konuşma kabiliyetini kaybetmiş hastaların iletişim kurmasını sağlamak maksatıyla kullanılacağı ifade ediliyor. İnsan beyninin bilinmezlerine yönelik daha ayrıntılı araştırmaların da böylece önü açılmış oldu. Scientific Reports’ta yayınlanan makalede insanlık için büyük bir gelişmenin habercisi olarak nitelenen çalışmanın insanların zihnini okumak olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuluyor.<br />
<br />
İnsanlar düşüncelerini ifade etmek istedikleri andaki oluşan zihinsel aktivitenin tespit edilerek sese ve dolayısıyla da yazıya önüştürülmesi olarak tarif edilen durumun, beyindeki frekanslarının ayrıştırılarak belirgin sinyallere dönüştürülüp buradaki ifadelerin açığa çıkarılması şeklinde sistematiğe dönüştürülmesi bekleniyor.<br />
Mel Gibson’un filmindeki durumla benzerlik var mı?<br />
<br />
Kadınlar ne ister adlı filmde Marshall’a verilen bir görev vardı. Bu görevde amiri Darcy McGuire olacaktır. Marshall, amiri ile deha iyi bir iletişim kurmak için onun düşüncelerini tahmin etmeye çalışır. Tam da bu sırada bir kaza geçirir ve insanların düşündüklerini duymaya başlar. 2001 yılında çekilmiş olan bu filmdeki durum 18 yıl sonra gerçekleştiriliyor. <br />
<br />
Nörolojik ağlar ve yapay zeka arasında nasıl bir ilişki kuruldu?<br />
Columbia Üniversitesi’ndeki bu çalışmada yer alan çalışma ekibi yapay zeka yazılımlarının da yardımıyla, fark edilmesi çok zor olan ve birbirinden ayrıştırması oldukça güç olan bu sinyalleri kaydederek detaylı şekilde kategorilendirerek hangilerinin sesli konuşma olarak dışarı aksettirilmesinin istendiğini hangilerinin sadece düşüncede kalması istendiğini çözdü. <br />
<br />
Çalışmada kullanılan teknolojinin Amazon Echo ve Apple’ın Siri asistanı ile benzer özellikler taşıdığı aktarılıyor. Nörolojik ağ yöntemini kullanan yazılımlar ile daha komplike sözcükler ve cümleler üzerinde çalışmaya başlayacak olan araştırma ekibinin yakın zamanda birçok hasta ve engellinin konuşma sorununa çözüm getirebileceği kaydediliyor.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bilim insanları düşünceleri okumayı başardı</span><br />
<br />
Bundan 18 yıl önce vizyona giren “Kadınlar Ne İster” adlı filmindeki durum gerçek oldu. Filmde, Marshall bir kaza sonucunda insanların düşüncelerini duymaya başlamıştı. Bilim insanları, insanlar konuşmasa bile düşünüp de sözcüklere dökmek istedikleri andaki zihinsel frekansı, ayrıntılı bir biçimde yazıya ya da sese dönüştürmeyi başardı.<br />
<br />
Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmada uzun bir zamandır devam eden nöromühendis bilim adamları beyindeki düşünceleri ayrıştırarak sesli konuşmaya ve yazıya dönüştürmeyi başardı. Bu bir milat olarak adlandırılabilir. İlk kez insanların düşündüklerini açığa çıkarmanın da önü açılmış oldu. Yapay zeka kullanılarak yapılan çalışmada hastaların beyinsel aktiviteleri gözlemlendi. Teknolojik aygıtlar yardımıyla beyindeki sinyaller net bir biçimde tespit edilerek dönüştürülebildi. Sinyallerin tespit edilmesinin sonrasında da kelimelere ve cümlelere dönüştürülmesi bilim dünyasının muazzam bir gelişmeye imza atması anlamına geliyor. Bu güne kadar insanların düşüncelerine ilişkin bu kadar net bilgi sahibi olunamıyordu. <br />
<br />
Zihin okuma olarak da ifade bulabilecek olan bu gelişmenin ilk olarak konuşma kabiliyetini kaybetmiş hastaların iletişim kurmasını sağlamak maksatıyla kullanılacağı ifade ediliyor. İnsan beyninin bilinmezlerine yönelik daha ayrıntılı araştırmaların da böylece önü açılmış oldu. Scientific Reports’ta yayınlanan makalede insanlık için büyük bir gelişmenin habercisi olarak nitelenen çalışmanın insanların zihnini okumak olarak değerlendirilmemesi gerektiği savunuluyor.<br />
<br />
İnsanlar düşüncelerini ifade etmek istedikleri andaki oluşan zihinsel aktivitenin tespit edilerek sese ve dolayısıyla da yazıya önüştürülmesi olarak tarif edilen durumun, beyindeki frekanslarının ayrıştırılarak belirgin sinyallere dönüştürülüp buradaki ifadelerin açığa çıkarılması şeklinde sistematiğe dönüştürülmesi bekleniyor.<br />
Mel Gibson’un filmindeki durumla benzerlik var mı?<br />
<br />
Kadınlar ne ister adlı filmde Marshall’a verilen bir görev vardı. Bu görevde amiri Darcy McGuire olacaktır. Marshall, amiri ile deha iyi bir iletişim kurmak için onun düşüncelerini tahmin etmeye çalışır. Tam da bu sırada bir kaza geçirir ve insanların düşündüklerini duymaya başlar. 2001 yılında çekilmiş olan bu filmdeki durum 18 yıl sonra gerçekleştiriliyor. <br />
<br />
Nörolojik ağlar ve yapay zeka arasında nasıl bir ilişki kuruldu?<br />
Columbia Üniversitesi’ndeki bu çalışmada yer alan çalışma ekibi yapay zeka yazılımlarının da yardımıyla, fark edilmesi çok zor olan ve birbirinden ayrıştırması oldukça güç olan bu sinyalleri kaydederek detaylı şekilde kategorilendirerek hangilerinin sesli konuşma olarak dışarı aksettirilmesinin istendiğini hangilerinin sadece düşüncede kalması istendiğini çözdü. <br />
<br />
Çalışmada kullanılan teknolojinin Amazon Echo ve Apple’ın Siri asistanı ile benzer özellikler taşıdığı aktarılıyor. Nörolojik ağ yöntemini kullanan yazılımlar ile daha komplike sözcükler ve cümleler üzerinde çalışmaya başlayacak olan araştırma ekibinin yakın zamanda birçok hasta ve engellinin konuşma sorununa çözüm getirebileceği kaydediliyor.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ekran Yapımı için Tasarruflu Dünyanın En Küçük Pikselleri Üretildi]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6432</link>
			<pubDate>Fri, 24 May 2019 18:13:11 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=6432</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ekran Yapımı için Tasarruflu Dünyanın En Küçük Pikselleri Üretildi</span><br />
<br />
Altın ve aktif polimerler kullanılarak bugüne kadar üretilmiş olan en küçük pikseller elde edildi.<br />
<br />
Akıllı telefonların ekranları, monitör teknolojilerinin gelişime tanıklık etmiş olanlar için adeta bir mucize gibi. Tüplü CRT monitörlerden bugüne kadar olan yolculukta pikseller hayatımıza girdi ve birkaç inçlik alana binlercesi sığacak kadar küçüldüler.<br />
<br />
Yeni bir teknoloji ise bu ekranları eski gösterecek yepyeni ekranların yolunu açmaya hazırlanıyor. Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, dünyadaki en küçük pikselleri üretmeyi başardı. Bu yeni pikseller telefonlardaki piksellerden milyon kat daha küçük.<br />
<br />
Yeni pikselleri kullanarak devasa, esnek ekranlar üretmek görece olarak daha kolay olacak ve daha az enerji harcayacak. Bu teknolojinin temelinde ise altın tozunun aktif polimerle kaplanması yer alıyor. Sadece birkaç nanometrelik altın tozları, polianilin adı verilen bir aktif polimer ile kaplanarak ışığı tutan bir yansıtıcı yüzeye yerleştiriliyor. Polimere elektrik verildiğinde polimer kimyasal olarak değişerek pikselin de rengini değiştiriyor.<br />
Bu pikselleri üretmek hem daha kolay hem de daha ucuz. Polimer kaplanan pikseller herhangi bir yüzeye püskürtme yöntemiyle uygulanabilir. Güneş ışığında görülebilecek kadar parlak olan bu yapılar bir renge büründüklerinde, kapatılana kadar o renkte kalıyorlar. Bu da potansiyel enerji tasarrufu açısından yeni pikselleri öne çıkarıyor.<br />
<br />
Araştırmanın başındaki isim olan Jeremy Baumberg, ‘nano ölçekteki garip ışık fiziği sayesinde’ bir filmin onda birinden az kısmını bu piksellerle kaplamalarına rağmen görüntü almayı başardı. Bunun sebebi ise altın mimarisi sayesinde piksellerin görüntü alanının oldukça geniş hale gelmesi.<br />
<br />
Ekip, piksel tasarımının alışılmış ekran ve işaretlerden çok daha büyük olabileceğini, bir binayı bile kaplayabileceğini söylüyor. Üstelik bu çalışmaların maliyetleri, normal bir ekranın maliyetinden daha ucuza gelebiliyor.<br />
<br />
Araştırma, Science Advances adlı dergide yayımlandı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Etiketler : </span>Ekran Yapımı için,En Tasarruflu, Dünyanın En Küçük Pikselleri Üretildi,Dünyanın,Dünyanın En Küçük, En Küçük, En Küçük Pikseller,</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ekran Yapımı için Tasarruflu Dünyanın En Küçük Pikselleri Üretildi</span><br />
<br />
Altın ve aktif polimerler kullanılarak bugüne kadar üretilmiş olan en küçük pikseller elde edildi.<br />
<br />
Akıllı telefonların ekranları, monitör teknolojilerinin gelişime tanıklık etmiş olanlar için adeta bir mucize gibi. Tüplü CRT monitörlerden bugüne kadar olan yolculukta pikseller hayatımıza girdi ve birkaç inçlik alana binlercesi sığacak kadar küçüldüler.<br />
<br />
Yeni bir teknoloji ise bu ekranları eski gösterecek yepyeni ekranların yolunu açmaya hazırlanıyor. Cambridge Üniversitesi’nden araştırmacılar, dünyadaki en küçük pikselleri üretmeyi başardı. Bu yeni pikseller telefonlardaki piksellerden milyon kat daha küçük.<br />
<br />
Yeni pikselleri kullanarak devasa, esnek ekranlar üretmek görece olarak daha kolay olacak ve daha az enerji harcayacak. Bu teknolojinin temelinde ise altın tozunun aktif polimerle kaplanması yer alıyor. Sadece birkaç nanometrelik altın tozları, polianilin adı verilen bir aktif polimer ile kaplanarak ışığı tutan bir yansıtıcı yüzeye yerleştiriliyor. Polimere elektrik verildiğinde polimer kimyasal olarak değişerek pikselin de rengini değiştiriyor.<br />
Bu pikselleri üretmek hem daha kolay hem de daha ucuz. Polimer kaplanan pikseller herhangi bir yüzeye püskürtme yöntemiyle uygulanabilir. Güneş ışığında görülebilecek kadar parlak olan bu yapılar bir renge büründüklerinde, kapatılana kadar o renkte kalıyorlar. Bu da potansiyel enerji tasarrufu açısından yeni pikselleri öne çıkarıyor.<br />
<br />
Araştırmanın başındaki isim olan Jeremy Baumberg, ‘nano ölçekteki garip ışık fiziği sayesinde’ bir filmin onda birinden az kısmını bu piksellerle kaplamalarına rağmen görüntü almayı başardı. Bunun sebebi ise altın mimarisi sayesinde piksellerin görüntü alanının oldukça geniş hale gelmesi.<br />
<br />
Ekip, piksel tasarımının alışılmış ekran ve işaretlerden çok daha büyük olabileceğini, bir binayı bile kaplayabileceğini söylüyor. Üstelik bu çalışmaların maliyetleri, normal bir ekranın maliyetinden daha ucuza gelebiliyor.<br />
<br />
Araştırma, Science Advances adlı dergide yayımlandı.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Etiketler : </span>Ekran Yapımı için,En Tasarruflu, Dünyanın En Küçük Pikselleri Üretildi,Dünyanın,Dünyanın En Küçük, En Küçük, En Küçük Pikseller,</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ultrasonik Sensör ve Seviye Sensoru Nedir?]]></title>
			<link>https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=2487</link>
			<pubDate>Sat, 28 Jul 2018 14:07:37 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://bizdeforum.com/member.php?action=profile&uid=8">Hamdullah</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://bizdeforum.com/showthread.php?tid=2487</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ultrasonik Sensör ve Seviye Sensoru Nedir?</span><br />
<br />
Ultrasonik sensörler, ses dalgaları şeklinde mekanik enerji yaymak ve almak için elektrik enerjisi ile bir seramik transduser kullanmaktadır. Ses dalgaları gerçekte katılar, sıvılar ve gazlar boyunca ilerleyen basınç dalgalarıdır ve endüstriyel uygulamalarda, uzaklığı ölçmek veya hedeflerin varlığını veya yokluğunu tespit etmek için kullanılırlar. Bu Soru-Yanıt metni, ultrasonik sensörler, bu sensörlere ilişkin teori ve terminoloji hakkında sorulan bazı soruları yanıtlar. <br />
Ultrasonik sensörler nelerdir?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, sensörden belirlenen hedef cisimye olan uzaklığı ölçmek ve hesaplamak için, insan işitme aralığının ötesinde 20.000 Hz'in üzerinde ses dalgaları kullanan cihazlardır. <br />
Ultrasonik sensör nasıl çalışır?<br />
<br />
Sensörde, elektrik enerjisi uygulandığında titreşen bir seramik transduser bulunur. Titreşimler hava moleküllerini sıkıştırıp ve genişleterek sensörün ön yüzünden hedef cisme doğru ses dalgaları gönderir. Transduser de sesi hem iletir hem de alır. Ultrasonik sensör, bir ses dalgası yayarak ve ardından yeni dalga göndermeden önce ses dalgasının dönüş yankısının hedeften dönmesine olanak tanıyacak şekilde, belli bir süre bekleyerek ve "dinleyerek" mesafeyi ölçer.  <br />
Ne zaman ultrasonik sensör kullanmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, algılama için ışık yerine ses kullandığından, fotoelektrik sensörlerin kullanılamadığı uygulamalar için kullanılabilirler. Fotoeleltrik sensörlerin hedefin yarı şeffaflığı nedeniyle zorlandığı uygulamalar olan şeffaf cisim algılama ve sıvı seviyesi ölçümü için mükemmel bir çözüm sunarlar. Hedefe ilişkin renk veya yansıtıcılık özellikleri, ultrasonik sensörleri etkilemez.<br />
Ne zaman optik sensör yerine ultrasonik sensör kullanmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, şeffaf cisimler, sıvı seviyesi veya yüksek oranda yansıtıcı veya metalik yüzeyleri algılarken avantaj sağlarlar. Ayrıca ıslak ortamlarda da iyi çalışırlar. Buna karşın ultrasonik sensörler, sıcaklık dalgalanmalarına veya rüzgara karşı hassasiyet gösterirler. Optik sensörler küçük ışık demet çapı ile hızlı tepki süresine sahiptirler ve bazı durumlarda sensörün hizalanmasına yardımcı olacak şekilde, hedef üzerinde görünür bir noktaya yansıtılabilirler <br />
Ultrasonik sensörler gürültü ve paraziti nasıl ele alırlar?<br />
<br />
Ultrasonik sensörün alıcı frekans aralığındaki herhangi bir akustik ses, sensörün çıkışında parazit yaratabilir. Buna düdük sesleri, tahliye valflerin tıslama sesleri, basınçlı hava veya pnömatik cihazlarınkiler gibi yüksek frekanslı sesler dahildir. Aynı frekanstaki iki ultrasonik sensör birbirine yakın konuma geldiğinde akustik sinyal karışması da ortaya çıkabilir. Diğer bir tür gürültü olan elektriksel gürültü, sadece ultrasonik sensörlere özel değildir.<br />
Ultrasonik sensör hangi çevre koşullarından etkilenir?<br />
<br />
Sıcaklık dalgalanması, ultrasonik sensörün ses dalgalarının hızını etkiler. Sıcaklık arttıkça, ses dalgaları hedefe doğru daha hızlı gider ve hedeften daha hızlı gelir ve hedef hareket etmiş olmasa bile sensör hedefin daha yakında olduğunu düşünür.  Pnömatik ekipman veya fanlardan kaynaklanan hava akımları da ultrasonik dalganın yolunu bozabilir. Bu da sensörün, hedefin doğru konumunu belirleyememesine neden olabilir.<br />
Neden ultrasonik sensörlerin çalıştırmadan önce ısınması gerekiyor?<br />
<br />
Isınana kadar ultrasonik sensörlerin konfigürasyonu yapılmamalı veya sensörler çalıştırılmamalıdır. Bir sensöre ilk kez enerji verildiğinde, ayrı ayrı bileşenler ısınır ve çevredeki alanı ve diğer bileşenleri ısıtır. Soğuk başlangıç sıcaklığından çalışma sıcaklığına erişinceye kadar olan bu dalgalanmaya "Warm-Up Drift" denir. Tüm bileşenler doğru çalışma sıcaklığında dengeleninceye kadar, ölçümlerinizin doğruluğu etkilenebilir.  <br />
S: Ölü bölge nedir?<br />
<br />
Ölü bölge, sensörün kararlı bir şekilde ölçüm yapamadığı transduser yüzünün doğrudan ön kısmındaki alanı ifade eder. Bunun nedeni parazit salınım olarak adlandırılan bir olgudur ve uyartım darbesinden sonra transduserin devam eden titreşimidir. Transduserin, dönüş yankısını dinleyebilmesi için enerjinin dağılması gerekir. Hedefinizin ultrasonik sensörünüzün belirtilen ölü bölgesinin dışına yerleştirildiğinden emin olun. <br />
Ultrasonik sensörler fotoelektrik sensörlerden daha yavaş mıdır?<br />
<br />
Evet. Ses hızı ışık hızından önemli ölçüde daha yavaştır, bu nedenle ultrasonik sensör, doğası gereği optik bir sensörden daha yavaş çalışır.<br />
Ne tür hedefler için ultrasonik sensör kullanmaktan kaçınmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensör kullanımı için en iyi hedefler metal, seramik, cam veya ahşap gibi büyük, düz, sağlam yüzeylerdir ve hedefler daima sensöre dik olarak yerleştirilmiş olmalıdır. Toprak, talaş veya köpük gibi yumuşak veya düzensiz yüzeye sahip hedefler için ultrasonik sensörleri kullanmaktan kaçınmalısınız.<br />
Rastgele yerleştirilen cisimleri bir ultrasonik sensör kullanarak tespit etmenin en iyi yolu nedir?<br />
<br />
Sensörün output'unun aktif hale gelmesini istediğiniz konumu "arka fon" olarak öğretin. Ultrasonik olarak yansıtıcı bir arka fon yüzey, doğru koşul olarak öğretildiğinde, sensör ile arka fon arasında kalan herhangi bir cisim algılanacak ve output aktif hale gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ölçüm - Seviye Ölçümünde Doğru Sensör Seçimi</span><br />
<br />
Seviye ölçümü çok farklı endüstrilerde kullanılan çok önemli bir uygulama .  Çok geniş bir alanda ve çeşitlilikte çözümler sunulduğu için uygulamanız için uygun sensörü seçmek bazen çok zor olabilir.level-sensors<br />
<br />
Dikkate alınması gereken en önemli şey seviyesi ölçülecek ürünün sıvı mı katı mı olduğu. Seçiminizi belirlerken ürünün fiziksel özellikleri ve renk farklılıkları da göz önüne alınmalıdır. Ölçümü etkileyecek diğer özellikler ise köpük, yüksek vizkozitedir.<br />
<br />
Seviye ölçüm sensörünü seçmeden önce sorulacak sorular:<br />
<br />
    Sensörde ne tip kontrol özelliklerinin olmasını istersiniz? ( sadece anahtarlama yapacak , yoksa izleme mi?)<br />
    Operatör eğitimi gerekli mi?<br />
    Ölçülecek malzeme, sensörün performansını etkileyecek , düzenli bakım ve temizleme ihtiyacı doğurabilicek mi?<br />
    Sensörün beklenen ömrü nedir?<br />
    Süreç değişen özelliklere sahip malzemeleri  içeriyorsa, değişimlerinde sorun olacak mı?<br />
<br />
Teknolojiler<br />
<br />
Uygulamanızı ve ölçüm yapılacak malzemeyi analiz ettikten sonra bir sonraki adım farklı seviye ölçüm metodlarını değerlendirmek olmalıdır.<br />
<br />
Temel olarak 8 farklı teknoloji olduğunu söyleyebiliriz.<br />
<br />
    Lazer<br />
    Guided Wave Radar / Mikrodalga<br />
    Ultrasonik<br />
    Çatallı<br />
    Optik prism<br />
    Basınç<br />
    Kapasitans<br />
    Şamandıra<br />
<br />
Uygulamanın tipine göre – anahtarlama/algılama veya izleme – seçeneklerinizi azaltabilirsiniz. Çatal , optik veya bazı kapasitans sensörler anahtarlama için kullanılır yani seviye yüksek/düşük sinyali verebilir , ölçümün kaç cm , yuzde kaç gibi bilgilerini veremez. Ultrasonik, radar, basınç ve şamandıralı yöntemlerde ise ölçüm değeri anlık olarak izlenebilir aynı zamanda da anahtarlama için kullanılabilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sivi Seviye Ölçümü Sensörü hakkinda bilgi</span><br />
<br />
Sıvı Seviye Sensörü<br />
<br />
Tank ve depolarda bulunan her türlü sıvı seviye ölçümünde kullanılan bu modeller farklı imalat teknikleri ve isteğe bağlı donatım yöntemleri sayesinde ihtiyacınıza uygun olarak imal edilmektedir.<br />
<br />
<br />
İmal edilen Sıvı Seviye Sensörleri<br />
<br />
Avantaj ve Faydaları<br />
<br />
Sizin sistem ve cihazınıza göre imal edilen bir üründe her türlü dezavantajlı durumları ortadan kaldırarak avantaja çevirebilir veya olumlu yönlerini arttırarak daha kullanışlı ve komplike bir ürün haline getirebilirsiniz. Şimdi imal edilen bir sıvı seviye sensöründe yukarıdan aşağı ne gibi detayları isteğinize göre şekillendirebiliriz bunları maddeler halinde paylaşalım;<br />
<br />
    Sensör kablosu istenilen boy ve özellikte kullanılabilir.<br />
    Çıkış bağlantısı klemens veya buat şeklinde kutu yapılabilir<br />
    Kablo çıkış rakoru PG7, PG9, Silikonlu direkt çıkış...gibi farklı aparatlarla yapılabilir.<br />
    Montaj kafası Dişli, flanşlı, rakorlu veya sizin isteğinize uygun bir modelde üretilebilir.<br />
    Montaj yerine konulan oring veya conta sayesinde sızdırmazlığı saylanmaktadır.<br />
    Montaj için braket, dirsek, ayak...vs eklenebilmektedir.<br />
    Sensör borusu istenilen çapta veya kalitedeki boru kullanılarak kimyasal veya asitli ortamlarda kullanılabilir.<br />
    Şamandıra topu paslanmaz, poliüretan veya polietilen malzemeden imal edilebilir.<br />
    İçine yerleştirilen reed kontakların hassasiyeti 10mm ye kadar hassas yapılabilir. ( Not : Aksi belirtilmedikçe genel standart 20mm bir ölçüm hassasiyetine sahiptir. )<br />
    Seviye ölçüm sensörüne ekstra olarak alarm kontağı konulabilmektedir.<br />
    Sıvı seviye sensör boyu istenilen boyda imal edilebilmektedir.<br />
    Şamandıra stoperi olarak setuskur vidalı paslanmaz veya segman konulabilir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Dirsekli Model &amp; Yandan Montaj Sıvı Seviye Sensörü<br />
<br />
Bazen oyle bir durumlar söz konusu olur ki tanka, kazana veya depoya üstten ulaşım, mudahale veya montaj imkanı bulamazsınız. Özellikle dar mekanlarda ve üssten ulaşımı mümkün olmayan yerlerde yandan dirsekli montaj seviye sensörlerimiz sayesinde sistem ve tankınıza zarar vermeden yanadan kolayca seviye ölçüm sensörünüzü monte edebilirsiniz. Yandan montaj seviye ölçüm sensörleri de tıpkı imal edilen diğer sensörlerin özelliklerine sahip olup aynı çıkış ve ölçüm değerleri ile sizlerin kullanımına sunulmaktadır.<br />
<br />
Detaylar ;<br />
<br />
    Bu tip tank seviye sensörleri genelde gemi ve yatlarda kullanılmaktadır.<br />
    Endüstriyel alanda dar mekanlarda kullanılmaktadır.<br />
    Flanş ölçüsü istenildiği gibi ayarlanmaktadır.<br />
    " L " dirsek borusu istenilen boyda yapılmaktadır.<br />
    Ürünler 2 yıl süreyle imalat hatalarına karşı üretici firma garantisindedir.<br />
    Alternatif üretim ve standardına uygun olarak özel imalatlar yapılmaktadır.<br />
    Seviye ölçüm sensörlerinde fark yaratan modeller ve geniş üretim çeşitliliği.<br />
<br />
Özel İmal özellikleri<br />
<br />
    İsteğinize uygun olarak 45° açılı olarak imal edilebilir.<br />
    Şamandıra topu veya flanşı farklı standartlarda üretilebilir.<br />
    Hızlı ve kaliteli imalat ve kolay montaj imkanı sunar.<br />
    Sipariş odaklı imalat yapıldığından sistem ve cihazınıza tam ve sorunsuz uyum sağlar.<br />
[attachment=47322]</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Georgia;" class="mycode_font"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ultrasonik Sensör ve Seviye Sensoru Nedir?</span><br />
<br />
Ultrasonik sensörler, ses dalgaları şeklinde mekanik enerji yaymak ve almak için elektrik enerjisi ile bir seramik transduser kullanmaktadır. Ses dalgaları gerçekte katılar, sıvılar ve gazlar boyunca ilerleyen basınç dalgalarıdır ve endüstriyel uygulamalarda, uzaklığı ölçmek veya hedeflerin varlığını veya yokluğunu tespit etmek için kullanılırlar. Bu Soru-Yanıt metni, ultrasonik sensörler, bu sensörlere ilişkin teori ve terminoloji hakkında sorulan bazı soruları yanıtlar. <br />
Ultrasonik sensörler nelerdir?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, sensörden belirlenen hedef cisimye olan uzaklığı ölçmek ve hesaplamak için, insan işitme aralığının ötesinde 20.000 Hz'in üzerinde ses dalgaları kullanan cihazlardır. <br />
Ultrasonik sensör nasıl çalışır?<br />
<br />
Sensörde, elektrik enerjisi uygulandığında titreşen bir seramik transduser bulunur. Titreşimler hava moleküllerini sıkıştırıp ve genişleterek sensörün ön yüzünden hedef cisme doğru ses dalgaları gönderir. Transduser de sesi hem iletir hem de alır. Ultrasonik sensör, bir ses dalgası yayarak ve ardından yeni dalga göndermeden önce ses dalgasının dönüş yankısının hedeften dönmesine olanak tanıyacak şekilde, belli bir süre bekleyerek ve "dinleyerek" mesafeyi ölçer.  <br />
Ne zaman ultrasonik sensör kullanmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, algılama için ışık yerine ses kullandığından, fotoelektrik sensörlerin kullanılamadığı uygulamalar için kullanılabilirler. Fotoeleltrik sensörlerin hedefin yarı şeffaflığı nedeniyle zorlandığı uygulamalar olan şeffaf cisim algılama ve sıvı seviyesi ölçümü için mükemmel bir çözüm sunarlar. Hedefe ilişkin renk veya yansıtıcılık özellikleri, ultrasonik sensörleri etkilemez.<br />
Ne zaman optik sensör yerine ultrasonik sensör kullanmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensörler, şeffaf cisimler, sıvı seviyesi veya yüksek oranda yansıtıcı veya metalik yüzeyleri algılarken avantaj sağlarlar. Ayrıca ıslak ortamlarda da iyi çalışırlar. Buna karşın ultrasonik sensörler, sıcaklık dalgalanmalarına veya rüzgara karşı hassasiyet gösterirler. Optik sensörler küçük ışık demet çapı ile hızlı tepki süresine sahiptirler ve bazı durumlarda sensörün hizalanmasına yardımcı olacak şekilde, hedef üzerinde görünür bir noktaya yansıtılabilirler <br />
Ultrasonik sensörler gürültü ve paraziti nasıl ele alırlar?<br />
<br />
Ultrasonik sensörün alıcı frekans aralığındaki herhangi bir akustik ses, sensörün çıkışında parazit yaratabilir. Buna düdük sesleri, tahliye valflerin tıslama sesleri, basınçlı hava veya pnömatik cihazlarınkiler gibi yüksek frekanslı sesler dahildir. Aynı frekanstaki iki ultrasonik sensör birbirine yakın konuma geldiğinde akustik sinyal karışması da ortaya çıkabilir. Diğer bir tür gürültü olan elektriksel gürültü, sadece ultrasonik sensörlere özel değildir.<br />
Ultrasonik sensör hangi çevre koşullarından etkilenir?<br />
<br />
Sıcaklık dalgalanması, ultrasonik sensörün ses dalgalarının hızını etkiler. Sıcaklık arttıkça, ses dalgaları hedefe doğru daha hızlı gider ve hedeften daha hızlı gelir ve hedef hareket etmiş olmasa bile sensör hedefin daha yakında olduğunu düşünür.  Pnömatik ekipman veya fanlardan kaynaklanan hava akımları da ultrasonik dalganın yolunu bozabilir. Bu da sensörün, hedefin doğru konumunu belirleyememesine neden olabilir.<br />
Neden ultrasonik sensörlerin çalıştırmadan önce ısınması gerekiyor?<br />
<br />
Isınana kadar ultrasonik sensörlerin konfigürasyonu yapılmamalı veya sensörler çalıştırılmamalıdır. Bir sensöre ilk kez enerji verildiğinde, ayrı ayrı bileşenler ısınır ve çevredeki alanı ve diğer bileşenleri ısıtır. Soğuk başlangıç sıcaklığından çalışma sıcaklığına erişinceye kadar olan bu dalgalanmaya "Warm-Up Drift" denir. Tüm bileşenler doğru çalışma sıcaklığında dengeleninceye kadar, ölçümlerinizin doğruluğu etkilenebilir.  <br />
S: Ölü bölge nedir?<br />
<br />
Ölü bölge, sensörün kararlı bir şekilde ölçüm yapamadığı transduser yüzünün doğrudan ön kısmındaki alanı ifade eder. Bunun nedeni parazit salınım olarak adlandırılan bir olgudur ve uyartım darbesinden sonra transduserin devam eden titreşimidir. Transduserin, dönüş yankısını dinleyebilmesi için enerjinin dağılması gerekir. Hedefinizin ultrasonik sensörünüzün belirtilen ölü bölgesinin dışına yerleştirildiğinden emin olun. <br />
Ultrasonik sensörler fotoelektrik sensörlerden daha yavaş mıdır?<br />
<br />
Evet. Ses hızı ışık hızından önemli ölçüde daha yavaştır, bu nedenle ultrasonik sensör, doğası gereği optik bir sensörden daha yavaş çalışır.<br />
Ne tür hedefler için ultrasonik sensör kullanmaktan kaçınmalıyım?<br />
<br />
Ultrasonik sensör kullanımı için en iyi hedefler metal, seramik, cam veya ahşap gibi büyük, düz, sağlam yüzeylerdir ve hedefler daima sensöre dik olarak yerleştirilmiş olmalıdır. Toprak, talaş veya köpük gibi yumuşak veya düzensiz yüzeye sahip hedefler için ultrasonik sensörleri kullanmaktan kaçınmalısınız.<br />
Rastgele yerleştirilen cisimleri bir ultrasonik sensör kullanarak tespit etmenin en iyi yolu nedir?<br />
<br />
Sensörün output'unun aktif hale gelmesini istediğiniz konumu "arka fon" olarak öğretin. Ultrasonik olarak yansıtıcı bir arka fon yüzey, doğru koşul olarak öğretildiğinde, sensör ile arka fon arasında kalan herhangi bir cisim algılanacak ve output aktif hale gelecektir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Ölçüm - Seviye Ölçümünde Doğru Sensör Seçimi</span><br />
<br />
Seviye ölçümü çok farklı endüstrilerde kullanılan çok önemli bir uygulama .  Çok geniş bir alanda ve çeşitlilikte çözümler sunulduğu için uygulamanız için uygun sensörü seçmek bazen çok zor olabilir.level-sensors<br />
<br />
Dikkate alınması gereken en önemli şey seviyesi ölçülecek ürünün sıvı mı katı mı olduğu. Seçiminizi belirlerken ürünün fiziksel özellikleri ve renk farklılıkları da göz önüne alınmalıdır. Ölçümü etkileyecek diğer özellikler ise köpük, yüksek vizkozitedir.<br />
<br />
Seviye ölçüm sensörünü seçmeden önce sorulacak sorular:<br />
<br />
    Sensörde ne tip kontrol özelliklerinin olmasını istersiniz? ( sadece anahtarlama yapacak , yoksa izleme mi?)<br />
    Operatör eğitimi gerekli mi?<br />
    Ölçülecek malzeme, sensörün performansını etkileyecek , düzenli bakım ve temizleme ihtiyacı doğurabilicek mi?<br />
    Sensörün beklenen ömrü nedir?<br />
    Süreç değişen özelliklere sahip malzemeleri  içeriyorsa, değişimlerinde sorun olacak mı?<br />
<br />
Teknolojiler<br />
<br />
Uygulamanızı ve ölçüm yapılacak malzemeyi analiz ettikten sonra bir sonraki adım farklı seviye ölçüm metodlarını değerlendirmek olmalıdır.<br />
<br />
Temel olarak 8 farklı teknoloji olduğunu söyleyebiliriz.<br />
<br />
    Lazer<br />
    Guided Wave Radar / Mikrodalga<br />
    Ultrasonik<br />
    Çatallı<br />
    Optik prism<br />
    Basınç<br />
    Kapasitans<br />
    Şamandıra<br />
<br />
Uygulamanın tipine göre – anahtarlama/algılama veya izleme – seçeneklerinizi azaltabilirsiniz. Çatal , optik veya bazı kapasitans sensörler anahtarlama için kullanılır yani seviye yüksek/düşük sinyali verebilir , ölçümün kaç cm , yuzde kaç gibi bilgilerini veremez. Ultrasonik, radar, basınç ve şamandıralı yöntemlerde ise ölçüm değeri anlık olarak izlenebilir aynı zamanda da anahtarlama için kullanılabilir.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Sivi Seviye Ölçümü Sensörü hakkinda bilgi</span><br />
<br />
Sıvı Seviye Sensörü<br />
<br />
Tank ve depolarda bulunan her türlü sıvı seviye ölçümünde kullanılan bu modeller farklı imalat teknikleri ve isteğe bağlı donatım yöntemleri sayesinde ihtiyacınıza uygun olarak imal edilmektedir.<br />
<br />
<br />
İmal edilen Sıvı Seviye Sensörleri<br />
<br />
Avantaj ve Faydaları<br />
<br />
Sizin sistem ve cihazınıza göre imal edilen bir üründe her türlü dezavantajlı durumları ortadan kaldırarak avantaja çevirebilir veya olumlu yönlerini arttırarak daha kullanışlı ve komplike bir ürün haline getirebilirsiniz. Şimdi imal edilen bir sıvı seviye sensöründe yukarıdan aşağı ne gibi detayları isteğinize göre şekillendirebiliriz bunları maddeler halinde paylaşalım;<br />
<br />
    Sensör kablosu istenilen boy ve özellikte kullanılabilir.<br />
    Çıkış bağlantısı klemens veya buat şeklinde kutu yapılabilir<br />
    Kablo çıkış rakoru PG7, PG9, Silikonlu direkt çıkış...gibi farklı aparatlarla yapılabilir.<br />
    Montaj kafası Dişli, flanşlı, rakorlu veya sizin isteğinize uygun bir modelde üretilebilir.<br />
    Montaj yerine konulan oring veya conta sayesinde sızdırmazlığı saylanmaktadır.<br />
    Montaj için braket, dirsek, ayak...vs eklenebilmektedir.<br />
    Sensör borusu istenilen çapta veya kalitedeki boru kullanılarak kimyasal veya asitli ortamlarda kullanılabilir.<br />
    Şamandıra topu paslanmaz, poliüretan veya polietilen malzemeden imal edilebilir.<br />
    İçine yerleştirilen reed kontakların hassasiyeti 10mm ye kadar hassas yapılabilir. ( Not : Aksi belirtilmedikçe genel standart 20mm bir ölçüm hassasiyetine sahiptir. )<br />
    Seviye ölçüm sensörüne ekstra olarak alarm kontağı konulabilmektedir.<br />
    Sıvı seviye sensör boyu istenilen boyda imal edilebilmektedir.<br />
    Şamandıra stoperi olarak setuskur vidalı paslanmaz veya segman konulabilir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Dirsekli Model &amp; Yandan Montaj Sıvı Seviye Sensörü<br />
<br />
Bazen oyle bir durumlar söz konusu olur ki tanka, kazana veya depoya üstten ulaşım, mudahale veya montaj imkanı bulamazsınız. Özellikle dar mekanlarda ve üssten ulaşımı mümkün olmayan yerlerde yandan dirsekli montaj seviye sensörlerimiz sayesinde sistem ve tankınıza zarar vermeden yanadan kolayca seviye ölçüm sensörünüzü monte edebilirsiniz. Yandan montaj seviye ölçüm sensörleri de tıpkı imal edilen diğer sensörlerin özelliklerine sahip olup aynı çıkış ve ölçüm değerleri ile sizlerin kullanımına sunulmaktadır.<br />
<br />
Detaylar ;<br />
<br />
    Bu tip tank seviye sensörleri genelde gemi ve yatlarda kullanılmaktadır.<br />
    Endüstriyel alanda dar mekanlarda kullanılmaktadır.<br />
    Flanş ölçüsü istenildiği gibi ayarlanmaktadır.<br />
    " L " dirsek borusu istenilen boyda yapılmaktadır.<br />
    Ürünler 2 yıl süreyle imalat hatalarına karşı üretici firma garantisindedir.<br />
    Alternatif üretim ve standardına uygun olarak özel imalatlar yapılmaktadır.<br />
    Seviye ölçüm sensörlerinde fark yaratan modeller ve geniş üretim çeşitliliği.<br />
<br />
Özel İmal özellikleri<br />
<br />
    İsteğinize uygun olarak 45° açılı olarak imal edilebilir.<br />
    Şamandıra topu veya flanşı farklı standartlarda üretilebilir.<br />
    Hızlı ve kaliteli imalat ve kolay montaj imkanı sunar.<br />
    Sipariş odaklı imalat yapıldığından sistem ve cihazınıza tam ve sorunsuz uyum sağlar.<br />
[attachment=47322]</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>